GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

02/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


EKONOMİ 


Vergisi kendisinden pahalı

Türkiye'de 1 litre petrol fiyatının yarısı vergi olarak kesiliyor. Vergi oranı yüzde 295'e çıkan Avrupalı sokağa dökülürken, aynı fiyatlardan petrol alan Türk halkı enflasyonla mücadele için sabrediyor.

Petrolün vergisi kendisinden pahalı. Türkiye’de 1 litre petrol fiyatının yarısı vergi olarak kesiliyor.Başka bir deyişle 2 litre benzin parasıyla 1 litre benzin, 1 litre vergi yakıyoruz. Petrol Ürünleri İşverenleri Sendikası Başkanı İsmail Aytemiz, “Türkiye’de rafineri çıkışından vergiye yüzde 280 oranında vergi konuluyor. Yüzde 17 de KDV ilave edilirse bu oran yüzde 300’e çıkıyor.” dedi.
Konu ile ilgili olarak değerlendirmelerini aldığımız İsmail Aytemiz, Avrupa’da vergi oranlarının yüzde 295’e çıkması üzerine milletin sokağa döküldüğünü hatırlatarak, “Bizden milli gelirleri 10 kat daha fazla olan bu ülkeler sokağa dökülürken aynı fiyatlardan benzin alan Türk milleti ve akaryakıt bayileri sabrediyorlar. Bu bir mucize. Enflasyon için büyük fedakarlıkta bulunan halkımıza teşekkür edilmesi gerekir.” dedi. Aytemiz, petrole zam yerine lüks ithal ürünlerinden vergi alınmasının daha doğru olacağı görüşünü savundu.

Türkiye'de ise benzin fiyatları son yıllarda hızla arttı. Bugünlerde normal benzin 571 bin 900 liradan, motorin ise 443 bin liradan satılıyor. Bu da bir varil benzinin (159 litre) 137 dolardan, motorinin ise 106 dolardan tüketiciye ulaştığı anlamına geliyor. Ham petrol fiyatlarının 30 dolar olduğu göz önüne alındığında tüketiciye ulaşana kadar fiyatın 3—4 kat arttığı söylenebilir. Bu rakamlara göre Türk tüketicisi neredeyse dünyada en yüksek bedelle petrol ürünü tüketen İngiltere tüketicisi rakamlarından benzin alıyor.

Tüketicimiz çok mu zengin?

Hem Türkiye, hem de diğer ülkeler açısından bakıldığında petrol ithalatı önemli ölçüde vergi toplanmasının bir aracı olarak göze çarpıyor. 30 Ocak 2000 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğ ile 1 Şubat 2000 tarihinden itibaren Türk tüketicisi normal benzinin litresi için 259.860 lira (o günkü kurla 0.46 dolar), motorinin litresi için de (0.23 dolar) Akaryakıt Tüketim Vergisi ödemeye başladı. Yüzde 15 olan KDV de daha sonra yüzde 17’ye çıkarıldı. 25 Ağustos tarihinden itibaren Akaryakıt İstikrar Fonu (AFİF) payları kaldırıldı. Örneğin, 3—25 Ağustos tarihleri arasında normal benzinden 9 bin 250 lira AFİF payı kesiliyordu. Motorinin litresinden alınan vergi oranı 14 Eylül’den itibaren 118.950 liraya indirildi. Ancak bütün bunlara rağmen Türkiye’de akaryakıt tüketicilerinin İngiltereli tüketiciler kadar vergi ödediği ortaya çıkıyor. Örneğin, motorin(mazot) için ödenen ücretlerin yüzde 42’si vergi ve AFİF kesintilerine gidiyor.

OPEC uyardı, bakalım bizimkiler ne yapacak?

İthalatçıların petrol fiyatlarını keyfi olarak artırmakla suçladığı OPEC (Petrol İhracatçısı Ülkeler Organizasyonu), başta AB ülkeleri ve Japonya olmak üzere ithalatçı ülkeleri uyardı: “Petrolden kazancınız, ihraç edenlerden kat kat fazla. Vergi oranlarınızı düşürün.” Ham petrol fiyatlarının yüksekliğinden şikayet eden tüketicilere internetteki sayfasından OPEC, “Aldığınız benzinden biz yüzde 16—25 kazanıyoruz. Sizin devletleriniz ise yüzde 68’lere varan oranlarda kazanıyor.” mesajını veriyor. OPEC’in verilerine göre; Avrupa Birliği (AB)’nde tüketiciye satılan benzinden yüzde 68 oranında vergi alınıyor. Yüzde 16 rafinerilere ve satıcılara giderken, petrol ihraç edenlere satış fiyatının ancak yüzde 16’sı ulaşabiliyor. (Sezai ŞEN / Ankara ZAMAN)




'Toyotasa örnek olsun'

İşadamı Sakıp Sabancı, her yıl onbinlerce canı trafiğe kurban veren Türkiye’de halkın otomobil üreticilerine trafik hastaneleri ve trafik eğitim merkezleri kurması için baskı yapmasını isterken, “Toyota Türkiye’ye çok çok sonraları gelmesine rağmen kurduğu Trafik Hastanesi ile örnek olmalıdır.” dedi.

Erzincan Sanayici ve İşadamları Derneği’nin Kalyon Oteli’nde düzenlediği yemekli toplantının misafir konuşmacısı olan Sakıp Sabancı, bol bol moral verdi. Ölene kadar yola devam edeceğini söyleyen Sabancı, “Hepinizin gözünde Hacı Ömer Sabancı’yı görüyorum.” diye konuştu. Erzincanlıların illerine yatırım çağrısını da cevaplandıran Sakıp Sabancı, “Yöreniz adına bir şeyler istiyorsunuz. Ne kadar güzel. Önce yörenizden yetişen insanlar yörelerine yatırım yapmalıdır. Evvela insanlar mahallerine gitmelidir. Evvela kendinize güveneceksiniz. Sonra başkalarından bir şeyler bekleyeceksiniz. Her yörenin insanı önce kendi memleketine gitmelidir. 'Bana ne' dememelidir.” şeklinde nasihatte bulundu.

Toyotasa örnek olmalı

Davetlilerin Erzincan’a trafik hastanesi ve eğitim merkezi kurulmasıyla ilgili talebine ilişkin olarak da Sakıp Sabancı, şunları söyledi:

“İran ile Irak harb etti. Burada ölen insan kadar biz her hafta trafiğe kurban veriyoruz. Toyota bu memlekete çok sonraları geldi. Toyotasa çok sonraları otomobil üretmeye başladı. Ve bu ülkeye trafik hastanesi yaptırdı. Bu, diğer otomobil üreticilerine örnek olmalıdır. Sen otomobil üret yollara sal. Sonra bir dünya kaza olsun, bu alanda yatırım yapma. Otomobil fabrikalarının hastane ve trafik eğitim merkezi kurmaları için halkımız baskı yapmalıdır.” (Mustafa ÖZGE / İstanbul CHA)




'Bizden aldığını bize satıyor'

Tarımda planlamanın önemine işaret eden Tüzmen, Türkiye’nin bakliyatın ana vatanı olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti: “Şimdi Türkiye yeşil mercimek sattığı Kanada'dan, yeşil mercimek ithal ediyor. Neden? Çünkü Kanadalılar Türk mercimeğini aldılar tohumunu geliştirdiler, bizimkilerden çok daha iyi tohum yaptılar, şimdi bize satıyorlar. Araştırma-geliştirmeye para ayırmadığımız için ürünlerimizi yok ediyoruz. O zaman tohum yozlaşıyor.”

Öte yandan Tayvan’ın bilgisayar sektörünü geliştirirken, elektronik, bilgisayar ve yazılımdan hiç vergi almadığını anlatan Tüzmen, “Eğer ihracatı artıracaksak, ihracattaki bu tür sektörlerden de bizim almamamız, oralarda patlama yapmamız lazım” dedi.




Telekom'da oran pazarlığı

Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, Telekom’un özelleştirilmesinde, özelleştirilecek hissenin oranının artırılmasına ilişkin olarak, önümüzdeki günlerde ilgili bakanlarla bir araya geleceklerini bildirdi. Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) kuruluşunun 40. yıldönümü dolayısıyla Bilkent Hotel’de verilen resepsiyona katılan Bakan Öksüz, Telekom’un özelleştirilmesine ilişkin olarak, “Türkiye için, Telekom için, alıcılar için ideal bir noktaya gelineceğini düşünüyorum. Aynı zamanda, milleti rahatsız etmeyecek, (adalet yerini buldu) dedirtecek bir özelleştirmeden yanayız” dedi.

DPT’nin 40. yıl resepsiyonunda gazeteciler ile Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz arasında Telekom’un özelleştirilmesine ilişkin şu diyalog gelişti:

İdeal olan nokta nedir?

Alıcı ile satıcının el sıkıştığı, kurbanlık pazarlığı gibi... Arkadaşlarımızın azami yüzde 29 üzerinde durdukları anlaşılıyor. Özelleştirmeyi Meclis’ten geçiren, çabalayan benim, ama iftiraya uğrayan da benim. Benim özelleştirmeye karşı olduğum söyleniyor. Hiç kimsenin başarısızlığını üstüme fatura etmesine izin veremem.

Yabancı ortak bulunamadığından yönetimde yüzde 51 oranında temsil hakkı isteniyor.

Bunları tabii ki söyleyecekler. Pazarlık kavramıdır. Onların hakkıdır. Herkes kendi menfaatini azami ölçüde yükseltmek ister, bu ayıp değildir. Masaya oturacağız. Takke açılacak kimin kafasında daha çok açık var belli olacak.

Bu karar ne zaman alınır?

Bu benim işim değil. Tabii ki kanun maddeleri kanunla değişir. Ben güçlük çıkaran adam değilim. Çünkü Türkiye’nin paraya ihtiyacı var.

Oranı yüzde 20’nin üzerinde olursa, olumlu bakar mısınız?

Mantıklı, adaletli, gerçekçi, milleti ve hükümeti incitmiyorsa... ‘Devletin malı deniz’ derseniz o da biter. İhale yapamayan devlet durumuna biz mi getirdik? Biz o zaman yoktuk ki. Ama problem varsa problemin çözümünden kaçınmayız.




DPT 40 yaşında

Devlet Planlama Teşkilatı, 40. kuruluş yıldönümünü kutluyor. Siyasete verdiği ünlü isimlerle Türkiye ekonomisine ve siyasetine damgasını vuran DPT’nin 40. kuruluş yıldönümü nedeniyle önceki akşam Bilkent Otel’de bir resepsiyon verildi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli’nin 40. yıl pastasını kestiği DPT resepsiyonuna Bahçeli’nin yanı sıra Devlet Bakanı Şuayip Üşenmez, Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, bazı milletvekilleri ve üst düzey bürokratlar ile teşkilat mensupları katıldı.

Kurulduğu günden bugüne birçok lider ve ünlünün yetişmesini sağlayan DPT’den gelen, bu kurumda çeşitli düzeylerde görev alanlar arasında Türkiye’nin bir dönemine damgasını vuran 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de bulunuyor. Hikmet Çetin, Mehmet Keçeciler, Yusuf Özal, Işın Çelebi, Vehbi Dinçerler, Veysel Atasoy, Hüsnü Doğan, Algan Hacaloğlu, Nurhan Tekinel, Onur Kumbaracıbaşı, Mustafa Taşar, Ahmet Kenan Tanrıkulu, Oğuz Tezmen, İlhan Kesici, Yıldırım Aktürk, Biltekin Özdemir, Murat Karayalçın ile Atilla Karaosmanoğlu da DPT’de görev yapan ünlüler arasında yer alıyor.

Ankara ZAMAN




Yumurta, eylül ayı zam rekortmeni

İstanbul Ticaret Odası, eylül ayı ve 9 aylık dönemde İstanbul’da perakende fiyatları en fazla artan maddeleri açıkladı. Açıklamaya göre, geçen ay en yüksek artış, fiyatı 62 bin liranın üzerine çıkan yumurtada görüldü. 100 bin lira artışla 400 bin liraya yükselen şehiriçi otobüs ve banliyö tren biletleri, kilogram fiyatı 300 bin lirayı geçen kabak, zam rekortmenlerinin ilk sıralarını paylaştılar. Geçen ay yüzde 10’un üzerinde fiyatları artan diğer maddeler arasında, patates, patlıcan, yeşil soğan, kakaolu fındık bar, odun, şampuan, alüminyum mutfak eşyası, yatak, yorgan ve kaset yer alıyor.

Lahana, pırasa, havuç...

Yılın 9 ayı itibariyle ise fiyatları yüzde 100'ün üzerinde artan lahana, pırasa ve havuç, ilk 3 sırayı aldı. İTO’nun verilerine göre, ocak—eylül döneminde ortalama perakende fiyatı en fazla artan ürünler, yüzde 157,5 ile lahana, yüzde 110,6 ile pırasa ve yüzde 104,6 ile havuçtan oluştu. Badana boya işçiliği ve röntgen, yüzde 100 ile ilk sıralardaki yerlerini korudular. Diğer artışlar şöyle sıralandı:

“Gazoz, kola yüzde 95,6, meyve suları yüzde 94,1, okul çantası yüzde 83,8, ıspanak yüzde 83.1, tiyatro bileti yüzde 75, kadın berberi yüzde 74,8, çorap yüzde 67,6, leblebi yüzde 64,8, soğan yüzde 64,7, balık yüzde 61,4, okul önlüğü yüzde 60,9, su yüzde 59,3, tuzlu fıstık yüzde 55,4, tuz yüzde 53,6, yumurta yüzde 52,8, buzdolabı yüzde 52,6, kaset yüzde 51.1”

Ekonomi Servisi



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.