MHP değişim kıskacında
12 Eylül darbesi siyasîleri pek akıllandırmadı; ancak seçmenin bilinçlendiğini söylemek mümkün. 80 öncesinde ‘kararlı’ bir tavır sergileyen Türk seçmeni, şimdi neredeyse her seçimde sandıktan sürpriz çıkarıyor.
Mührü eline verdiği partiyi, memnun kalmadığı takdirde birkaç seçim içinde diskalifiye ediyor. Mahalli seçimlerde bu, anında tabelaya yansırken, genel seçimlerde tedrici bir seyir izliyor. Sırayla ANAP, SHP, DYP ve RP’yi denedi. SHP’nin devamı CHP Meclis dışında, ANAP ve DYP barajı kıl payı geçtiler, RP’nin kardeşi FP doğal sınırlarına doğru çekildi.
18 Nisan seçimlerinin de sürprizleri vardı. Seçmen, Türk siyasetinin duayenlerinden DSP lideri Bülent Ecevit’e son şansını tanırken, MHP’yi ikinci parti yaparak herkesi şaşırttı.
Sandıktan koalisyonun büyük ortağı olma mazbatasıyla çıkan MHP hakkında ‘değişim’ sorgusu başladı. Birinci parti DSP ve basın, ‘Değişti mi, değişebilir mi?’ sorularını sormaya başladı. Bu sorgu konjonktürel olarak çeşitli zamanlarda gündeme geliyor; hemen her konudaki tavırlarını bu soru belirliyor; devlet–taban–basın üçgeninde bu soruya cevap yetiştirmeye çalışıyorlar.
MHP, devlete karşı klasik baba yaklaşımı içerisinde: ‘Döver de sever de’ düşüncesinde. 12 Eylül sonrasında yaşadıklarını, MGK’da tehdit değerlendirmelerinde zikredilmelerini böyle açıklamaya çalışıyorlar. KHK, 312 gibi vesilelerle ‘değişmedik, sadakatimiz sürüyor’ mesajı veriyorlar.
Taban ise velinimet değil, desteğe zorunlu, lider ya da reisin talimatları doğrultusunda hareket eden neferler topluluğudur MHP’de. En kolay onun soruları cevaplanır: ‘Hayır, değişmedik. İşte idam konusundaki tavrımız. İşte yolsuzluklarla mücadele uğruna ortağımız ANAP’ın Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a karşı tutumumuz.’
Ancak oyları yüzde 8’in üstüne çıkınca bir de seçmen diye bir kavramla tanıştılar. İdeolojik olarak aynı safta olmasalar da, bazı ümitlerle partiyi iktidara taşımış olanlar yani. Daha önce ANAP’ı, DYP’yi ve RP’yi deneyenler, her an karar değiştirebilecekler ve kararları ile sonucu etkileyenler... Onların soruları biraz zor: Başörtüsü, demokrasi, enflasyon, YÖK gibi. Bunların da sorularını cevaplamak durumunda MHP.
Bir de sorguyu en acımasızca yapan basın var. MHP, ‘hayır değişmemişsiniz, siz aynısınız’ demek için pusuda bekleyenlere bolca malzeme veriyor. Sadi Somuncuoğlu’nun Meclis’te engellenmesi başta olmak üzere, haklı haksız birçok olayda ‘gerçek yüzünüz ortaya çıktı’ suçlamasıyla karşı karşıya kalıyor. HADEP’li Diyarbakır Belediye Başkanı’nı alkışlamak artı puan hanesini doldurmak için yeterli görülmeyecek ve ilk fırsatta ‘işte gerçek yüzleri’ fragmanları geri dönecektir.
FP gibi doğal sınırlarına dönmemek, Meclis’te kalıcı olmak istiyorsa MHP’nin bu değişim paradoksunu çözmesi gerekiyor. İnsanlar, toplum, kısaca her şey değiştiğine göre MHP de değişmeli, en azından bu kavramdan korkmamalı. Temel değerleri, ana ekseni koruduktan sonra yenilenmek, yeniden doğmaktır.
Unutmamak gerekir ki; CHP’nin değişmesine izin verilmediği için baraja takıldı. CHP’yi değiştirmemek için mücadele eden basın, MHP’yi ise dönüştürmeye çalışıyor. Öyleyse ölçü basın değil. Devlet ya da taban da olmamalı bence. MHP değişimin sınırlarını seçmene göre çizerse, rotasını ona göre tayin ederse kazanacak. Zira taban ideolojiden, devlet dogmalardan, basın ise eyyamcılıktan dolayı objektif olamıyor. Seçmenin tek önceliği vardır; hayatın kendisi. MHP hayata kulak vermeli, onun zorladığı gibi değişmeli.
b.korucu@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
13/
08/
2000...
Tuhaf bir 'çete' operasyonu
31/
08/
2000...
Sayıştay'ın küllerinde ombudsman tartışması
04/
09/
2000...
İki ruhlu ülke
11/
09/
2000...
Minarenin ucundaki iğne
18/
09/
2000...
Gözümüze toz kaçtı
|