Fasıldan Fasıla: Davette üslûb
Başta sadece hisleriyle bağlanıp Müslüman olanlar, daha sonra Efendimiz'i ve onun sadık arkadaşlarını tanıyınca İslam'a kuvvetli bağlarla bağlanıvermişlerdi. Bu manada bir kaynaşma ve gönüllerin fethedilmesine vesile olduğu için Kur'an-ı Kerim, Hudeybiye anlaşmasına "apaçık fetih" demiştir.
Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem), bir sahabiye: "Müslüman ol" dediğinde, o sahabinin: "Kendimi isteksiz buluyorum" demesine mukabil; "İsteksiz olsan da Müslüman ol" buyurmasının, inananlara verdiği mesaj nedir?
Aslında başka pek çok insan bu şekilde isteksiz Müslüman olmuş ama sonra da Efendimiz'in sohbetinin vermiş olduğu insibağla derinleştikçe derinleşmişlerdir. Zaten herkesin birdenbire Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh) gibi Müslüman olması ve o ölçüde derinleşmesi de beklenemez. Hatta Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Talha, Hz. Zübeyr gibi sahabilerin dahi belli bir müddet gecikmesi söz konusu olmuştur. Ne var ki, onların bu durumu hiçbir zaman bir inat ve temerrüd olarak da değerlendirilmemelidir. Çünkü daha sonraki zuhur, ilk programlanmanın neticesidir; onlar kalben ve fikren programlandığı şeye ulaşamadıklarından dolayı belli bir dönem başı açık, yalınayak hayalleri ile dolaşmışlardır ama yürekleri hep Müslüman olarak çarpmıştır. Ve bir gün gelmiş, artık en küçük bir tereddüt dahi yaşamamışlardır.
His dünyası: Rûhumun emeli
Ufkum açılıp da düşüncem çıkınca düze,
Neler hissettim âhenkle gelince yüz yüze.!
Rengârenk her yan, tüllenen ma'nâ buğu buğu,
Bir tomurcuk açar gibi var olmaya doğru...
Ölçü veya yoldaki ışıklar: Darılma yok dayanma var
Hakka dilbeste olmuş bir gönül için, ahiret yolundaki hizmetlerin mükâfatını dünyada istemek görgüsüzce bir davranış değil mi?
|