GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

03/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


 


Sekteter

Milli Eğitimde bir tayin furyasıdır gidiyor. Zaten karışık olan eğitim sistemiyle birlikte çalışanlar da karmakarışık oldu. Herkes yeni yerini arıyor. Bulamayınca da dostlarını arıyor.

Adana'dan Mustafa Özke'ye, Malatya'da öğretmenlik yapan eski bir arkadaşı, “458 83 69'u arayıp 1305'i bağlatıp tayin yerimi öğrenir misin?.” diye cepten mesaj geçmiş. Özke de, 'dostunun tayini Adana'ya çıktı' diye sevinçle telefona sarılmış.

Üç beş defa aradıktan sonra kibar bir sekreter çıktı. “Lütfen 1305'i bağlar mısınız?” demiş, hemen bağlanmış. Sonra o kadar. Bekle babam bekle. Telefona cevap veren yok... Telefon tekrar santrala dönünce, sekreter, “Beyefendi cevap vermiyorlar.” demiş.

“O kadar bekledim hanımefendi, bunlar haftalık görüşme mi yapıyorlar?” deyince, sekreter: “Keşke haftalık görüşme yapsalar beyefendi. Şimdi tayin dönemi olduğu için telefonu mahsus açık bırakıyorlar...”Sekreter sekte vurmasa da işler sekteye uğruyor. Valilik binasında çalışanlar bile, bu numaraya ulaşamıyormuş.

Özke diyor ki: “Şu 1305'i kapatın da tayin bekleyen öğretmenler rahatlasın yoksa, Alo Reha Muhtar'ı arayacağım, ona göre...”




Hoşaftan ne anlarlar?

Metris Cezaevi'nde bir geceyarısı... D Blokta naralar atılmaya başlayınca, cezaevi yönetimi durumdan kuşkulandı. Koğuşa girdiklerinde bir gördüler ki, televizyon sesi sonuna kadar açık ve mahkumlar zil zurna sarhoş göbek atıyorlar. İçkinin içeriye nasıl girdiği soruşturuldu ve ortaya ilginç bir sonuç çıktı. Meğer mahkumlar, kendilerine dağıtılan üzüm hoşafını içmemişler, nasıl yapmışlarsa yapmışlar bu hoşaftan şarap imal etmeyi başarmışlar. Sahroşlukları da bu hoşaf şarabından kaynaklanmış. Tabiri biraz değiştirsek ve 'Mahkum hoşaftan ne anlar?' desek. Anlasalardı, hoşafı hoşaf gibi içerlerdi ve kimyasını değiştirmeye kalkmazlardı.




Zorunlu çile

Zorunlu Deprem Sigortası diye bir şey kondu. Eğer ev sahibiyseniz, evinizin bulunduğu mekanın deprem riskine göre her yıl belirli bir sigorta ödeyeceksiniz. Bizim evimiz yok ama, evi olup da sigorta yaptırmak isteyenlerden duyduk, meğer zorunlu olan deprem sigortası değil, çekmeniz gereken çileymiş. Tapu dairelerinde işler arap saçı. Sigorta yapmak mecburi; ama ne sigortayı yapacak şirketler belli ne de ortalıkta sigorta poliçesi var. Sonuçta, Bakanlar Kurulu, uygulamanın 3 ay ertelenmesini kararlaştırdı. Üç ay içinde şirketler belirlenecek ve poliçeler basılacak. Peki 3 ay sonra zorunlu deprem sigortası çile olmaktan çıkacak mı?




Doğan'a saldırı

Günah keçisi bulmak pek hoşumuza gidiyor. Sydney Olimpiyatları’nda da Harun Doğan günah keçisi oldu. Bu defa Naim Süleymanoğlu’na yaptıkları saldırı gibi değil yaptıkları. Dolayısıyla tükürdüklerini de yalamayacaklar. Çünkü, linç ettiklerinde vicdanlarını acıtmayacak bir gerekçeleri var: “Şeriatçı!” Başta Doğan grubu olmak üzere, medyanın çoğu atmaca gibi Doğan'a yüklendiler. Farklı bir ses dün Zaman’dan geldi. Ancak atmaca (siz akbaba anlayın) grubunun sesi çok fazla çıktığı için hüküm verilmiş gibi görünüyor. “İnfaz edile!”Bundan sonra Harun Doğan’ı da dinlemezler artık. Gelişmeleri birlikte göreceğiz.




Hangi sır?

Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 482 milyon 275 bin liraya yükseldi. Bu Türk–İş’in her ay yaptığı araştırmanın bu ayki sonucu. Af adersiniz; ama hangi sınırdan bahsediyorsunuz? Ortada sınır filan mı kalmış? Hangi işçi, hangi memur ya da hangi emekli ayda 482 milyon 275 bin lira kazanıyor. Buna düpedüz, “Hepimiz fakiriz.” deseniz ya! Edebiyat yapınca sanki gerçekler değişiyor, hayat standartımız yükseliyor mu?




Model

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, saç modelini değiştirmiş. Bir ara UDİDEM diye bir modelle seçim kazanmıştı, ama seçim ve UDİDEM vatandaşa bir şey kazandırmadı. Yeni saç modeli ekonomiyi nasıl etkiler acaba?




Çuvalladık!

Bugün kendimizi cezalandırıyoruz. Çünkü, dünkü yazımızda resmen ve fiilen çuvalladık. Millet parayı çuvallıyor, biz yazıyı. “Yahyalar Yahyalar” yazısında, Yahya Demirel ile, Murat Demirel arasındaki benzerliği vurgulamaya çalışırken, bütün yükü Yahya’nın üstüne yıktık. Bağlantı yaparken basiret bağlanmış ve Yahya ile kalmıştı. Sonuç aynı kapıya çıksa da, Murat'ın göbek adı Yahya olsa da biz açıklamayı yapalım. Yahya, (hayali) sunta ihracatıyla kendini tanıtan birisiydi. Murat gibi Egebank’ın içinin çuvalla boşaltılmasıyla alakası yoktu.

Aslında çuvallayan sadece biz değiliz. Neticede bankayı çuvalla boşaltanlar da çuvalladılar. Aramızdaki fark, biz pişmanız onlar değil. Eğer ucuz bulursak, bir çuval biberi ağzımıza sürmek istiyoruz.

Bir de, ülkemizde hata yapanların istifa alışkanlığı olsaydı, şimdiye çoktan istifa etmiş olmamız lazımdı. Böyle bir başlangıcı da biz başlatmak istemiyoruz. Gitsek bile “Altı defa gidip yedinci de gelmek” gibi moda var.

O yüzden, bu konuyu okuyucularımıza havale ediyor ve tepkilerinizi bekliyoruz.

Çuval ihtiyacı olan varsa, lütfen arayın. Biz de bir daha çuvallamayalım.



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.