Haklarımıza dokunmayın!
Yarın anlamlı bir gün: Dünya Çocuk Günü. Aynı zamanda hüzünlü bir gün. Çünkü dünya çocuklarının durumu hiç de iç açıcı değil. Çocuk Vakfı tarafından hazırlanan Sayısal Çocuk Uyarı Raporu, dünyanın çocuk karnesinin kırık ve kötü notlarla dolu olduğunu gözler önüne seriyor. Dünya Çocuk Günü nedeni ile hazırlanan yeni bin yılın çocuk raporunda Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin, bütün dünya çocuklarının esenliği ve dünyada mutlu bir çocukluğa yönelik çerçeveyi dünyanın çocuk yüzlü haritasından okumaya çalıştıklarını belirtiyor.
M. Ruhi Şirin, “Dünyada ödevlerini eşit olarak yerine getirmiş olan herkes için mümkün olabilecek bir eşitlik ve adalet, yeni bin yılda gerçekleşmedikçe dünyanın çocuk acılarının azalmayacağını bugün daha iyi anlayabiliyoruz.” diyor.
Yeni bin yılda dünya çocukları
Peki, Çocuk Vakfı’nın hazırladığı “Sayısal Çocuk Uyarı Raporu”nda ne anlatılıyor? İşte rapordan ilginç ve şaşırtıcı notlar:
Dünyanın çocuk nüfusunun 2 milyar 850 milyon olduğu belirtiliyor raporda. 5–6 yaş arası ölüm oranı dünya ortalaması yüzde 80. 600 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşıyor. 175 milyon çocuğun 5 yaşına varmadan 2000’li yıllarda yoksulluktan öleceği tahmin ediliyor.
Dünyada her gün 5 yaşından küçük 30 bin 500 çocuk önlenebilir nedenlerden dolayı ölüyor. 5–14 yaşları arasında 252 milyon çocuk işçi, zor şartlarda ve istismar edilerek çalıştırılıyor.
Her yıl, 2 milyon çocuk cinsel istismara uğruyor ve çocuk pornografisinde pazarlanıyor.
Eğitimde ayrımcılık!
130 milyon okul çağındaki çocuk okula gitmiyor. Bunların yüzde 60’ını kız çocuklar oluşturuyor. Dünyada her yıl yapılan 781 milyar dolarlık savunma harcamalarına karşın eğitim harcamaları yaklaşık 7 milyar dolar. Çocukların okullarda şiddete maruz bırakılması da, öğretmenlerin bilinçlendirilmeleri gerçeğini ortaya çıkarıyor.
Çocukların yüzde 71’i temiz su içerken buna karşılık yılda 2 milyon çocuk su kaynaklı hastalıklardan ölüyor. 174 milyon çocuk yetersiz besleniyor. Düşük kiloda doğum nedeniyle 4 milyon çocuk ölüyor her yıl. 30 milyon bebek aşılanamıyor. 900 binden fazla çocuk kızamıktan, 200 bin bebek tetanozdan, 370 bini şiddetli öksürükten, 50 bini de tüberkülozdan, 400 bini de zatürreeden ölüyor.
Son on yıl içinde savaşlarda ölen çocuk sayısı 2 milyon 400 bin, yaralanan çocuk ise 6 milyon. Mülteci çocuk sayısı 25 milyondan fazla.
Türkiye’nin çocukları
Çocuk Vakfı’nın raporunda Türkiye çocuklarına ilişkin bilgiler de yer alıyor. Ülkemizde yirmi üç milyon çocuk yaşıyor. Her üç çocuktan biri sağlıklı beslenemiyor, yüzde 4’ü hiç aşı olmamış çocuklardan oluşuyor. Hiç okula gitmeyen çocuk oranı ise yüzde 9,3.
4–18 yaş arasında 1 milyon 100 bin özürlü çocuk var ülkemizde. 2,5 milyon çocuk işçinin yüzde 60’ı sağlığa zararlı işlerde çalışıyor. Koruma altına alınan çocuk sayısı 16 bin 595. Sanık sandalyesine çıkan çocuk sayısı da artıyor. 1998 yılında yargılanan çocuk sayısı 11 bin 195.
Evet, dünyamızda ve Türkiye’deki çocuk haritası kısaca böyle. Pek iyimser bir tablo değil elbet. Alınacak çok yol var. Umarız yarın kutlanacak Dünya Çocuk Günü, çocuklar için atılacak adımların hızlanmasının bir başlangıcı olur.
Gelecek bin yıla bakarak 'mutlu bir çocukluk var dünyada' diyebilecek miyiz acaba?
AÇIK ŞEMSİYE
Arkadaşlık
Arkadaşlık, ihtiyaç duyulan bir duygudur. Bu duygunun eksikliği dokunur insana; ama bir de arkadaşınız var ise yap–bozun parçaları gibi birbirinizi tamamlıyor iseniz görün siz bu dostluğun o güzel meyvelerini. Kalbi alev alev arkadaşlık için yanan insanları gördükçe yüreğim bir başka çarpıyor.
Ben bu duyguyu kalbime gömdüm, kalbimde gül açtı. Bu güllerden herkese dağıtıp her tarafta arkadaşlık koksun isterim. Bu güllerden siz de alın birer birer, demet demet dağıtabildiğiniz kadar dağıtın ta uzaklara hatta sonsuza. Gül kokmadık, dostluk olmadık yer kalmasın. Neşe sesleri yükselsin gökyüzüne.
Murat Turan / Kırşehir
Aman azdılar yine!
Benim adım Mahmut, gençlerin çıkardığı seslere artık dayanamıyorum. Bir gün üst kata üniversite öğrencisi iki çift taşındı. Eve gelir gelmez başladılar tepinmeye, bağırıp çağrışma. Şarkının sesini sonuna kadar açıp, avazları çıktığı kadar konuşuyorlar.
Tarihî oklavamı aldım. Tavana vurdum. Vurdukça bana inat daha çok gürültü çıkartıyorlar. Yukarıya çıktım, zili çalıcaktım ki bir de ne göreyim. Kâğıda “Sersem İhtiyar” yazıp kapıya asmışlardı.
Amaan! Azdılar yine!
Hafsa Gasgar-Sefaköy/İstanbul
Dede ile torun!
Torun: Dede, tesbihini verir misin?
Dede: Tesbihimi ne yapacaksın?
Torun: Matematik ödevim var da!
Okan Mertkaya- Lefkoşa/Kıbrıs
Arkadaşın var mı?
Sizin bir arkadaşınız var mı? Hiç düşündünüz mü? Kardeşiniz kadar yakın, bütün sırlarını paylaştığınız, acılarını üzüntülerini dindirip sevinçlerini paylaştığınız, ailesiyle iyi geçindiğiniz, hiç küsmediğiniz, her zaman yanında olmak istediğiniz, hiçbir zaman ayrılamayacağınız; vefakâr bir arkadaşınız var mı?
Böyle bir arkadaşa sahipseniz ne mutlu size... Çevreme bakıyorum; hemen hemen herkesin arkadaşlıkları menfaat için. Birbirlerini seviyorlar mı, yoksa nefret mi ediyorlar belli değil. Yan yana durduklarında gayet samimi, iyi arkadaş sanarsınız onları. Ama hele bir ayrılsınlar; birbirleri hakkında söylemedikleri yalan bırakmazlar. Ve bu yalanlar birinin kulağına gidiverdi mi hemen kavga ederler. Ama öyle yüzsüzler ki, iki gün sonra eski hallerine geri dönerler.
Bu yüzden kendi kendime hâlâ bir arkadaş edinemedim. Daha doğrusu kendim istemedim. Çevremdekilere sorsanız gayet uyumlu, sevilen bir insanımdır. Ama onlara uymaya kalkarsam, ben de onlardan biri olup çıkarım. En iyisi hiç yaklaşmamak.
Size tavsiyem çevrenizde arkadaş sandığınız insanlara iyi bir bakın. Sizin paranızdan, çalışkanlığınızdan, saflığınızdan, ya da yumuşak kalbinizden yararlanmak isteyenler olabilir. Bir düşünün bakalım kaç tanesi gerçek arkadaşınız?
N. Feyza Baş / Isparta
Ahvah Baba - Normallik bulaşıcı mıdır?
Selam, âlemin dert fıçısı;
Herkesin derdine kendi lisanıyla cevap veren bu kişi, benim de derdime çere bulur diye başladım yazmaya.
Senin aracılığınla Beyoğlu’ndan yazan Seyfullah isimli arkadaşıma bir şey söylemek istiyorum. Seyfullah arkadaş, senin hoşlandığın şeyler benim de ilgimi çeken şeyler, yani ben de Osmanlıca öğrenmeye çalışıyorum ve Osmanlı tarihi ile ilgili neredeyse her şeyi biliyorum. Diyorum ki acaba ben de mi anormalim. Ben 17 yaşındayım ve gazetemizin güzel sayfalarından biri olan Açık Şemsiye sayfasının bu bölümünü zevk ile okuyorum. İnsanlar ne yaşta olurlarsa olsunlar benliklerinde ufak bir çocuk ve bu çocuğun istekleri vardır. Zannetme ki bu bölümde sadece çocuklar var, bu bölümde kendini hâlâ çocuk hisseden ve bundan hiç de rahatsız olmayan kişiler var.
Sıra gelsin benim boyumu bile geçen dertlerime.
En büyük derdim çok yalnızım. Dertlerimi anlatacak, mektuplaşacak bir arkadaşım yok. Sence bir mektup arkadaşını nasıl bulurum? Acaba postaneye gitsem bulur muyum?
Ortanca derdim, bu derdimle aramızda pek bişi yok, ama olsun. Ne demişler, derdini söylemeyen derman bulamazmış. Bu sene lisede son senem ve hiç bitmesini istemiyorum. Ucundan tutup uzatılacak bişey olsa uzatıcam ama öyle bir şansım yok. Sence ne yapayım?
En küçük dedim, şu Seyfullah arkadaşa hayret ediyorum. Nasıl olur da benden anormal olur. Neyse canım bu da dert sayılmaz ki.
Kendine iyi bak, bakamazsan başkalarına baktır. Seni seven ama çok seven okuyucun... Sinem / İstanbul
Değerli okurum;
Bakıyorum da kendisini anormal zanneden normal okurlarım hızla çoğalmaya başladı. Normalliğin bulaşıcı olduğunu da bu vesileyle öğrenmiş olduk. Demek siz de Osmanlıca öğreniyorsunuz öyle miii.? İyi iyi, hadi bakalım, öğrenin de bir başkasına da öğretin, iyidir bazı şeyleri öğrenmek, anlamlıdır ayrıca.
Dert arkadaşını postaneye giderek tabii ki bulamazsınız demeyeceğim. Bulabilirsiniz. Dert arkadaşının nerede, ne zaman karşınıza çıkacağı hiç belli olmaz. Bakarsınız postaneden bir dert arkadaşı sizin evinize bile gelebilir. Beklemesini bilmeniz yeterli. Merak etme sana çok iyi bir mektup arkadaşını mutlaka bulacağım Sinem.
Lisenin bitmesine üzülmeniz bir yönüyle anlaşılır, bir yönüyle anlaşılmaz bir şey. Lise bitince, ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınıza eminim. Fakat başlayan her şey aynı zamanda hızla bitmeye başlar. Bunu biliyorsun değil mi?
En küçük derdine gelince. Bu konuda siz zaten gerekli yorumu yapmışsınız. İyilikler ve güzellikler diliyorum size. Ömür boyu.
Dünya Çocuk Günü
Her yıl Ekim ayının ilk Pazartesi günü kutlanan Dünya Çocuk Günü yarın tüm dünyada kutlanacak. Ancak dünyadaki çocukların mutlu ve sağlıklı bir çocukluk yaşadıklarını söylemek gerçekten güç. Dileğimiz bir an evvel dünyadaki çocuk acılarını silinmesi. Yarın kutlanacak bu anlamlı günün, yenibinyılın çocukları için mutlu bir çocukluğun başlangıcı olmasını dileriz.
Boyacı
Elleri boyalı,
Yüreği yaralı çocuk.
Oyun çağında,
Dalından koparılan tomurcuk.
Hadi gel!
Tozunu al vicdanlarımızın,
Cilasını at,
İyi yanlarımızın
Kadifenle parlat,
Anlat küçüğüm;
Biraz da sen anlat
Tozunu aldığın yeri,
İyi parlat!..
Yaşar Koca-Erbaa/Tokat
|