Yanlış adres (1)
2000 Sydney Olimpiyatları'nda serbest branşta tarihi hezimete sebebiyet veren yöneticilerimiz başarısızlığın faturasını dünya ve Avrupa şampiyonu Harun Doğan'a ihale etme çabasındalar.
Evet bayraklı kokart takmıyor, Rus maçına çıkmadı, Anıtkabir'e gitmedi şeklinde ithamlar. Yazıktır 40 yıl kar yağar bir gün av olur misali 1970'te en son kazandığımız son dünya şampiyonluğundan sonra: 1993, (1), 1994 (2) ve en son 1999 yılında Harun Doğan'la 30 yıl boyunca serbestte kazanabildiğimiz 4 dünya şampiyonluğu.
Evet son şampiyonumuz da Harun, yıllardır Türk bayrağını dalgalandırmak için elini kolunu kaburgasını kıran bir insan bir tek hareketle yok eödilmek istenmekte. Bunun adı yargısız infaz. 30 yıllık başarısızlığa dur diyen adam.
Biz şimdi konuya geçelim. Bütün ideal sahibi insanlar amaca ulaşamadıkları zaman bir "depresyon"a girer. Burada sporcu kendini kontrol edip duygularına hakim olamaz. Çünkü dünyası başına yıkılmıştır. Burada görev yönetici ve antrenörlere düşmektedir. Bakalım biz devlet olarak bunu yapmış mıyız? Evet serbest güreş milli takımımızın başında bulunan antrenör arkadaşlarımın hiçbir psikolojik, sosyolojik, pedegojik formasyonları yok. Uluslararası düzeyde A Milli Takım antrenörlüğü deneyimi yok. Sergei Yumin hiçbir milli takım antrenörlüğü hatta minik takım antrenörlüğü dahi yok. Zaten milli takımlarımızdaki teknik heyet bu işin bilincinde olsa idi 10 bin kişinin istihdam ettiği olimpiyat köyüne 1 ay önce böylesine güzel bir takımı götürerek mahvetmezdi. Federasyon yönetimi göreve geldiği günden bu yana 30'a yakın antrenör kıyımı yapmasının yanında hem sporculara hem de antrenörlere konuşma yasağı tam bir despotizm uyguladı. Kamplarda moral, birlik, beraberlik, sadece resim karelerinde kaldı. Böylesine yetersiz şartlarda olimpiyat gibi büyük bir şampiyonaya hazırlık yapmanın faturası şimdikinden elbette ki farklı olamazdı.
Başarısızlığın nedenlerine devam edelim: Basında sayın bakanın Harun için olimpiyatlara moral olsun diye 10 milyar özel ödül verildiği yansıtıldı. Bunun gerçekle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur; çünkü şimdiki yönetim 1998 yılı dünya şampiyonasının ödüllerini bir yıl gecikme ile verdi. Ardından 1999 Ankara'da yapılacak dünya şampiyonası için sayın bakan şu vaadde bulundu: Devlet ödülleri dışında kim birinci olursa 10, ikinciye 7,5, üçüncü olacak sporculara 5 milyar ödül vereceğim. Dünya şampiyonası Ekim 99'da sona erdi. Ardından aylar geçtikten sonra sanki olimpiyat özel ödülü imiş gibi ödüller verildi. Oysa ki Harun, ekim ayında Ankara'da dünya şampiyonu olmuş ve sayın bakanın vaat ettiği ödülü alın teri ile hak etmişti.
a.tarhan@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
06/
08/
2000...
Yüzyılda Türk güreşi
20/
08/
2000...
Başkanlık seçimleri (1)
01/
09/
2000...
Başkanlık seçimleri (2)
02/
09/
2000...
Sydney'e giderken
06/
09/
2000...
Serbest güreşimiz
08/
09/
2000...
Grekoromende Sydney öncesi
23/
09/
2000...
Bir anı, bir şampiyon...
25/
09/
2000...
Üzgünüm
27/
09/
2000...
Mehmet Dede'nin Hamza'sı
29/
09/
2000...
Güller solmasın (1)
|