GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

04/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


EKONOMİ 


Angola’dan da gerideyiz!

Türkiye geçen yıl çektiği 783 milyon dolarlık yabancı sermaye yatırımıyla Angola’dan bile geri kalarak 54. sırada yer aldı.

Türkiye, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD) tarafından yayınlanan Dünya Yatırım Raporu’ndaki 1999 yılı doğrudan yabancı sermaye yatırımları sıralamasında Afrika ülkesi Angola’nın oldukça gerisinde kaldı. Geçen yıl sadece 783 milyon dolar tutarında yabancı sermaye çekebilen Türkiye, Angola’nın gerisinde kalarak 54. sırada yer aldı.

Angola’nın yanı sıra Vietnam, Dominik Cumhuriyeti, Bolivya, Malta da yabancı yatırım çekmede Türkiye’yi geçti. Sonucu değerlendiren Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Başkanı Faruk Yöneyman, “Türkiye’de yabancı sermaye yatırımları iyiye gitmiyor. Treni kaçırma noktasındayız.” diye konuştu. Yöneyman, “Yabancı sermayenin gelmemesindeki en büyük etken, hükümetin söylemleriyle yaptıklarının birbirini tutmaması, bu konudaki sözlerin gerçeğe dönüştürülememesidir.” dedi.

Başbakan Bülent Ecevit’in geçtiğimiz ocak ayında Davos toplantılarına 24 milyar dolarlık bir altyapı yatırım paketiyle gittiğini hatırlatan Yöneyman, “Bunun içinde altyapı, sağlık, enerji savunma yatırımları vardı. Bugüne kadar bu paketten su yüzüne çıkan hiçbir şey yok. Bu süre içinde yabancı sermaye ile ilgili olarak bir gelişme olmadı. Tahkim Yasası, Temmuz 1999’da, en son uyum yasası ise Ocak 2000’de çıktı. Ancak yılbaşından bu yana Türkiye’de tek bir tahkim uygulaması gerçekleşmedi.” şeklinde konuştu.

Hükümet arzu ederse olur

YASED Başkanı Yöneyman, enflasyonu düşürme programını başarıyla sürdüren hükümetin, arzu ederse yabancı sermaye konusunda da gerekli adımları atacağının kesin olduğunu vurguladı.

Öte yandan YASED’in 81 üyesinin cevapladığı 2000 yılının 3. çeyrek barometre sonuçları, yabancıların istikrar programına yönelik karamsarlığını ortaya koydu. 3. çeyrek Barometre-6 sonuçları mart ve haziran ayı sonlarında yapılan diğer anketlerle karşılaştırıldığında, sonuçların pek iç açıcı olmadığı görülüyor.

Anket sonuçlarına göre, bu yılın ilk yarısında ekonomik istikrarın iyiye gideceğini düşünen Türkiye’deki yabancı yatırımcı oranı yüzde 82 iken, üçüncü çeyrekte bu oran yüzde 60’a düştü. Bu oran mart ayı sonunda yüzde 77 düzeyindeydi.

Haziran sonunda yüzde 87 olan enflasyonun düşeceğini düşünenlerin oranı, eylül sonunda yüzde 49’a geriledi. Bu oran mart ayında yüzde 86 düzeyindeydi. Ankete katılanların yüzde 49’u enflasyonun yavaşlayacağını düşünürken, yüzde 24’ü hızlanacağını, yüzde 27’si de sabit kalacağını öngördü.

Eylül sonu itibariyle YASED üyelerinin yılsonu enflasyon beklentilerinin ortalaması da TÜFE’de yüzde 37,85 ve TEFE’de yüzde 34,79 olarak hesaplandı. Bu ortalamalar TEFE’de mart ve haziran sonlarında sırasıyla yüzde 37,72 ve yüzde 37,02, TEFE’de de yüzde 33,97 ve yüzde 33,73 düzeyindeydi. (Harun ÇÜMEN / Ekonomi Servisi)




İhracat endişe verici

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ihracat rakamlarını açıkladı. TİM rakamlarına göre eylül ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,8 geriledi. Yılın ilk 9 ayında ise yüzde 3,2 artış oldu.

Türkiye’nin eylül ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,8 geriledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) kayıtlarına göre, eylül ayında 2 milyar 313 milyon 960 bin dolarlık ihracat kayıt altına alındı. 1999 yılı Eylül ayında 2 milyar 431 milyon 543 bin dolarlık ihracat gerçekleşmişti.

Ocak-eylül dönemindeki ihracat toplamı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,2 artışla 20 milyar 102 milyon 947 bin dolar olarak hesaplandı. 1999 yılı ilk 9 aylık ihracatı 19 milyar 482 milyon 956 bin dolar olmuştu.

TİM Başkanı Okan Oğuz yaptığı değerlendirmede, cari açık tehlikesinden söz edildiği bir dönemde ihracatta ortaya çıkan yüksek oranlı gerilemenin “endişe verici” olduğunu belirtti.

İhracatın ocak ayında yüzde 8,1, şubat ayında yüzde 0,7, mart ayında yüzde -4,4, mayıs ayında yüzde 10,5, haziran ayında yüzde 6,2, temmuz ayında yüzde -6,8 ve ağustos ayında yüzde 14,3 gelişme trendi izlediğini hatırlatan Oğuz, ihracatta gözlenen istikrarsızlık trendinin izlenen politikalardan kaynaklandığını kaydederek, ihracatın yarınını kestirmekte güçlük çektiğini ve ihracatın ikinci plana itildiğini iddia etti.

TİM’e göre, 21 ihracat sektörü içinde 8 sektörde küçük oranlı artış gerçekleşirken, 13 sektörün ihracatı bir önceki yılın aynı ayına oranla ciddi düşüşler gösterdi.

Eylül ayında en büyük kayıp yüzde 81,5 ile zeytin ve zeytinyağında oldu. Fındık ve mamulleri yüzde 29,5, meyve sebze mamulleri yüzde 27,8, maden ve metaller yüzde 21,2, canlı hayvan, su ürünleri ve mamulleri de yüzde 20,7 oranında geriledi.

İhracatta artış gözlenen sektörler ise tütün, kesme çiçek, tekstil ve ham maddeleri, deri ve deri mamulleri, halı, elektrik, elektronik, makine ile taşıt araçları ve yan sanayii, çimento ve toprak ürünleri oldu.




Tasarruf tedbirleri

Mesai saatlerinin değiştirilmesi dahil, enerjide ek tasarruf tedbirlerini içeren genelge üzerindeki çalışmalar Başbakanlık’ta sürüyor.

Genelgeye temel oluşturan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanarak Başbakanlığa gönderilen ve alınması içeren ek tedbirleri içeren yazı ise 9 maddeden oluşuyor.

Tasarruf tedbirleri paketinde ne var?

1. Aydınlatmada gereksiz lambalar söndürülecek.

2. Beyaz eşyada kondansatör zorunlu olacak.

3. Doğal gazlı resmi daireler için ikinci yakıt tedbiri alınacak.

4. Resmi dairelerde kompakt floresan kullanılacak.

5. Tarihi ve turistik yerler, resmi daireler, belediyeler, camiler gibi binalarda dekoratif amaçlı aydınlatmalar yasaklanacak.

6. Mesai 8.00-17.00 olarak düzenlenecek.

7. Tv’den eğitici program yayını.

8. Verimsiz kamu kuruluşları ekim ayında bakıma alınacak.




Kuyumcuların federasyon sancısı

Ülkemizde yaklaşık 50 bin kuyumculuk ve saatçilik üzerine iş yeri bulunuyor. Ancak kanuna göre 50 olması gereken meslek teşkilatı sayısı 35 olduğu için federasyon olamıyorlar. Kuyumcu ve saatçiler, kanunda değişiklik yapılmasını istiyorlar.

Türkiye genelinde sayıları 50 bini bulan kuyumcu ve saatçiler, federasyon kurarak mesleklerinin sorunların tek elden gündeme getirip çözmek için harekete geçiyorlar. Meslek odası başkanları, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan önlerinin açılmasını istiyorlar.

Türkiye genelinde 50 bine yakın iş yeri bulunan ve yüz binlerce kişiyi istihdam eden kuyumcu saatçiler, federasyon kurabilmek için atağa geçiyor. Kuyumcular ve Saatçiler Federasyonu kurulduğu takdirde, ülke ve sektör için büyük yarar sağlayacağını, Türk-Osmanlı mücevherlerinin sergiler ve uluslararası fuarlar vasıtası ile Amerika ve Avrupa’da daha iyi tanıtılarak, altın-gümüş işletmeciliği yapan küçük ve ortaboy işletmelerin uluslararası tanıtım ve yurt için sorunlarının çözümünün kolaylaşacağını ileri sürüyorlar. Bunun gerçekleşmesi için ise önlerinde sadece tek bir engel bulunuyor. 507 Sayılı Kanun’un ilgili 66 ve 67’nci maddelerine gerekli ilavenin yapılması.

‘Nicelik değil, nitelik önemli’

Federasyon için bazı çalışmalarda bulunan Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Hasan H. Çavuşculu, federasyon kurabilmeleri için ilgili kanunun meslek dalları ile ilgili olarak ülke genelinde 50 oda veya derneğin bulunmasının şart koştuğunu dile getirerek, “Bazen sayı değil yapılan işin niteliği, getirisi önemlidir. Türkiye’de gelir uçurumu bulunduğu için bazı ilçelerde, hatta kimi illerde kuyumcu ve saatçi odası kurulabilmesine imkan verecek sayıda esnaf bulunmuyor. Şu anda bu sektörde 38 oda var. Şoför, bakkal, kahvehaneci ve hatta ayakkabıcı odası her yerde bulunabiliyor. Ancak bizim yaptığımız işin niteliği farklı. Diğer yandan her yörede altın ve gümüş işlemeciliği farklılık gösteriyor. Bu sanatın yaşabilmesi için sorunlarının tek elden ve üst düzeyde çözülmesi gerekiyor. ” diye konuştu. lSezai ŞEN/ANKARA




İç boşaltmaya uyarı sistemi

Üst kurul, bankacılık sektörünü günlük takip için elektronik ağ oluşturacak. Erken uyarı sistemi, gözetim ve denetim birimi ile veriler değerlendirilip bankalardaki iç boşaltma girişimlerinden hemen haberdar olunması bekleniyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, bankacılık sektöründe son yıllarda yaşanan sorunların bir daha ortaya çıkmaması için “erken uyarı” sistemini devreye sokmaya hazırlanıyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı Zekeriya Temizel’in talimatı sonrasında, Üst Kurul’da erken uyarı sistemine dönük ön çalışmalar başladı.

Uygulamaya konulacak projeyle, son günlerde Egebank olayında yeniden gündeme gelen “bankaların içini boşaltma, yasal düzenlemelere aykırı işlemlerde bulunma” gibi olumsuzlukların bundan sonra tekrarlanmaması amaçlanıyor. Bu çerçevede, sektör ile Üst Kurul arasında elektronik bilgi ağı oluşturulması planlanıyor.

Buna göre, bankalar ve Üst Kurul arasında kurulacak on-line bağlantı ile sektördeki gelişmeler günü gününe Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından izlenecek. Bu yolla bankaların kredi işlemleri, özellikle de ortak içi ve ortak dışı işlemler, büyük meblağlı krediler yakından takip edilecek.

Aynı şekilde off-shore hesaplar kanalıyla para kaçırma girişimleri ile bankanın içini boşaltmaya dönük diğer hareketlerden de erken uyarı sistemi ile anında haberdar olunacak.

Konuyla ilgili bilgi veren yetkililer, “Geçmişin acı tecrübeleri ışığında sektörün daha yakından izlenebilmesi için çok güçlü bir ağ oluşturulması gerekiyor. Bu yapılacak. Yeni sistem ile örneğin mevzuata aykırı kredi işlemlerinden daha başlangıçta haberdar olunabilecek. Bunun için çeşitli ülkelerde kurulan sistemlere de bakıldı ve bakılıyor. Türkiye için en iyi takibi sağlayacak bir mekanizmayı belirli bir süreçte hayata geçireceğiz.” dediler.

Bu arada Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, güçlü bir elektronik ağın yanı sıra, gelen verileri değerlendirecek güçlü bir “gözetim ve denetim birimi” de oluşturacak. Söz konusu birim görevlileri, bankacılık sektöründen Üst Kurul’a akan bilgileri sürekli izleyecek. Merkezlerden gelen verilerin değerlendirilmesi sonucunda ihtiyaç hissedilirse şube bazında da denetim yapılacak.

Mernis Projesi hızlandırılacak

Bu arada Bankacılık Üst Kurulu yetkilileri, ülkemizde parasal hareketlerin daha iyi izlenebilmesi için Mernis Projesi’nin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini bildirdiler. Tek vergi numarası yerine Mernis Projesi’yle getirilecek vatandaşlık numarasının günlük yaşamın her anında kullanılacağına dikkat çekildi.




Enflasyon beklendiği gibi

DİE’nin açıkladığı eylül ayı enflasyon rakamları TEFE’de yüzde 2,3, TÜFE’de yüzde 3,1 çıktı. Rakamlar geçen yıla göre büyük düşüş gösterdi.

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), bu yılın eylül ayında, bir önceki aya göre toptan eşya fiyatlarının yüzde 2,3, tüketici fiyatlarının yüzde 3,1 oranında arttığını açıkladı. 1999 Aralık ayından 2000 yılı Haziran ayına kadar bir düşüş eğilimini sürdüren enflasyon rakamları haziran ayından sonra tektar tırmanışa geçti.

DİE'den yapılan açıklamaya göre, eylül ayı itibariyle son bir yıllık enflasyon ise toptan eşyada yüzde 43,9, tüketici fiyatlarında yüzde 49 olarak belirlendi. Bu yılın 9 ayında enflasyon rakamları da, toptan eşyada yüzde 23,7, tüketici fiyatlarında yüzde 26,9 oldu. Bu rakamlar hükümetin yıl sonu hedefi olan TEFE'de yüzde 20 ve TÜFE'de yüzde 25 rakamlarını aştı.

Aylık enflasyon

Bu arada eylül ayı itibariyle 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise toptan eşyada yüzde 57,5, tüketici fiyatlarında yüzde 61,6 olarak hesaplandı. Geçen yıl eylül ayında yıllık enflasyon toptan eşyada yüzde 54,4, tüketici fiyatlarında yüzde 64,3 olmuştu. Geçen yıl aynı döneminde enflasyon toptan eşyada yüzde 40, tüketici fiyatlarında yüzde 43,8 idi. 1999 Eylül ayında, toptan eşya fiyatlarındaki artış yüzde 5,9, tüketici fiyatlarındaki artış ise yüzde 6 olmuştu. Geçen yıl eylül ayı ile karşılaştırıldığında, bu yılın aynı ayında enflasyon, toptan eşya fiyatlarında 3,6 puan, tüketici fiyatlarında 2,9 puan altında gerçekleşti.

Öte yandan İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) 1995 bazlı yeni İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi'ne göre, Eylül ayında perakende fiyatlar yüzde 3,0, toptan fiyatlar yüzde 2,2 oranında arttı. İTO'ya göre göre, Eylül ayı itibariyle yıllık artış ise perakende fiyatlarda yüzde 48,8, toptan fiyatlarda yüzde 51,9 oldu. 12 Aylık ortalamalara göre yıllık artışlar da perakende fiyatlarda yüzde 57,3, toptan fiyatlarda yüzde 56,4 olarak hesaplandı.

Geçen aylardan yüksek

Uzmanlar, eylül ayı enflasyon rakamlarının beklentiler doğrultusunda geldiğini, ancak geçen aylara göre yüksek çıktığını belirttiler. Çekirdek enflasyon dediğimiz özel imalat artışının yüzde 2,2 ile yüksek oranda artış gösterdiğini vurgulayan uzmanlar, kur artışının da üzerindeki bu yükselişin kötü bir haber olduğunu, piyasayı rahatsız edebileceğini ve faizlerin yükselebileceğini söylediler. Uzmanlar, bu sonucun istikrar programının son aylardaki kredibilite kaybının da sonucu olduğunu kaydettiler.




'Keyfî zam yapmıyoruz'

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Bülent Eczacıbaşı, özel sektörün artışlarının var olan enflasyondan kaynaklandığını söyledi.

Eczacıbaşı, Türk özel sektörünün keyfî fiyat artışı yapmadığını savunarak, “Fiyat artışları enflasyon var olduğu için oluyor. Türkiye tümüyle dışa açık bir ekonomi, her alanda yabancı şirketlerin açık pazarı durumundayken, keyfî fiyat artışı yapılamaz.” dedi.

Türk özel sektörünün tüm faaliyet alanlarında Avrupalı rakipleriyle rekabet ettiğini belirten Eczacıbaşı, bu şartlarda hiç kimsenin serbestçe fiyat ve keyfî fiyat artışı yapma özgürlüğünün bulunmadığını anlattı. Eczacıbaşı, “Türkiye’de fiyatlar artıyorsa, enflasyon var olduğu için artıyordur. Enflasyonu da hükümetlerden başka kimse yaratamaz.” diye konuştu.




Taviz yok

Merkez Bankası tarafından, enflasyonun düşürülmesini öngören program uyarınca, uygulanan kur sepeti politikasının bugüne kadar katı bir şekilde yürütüldüğü bildirildi.

Merkez Bankası Araştırma Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Eylül 2000 Enflasyon Raporu” yayınlandı. Raporda, MB'nin amacının enflasyonda sürdürülebilir bir gerileme ile kesin bir para istikrarının sağlanması olduğu belirtilerek, şubat ayından sonra Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Toptan Fiyat Endeksi’nde (TEFE) yaşanan gerilemenin devam ettiğine dikkat çekildi. Raporda, ağustosta TEFE ve TÜFE enflasyon oranlarının son 13—14 yıldan bu yana yaşanan en düşük rakamlar olduğu belirtildi.




Bazalt geçim kaynağı oldu

Diyarbakır’ın merkeze bağlı dört köyünde bazalt taşlarının işlenip yurtdışına ihraç edilmesi projesine başlandı. Bazalt taşlarının İtalya ve Almanya’da düzenlenen fuarlarda sergilendikleri ve büyük ilgi gördüğü belirtildi. Taşların işlenmesini köylülere öğretmek için Afyon’dan 6 taş ustası getirtildi. Taşın işlenmiş halinin yanı sıra sütunlar da 200 ile 400 mark arasında alıcı buluyor.




En büyük Telekom


Bilişimin İlk 500'ü açıklandı. İnterpro tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre Türk Telekom A.Ş en büyük ve en başarılı şirket seçildi. Telekom'u Turkcell, Ericsson, Telsim, K.V.K ve IBM Türk izledi. Sabancı Center'de yapılan törende bilişim sektörünün ilk 10'u ile kategori birincilerine ödül verildi.

Türk Telekom adına ödülü Genel Müdür İbrahim Hakkı Alptürk aldı. Telekomun özelleştirmesi ile ilgili soskunluğunu bozan Alptürk, kurumun uzun yıllar siyasi dalgalanmaların etkisinde kaldığını söyledi. İdarecilerinin siyasi baskı altında kaldıklarını savunan Alptürk, "Yıllardır telekom idarecilerini yargılamışsınız. Kurum yöneticilerini her zaman diken üstünde tutarsanız, onlardan cesaret bekleyemezsiniz. Her şeye rağmen bu kurum sektörün en büyüğü olmuşsa çalışanlara teşekkür etmek gerekir."

Hiçbir kâr amacı gütmeden altyapının rakipsiz sahibi olmak için ciddi yatırımlar yaptıklarını belirten Alptürk, Telekom'un uğradığı haksızlıklardan birinin de Turkcell ve Telsim'e 98'de arabağlantı sözleşmeleriyle tanınan adaletsiz ücret paylaşımı olduğunu ileri sürdü. Alptürk, "Tarifelerimizi bile belirlemeye hakkımız yok" dedi. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Muhsin Mengütürk de bilgi ve iletişim teknolojileri alanında, İMKB dışında Nasdaq benzeri bir borsa kurulması için çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Fatih Uğur-Fatih Yılmaz/İstanbul CHA



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.