Türkiye kendisiyle yüzleşsin
Dünya Bankası’nın Türkiye raporunda, başarılara rağmen hâlâ yoksulluk ve eğitim uçurumunun devam ettiğini açıkladı. Türkiye’nin politika sorunlarıyla yüzleşmesi gerektiğinin vurgulandığı raporda kamu harcamalarının zayıf kesimlere yönelmesi istendi.
Türkiye’nin bütün sosyal başarılarına rağmen, bazı çok önemli eksikliklerinin devam ettiği bildirildi. Dünya Bankası tarafından hazırlanan “Türkiye: Ekonomik Reformlar, Yaşam Standartları ve Sosyal Refah Araştırması” konulu raporda, raporun amacının Türk politika yapıcılarına, Dünya Bankası yayınlarını takip edenlere ve diğer ilgili taraflara, acil sosyal konular ve politika sorunlarını ele almak için bir bilgi temeli hazırlamak olduğu belirtildi.
Dünya Bankası’nın raporunda, son yirmi yılda, Türkiye’nin sosyal göstergelerinde önemli bir iyleşme olduğu, çocuk ölüm oranlarının hızla azaldığı, yaşam beklentisinin hem kadınlar, hem de erkekler için önemli düzeylere eriştiği, ekonomik zayıflığın ve mutlak yoksulluğun azaldığı kaydedildi. Ancak, bu ilerlemenin pozitif fakat istikrarsız GSYH büyümesinin, nispeten zayıf istihdam ve ücret performansının ve artan bölgesel dengesizliklerin karakterize ettiği karmaşık bir arka plan çerçevesinde gerçekleştiği kaydedilen raporda, “Türkiye’nin bütün sosyal başarılarına rağmen, bazı çok önemli eksiklikleri devam etmektedir” denildi.
Türkiye’nin, yoksul ve ekonomik bakımdan zayıf nüfusunun büyük çoğunluğunu ekonominin genel akışı içine sokmak noktasında zorlu bir görevle karşı karşıya olduğu vurgulanan raporda, “yoksulluğun ve ekonomik zayıflığın azaltılmasında sağlanan ilerleme, önemli olmakla beraber, istikrarsız olmuştur” ifadesine yer verildi.
Raporda, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 20’sinin hala okuryazar olmadığı, cinsiyet itibariyle eşitsizliklerin geniş olduğu ifade edilerek, Türk toplumunun ihmal edilemez bir kısmının, düşük insani gelişme alanları olarak karakterize edilebileceği, yaşam beklentisinin, daha zengin topluluklara kıyasla 10 yıl daha düşük olduğu belirtilen raporda, “21. yüzyılın başında Türkiye, bir dizi kritik politika sorunuyla yüzleşmelidir” görüşü vurgulandı.
Chhibber: Kredi özelleştirmeye bağlı
Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi Ajay Chhibber, banka tarafından açılan mali sektör uyum kredisinin (FSAL) birinci diliminin serbest bırakılmasının, kamu bankalarının özelleştirilmesine ilişkin tasarının TBMM’den geçerek yasallaşmasına bağlı olduğunu söyledi.
Chhibber, Dünya Bankası Yönetim Kurulu’nun 29 Eylül’de yaptığı toplantısında, Türkiye’ye açılan FSAL kredisinin birinci diliminin serbest bırakılması konusunun gündeme gelmediğini bildirdi. Dünya Bankası Yönetim Kurulu’nun her hafta toplandığına işaret eden Chhibber, söz konusu tasarının TBMM’ye sunularak yasallaşmasının ardından konunun Yönetim Kurulu’nun gündemine de geleceğini belirtti. Dünya Bankası, FSAL kredisi için kamu bankalarının özelleştirilmesine ilişkin düzenlemenin çıkmasını şart koşuyor.
Dünya Bankası Yönetim Kurulu’nun, bu düzenlemeleri onaylamasıyla, 780 milyon dolar tutarındaki FSAL-1 kredisinin ilk dilimi olan 390 milyon dolarlık tutarın, Eylül ayında Hazine hesabına girmesi öngörülüyordu.
Önce 750 milyon dolar olan bu kredinin üzerine 30 milyon dolar da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun ihtiyaçlarını karşılamaya dönük ilave yapıldı.
Dünya Bankası, iki eşit taksitle vereceği FSAL-1 ve FSAL-2 kredilerinden FSAL-1’i serbest bırakmak için, kamu bankalarının özelleştirilmesine ilişkin yasal düzenlemelerin yapılmasını, FSAL-2 için ise mali sektördeki tüm düzenlemelerin tamamlanmış olması şartlarını arıyor. Mali sektör uyum kredisi için, kamu bankalarının özelleştirilmesine ilişkin düzenleme dışında, Vakıflar Bankası’nın özerkleştirilmesi-özelleştirilmesi ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu üyelerinin atanması ve Kurum’un faaliyete geçmesi şartı da yer alıyordu. Bu iki husus, daha önce yapılan düzenlemelerle yerine getirildi.
Kıbrıs’ta maaşlar ödenemedi
Kamu kaynaklarında yaşanan sıkıntılar nedeniyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Hükümeti, memurlarının ekim ayı maaşlarını dün ödeyemedi.
6 bankanın batmasıyla zor günler geçiren KKTC Hükümeti, memur maaşlarını ödeyebilmek için çalışmalarını başlattı. Hükümetin Türkiye’den konuyla ilgili yardım istediği öğrenildi. KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, yaptığı açıklamada, hükümetin kaynak yaratma konusundaki çalışmalarını tamamladığını ve maaşların birkaç gün içerisinde ödeneceğini söyledi. KKTC’de devletten maaş alan memur, işçi, emekli ve sosyal yardım alan yaklaşık 50 bin kişi mağdur duruma düştü. Teoman TURAN/LEFKOŞA
Erçel’in annesi toprağa verildi
Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel’in geçtiğimiz cumartesi akşamı İstanbul’da vefat eden annesi Azime Erçel’in (80) cenazesi, Ankara’da toprağa verildi.
Azime Erçel’in cenazesi, dün öğlen namazından önce Kocatepe Camii’ne getirildi. Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, burada taziyeleri kabul etti. Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Azime Erçel’in cenazesi, Karşıyaka Mezarlığı’na götürülerek defnedildi.
Enflasyonda ümit tükeniyor
Merkez Bankası tarafından yapılan aylık iktisadî yönelim anketine göre gelecek üç aylık dönemde toptan eşya fiyatı enflasyonunda düşüş olacağını bekleyenlerin sayısı azaldı.
Temmuz ayında katılanların yüzde 48,4’ü enflasyonun önümüzdeki üç aylık dönemde düşeceğini beklerken bu oran ağustosta yüzde 36’ya indi. Enflasyonun artmasını bekleyenlerin oranı yüzde 17’den yüzde 29,1’e çıktı. “Aynı düzeyde kalacak” diyenlerin oranı ise yüzde 34,9 ile bir önceki aya göre değişiklik göstermedi.
Gelecek üç ayda enflasyonda düşüş olacağını bekleyenlerin oranı en yüksek düzeye yüzde 65,5 ile mayısta ulaşmıştı. Mayıs ayından itibaren ise oran düşmeye başladı.
Kredi faiz oranları
Gelecek 12 aylık dönemde kredi faiz oranlarına yönelik tahminlerde ise ankete katılanların yüzde 22,6’sı önümüzdeki bir yıl içinde kısa vadeli kredi faizlerinin yüzde 26-30 bandında gerçekleşmesini bekliyor. Bu oran temmuzda yüzde 20,5’ti.
Kredi faizlerinin önümüzdeki üç aylık dönemde yüzde 31-35 bandında olacağını tahmin eden katılımcıların oranı ağustos ayında yüzde 21,9’a geriledi. Temmuz ayında aynı tahmini yapanların oranı ise yüzde 24,4 olmuştu.
Kredi faiz oranlarının önümüzdeki üç aylık dönemde ise yüzde 53,8 çoğunlukla aynı kalacağı tahmin ediliyor. Düşüş olmasını bekleyenlerin oranı ise yüzde 34,4’e geriledi. Temmuz ayında yüzde 47 oranındaki katılımcı faizlerin düşmesini bekliyordu.
Ankete katılım ağustos ayında 473 ile bu yılın en düşük seviyesinde kaldı. Temmuzda 548 katılım olmuştu. Yıllık bazda ortalama aylık katılım ise 557.
Gelecek 12 ayda enflasyon ne olur?
Gelecek 12 aylık döneme ilişkin olarak ise ankete katılanların yüzde 21,7’si TEFE artışının yüzde 26-30 bandında olacağını tahmin ediyor.
Temmuz ayında bu oran yüzde 24,3’tü. Bir yıl sonra enflasyonun yüzde 31-35 aralığında gerçekleşmesini bekleyenlerin oranı ise yüzde 13,2’den yüzde 13,8’e yükseldi. Yüzde 21-25 aralığını bekleyenlerin oranı yüzde 15,2’den yüzde 13,4’e gerilerken, “Yüzde 16-20” diyenlerin oranı yüzde 8,6’dan yüzde 9,4’e çıktı.
Gözler 2001 bütçesinde
Ekonomi yönetimi 2001 yılı bütçesini 46 katrilyon düzeyinde tutmayı öngörürken, devlet memurlarının gözü en geç 17 Ekim’de açıklanacak Ocak zammına çevrildi.
Ekonomi yönetimi, 2001 yılı temel ekonomik büyüklüklere ilişkin çalışmalarını sürdürüyor. 2001 yılı bütçesinin 46 katrilyon lira düzeyinde tutulması öngörülürken, devlet memurları en geç 17 Ekim’de açıklanacak ocak zammını merakla beklemeye başladı. Hazırlıkların sürdüğünü belirten Maliye Bakanı Sümer Oral, memuru enflasyona ezdirmemeyi amaç edindiklerini söyledi. Edinilen bilgiye göre, ekonomi yönetimi, 2001 yılı temel ekonomik büyüklüklerle ilgili çalışmalarını yüzde 10-12 enflasyon, yüzde 5,8-6 dolayında büyüme, 7 katrilyonluk açık ve 8 katrilyonluk faiz dışı fazlaya göre yürütüyor. DPT uzmanlarının yaptığı çalışmalar sonucunda 2001 yıl sonu enflasyonu TEFE bazında yüzde 10, TÜFE’de ise yüzde 12 düzeyinde hedeflendi.
Memur maaşları
Maliye, Hazine, DPT ve Merkez Bankası bürokratlarının bir hafta içinde belirleyecekleri temel ekonomik büyüklükler, Yüksek Planlama Kurulu’nda da görüşülerek kesinleşecek. 3 yıllık istikrar programının ikinci yıl hedeflerine bağlı kalınarak hazırlanacak 2001 yılı bütçesinde devlet memurları ile memur emeklilerinin önümüzdeki yıl alacakları ücret zamları da ortaya konacak. Hazine yönetiminin yüzde 18’lik deflatöre bağlı kalınarak belirleneceğini söylediği maaş zammında ilk 6 ayın memur maaş, taban aylık ve yan ödeme katsayıları da bütçede yer alacak.
Maliye Bakanı Sümer Oral, yaptığı açıklamada, “Biz, hazırlıklarımızı yapıyoruz; ama kararı Bakanlar Kurulu verecek.” dedi. Memur maaş artışının enflasyonun altında kalmaması için 2000 yılı bütçesine özel bir hüküm konulduğunu hatırlatan Bakan Oral, “O madde bu yıl çok iyi oldu. Geçmiş yıllara bir şey diyemeyiz. Bu sene verdiğimiz rakam da yeterli değil. Biz de onu biliyoruz. Ama hiç olmazsa 2000 yılındaki maaş artışlarını enflasyonun altında bırakmadık.” diye konuştu. Oral, 2001’de de aynı uygulamanın devam edip etmemesi konusunda, “Bu hükümette görüşülür. Bizim amacımız maaş artışlarını enflasyonun altında bırakmamak.” ifadesini kullandı.
Maaş adaletsizliği
Maliye Bakanı Oral, Yetki Kanunu çerçevesinde maaşlarda yapılacak düzenlemenin de 2001 başından itibaren uygulamaya konulacağını bildirdi. Türkiye’nin gündemindeki en önemli konulardan birinin ücret adaletsizliği olduğunu söyleyen Oral, “Ülkemizde şu anda tam bir ücret karmaşası yaşanıyor. Yaşanan bu dengesizlik mutlak surette düzeltilmeli. Hükümetimiz de belli bir zaman periyodu içinde yılbaşından itibaren aşama aşama düzeltecek bunu.” şeklinde konuştu.
İslamî fon oluşturuldu
Dünya genelindeki eczacılık ve biyoteknoloji sektörlerindeki şirketlerin hisse senetlerini kapsayan İslamî bir global yatırım fonu oluşturuldu.
Körfez bölgesindeki yatırımcılardan toplanacak en az 50 milyon dolarlık kaynakla oluşturulan İslamî yatırım fonunu alanlara, faiz ödenmeyecek, yatırımcılara, fonun performansına göre ödemelerde bulunulacak.
Başbakan'a 'demiryolu' mektubu
UDP Yürütme Kurulu Üyesi Sazoğlu, Başbakan'a mektup yazarak, karayollarını kullananlardan alınacak vergilerle 'Ulusal Demiryolu Fonu' oluşturulması teklifinde bulundu.
Başbakan Bülent Ecevit'e gönderilen bir mektup ile, karayollarını kullananlardan alınacak vergilerle 'Ulusal Demiryolu Fonu' oluşturulması ve demiryolunun devlet politikası haline getirilmesi istendi.
Ulaşımda Demiryolu Platformu (UDP) Yürütme Kurulu Üyesi Nahit Sazoğlu tarafından Başbakan Bülent Ecevit’e gönderilen mektupta, ülkemizde yıllarca demiryolunun ihmal edilip karayolu ağırlıklı politikalar izlenmesi nedeni ile her yıl binlerce vatandaşın öldüğü ve 2 katrilyon liralık maddi kaybın meydana geldiği belirtildi.
Trafik terörünün önlenmesi, güvenli, çağdaş, rahat, hızlı ve çevreci bir ulaşımın sağlanması, petrolde dışa bağımlılıktan kurtulmak ve tasarruf sağlamak için demiryollarının gerekli olduğunun altının çizildiği mektupta, demiryollarının yapımı için kaynağın nasıl bulunacağı da açıklanıyor.
‘Demiryolu Fonu kurulsun’
Ecevit’e gönderilen mektupta, demiryolu yapımı için verilecek kredilere petrol kartelleri ve otomotiv sanayii devlerinin karşı çıkabileceği ifade edilerek, “Türkiye’nin onuru haline gelmiş bulunan demiryolu yapımı için bir seferberlik ilan edilmeli ve karayollarını kullananlardan alınacak vergilerle ‘Ulusal Demiryolu Fonu’ oluşturulmalıdır. Başka hiçbir yere harcanmayacak bu fonun gelirleri; akaryakıt ve motor yağlarından, lastik satışlarından, yedek parça ve aksesuarlarından, otobüs, kamyon, kamyonet imalatçı ve satıcılarından ‘fon payı’ olarak alınmalıdır. Demiryolu taşımacılığının dezavantajlarından olan kapıdan kapıya nakliye yapmaması hususu da son zamanlarda geliştirilen ‘kombine taşımacılık modeli’ ile giderilebilecektir.” denildi. (Sezai ŞEN / Ankara ZAMAN)
Bir İGSAŞ İki Jardel
Petrol-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Ali Ufuk Yaşar, İstanbul Gübre Sanayii AŞ’nin (İGSAŞ) değerinin altında satıldığını öne sürerek, “İGSAŞ’ı iki Jardel fiyatına sattılar.” dedi.
Yaşar, düzenlediği basın toplantısında, hükümetin tarımın yok olmasına ve üreticilerin yoksullaşmasına aldırış etmeyerek, IMF politikalarını inatla uygulamaya devam ettiğini iddia etti.
Özelleştirme uygulamalarının, yalnızca sanayi kesiminde değil, tarım kesiminde de yıkımlara yol açacağını belirten Yaşar, şu görüşleri savundu:
“Türkiye’nin tek üre üreticisi olan ve bin kişinin çalıştığı önemli sanayi kuruluşu İGSAŞ’ın ve Gemlik’teki gübre fabrikasının haraç mezat aynı firmaya peşkeşine karar verilmiştir. Galatasaray bir oyuncuya 28 milyon dolar verip alabiliyorsa, demek ki İGSAŞ’ı iki Jardel fiyatına sattılar. Bu satış, sektördeki özel sermaye tekelini görülmemiş ölçüde güçlendirecektir. Mal varlığı limanı hariç sadece 62 milyon dolar olan İGSAŞ, 55 milyon dolara peşkeş çekildi. 17 Ağustos depreminden bu yana İGSAŞ’ta yeni proje, yatırım ve çalışmalar için yaklaşık 30 milyon dolar harcama yapılmış ve deneme üretimiyle 12 milyon dolar değerinde mal stoku yapılmıştır. Buna rağmen, 55,3 milyon dolar değer biçilmesi ve ödeme planının yüzde 25’i peşin 3 yıla yayılması, özelleştirmenin peşkeş anlamına geldiğini ortaya koymaktadır. Sektördeki bu tehlikeli tekelleşme oyununun Rekabet Kurulu’ndan geçmeyeceğini ümit ediyoruz ve ve Rekabet Kurulu’nu göreve çağırıyoruz. Dolayısıyla Rekabet Kurulu, Özelleştirme Yüksek Kurulu ve konunun muhatabı olan devlet bakanımızı bu peşkeşi durdurmaya davet ediyoruz.”
Bakan, akrabaları oldu
1997 yılında özelleştirilen Petlas’ın mağdur olan 498 işçisinin kamu kurumlarına yerleştirilmeleri tamamlandı.
İşçiler, işe yerleştirilmelerinde adeta bir akrabalarıymış gibi etkin rol alan Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu’nu ‘ömür boyu akraba’ ilan ettiler.
Dün Denizcilik Müsteşarlığı’ndaki makamında, Petrol—İş Kırıkkale Şube Başkanı Recep Sefer önderliğinde Mirzaoğlu’nu ziyaret eden işçiler, bakan toplantı salonuna girerken, “Kırşehir seninle gurur duyuyor” diye slogan attılar. İşçilere önderlik eden Recep Sefer, Bakan Mirzaoğlu’nun sanki bir kardeşleri, bir akrabaları gibi işe yerleştirilebilmeleri için gayret gösterdiğini söyleyedi. Devlet Bakanı Mirzaoğlu ise, hükümetlerinin mağdur işçilerin sorunlarına sahip çıktığını, bu işçilerin kamu kurumlarına yerleştirildiklerini söyledi. Ankara ZAMAN
Yimpaş, marketi evlere taşıyor
Marketçilikte hızlı adımlarla büyüyen Yimpaş, İnternet'ten başlattığı satış hizmeti ile adeta marketleri evlere taşıyor.
Karpuzdan yumurtaya kadar toplam 20 bin ürünün satıldığı elektronik ortamda (www.yimpas.com.tr) isteyene kuaför hizmeti de veriliyor.
Yimpaşnet Genel Müdürü Cafer Yaşar, şu anda Ankara’da uyguladıkları bu hizmetin yakında Yimpaş’ın yurt çapındaki 43 marketinde uygulamaya geçeceğini söyledi. Yaşar, bu hizmet ile 10 milyon liranın üzerindeki alışverişlerden hiçbir ek ücret alınmadan evlere ve işyerlerine servis yapıldığını söyledi. Hizmette hızlılığı esas aldıklarını ifade eden Yaşar, yurtdışındaki gurbetçilerin de bu siteden istifade edebileceğini söyledi.
Cafer Yaşar, Yimpaş olarak “Netteyim Net” (www.netteyim.net) isminde ücretsiz yeni bir portalı da hizmete soktuklarını kaydetti.
Ekonomi Servisi
Afrika Fuarı'nın onur konuğuyuz
Türkiye, ihracatta "hedef pazar" olarak belirlediği Güney Afrika Cumhuriyeti’nde düzenlenen "Uluslararası Ticaret Fuarı 2000'de fuarın "misafir ülkesi" olarak yer alacak.
Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen, “Afrika’nın en önemli fuarlarından biri.” olarak nitelendirilen bu fuarın açılışını yapmak üzere, "onur konuğu" olarak Güney Afrika'ya gitti. Tüzmen, ihracat açısından önemli bir konuma sahip olacağını söyledi.
|