GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

04/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


KÜLTÜR-SANAT 


Portakal soyulunca

Portakalı soydum
Başucuma koydum
Ben bir yalan uydurdum
Dum... Dum... Dum...
Adını SİNEMA koydum!

Bu yıl 37'ncisi düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali, birbiri ardına gösterime giren yarışma filmleri, özel gösterimler, galalar, anma programları, basın toplantıları, söyleşiler ve kamyonetler üzerinde Antalya'nın ücra köylerine taşınan projektörlerden yansıyan 'Köyde film şenlikleri' üst başlıklı bir dizi filmle, soyulmaya başlandı. Akdeniz'in bu ılıman şehrinde, portakal ağaçları henüz çiçeklenmemişken, birbirinden ilginç sekiz film ve onlara eşlik eden özel gösterimler, izleyicilere 'erken portakal mevsimi' yaşattı. Antalyalıların büyük bir özlem ve coşku ile koklayarak, peşine düştükleri Portakal Film Festivali bahçesi 8 ayrı dilimden oluşuyor. Her dilimse portakal tutkunlarına ayrı bir tat sunuyor.

ABUZER KADAYIF

Tunç Başaran'ın yönettiği, Kandemir Konduk'un senaryosunu yazdığı, Metin Akpınar, Sibel Turnagöl ve Talat Bulut'un oyunculuklarını üstlendikleri Abuzer Kadayıf, yarışma filmleri kategorisinde, albenisi, kekreksi kokusu ve farklı bir bahçeden devşirilmiş edasıyla portakal bahçesinin ilk göze çarpan meyvesi oluyor. Çünkü Abuzer Kadayıf, kendisi de bir televizyoncu olan senarist Kandemir Konduk'un bunca zamandır Tv bahçesinde yeşerttiği mandalina çekirdeklerini sinema bahçesinde portakal ağaçlarına aşılama çabasının bir ürünü olarak duruyor. Ne mandalina, ne de portakal olan; fakat hem mandalina, hem de portakal olmaya çalışan Abuzer Kadayıf, daha önceki denemelerde göz önünde bulundurulduğunda çok yeni olmamakla birlikte ilginç bir tat sunuyor. Popüler kültüre, yine popüler kültürün araçlarıyla karşı çıkan eleştirel filmler kervanına, medyatik tartışmaların yaydığı kekremsi kokuyla katılıyor. Filmden çok şey bekleyenleri acımtırak kokusu ve didaktik dokusuyla hayal kırıklığına uğratırken, filmi huşu içinde izleyen popüler Tv–sinema seyircisinin acılı Adana ve çiğköfte eşliğinde 'yeni bir türkücünün doğuşu' yanılgısına sürüklüyor. Tıpkı eleştirel film kervanının en başarılı örneklerinden biri olan Arabesk filminin, arabesk kültürü inceden inceye tiye alan izahi bakış açısına rağmen, izleyiciler tarafından bir başka arabesk film olarak algılanması gibi, Abuzer Kadayıf da yeni bir yanılsama olarak kabul görüyor. Karısını öldüren, sokak çocuklarını yeniden topluma kazandırmak için para kazanmak amacıyla kendisine yeni bir kimlik yaratan ve ünlü şarkıcı Abuzer Kadayıf kimliğine bürünen sosyoloji profesörü Ersin Balka'nın serüvenini anlatıyor. Medya-mafya-eğlence dünyası üçgeninde gelişen hikaye her gün bir yenisini gördüğümüz şarkıcılar kervanının yozluğuna dikkat çekiyor. Fakat filmin galasında bu yozluğu eleştirmek için çırpınan Abuzer Kadayıf rolündeki Metin Akpınar'a bir izleyicinin 'Bu gülen sesinizle siz ne zaman bir kaset çalışması yapacaksınız?' diye sorması, biraz önce yenen portakal filminin boğazlarda düğümlenmesine sebep oluyor. (Eyüp CAN / Antalya)




Festivalde 8 film yarışacak

ACI GÖNÜL
Ersin Pertan'ın yönetmenliğini yaptığı Kim Kotila'nın senaryosunu yazdığı Acı Gönül, Amerikalı bir araştırmacının, araştırma yapmak amacıyla geldiği bir Anadolu kasabasında içine düştüğü aşk–cinayet ikileminde gelişen yarı macera, yarı gerilim filmi. Berhan Şimşek ve Elyse Mirto'nun başrollerini paylaştığı filmde yabancılaşma ve töre gibi önemli konuların çatışmasına değinilse de sulu bir portakal dilimine ulaşılamıyor. Erken portakal mevsiminde henüz tam olarak kıvamına ulaşamamış bir Washington portakal tadı sunuluyor.
EYLÜL FIRTINASI
Atıf Yılmaz'ın festivalden önce sinemalarda gösterime giren ve farklı eleştiriler alan Eylül Fırtınası; Gaye Boralıoğlu'nun duyarlıklı senaryosu ve Tarık Akan'ın usta oyunculuğu ile 12 Eylül dönemine ışık tutan ilginç filmlerinden biri. Tarık Akan ve Atıf Yılmaz'ın olgunluk döneminin olgun bir filmi olarak seyirci karşısına çıkıyor.
FİLLER VE ÇİMEN
Derviş Zaim'in yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını yaptığı Filler ve Çimen festivalin en ilginç filmlerinden biri olarak gözüküyor. İlk başta birbirinden bağımsız gibi duran karakterlerin ve onların öykülerinin gitgide daha kesişmesi üzerine kurulmuş olan film, karakterlerin öyküleri kesiştikçe izleyiciye sürpriz bir tat sunuyor.
GÜLE GÜLE
Yönetmenliğini Zeki Ökten'in, senaryo yazarlığını Fatih Altınöz'ün yaptığı Güle Güle dostluk ve nostalji kavramının izolasyon duygusuyla yaklaşıyor. Yaz mevsiminden kalma duygu yüklü sıcak bir tat sunuyor.
MELEKLER EVİ
Yönetmenliğini Ömer Kavur'un, senaryo yazarlığını Feride Çiçekoğlu'nun yaptığı Melekler Evi gittikçe karabasana dönüşen olaylar içinde birbirine tutkuyla aşık olan iki kişinin umutsuz serüvenini anlatıyor. Bu yönüyle de izleyenlerden gizemli bir tat bırakıyor.
OYUNBOZAN
Yönetmenliğini Nesli Çölgeçen'in yaptığı Oyunbozan oyun içinde oyunlardan oluşan kurgusu, Zeki Alasya ve Okan Bayülgen'in usta oyunculuklarıyla hoş bir film tadı sunuyor.
RENKLİ TÜRKÇE
Yönetmenliğini Ahmet Çadırcı'nın, senaryo yazarlığını Osman Cavcı'nın yaptığı Renkli Türkçe eski bir semt sinemasında makinistlik yapan içine kapalı bir gencin tutkulu iç dünyasına eğiliyor. Bu yönüyle de izleyiciye saplantılı bir tat sunuyor.




'Sorunları elbirliği ile aşacağız'


Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kumbul, Altın Portakal Film Festivali ile ilgili bir basın toplantısı yaptı. Basının önerilerini alan ve şikayetlerini dinleyen Kumbul, birtakım küçük sorunların olabileceğini; fakat bunların elbirliği ile aşılması gerektiğini söyledi. Kumbul, önceki gün Cüneyt Arkın'ın, festival ile ilgili söylediklerini, açılış kortejine sinemacıların ilgisizliğini vurgulamak için söylenmiş olarak algıladığını belirtti.

Aspendos ile Kültür Bakanlığı ile ilgili yaşananlara da ışık tutan Kumbul, Kültür Bakanlığı'nın festivale katkısının artarak devam ettiğini söylerken, bu sene bakanlığın 7 dalda ödül vererek bir anlamda özendirme görevi üstlendiğini belirtti. Kumbul, belediyeye bağlı olup da Kültür Bakanlığı'na bağlı olarak sanat üreten opera ve bale gibi birimlere salon temin edildiğini buna mukabil olarak da bakanlıktan maddi katkı beklendiğini, bakanlığın ise bu katkıyı ödül olarak yapmayı düşündüğünü söyledi. Buna göre Kültür Bakanlığı, kendi tespit ettiği 7 kategoride Altın Portakal jürisinin değerlendirmesi ışığında ödül verecek.

Açılış kortejine sinemacıların ilgisinin azlığını da yorumlayan Kumbul, “Biz bu organizasyonu sinemacıların bir bayramı olarak düşünüyoruz. Ben hekimliğim döneminde, kongrelere katılmak için her şeyi yapardık. Bu kongrelere kalacak yer ayarlanması olmadığı gibi bir de ücret öderdik. Ama bu organizasyonları iple çekerdik. Sinemacıların da bu heyecanı taşıması gerekiyor.” dedi.

Altın Portakal'ın uluslararası platforma açılması için küçük çaplı girişimlerinin olduğunu söyleyen Kumbul, bu konuda şunları söyledi: "Altın Portakal uluslararası ölçeğe ulaşmalıdır. Fakat, bunun altyapısı da oluşturulmalı. Ayrıca bu ölçekte bir festivalin maliyeti de büyüyecektir. Fakat, biz bunu beynimizin bir kenarında tutuyoruz."

300 bin dolarlık bütçeyle organizasyonu yapılan festivalin kendileri açısından bir zorunluluk olduğunu ve her şartta yapılması gerektiğini söyleyen Kumbul, “Bu festival, sadece Altın Portakal”ın bir sorunu olarak düşünülmemeli.

Biz her şartta yapacağız. Ama katkılar olursa daha kolay yaparız.” dedi.

Kumbul, benzemediği için tartışmalara yol açan Kemal Sunal heykeli için de şunları söyledi: “Biz sinemaya hizmet vermiş sanatçılarımızın balmumundan heykelinin yapılması için bir düşüncemizin olduğunu duyurduk. Bir arkadaşımız bunu duymuş ve böyle bir çalışma hazırlayıp getirmiş. Biz de ileriye dönük bir ufuk olacağını düşündük bu çalışmanın. Keşke benzeseydi de. Ama benzememiş.” (Hüseyin SORGUN / Antalya)




Blues rüzgârı Ankara'da

"Efes Pilsen Blues Festival 11", 7 Ekim–11 Kasım tarihleri arasında 14 ilde gerçekleştireceği eğlence, dans ve müzik dolu blues maratonuna Ankara'dan başlıyor. "Efes Pilsen Blues Festival 11" kapsamında 7–8–9 Ekim tarihlerinde Ankara Hilton Oteli'nde düzenlenecek konserlerde, ünlü sanatçılar Long John Hunter & The Bad News Blues Band, The Holmes Brothers ve Lil'Brian & The Zydeco Travelers Ankaralı blues severlerle buluşacak.

Birbirinden ünlü blues ustalarının sahne alacağı "Efes Pilsen Blues Festival 11"i kaçırmak istemeyen Ankaralılar konser biletlerini 20 Eylül tarihinden itibaren Vakkorama, Dost Music Center, Polo Karum ve D&R Konur mağazalarından satın alabilecekler. "Efes Pilsen Blues Festival 11" Bluesun bugüne kadar gizli tutulmuş cevherlerinden usta gitarist Long John Hunter; yıllardır dört kıtada üstün performans sergileyen The Holmes Brothers; ve zydeco yorumlarında sınır tanımayan akordiyoncu Lil'Brian'dan oluşan yıldızlar topluluğunu ağırlayacak.




Yunan Filmleri Haftası

Günizi Film'in, Greek Film Center ve Akademi İstanbul ile beraber düzenlediği Yunan Filmleri Haftası 9 Ekim'de AKM'de gösterilecek olan "Vassiliki" adlı filmle başlıyor. Kültür Bakanlığı ve Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın destek verdiği 'Yunan Filmleri Haftası', "Merhaba Dostluk" sloganıyla seyirciye ulaşacak. Sanatın büyüsü bu kez 10-20 Ekim tarihleri arasında barış rüzgârlarıyla salonlarımızı doldurmaya hazırlanıyor.




Yaramaz çocuklar!


Kırmızı Bisiklet'in ekim sayısı çıktı. Bisiklet bu sayısına yaramaz çocukları misafir ediyor. Hani şu uslu durmayan, sütlerini içmeyen, söz dinlemeyen çocuklar var ya onlar. Eğlencelik Bisiklet'te ise Cin Ali serüvenlerine yeniden başladı. Ayrıca Nurcan'la birlikte Çocukça'nın, Karagöz'ün, Ormanya'nın ve Böcekistan'ın maceraları da sizleri bekliyor.




Doğa ve insanlar


Doğa ve insanlara olan duygularını, gözlem ve deneyimlerini yalın bir gözle dışa vuran ressam Fatma Işık'ın resimlerinden oluşan sergisi önceki gün Vakıfbank İstanbul Feneryolu Sanat Galerisi'nde açıldı. 14 Ekim'e kadar açık kalacak sergide sanatçı suluboya, yağlıboya ve grafik çalışmalara yer veriyor. Işık, daha önce de birçok kişisel sergiye imza attı.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.