GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

18/09/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


AKADEMİ 

Efendimiz'in tarifleri içinde Kur'an (1)

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Kur'an vasıtasıyla anlattığı şeyler parlaklığını daha da artırarak çağımıza kadar geldi ulaştı; gelip ulaşmakla da kalmadı, araştırmacılar için birer ilham kaynağı haline geldi ki, onun başka bir mucizesi olmasaydı, peygamberliğine delil olarak bunlar yeter ve artardı.

Hâris el–A'ver anlatıyor: ''Mescide uğradığımda gördüm ki halk, zikri terk edip malâyâni konularla meşgul oluyor. Çıkıp durumdan Hz. Ali'yi (radıyallahu anh) haberdar ettim. Bana:
– ''Doğru mu söylüyorsun, öyle mi yapıyorlar?'' dedi, ben de:
– ''Evet'' deyince, O:
– ''Ben, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şöyle ferman ettiğini işitmiştim'' dedi:
– ''Haberiniz olsun, bir fitne zuhur edecek!'' Ben hemen sordum:
– ''Ondan kurtuluş yolu nedir Ey Allah'ın Rasulü?'' Buyurdular ki:
– ''Allah'ın Kitabı(na uymak)dır. (O öyle bir kitap ki) O'nda, sizden önceki (milletlerin ahvaliyle ilgili) haber, sizden sonra (kıyamete kadar) gelecek fitneler ve kıyamet ahvali ile ilgili haberler.. ayrıca sizin aranızda, (iman–küfür, taat–isyan, haram–helal vs. nevinden) cereyan edecek ahvalle alakalı da hükümler var. O, hak ile batılı ayırt eden tek ölçüdür ve O'nda her şey ciddidir. Kim bir zâlimden korkarak, ondan kopar ve onunla amel etmezse, işte o zaman Allah da onu helak eder. Kim O'nun dışında bir hidayet ararsa Allah o kimseyi saptırır. Zira o, Allah'ın en sağlam ipi (hablu'l–metin)dir. O, hikmet edalı hatırlatan bir beyan.. ve Hakk'a ulaştıran bir yoldur. O, kendisine uyanları (değişik arzulara takılıp) kaymaktan, kendisini (kıraat eden) dilleri de iltibastan korur. Alimler hiçbir zaman ona doyamaz. Onu çokça tekrar okuyana usanç vermez ve tadını eksiltmez. Onun insanlarda hayret uyaran yanlarının sonu gelmez. O öyle bir kitaptır ki, cinler işittikleri zaman, şöyle demekten kendilerini alamamışlardır: ''Biz, doğru yolu gösteren harika ve hiç duyulmadık bir Kur'an dinledik. Biz onun (Allah kelamı olduğuna) inandık.'' (Cin, 72/1) O'nun üslûbuyla konuşan doğruyu konuşmuş olur. O'nunla amel eden mutlaka mükafat görür. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur.'' Ey A'ver, sen de bu güzel kelimeleri iyi belle.'' (Tirmizi, Fezailü'l–Kur'an, 14; Dârimî, Fezailü'l–Kur'an, 1; Ayrıca bkz. Müsned, 1/91)
HAZİNE VE CEVHERLER DEFİNESİ
Kur'an'ın faziletine dair olan bu hadis–i şerifi, hadis imamlarından Tirmizi, Dârimî ve bir kısmı itibariyle de Ahmet bin Hanbel nakleder. Bu hadis, Kur'an–ı Kerim'in ruhunu, mahiyetini, muhteva ve hususiyetlerini ve onun nasıl bir hazine ve cevherler definesi olduğunu bu ölçüde derin ve özlü ifade edebilen en câmi hadistir. Ne var ki, senedindeki zayıf raviler ve inkıtadan ötürü bu câmi hadis mualleldir. Hârisü'l–A'ver için, Yahya bin Main ve Ahmet bin Salih ''sika'' deseler de, Şa'bi onun bir yalancı olduğunu söylemiş, hatta Râfizilikle suçlanmıştır. Ali İbn el-Medînî, Ebu Zür'a ve Ebu Hatim er–Razi de onu yalancılıkla itham etmiş ve rivayet ettiği hadisinin alınamayacağını söylemişlerdir.
Tirmizi, hadisin ancak bu senetle gelen şeklini bildiğini, isnadının meçhul, seneddeki Hâris el–A'ver hakkında da tenkitlerin olduğunu söyler. Ahmet Muhammet Şakir de Müsned'deki rivayeti tahkik ederken, senedinin çok zayıf olduğunu söyledikten sonra Tirmizi'nin rivayeti için de İbni Kesir'in ''Hamza bin Habib ez–Zeyyat'ın rivayetinde teferrüd etmediği'' şeklindeki değerlendirmesini naklederek konuyu kapatır. (Tirmizi, Fezailü'l–Kur'an, 14; Müsned, Ahmet Muhammet Şakir'in tahkik ve şerhiyle, I, 473)
Her şeye rağmen, yukarıda ismini verdiğimiz hadis kitapları da, onu rivayet etmede beis görmemişlerdir. Daha sonraları ise, senedindeki zafiyeti belirttikten sonra birçok müellif bu hadisi kitaplarına almada sakınca görmemişlerdir. Hadis, Hilye, el–Fakih ve'l–Mütefekkih, İthâfu's–Sâde gibi kitaplarda nakledildiği gibi, Kurtubi'nin tefsirinde, Begavi'nin Sünen'inde de zikredilmektedir. Bu itibarla da onun ümmetin kabulüne mazhar olduğu söylenebilir. Hatta hadis ilminin büyük otoritelerinden İmam Nevevi gibi zatlar, Kur'an'ı anlatırken bu hadise mutlaka müracaat etmişlerdir.
Bu hadisi, öteden beri bazı hocalarımızdan duymuş olmamız ve konusunda tek hadis olması bizim de ilgimizi çekmiştir. Böyle bir cevher hazinesini taşıyan insanlardan bir tanesinin, bazı hadis imamlarınca mecruh olmasına rağmen biz, hadisin senedindeki zafiyet, metnin parlaklığı ve muhkemata uygunluğu karşısında ona itibar edenlerin yanında olmayı düşündük. Hadis, Kur'an'ı tarif etmedeki câmiiyyeti yönüyle en mühim rivayetler arasındadır. Bu hadisin, 19 madde ihtiva etmesi de ayrı bir hususiyet arz etmektedir.
1. Madde: ''Fîhi nebeu mâ kablekum=O'nda sizden evvelkilerin haberleri vardır.''
Bilindiği gibi biz tarih öncesi dönemler hakkında pek fazla şey bilmeyiz. Tarihî ve arkaik bilimlerinin verilerine rağmen antik dönem hâlâ bizim meçhulümüzdür. Bugün yapılan çok yönlü çalışmalarla bir hayli medeniyet su yüzüne çıkarılmış olsa da –ki Kur'an–ı Kerim'de yer yer, Nuh (aleyhisselam) kavmi, Hud (aleyhisselam) kavmi (Ad), Salih (aleyhisselam) kavmi (Semud) gibi.. milletlerden bahisler açıyor.– yakın tarihe kadar, Âd kavminden, Hz. Salih'in cemaati Semud kavminden bahsedilince, Batılılar dudak büküyor ve konuyu ciddiye almıyorlardı. Oysaki kazılarda Âd da, Tamud adıyla bilinen Semud da, hatta bütün detayları ile Hz. Lut'un kavmi de Sodom, Gomore de ortaya çıkarıldı.

FİRAVUN İBRET VESİKASI
Keza Kur'an, Firavun'un ''gark'' (Kızıldeniz'de boğulmasın)'dan, onun cesedinin dışarıya çıkarılacağından bahseder ki, hem mülhidler, hem de kütüb–ü sâbıka ve sâlife ricali (Tevrat ve İncil ehli) bu haberi hiç de ciddiye almamışlardı. Oysaki Kur'an, ''Felyevme nüneccîke bibedenike=Bugün biz senin cesedini kurtaracağız ta ki sonrakilere ibret olsun'' (Yunus, 10/92) demek suretiyle bu meseleyi asırlar öncesinden haber vermişti. Kur'an–ı Kerim, Firavun'un gark olmasını naklederken, öyle mücerred bir tarihsel vakıayı haber vermekle kalmayıp, onun cesedinin, sonraki nesillere ibret olmak üzere denizden çıkarılacağı şeklinde vak'ayı resmediyor. Kur'an'ın bu ilanı karşısında hem o günün müşrik ve mülhidleri, hem de kütüb–ü sâbıka ricali (Ehli Kitap) istihzâî bir tavır takınıyorlardı; ama Kur'an, kendinden emin bir üslupla meseleyi vaz' ediyordu. Sırf bir ihtimal çerçevesinde de olsa, şimdi o ceset İngiltere'de teşhir ediliyor; hem de o ceset diye teşhir ediliyor.

ÜMMÎ PEYGAMBER
Bu misalleri çoğaltabiliriz. Hatta sadece günümüzde yazılan modern tefsirlere bile bakacak olsak, Kur'an'ın çağlar öncesinden haber verdiği tarihsel kavim ve medeniyetlerin, ister arkaik kazılar, ister daha başka yollarla ortaya çıktıklarını görecek ve ürpereceğiz.
Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmî bir insandı ve hiç okumamıştı. –O ümmiyet başlarımızın tacı olsun. Aslında onun ümmî olması, peygamberliğinin çok önemli esaslarındandır.– Ne Ehl–i Kitap'tan ne de cahiliye döneminde herhangi bir ilim adamıyla görüşmesi söz konusu değildir. Bu, herkesçe müsellem olan bir hakikattir. Yalnız o değil, kendi devrinde başkaları ile görüşenler de O'nun Allah'tan getirdiklerini bilemezlerdi ve O, bunları söylerken herkes hayret ve dehşet içinde O'nu dinlerdi. Bu arada bazıları, bunları birer üstûre kabul edip konuya öyle yaklaşırlardı ki, Hâris bin Nadr da bunlardan biriydi. O, Efendimiz'in anlattığı bu tarihi gerçekler karşısında, İsfendiyar ve Rüstem'in hikayelerini bildiğinden bir alternatif olarak Efendimiz'in karşısına hep onlara ait ustûrelerle çıkar ve zihinleri bulandırmaya çalışırdı.
Gün geldi, onun üstûreleri bir bir unutulup gitti; ama Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Kur'an vasıtasıyla anlattığı şeyler parlaklığını daha da artırarak çağımıza kadar geldi ulaştı; gelip ulaşmakla da kalmadı, araştırmacılar için birer ilham kaynağı haline geldi ki, onun başka bir mucizesi olmasaydı, peygamberliğine delil olarak bunlar yeter ve artardı.
(Haftaya devam edecek)

Ölçü ve Yoldaki Işıklar - Kur'an


Allah kelâmında her zaman, insan aklına, insan idrakine tenezzül söz konusudur. Ancak bu, dağdaki çobanın da Kur'ân'ı istenen ölçüde anlayabileceği ma'nâsına da gelmez. Belki sadece, herkesin kendi seviyesine göre Kur'ân'dan istifade edebileceği gerçeğini dile getirir.
Her insanın Kur'ân'dan istifadesi, biraz da onun istifade tekniğini bilmesine bağlıdır.
Göz yoluyla dimağa akan âyât–ı tekviniye, kulak yoluyla kalbe akan Kur'ân ayetleriyle insan ruhunda bütünleşince, varlığın hiçbir köşesinde karanlık kalmaz...

His Dünyası - AZAP


Bağ bozuk, bağban yaslı, güllere hazan azap;
Yaz günü yaprakları solduran hicran azap.
Düşmanlar düşman tamam, ona bir şey diyemem;
Can azap, canan azap, her günkü yaran azap.
Yıllar var yollardayız, mesafeler amansız,
Yol asi, hedef uzak, bel veren zaman azap.
Yakmak için tek bir mum, çekilenler besbelli,
Söndürüyor rüzgarlar, savrulan harman azap.
Muztarip bütün toplum, ilacı bunun iman,
İmana aç ruhlara başka bir derman azap.
Sarsılmış başta akıl, bakış bulanık hepten,
Çöllere dönmüş arza boşalan bâran azap.
İnsanlara el açmak, hep giran geldi bize,
Mihrabı hak olana bu türden giran azap.
Tatmadık hiç kimseden minnet kokan bir ihsan,
Vicdanı hür olana minnetli ihsan azap.



Fasıldan Fasıla

İlahi Lütuflar ve şükür

Hidayet Mektupları -2

Hidayet Mektupları -1

Efendimiz'in seçaat ve şefkat ufku -2

Efendimiz'in seçaat ve şefkat ufku -1

Sistematik hizmet

His Dünyası

Üslubumuz

Aşılmaz

Işık İnsan

İnancın Atlas İklimi

SEN

Beni Yalnız Bırakma

Ölçü veya 
Yoldaki Işıklar

Seyyah Üzerine

Seyyah Üzerine

Seyyah Üzerine

Seyyah Üzerine

Hz. Muhammed (sav)

Hz. Muhammed (sav)

Kur'an'dan İdrake Yansıyanlar

O, ölüleri böyle diriltir!

Nefsinizi Öldürün

Tasavvuf

Müşahede İklimi

Kur'an'ın 
Altın İkliminde

Kur'an-ı Kerim'de Güneş ve Ay

Kur'an ve Hayatımız

Editör
Selçuk Camcı
s.camci@zaman.com.tr

Akademi Sayfası Pazartesi günleri yenilenmektedir



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.