jHaber yerine kehanet
Defalarca söylüyoruz; hayatımızdaki çarpıklıklar tek tük değil. Birini düzeltseniz, bir başka yerden diğeri çıkıyor. Okuyucularımız, gördükleri eksiklikleri, aksaklıkları bize aktarıyorlar. Gördünüz mü diye soruyorlar. Belli ki onlar da ciddi biçimde rahatsız oluyor.
Önceki gün Sabah gazetesinin İstanbul ekinde bir okul haberi yapılmış. 130 kişilik sınıflardan bahsediliyor. Sonra sınıflar ikiye bölünmüş ve 50’şer kişilik olmuş. Okuyucu ister istemez soruyor: “130 ikiye bölününce 50 mi eder?” Cevabını bize değil, okuyucuya verin isterseniz.
Ertesi gün başka bir haber: “Fethullahçılara MALİ GÖZALTI”. Haberin ana konusu batık bankalar, ama nedense başlık farklı. Diyelim ki o kadarı da olabilir. Ancak haberin içinde Bankacılık Üst Kurulu Başkanı Zekeriya Temizel ve DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’in yarım saat süren sürpriz gelişmeden sonra hiç bir açıklama yapmadıkları belirtiliyor. Temizel’in açıklamasında “Nezaket ziyareti” olduğuna değiniliyor.
Görüşme iki kişi arasında yapıldığına ve ikisi de açıklama yapmadığına göre, bilgiler nereden alınıyor? Veya şöyle soralım bilgi alınıyor mu? Bilgi alınmıyorsa haber diye yazılanlar ne oluyor? Gizli mikrofon işi filan mı var?
Bize kalırsa kehanet yapıyorlar.
İkna etmek zor
Samsun'da Ahmet Duman isimli bir vatandaşımız var. Bu vatandaşımızın iki ayağı da felçli ve konuşma güçlüğü çekiyor. Duman rahatsızlığından dolayı malulen emekli olmak istiyor. Bu yüzden de Samsun SSK Müdürlüğü'ne başvurmuş.
SSK Hastanesi, Duman'ı muayene etmiş ve 'iş göremez' raporu vermiş. Ancak SSK Genel Müdürlüğü, 'çalışma gücünün 3'te 2'sini kaybetmediği' gerekçesiyle Duman'ın emeklilik talebini reddetmiş.
Sizin anlayacağınız SSK'yı ikna etmek bir hayli zor. İki ayağınız felçli ve konuşamıyor olsanız bile SSK'ya göre malulen emekli olma hakkını kazanamıyorsunuz. Malulen emekli olmak için ne yapmak lazım diye sormayın, biz sadece SSK'nın diğer icraatlarında da bu kadar hassas olması temennisinde bulunup, Duman'a geçmiş olsun demekle yetineceğiz, o kadar! Belki de Ahmet Duman'ın yerine, sağlam birisi emekli olmuştur, kim bilir!
Sindirim
Ünlü Amerikan sigara şirketi dumanı elbiseye ve saça sinmeyen sigara üretimene başlıyormuş. Önemli olan elbiseye ve saça sinip sinmemesi değil bu ultura light sigaranın içimize sinip sinmemesi. Firma normal sigaraların yol açtığı sağlık problemleri konusunda yeni sigaraları için herhangi bir güvence filan vermiyor. Şahsen bizim içimize sinmedi. Sonuçta sigara bu. Lightı da bir, darkı da.
Gelinlik kız
Türk Telekom Genel Müdürü İbrahim Hakkı Alptürk, birinci satış denemesi başarısızlıkla sonuçlanan Telekom’un özelleştirilmesi islemlerinin devam ettiğini söyledi. Alptürk diyor ki: “Türk Telekom gelinlik kız gibi. Evde kalmaz.”
Mutlaka satılsın demiyor ama, umarız aradan (uzunca) bir süre geçtikten sonra, “Bizim kızı ne doktorlar ne mühendisler istedi ama biz uygun bulup vermedik!” d demek zorunda kalmayız.
Sürpriz
Bakanlar Kurulu motor hacmi 1600 cc'nin üzerindeki otomobillerin KDV’sini yüzde 25’ten yüzde 40’a çıkardı. Karar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe de girdi.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, “Bu karar benim için sürpriz oldu.” diyor. Sayın Koç, karar sizin için niye sürpriz olacak. Siz nihayetinde satıcısınız. KDV’yi ödeyecek olanlar ise alıcılar. Karar size değil asıl alıcılara büyük sürpriz oldu.
Fareyle savaş
Osmaniye'de Seyyami Tekin isminde bir vatandaş tüfek ile fare öldürdüğü için gözaltına alındı. Tekin, evinin önündeki asma ağacına tırmanan fareye ruhsatlı tüğeği ile ateş edip öldürdü. Gürültü üzerine olay yerine gelen polisler, Tekin'in meskun mahalde silah atmak suçundan gözaltına aldılar.
Fareden korkuyor ya da hoşlanmıyorsanız sakın ele silah almayıp başka metotlar bulun deyip, bir fıkrayla yazımızı noktalamak istiyoruz. Yeni icatlara patent veren kuruma elinde U şeklinde bir boruyla gelen vatandaş icadının patentini almak istediğini söylemiş. Patent bürosu almış boruyu incelemiş. U'nun iki ucu arasında çok ince bir tel testere geriliymiş, başka bir özelliği yokmuş.
– Bu nedir? diye sormuşlar.
– Fare kapanı, demiş.
– Peki nasıl çalışır?
– U'nun iki ucuna birine kaşar diğerine beyaz peynir koyarsınız. Fare gelir, hangisini yiyeceğine karar veremez. Bir ona bir ötekine bakarken, başını sağa sola çevirir ve farkına varmadan testere ile boynu kesilir. Böylece de fare ölür.
Tabii ki patent vermemiş, adamı göndermişler. Ama 1 ay sonra adam yeniden kapıda gözükmüş, elinde de yine aynı U şeklinde boru.
– İcadımı geliştirdim, demiş!
– Şimdi nasıl oldu?
– Artık uçlara peynir koymuyoruz!
–..?
– Fare geliyor. Bakıyor peynirler yok. Bu peynirler nerede diye başını sağa sola oynatırken, farkında olmadan testere boynunu kesiyor ve fare ölüyor.
|