GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

04/09/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Medya

 

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim/Künye

 


AKADEMİ 

Fasıldan Fasıla: Davette üslûb

Başta sadece hisleriyle bağlanıp Müslüman olanlar, daha sonra Efendimiz'i ve onun sadık arkadaşlarını tanıyınca İslam'a kuvvetli bağlarla bağlanıvermişlerdi. Bu manada bir kaynaşma ve gönüllerin fethedilmesine vesile olduğu için Kur'an-ı Kerim, Hudeybiye anlaşmasına "apaçık fetih" demiştir.
Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem), bir sahabiye: "Müslüman ol" dediğinde, o sahabinin: "Kendimi isteksiz buluyorum" demesine mukabil; "İsteksiz olsan da Müslüman ol" buyurmasının, inananlara verdiği mesaj nedir?
Aslında başka pek çok insan bu şekilde isteksiz Müslüman olmuş ama sonra da Efendimiz'in sohbetinin vermiş olduğu insibağla derinleştikçe derinleşmişlerdir. Zaten herkesin birdenbire Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh) gibi Müslüman olması ve o ölçüde derinleşmesi de beklenemez. Hatta Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Talha, Hz. Zübeyr gibi sahabilerin dahi belli bir müddet gecikmesi söz konusu olmuştur. Ne var ki, onların bu durumu hiçbir zaman bir inat ve temerrüd olarak da değerlendirilmemelidir. Çünkü daha sonraki zuhur, ilk programlanmanın neticesidir; onlar kalben ve fikren programlandığı şeye ulaşamadıklarından dolayı belli bir dönem başı açık, yalınayak hayalleri ile dolaşmışlardır ama yürekleri hep Müslüman olarak çarpmıştır. Ve bir gün gelmiş, artık en küçük bir tereddüt dahi yaşamamışlardır.

His dünyası: Rûhumun emeli

Ufkum açılıp da düşüncem çıkınca düze,
Neler hissettim âhenkle gelince yüz yüze.!

Rengârenk her yan, tüllenen ma'nâ buğu buğu,
Bir tomurcuk açar gibi var olmaya doğru...

Ölçü veya yoldaki ışıklar: Darılma yok dayanma var

Hakka dilbeste olmuş bir gönül için, ahiret yolundaki hizmetlerin mükâfatını dünyada istemek görgüsüzce bir davranış değil mi?



Fasıldan Fasıla

İlahi Lütuflar ve şükür

Hidayet Mektupları -2

Hidayet Mektupları -1

Efendimiz'in seçaat ve şefkat ufku -2

Efendimiz'in seçaat ve şefkat ufku -1

Sistematik hizmet

His Dünyası

Üslubumuz

Aşılmaz

Işık İnsan

İnancın Atlas İklimi

SEN

Beni Yalnız Bırakma

Ölçü veya 
Yoldaki Işıklar

Seyyah Üzerine

Seyyah Üzerine

Seyyah Üzerine

Seyyah Üzerine

Hz. Muhammed (sav)

Hz. Muhammed (sav)

Kur'an'dan İdrake Yansıyanlar

O, ölüleri böyle diriltir!

Nefsinizi Öldürün

Tasavvuf

Müşahede İklimi

Kur'an'ın 
Altın İkliminde

Kur'an-ı Kerim'de Güneş ve Ay

Kur'an ve Hayatımız

Editör
Selçuk Camcı
s.camci@zaman.com.tr

Akademi Sayfası Pazartesi günleri yenilenmektedir



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.