GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

02/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Fatih URAZ

Uzman Gözüyle

Yine kaleciler...

Geçen pazar günü gelen yoğun isteklere artık kayıtsız kalamayacağımızı, zaman zaman kalecilik tekniği ve sorunları üzerine yazılar yazacağımızı duyurmuştuk. Anlaşıldığı kadarıyla düşündüğümüzden de fazla ölçüde bu konuya eğilmemiz gerekecek.

Perşembe akşamı yaşanan büyük hayal kırıklığının birinci sebebi tecrübesizlikse ikincisi de defans ve kaleci hatalarıydı, ne yazık ki.

Bizim zamanımızda futboldaki en büyük problem, gol yollarında yaşanıyordu. Nispeten defansı biraz daha iyi becerirken üst üste 4–5 maç bile gol atamadığımız zamanlar oluyordu. Şimdi ise bakıyoruz hem millî takım bazında hem kulüpler bazında çok rahat gol buluyorken çok da rahat gol yiyoruz.

Almanya'nın sıradanlaşan futbolunun en vasat ekiplerinden Werder Bremen'den yenilen 6 golün çoğun-da maalesef ki kaleci damgası var, yanlış defans kurgusunun imzası var.

Keza vasat bir İspanyol ekibine karşı peş peşe gelen gollerle çözülmenin vanasını da milli takımımızın 2 file bekçisi açtı ne hikmetse.

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki korunma altına alınan kelaynak kuşları gibi sayıları çok azalan (1. Lig'de yalnızca 6 takımda) yerli kalecilerimiz iyi çalıştırılmıyor.

Tabiatıyla gol atmanın dayanılmaz zevki dururken hiç kimse kolay kolay kaleciliği seçmiyor. Ne var ki bu seçmemede örnek alınabilecek kişi yoksunluğu da önemli bir rol oynuyor. Çok uzun zamandan beri Hagi gibi, Hakan Şükür gibi, Okan gibi eşdeğerde kaleciler yetişmiyor ki.

Yapılacak iş haddi zatında çok basit. Çalışmak, çalışmak; ama doğru çalışmak. En önemlisi de kaleciyi maç şartlarında çalıştırmak. Mesela bizde kaleciyi yan top çalıştırırken birileri ortalar, kaleci çıkar topu yakalar, maçta da kaleci aynı topa çıkmayarak gol yiyince antrenör "Daha ne yapayım ki?" sorusunu sorar.

Halbuki yapacağı basittir. Önünde hem forvet olacak hem defans olacak ve o kalabalığın arasında kaleci topa sahip olmayı deneyecek ki yaptığı iş bir şeye benzesin.

Eldeki 6 takımı da kaybetmek istemiyorsak bari bundan sonra kalecilerimize biraz daha ehemmiyet verelim.


f.uraz@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

03/ 09/ 2000... Daha dikkat...
04/ 09/ 2000... Hiç de fena değil
06/ 09/ 2000... Masörlük diploması
10/ 09/ 2000... Olimpiyatları vermezler
13/ 09/ 2000... Ucuz kurtulduk...
17/ 09/ 2000... Fener kolay teslim oldu...
20/ 09/ 2000... Zafer gecesi
23/ 09/ 2000... Toshack'sa evet...
24/ 09/ 2000... Refleks değil o
26/ 09/ 2000... Atletizm de neymiş?


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.