GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

02/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Mehmed NİYAZİ

Tahlil

Bizim de lobimiz olmalı

Amerika Birleşik Devletleri’nin Kongresi’nde sık sık ele alınan sözde Ermeni soykırımı meselesi artık kabak tadı verdi. Bundan önce de değişik kereler ele alındı; fakat Kongre’de kabul edilmedi.

İddia edilen soykırım olayının üzerinden bunca yıl geçti; çeşitli kereler Kongre’ye geldi. Gerçekten soykırımı yapılmışsa, kendini yetkili görüyorsa, haberdar olduğu halde bugüne dek, karşı olduğunu belirtir bir adım atmamışsa, Kongre de zımnen bu soykırımı tasvip etmiş sayılmaz mı? Dolayısıyla onların soykırımcılıkları gündeme gelmez mi?

Yıllarca önce bu soykırımı meselesi Kongre’nin gündemine geldiğinde Washington Post Gazetesi’nin genel yayın müdürü ile televizyonların bir kanalında röportaj yapılmıştı: Adamcağız bizim yetkililerin telaşlarını anlayamadığını söyledi ve ilave etti: Ne var bunda? Siz de bizi Kızılderili soykırımcısı olarak ilan edebilirsiniz. Elbette o da, dünyamızda hakkın değil, gücün hakim olduğunu biliyor, güçlü olmanın verdiği rahatlıkla konuşuyordu. ABD zayıf bir devlet olsa, bazı emperyalist güçlerin üzerinde hesapları bulunsa böyle konuşur muydu?

Hukuki mantıkla bakınca, Kongre’nin böyle bir konuyu ele alması eğlenceli bir durum sergiliyor. Soykırım, bir devletin organize birliklerine verdiği emirle gerçekleşir. Konu edilen durum hiç de böyle değildir ve tarihî bir meseledir. Ermeniler Osmanlı Devleti’nde “Millet–i Sadıka” olarak yaşıyorlardı. Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya ile karşı bloklardaydık. Osmanlı’yı içerden çökertmek için Rusya, Hıncak ve Taşnak çetelerini gönderdi, bu çeteler Doğu Anadolu’da katliama başladılar. Estirdikleri terörle yerli Ermenilerin bazıları da ister istemez bunlara katıldılar. O bölgede yaşayan Müslüman ahali de silahlanıp karşılık verdi. Azınlık olarak yaşayan Ermenilerin büyük bir katliama uğramaması için, Osmanlı Devleti onları gene kendi toprakları olan Suriye ve Lübnan’a göç ettirdi. Bunun için de bütçesine, o zaman için korkunç bir meblağ olan, iki milyon lira koydu. Bunların bir kısmı hâlâ Suriye ve Lübnan’da yaşıyor; bir kısmı Fransa’ya, ABD’ye, Güney Amerika’ya ve diğer ülkelere göçtüler. Günümüzde ABD’de bir milyon Ermeni olduğu tahmin ediliyor. Fransa’da küçümsenemez miktarda Ermeni yaşıyor. Diğer ülkelerdeki istatistikler değerlendirilir. Osmanlı’da ne kadar Ermeni yaşadığı biliniyor; nüfus artış hızları göz önünde bulundurularak şimdiki nüfusları ele alınır, o zamanın yolculuklarındaki güç şartlar düşünülerek makul bir ölüm miktarı konur; Osmanlı’da soykırımı var mı, yok mu ortaya çıkar. Kongre’nin fonksiyonu hukuki ve siyasi karar almaktır. Bu tarihî, yani ilmî bir konudur. Kongre ha bu konuda karar almış, ha da ısırganın kansere iyi gelip gelmeyeceğine dair karar almıştır. Hiç farkı yoktur; çünkü değiştireceği herhangi bir şey söz konusu değildir.

Bu sözde soykırımını Amerika’da Ermeniler, Türklerden intikam almaktan ziyade kendileri için kaşımaktadırlar. Ermeniler, Amerikan toplumunda asimile olmamak, aidiyet şuurlarını ayakta tutmak gayesiyle ısıtıp ısıtıp kamuoyunun önüne çıkarıyorlar. Ermeni ve Rum lobileri böyle konuları Kongre’ye getirince, ister istemez Yahudi lobisini bunlara karşı devreye sokuyoruz. Eğer böyle bir husus Kongre’ye gelmezse, Yahudi lobisinin işi kesatlaşır.

Kongre’de nasıl oyunlar döndüğünü en iyi takip eden gazetelerden biri kabul edilen Roll Call geçen hafta Temsilciler Meclisi’nin eski üyelerine Türkiye’nin bir milyon sekiz yüz bin dolar ödediğini yazmış. Bunun bir milyon dört yüz bin dolarını Kongre’nin alt komisyonunda bu hususu kabul ettiren Cumhuriyetçi Parti’den Temsilciler Meclisi’ne seçilmiş eski üyeler almışlar. Hem komisyona onlar getiriyorlar, hem de parayı onlar alıyorlar. Yani tavşana kaç, tazıya tut diyorlar.

Gazetelerde yer aldığına göre, komisyonlarda gününü bekleyen Türkiye’nin aleyhine daha dokuz tasarı varmış. Bunları milyonlarca dolar karşılığında savuştursak bile, Amerika’da lobiler olduğu sürece bu tasarıların sonu gelmez.

Biz istesek de istemesek de ABD daha uzun bir süre dünyanın patronudur. Yabancı lobilerden yararlanmayı geçici tedbir kabul etmeliyiz. Biz de orada kendi lobimizi kurmazsak yolunacak kaz durumundan kurtulamayız. ABD’de ne nüfusumuz ne de maddi imkanımız ciddi bir lobi oluşturmaya müsaittir. Lobi sadece para değil, aynı zamanda oy da demektir. Dikkat edersek bu gibi tasarılar hep seçim arifelerinde gündeme gelir. ABD’de gelişmekte olan zenci Müslümanlarla birlikte bir lobi düşünmeliyiz. Bu şekilde bir lobi de İslamiyet’i iyi bilen, yaşayan, dünya şartlarını takip eden insanlar tarafından kurulabilir. Dahilde bazı çevreler, sun’î de olsa, “irtica” öcüsüne ihtiyaç duyabilirler. Ama bu insanlar ülkemizi seviyorlarsa öcülerini kendilerini lazım olan yerde tutmalıdırlar. Aksi takdirde anayasasıyla, Kongre’sinin hikmet–i vücuduyla telif edilmesi mümkün olmayan soykırımı kararı müeyyideli bir şekilde ABD’de kabul edilir. Avrupa’da pek çok ülke de onları takip ederse, uğrayacağımız müşkülü zor atlatırız.


m.niyazi@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

24/ 07/ 2000... Bu rektör selamlanır
31/ 07/ 2000... Hayatın dinamiği
07/ 08/ 2000... Mizaç ve tarih
14/ 08/ 2000... Hukukla yönetilmek istiyoruz
21/ 08/ 2000... Diyanet camiasında kriz
28/ 08/ 2000... Rönesansımız şimşeğini çaktı
04/ 09/ 2000... Bir idealistin ardından
11/ 09/ 2000... Her sistem kendini farklı korur
18/ 09/ 2000... Darbe ve eğitim
25/ 09/ 2000... Suç ve ceza


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.