Bir provokasyonluk barış
İsrail'de muhalif Likud Partisi'nin lideri Ariel Şaron'un geçtiğimiz perşembe günü Kudüs'te Haremüşşerif'i ziyaret etmesindan sonra Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde çıkan çatışmalar giderek endişe verici boyutlara ulaşıyor.
İsrail'le Filistinliler arasında kalıcı bir barış için yapılan çalışmaları sabote eden Şaron'un girişimi ise, uluslararası kamuoyu tarafından 'kışkırtıcı bir teşebbüs' olarak kabul edildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Ariel Şaron'un ziyaretini, 'sorumsuzca yapılmış kışkırtma' olarak nitelerken, Fransa Dışişleri Bakanı Hubert Vedrine de Şaron'u Müslümanları provoke etmekle suçladı. Fransa, ayrıca, AB dönem başkanı olarak İsrail askerleriyle Filistinliler arasındaki şiddet olaylarından endişe duyduğunu bildirerek, şiddete son çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright ise Fransa ve ABD'nin çatışmaları sona erdirme arayışında olduğunu söyledi. Olayların bastırılması için Filistin lideri Yaser Arafat'a çağrıda bulunan İsrail Başbakanı Ehud Barak, İsrail'in akan kanı durdurmak için gerekli her türlü tedbiri alacağını söyledi. İsrail askerlerine, halkı korumak için her türlü yöntemi kullanmaları talimatı verildiğini belirten Barak, çatışmalarda kan akmasına engel olmak için tank bile kullanılacağını kaydetti. Bir askeri sözcü ise, olayların Batı Şeria ve Gazze'ye de yayılması üzerine, bu bölgelerde yolların sivil trafiğe kapatılacağını söyledi. İsrail, 1967'de Batı Şeria ve Gazze'yi işgal edeli beri ilk kez böyle bir önlemden söz ediyor. Yolların kapatılması halinde, Filistin bölgeleri birbirlerinden kopacak.
Öte yandan, İsrail güvenlik güçleri ile Filistinliler arasındaki çatışmalar şiddetlenerek sürüyor. Gazze Şeridi'ndeki Netzarim'de Filistinli göstericilerin üzerine ateş açan İsrail güvenlik güçleri, 13 yaşında bir Filistinlinin ölümüne neden oldu. Eriha'ya komşu bir Yahudi yerleşim birimi yakınlarındaki bir çatışmada da bir Filistinli polisin, İsrail ordusu tarafından açılan ateşte öldüğü. İsrail ve Filistin güçleri arasında dün Nablus'ta çıkan çatışmada da 1 İsrailli sivil öldü.
Fransız Haber Ajansı AFP'ye göre, dün İsrail polisinin açtığı ateşte yaralanarak hastanelere kaldırılan Ahmed İbrahim Jabarin (20) ile Rami Hatim Garah (21) adlı 2 İsrailli Arap'ın dün ölmesiyle çatışmalarda can kaybı 41'e çıktı. Dış Haberler Servisi
Filistin'den şartlı ateşkes
Filistin yönetimi, bölgede akan kanın durdurulması için 'ateşkes'i şartlı kabul ettiğini bildirdi. AFP'ye demeç veren Filistinli yetkili Nebil Ebu Rudeyna, 'İsrail'in ateşkes önerisini, İsrail'in askerlerini çekmesi ve soruşturma komisyonu kurulması şartıyla kabul ettik.' dedi.
Irak'tan cihat çağrısı
Irak, Filistin'in kurtuluşu için cihat çağrısında bulundu. Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin başkanlığında toplanan bakanlar, İsrail'le hiçbir pazarlık yapılmamasını istediler ve Filistin'in kurtarılması için cihat ilan edilmesi gerektiğini öne sürdüler.
Arafat Ürdün'e gitti
Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat, Ürdün Kralı Abdullah ile görüşmelerde bulunmak üzere dün Amman'a gitti. Ürdün Dışişleri Bakanı Abdülilah El Hatib, görüşmelerde Filistin'de cereyan eden son olaylarla, bu olayların tüm barış sürecine etkilerinin ele alınacağını belirtti.
Arap zirvesi toplansın
Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ile Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Filistin topraklarındaki kanlı olayları incelemek üzere acilen bir Arap zirvesi düzenlenmesi çağrısında bulundular. Kahire'de buluşan iki lider, bir zirve düzenlemenin gerekli olduğu konusunda anlaştıklarını açıkladılar.
ABD'den 'tam saha pres'
ABD yönetimi, İsrail ile Filistin arasında şiddet olaylarının artması üzerine diplomatik temaslarını yoğunlaştırdı.
ABD yönetimi, 'tam saha baskıyla' İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ı, iki tarafın güvenlik yetkililerinin ABD gözetiminde 'bölgede yapılacak üçlü toplantıda' bir araya gelmesi konusunda razı etti.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü P.J. Crowley, ABD Başkanı Bill Clinton'ın, şiddet olaylarından duyduğu endişeyi dile getirmek ve kurbanların ailelerine başsağlığı dilemek için, Barak ve Arafat'ı telefonla aradığını bildirdi. Clinton, Barak ile cumartesi günü geç saatlerde, Arafat ile de pazar akşamı telefonla görüşerek, şiddetin durdurulması için maksimum çaba harcamaya çağırdı. Clinton, iki tarafın güvenlik yetkililerinin, ABD liderliğinde, bölgede üçlü toplantıda biraraya gelerek, şiddet olaylarının başlayışına ilişkin tarafların ayrı ayrı yürüteceği soruşturma sonuçlarının ortaya konulması ve olayların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi için liderlerden söz aldı. Washington
AP'den Rum yanlısı rapor
Avrupa Parlamentosu'nda, AB'ye adaylık için müzakerelere başlanan ülkelerle ilgili hazırlanan bir raporda, Kıbrıs konusuna çözüm bulunamamasının, Rum Kesimi'nin AB'ye adaylığına engel olmayacağı ileri sürüldü.
AP üyesi Lüksemburglu Parlamenter Jacques Poos'un hazırladığı raporda, Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'nin üyelik için koyduğu tüm siyasi ve ekonomik kriterlere uyduğu bildirildi. Avrupa Parlamentosu Genel Kurul oturumunda bugün tartışılması beklenen raporda, tam üyelik için Kıbrıs konusunun çözülmesinin bir önşart olmadığı iddia edildi. Raporda, Türkiye ve KKTC, çözüm konusunda iyi niyet göstermediği iddia edilerek eleştirildi. Strasbourg
DP, sonuçları tanımıyor
Arnavutluk'ta anamuhalefet partisi Demokratik Parti (DP), hafta sonunda yapılan yerel seçimlerin sonucunu tanımayacağını bildirdi.
Eski Devlet Başkanı Sali Berişa'nın yönetimindeki DP'nin başkent Tiran'daki yöneticisi Vili Minarrolli, seçimlerin tamamıyla hileli olduğunu öne sürerek, ortada özgür ve adil bir seçim süreci bulunmadığını söyledi. Minarrolli, parti mensuplarının tutuklandığını, mükerrer oy kullanıldığını ve seçimlerde yolsuzluk yapıldığını öne sürdü. Sosyalist Parti Genel Sekreteri Gramoz Ruci, resmi olmayan kısmi sonuçlara dayanarak, aralarında Tiran'ın da bulunduğu birçok bölgede oyların kendilerine verildiğini, yerel seçimlerden zaferle çıktıklarını iddia etmişti. Tiran
Birleşmenin 10'uncu yılı
Demokratik Almanya Cumhuriyeti'nin 1990'da 2 Ekim'i 3 Ekim'e bağlayan gece saat 24.00'te Almanya Federal Cumhriyeti'ne iltihak etmesiyle doğan 'Birleşik Almanya' 10 yaşına giriyor.
İki Almanya'nın birleşmesi, başta başkent olmak üzere çeşitli kentlerde kutlanırken, resmi kutlama bugün Dresden'de yapılacak. Kutlama törenine Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve eski Demokratik Almanya'nın Başbakanı Lothar de Maizier konuşmacı olarak davet edilirken, 'birleşmenin mimarı' olarak anılan eski Başbakan Helmut Kohl'ün törene çağrılmaması, partisi Hıristiyan Demokrat Birlik'te büyük üzüntü meydana getirdi. Berlin
İngiltere'de yasa devrimi
İngiltere'de Magna Carta'dan bu yana yapılan ilk kapsamlı yasal değişiklik dün yürürlüğe girdi.
İngiltere'nin Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu'na imza koyduktan sonra iç hukukunu uygun hale getirme zorunluluğu çerçevesinde yaptığı değişiklikler, yaşam hakkı, adil yargılanma hakkı, özel yaşam hakkı, ifade özgürlüğü gibi insanın en temel haklarını dokunulmaz hale getiriyor. İşkenceye karşı da önlemler getiren yeni hukukî düzenlemeler, bir anlamda yazılı hukuka değil içtihatlara dayanan İngiliz hukuk sisteminde, kişilere bu tür haklarının çiğnendiği noktada yazılı yeni yasaları dayanak göstererek mahkemelere başvuru hakkı tanıyor. Londra
Albright: Miloseviç gitmeli
ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, Yugoslavya'da son seçimde muhalefet karşısında aldığı yenilgiyi kabul etmeyen Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in, savaş yorgunu ülkenin yeniden inşası için muhalefete yol açması gerektiğini kaydetti.
Albright, Newsweek'te yayınlanan yazısında, 'Miloseviç gitmeli. Muhalefete, demokrasiyi yeniden düzenlemek, ekonomiyi canlandırmak, yolsuzluğun kökünü kurutmak ve Sırbistan'ı Avrupa ulusları arasına geri kazandırmak için izin verilmeli' dedi. 'Miloseviç, ne kadar çabuk görevden ayrılırsa o kadar iyi olacağı' ifadesini kullanan Albright, böylece Sırbistan'ın yeniden yapılanma sürecinin başlayabileceğini kaydetti.
NATO Genel Sekreter Yardımcısı Klaus–Peter Kleiber de, bölgede yeni karışıklıklara neden olmaması için Miloseviç'in istifa etmesini istedi. Kleiber, Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da gazetecilere yaptığı açıklamada, 'Eğer Miloseviç istifa ederse bölgede herhangi bir ek risk olmaz' dedi. Kleiber, Yugoslavya'da nazik durumun devam ettiğini ve değişimlerin bu ülkede barışa yol açmasını ümit ettiğini belirtti. Öte yandan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Yugoslavya'daki krize son vermek için Miloseviç ve muhalefetin adayı Vojislav Kostunica ile görüşmeye hazır olduğunu açıkladı. Kremlin'den yapılan açıklamada, Putin'in devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turuna katılacak 2 adayı önümüzdeki günlerde Kremlin'de kabul etmeye hazır olduğu belirtildi. Siyasi çevreler, Kremlin'in bu açıklamasıyla Putin'in, Yugoslav seçimlerinin 2. turu fikrini kabullendiği değerlendirmesini yaptılar. Yugoslavya'nın Moskova Büyükelçisi ve Miloseviç'in kardeşi Borislav Miloseviç ise, Yugoslavya'daki seçim sonucu kriziyle ilgili olarak Moskova'nın arabuluculuk yapmasına gerek olmadığını söyledi.
Muhalefetin sivil itaatsizlik çağrısı üzerine, dün sabah başkent Belgrad'ta eylemler başladı. Belgrad'ın banliyölerindeki bazı sokaklara çöp bidonları, çiçek saksıları ve inşaat malzemeleriyle barikatlar kuruldu. Lazarevaç'ta da yaklaşık 5 bin kişi, Kolubara bölgesindeki kömür madeninde grev yapan işçilere destek vermek için maden ocaklarına yürüdü. Dış Haberler Servisi
Özbekistan'la yeni bir sayfa
Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Türkiye ile Özbekistan arasında siyasi, kültürel ve tarihi yakınlıklar bulunduğunu belirterek, 'İlişkilerimizde yaşanan tecrübelerden faydalanarak, Özbekistan ile yeni bir sayfa açılacağını gördük.' dedi.
Resmi bir ziyaret için Taşkent'e giden Cem ve Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdülaziz Kamilov başkanlığındaki heyetler arası görüşmeler başladı.
Özbekistan Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan görüşmelerden önce, iki bakan yaklaşık bir saat baş başa görüştü. Cem, görüşmelerden önce yaptığı açıklamada, Özbekistan ziyaretinin ve görüşmelerinde esas olarak zaten iyi olan iki ülke ilişkilerini daha da iyileştirmeyi amaçladıklarını söyledi.
'Türkiye her zaman Özbekistan'ın yanında olacak' diyen İsmail Cem, Özbekistan'ın zaman zaman karşılaşabileceği engelleri de aşacağına inandığını kaydetti. Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdülaziz Kamilov da dün yapılan görüşmelerden sonra iki ülke ilişkilerinin daha iyi olacağına inandığını belirtti. Türk ve Özbek cumhurbaşkanlarının New York'da bir araya gelmesinin ilişkileri gelişmesinde taşıdığı öneme dikkat çeken Kamilov, 'Bundan sonra iki ülke arasındaki ilişkiler daha da gelişecektir.' dedi. Taşkent
Çözümler, AB pazarlığında
Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Başkan Yardımcısı Çiğdem Akkaya, AB'ye Türkiye'ye tam uyum sürecinde kapalı kapılar arkasında yapılacak pazarlıkların ihtilaflı konularda çözümü belirleyeceğini söyledi.
Bir grup Türk gazetecinin sorularını cevaplandıran Akkaya, 8 Kasım'da AB tarafından açıklanacak Katılım Ortaklığı Belgesi'nde sanıldığı gibi ihtilaflı konuların detaylı biçimde yer almayacağını belirtti.
Akkaya, KOB'da Türkiye'nin ödevlerinin kaba hatları ile kaleme alınacağını ifade ederek, bundan sonra ortaya konacak ulusal program için büyük bir pazarlığın yaşanacağına dikkat çekti. AB'nin Türkiye'ye baskı yapmayacağını sorunları ortaya koyarak kararı Türkiye'ye bırakacağına değinen Akkaya, 'AB Helsinki Zirvesinden sonra verilen adaylık statüsü konusunda geriye dönüş olmaz. Ancak Türkiye pes ederse o zaman durum değişir.' dedi.
'Önce değişim sonra üyelik'
Almanya Şark Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ude Steinbach ise, Türkiye'nin mevcut haliyle değişmeden AB'ye giremeyeceğini söyledi. Türk gazetecilerin sorularını cevaplandıran Steinbach, 1923 laiklik ve milliyetçilik anlayışına göre kurulmuş Türkiye'nin artık değişimi farketmesi gerektiğini belirterek, toplum içindeki değişimleri gözönüne alarak yapacağı reformlarla AB'ye üye olunabileceğini savundu. Steinbach, Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar'da etkili Türkiye'nin AB'ye üye olmasını 'Avrupa için büyük bir kazanç' olarak yorumladı.
1994'te PKK lideri Öcalan ile görüştüğü için 'istenmeyen adam' ilan edilerek Türkiye'ye giremediğini hatırlatan Steinbach, arabuluculukta bulunduğunu itiraf etti. Steinbach, 'Öcalan'a şiddete başvurmaması için öneri götürdüm. Bunu Almanya için yaptım. Arabulucukta bulunmam sayesinde PKK Almanya'da terörü bıraktı. Daha esnek oldu.' diye konuştu. Steinbach, 'Alman hükümetinin terör örgütü PKK ile ilişkilerinin hatalı olduğunu kabul ediyorum. PKK bitmesine rağmen Almanya'da halen yasaklı. Bunun gibi Kürtlerin varlığını inkar eden Türk devletine de bir anlam veremiyorum.' dedi. (Faruk ARSLAN / Hamburg-Essen/ ZAMAN)
Vladimir Putin Hindistan'a gidiyor
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan'a yapacağı ziyaret sırasında bölge ve uluslararası ilişkileri yakından ilgilendiren önemli görüşmelerde bulunacak.
Putin'in 4 günlük ziyareti esnasında gündeme gelecek en önemli konu ise nükleer enerji tesisi anlaşması. Hindistan'da bir nükleer enerji kompleksinin kurulması için iki ülkenin anlaşma imzalaması bekleniyor. Rus uzmanların inşa edeceği tesis için uzun zamandan beri taraflar arasında görüşmeler sürdürülüyordu. Putin'in ziyareti sırasında Hindistan'ın almak istediği T-90 tankları ve Mig savaş jetleriyle ilgili satış sözleşmelerinin de imzalanabileceği ifade ediliyor. Rusya, halen İran'da bir nükleer enerji kompleksinin inşaatını sürdürüyor. Mirza Çetinkaya/MOSKOVA
Kostunica, ABD ve Rusya'yı suçladı
Miloseviç'e karşı zafer elde eden Vojislav Kostunica, ABD'yi dolaylı olarak Miloseviç'i desteklemek, Rusya'yı da Yugoslavya politikası konusunda kararsızlıkla suçladı.
Kostunica, düzenlediği basın toplantısında, seçimlerden sonraki siyasi krizde arabuluculuk öneren Rus yetkililerin muğlak açıklamalarda bulunduğunu ve 'ne yapacaklarına bir türlü karar veremediklerini' söyledi. Rus politikasının şu ana kadar 'kararsız ve gönülsüz' olduğunu belirten muhalefet adayı, Rusya'nın tutumunu 'bir adım ileri, bir adım geri' olarak niteledi. ABD'nin, Miloseviç'in savaş suçu sanığı olarak tutuklanmasında ısrar ettiğini ve böylece 24 Eylül seçimlerini Miloseviç için 'ölüm kalım meselesi' haline getirdiğini söyleyen Kostunica, 'Amerikan yönetiminin geçmişte Miloseviç'i öven, şimdi de Savaş Suçları Mahkemesi'yle tehdit eden politikası, aslında Miloseviç'e destek vermektedir. Ancak bu destek kısa ömürlü olacak' diye konuştu. Belgrad
|