Savaş'ın 'vur-al' sürprizi
Suç duyurusunda bulunduğu Erdoğan hakkında takipsizlik kararı verdi. Erdoğan'ın samimiyetine ve uyumuna dikkat çeken Savaş'ın bu kararı, siyasi yasağının kaldırılması konusunda Erdoğan'ın işine yarayacak.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, İstanbul Büyükşehir Belediye eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine yönelik sözleri nedeniyle yürüttüğü hazırlık soruşturması sonucunda “takipsizlik” kararı verdi.
Erdoğan’ın geçmişte kendisiyle ilgili yaptığı konuşma yüzünden yargılanmasına gerek görmeyen Savaş, Erdoğan hakkındaki dosyayı kapatmış oldu. Savaş, gerekçesinde, Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği samimiyet ve uyuma dikkat çekti. Başsavcı’nın bu kararı, önümüzdeki dönemde siyasi yasağının ‘iyi hali’ göz önünde bulundurularak kaldırılması için mahkemeye başvuracak olan Erdoğan’a delil teşkil etti.
Savaş’ın iki sayfalık takipsizlik kararında, Erdoğan’ın son dönemdeki tavırlarının samimi görüldüğü ve uyum gösteren konuşmalar yaptığına işaret edildi. Kararda, 1994'te Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Erdoğan hakkında “görevli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ı öldürmek suçuna aleni şekilde tahrik etmek” suçlaması ve TCK’nın 311. maddesine göre cezalandırılması istemiyle kamu davasının açıldığı hatırlatıldı.
Savaş: Erdoğan değişti
Savaş, gerekçesinde şunları kaydetti: “Sanığın yalnızca olay anında kullandığı sözcükler esas alınırsa suçun oluştuğu kabul edilebilirse de, olay sonrası belirlenen söz ve davranışları, samimi görülen ve uyum gösteren savunmaları ve dosyadaki belgelerin tümünün değerlendirilmesinden, suç işlemek kastıyla suç konusu sözleri söylemediği açıklığa kavuştuğundan, sanık hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildi.”
Bu da Savaş'ın ilki...
Başsavcı Vural Savaş hazırladığı takipsizlik kararı ile bir ilke imza attı. Takipsizlik kararının şikayetçi kısmında da, onay kısmında da Vural Savaş’ın ismi yer aldı. Vural Savaş takipsizlik kararı vermeseydi Erdoğan, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda yargılanacaktı.
Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı 1999'da hazırladığı iddianamede Erdoğan’ın yargılanmasını istemiş, dosyayı izin için İçişleri Bakanlığı’na göndermişti. İçişleri Bakanlığı da gerekli izni verdikten sonra dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermişti.
Öte yandan dün konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Erdoğan, kararın memnuniyet verici olduğunu bildirdi. (İrfan KILIÇ / Ankara ZAMAN)
Erdoğan'a siyaset yolu açılıyor
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ın, Recep Tayyip Erdoğan hakkında takipsizlik kararı vermesi ve “Erdoğan’ın samimiyetine ve gösterdiği uyuma' dikkat çekmesinin ardından Erdoğan’ın yeniden siyasete dönmesi gündeme geldi.
İki yıldır siyasi yasaklı olan Erdoğan, Türk Ceza Kanunu’nun 121. maddesine göre önümüzdeki yıl müracaat ederek, siyasi yasaklılık halinin kaldırılmasını isteyebilecek. Erdoğan bu talebine, Savaş’ın kendisi hakkındaki kanaati delil gösterebilecek. 121. madde 'Yasaklı hakların iadesi' başlığını taşıyor. Buna göre, mahkum olan ve işlemiş olduğu suçtan dolayı pişmanlık duyduğunu ihsas edecek surette iyi hali görülen kimse asıl cezasını çektiği veya ceza af ile ortadan kalktığı tarihten itibaren üç ve zamanaşımı ile düşmüş olduğu surette düştüğü tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra yasaklı, haklarının iadesini talep edebilir. Yasaklı hakların iadesi için Erdoğan’ın ikamet ettiği yerdeki ağır ceza mahkemesine gerekçeleriyle birlikte müracaat etmesi gerekiyor.
Halk Sezer'e neden güveniyor?
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, halk nezdindeki kredisi yükselmeye devam ediyor. Bülent Tanla’nın sahibi olduğu Taylor Nelson araştırma şirketinin dün Hürriyet gazetesinde yayınlanan verilerine göre, Cumhurbaşkanı Sezer, eylül ayı itibariyle en güvenilir kişi konumuna yükseldi.
Güvenilirlik sıralamalarında bugüne kadar üstünlüğü kimseye kaptırmayan TSK, Sezer’in arkasından ikinci sırada bulunuyor. Sezer’i ‘en güvenilir kişi’ olarak gören vatandaşların oranı %78,9.
‘Vatandaşlar sadece 5 aydır tanıdıkları, siyasi bir geçmişi ve tabanı olmayan Cumhurbaşkanı’na nasıl bu kadar güven duyabiliyor?’ sorusunun cevabını, Ankara Araştırmalar Merkezi Başkanı (ANAR) Prof. Dr. Beşir Atalay veriyor: ‘Tutarlılık.’
Destek artarak sürüyor
Cumhurbaşkanı’nın güven çıtasını yüksekte gösteren tek kurum Taylor Nelson değil. ANAR’ın ağustos gündem araştırmasında halka yönelttiği, “Cumhurbaşkanı Sezer’i beğeniyor musunuz?” şeklindeki soruya %80’lik bir kitle evet cevabı vermiş. Prof. Atalay, siyasi çizgi farkı gözetmeksizin bütün kitlenin Sezer’i beğendiğini vurguluyor. Ağustos verilerine göre Sezer’e siyasi görüşlerin desteği de yüzde olarak şöyle: DSP 74, MHP 76, FP 89, ANAP 70, DYP 85, CHP 72, HADEP 78, BBP 94.
Halkın Sezer'e verdiği desteğin sebepleri şöyle yorumlanıyor:
Erhan Göksel - VERSO
Sezer'le ilgili verilere katılıyorum. Bu güvenin en önemli sebebi, siyasi yapının yolsuzluk ve usulsüzlüğe boğulmuş olması. Sezer’e destek ‘Yaptımsa ben yaptım.’ mantığının halk tarafından külliyen reddidir. Sezer’in kimliğinde, mütevazı, hukuka önem veren ve devletin kasasını kendi kasası gibi koruyan devlet adamı portresi oluştu. Türkiye’de artık en eğitimsiz kesimler bile hukuka bağlı kalmanın tutarlı olmak ve adam kayırmamak anlamına geldiğini biliyor.
Soli Özel– Bilgi Üniversitesi
Hiçbir tehdide boyun eğmeyen ve çıkarı için çalışmayan bir lider, herkesin özlemlerinin simgesi oldu. Tespit ettiği yerde durması ve davranış değişikliği yapmaması güven duygusu oluşmasında son derece önemli. Demek ki insanlar artık ağzından çıkanla yaptıkları arasında fark olmayan bir lider istiyor.
Doç. Dr. İlhan Yargıç– Çapa Tıp Fakültesi
Şimdiye kadar hep günübirlik siyaset, hukukun üstünde tutuldu. Halk siyasetçileri ve siyaseti kendisine karşı olarak algılıyor. Halk Sezer’de hukukun üstünlüğü noktasındaki tutarlılığı ve bizzat kendisini gördü. Kırmızı ışıkta durmak gibi ufak görünen şeyler bile sempati toplamak için önemli. İnsan psikolojisinde güçlü ve sürekli olana güven duyulur. Sezer de güçlü, kararlı, tutarlı ve sürekli.
Doç Dr. İhsan Dağı– Liberal Düşünce Topluluğu
Sezer’i etkileyen odaklar topluma kapalı jakobenler değil bizzat kamuoyu ve halk. Onu alkışlamayan hükümet kendine çeki düzen vermek zorunda. (Zafer ÖZCAN / İstanbul ZAMAN)
Erbakan: Kararı düzeltin
Diyarbakır DGM tarafından verilen bir yıllık hapis cezası kesinleşen Necmettin Erbakan, Yargıtay’a başvurarak “karar düzeltme” talebinde bulunacak.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na avukatları aracılığıyla cuma gününe kadar dilekçe vermesi beklenen Erbakan, kendisine verilen cezanın hukuka aykırı olduğunu 22 maddeyle savunacak.
Erbakan, 4 ay 26 günlük infaz süresi 13 Ocak 2001 tarihine kadar ertelenen hapis cezası için, avukatları Mehmet Ener, Yaşar Gürkan ve Hayrettin Dilekcan vasıtasıyla 6 Ekim’e kadar karar düzeltme başvurusunda bulunacak. Karar düzeltme dilekçesini, TCK’nın 312. maddesine göre suçun tam olarak oluşmadığı üzerine kurgulayacak olan Erbakan, maddenin ikinci fıkrasındaki “suça tahrik” unsuruna vurgu yapacak. Erbakan, dava ile ilgili karar aşamasında Yargıtay kararlarının uygulanmadığı, olaydan 4,5 yıl sonra imal edilen bir kasedin delil olarak kullanıldığını, kasetle ilgili bilirkişi raporlarının dikkate alınmadığını, seçim konuşmaları ve oradaki ortamın da göz önünde bulundurulmadığını, 30 yıl boyunca Meclis’te yaptığı konuşmalarının içeriğinin ceza aldığı konuşmayla benzeştiğini savunacak. Erbakan, birbiri ile çelişkili iki kaset bulunduğunu, bunların delil olamayacağını belirtecek. (Emine DOLMACI / Ankara ZAMAN)
FP seçimini yaptı
FP TBMM grup başkan vekilliklerine Manisa Milletvekili Bülent Arınç ile Çorum Milletvekili Yasin Hatiboğlu seçildi. FP'nin dünkü grup toplantısının ardından yapılan seçimlerde, Arınç ve Hatiboğlu'nun dışında, Avni Doğan, Abdülkadir Aksu ve Abdüllatif Şener aday oldular.
Arınç 84, Hatiboğlu 58 oy alarak grup başkan vekili seçildiler. Aksu ve Doğan 50'şer, Şener ise 49 oy aldı. Bu adaylardan hiçbiri salt çoğunluğu sağlayamadığından, üçüncü grup başkan vekilliği için önümüzdeki günlerde yeniden seçim yapılacak.
Toplantıda, 102 milletvekili hazır bulundu. Seçimde bir oy geçersiz sayıldı. Seçimi kazanan Arınç’ın “yenilikçi ve gelenekçilerin ortak adayı”, Hatiboğlu’nun ise “gelenekçilerin” adayı olduğu bildirildi. 50 oy alan Aksu ve 49 oy alan Şener’in “yenilikçi”, yine 50 oy alan Doğan’ın ise “gelenekçi” kanatta yer aldığı belirtildi.
'Benim seçmem lazım'
FP Genel Başkanı Kutan’ın seçimlere geçilmeden önce, “Aslında grup başkan vekilini benim seçmem lazım. Fakat yasalara göre seçim yapacağız. Ben seçseydim kimi seçerdim biliyorsunuz.” dediği öğrenildi. Genel merkez, grup başkan vekilliği seçimlerine Yasin Hatiboğlu, Avni Doğan ve Bülent Arınç’ı aday gösterdiler. Yenilikçiler ise, Bülent Arınç’la birlikte Abddüllatif Şener ve Abdülkadir Aksu ile yarışa girdiler. Kesin seçilecek gözü ile bakılan Abdüllatif Şener’in en az oyu alması sürpriz oldu. (Sadullah ÖZCAN / Ankara ZAMAN)
Ozgürlüğe büyük destek
İÜ'nün açılışında baskı taleplerine karşı çıkan Turizm Bakanı'na her kesimden destek yağıyor. Bakanlığın telefon ve faksları tebrik mesajları sebebiyle kilitlendi.
İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'na özgürlük dersi veren Turizm Bakanı Erkan Mumcu'ya partilerden ve vatandaşlardan adeta destek yağıyor. Turizm Bakanlığı'nın telefon ve faksları yurtiçi ve dışından gelen tebrik mesajlarıyla kilitlendi. Gerginliğin sürmesini istemeyen Mumcu, dünkü Konya programını iptal etti.
İstanbul Üniversitesi'nin açılışında başlayan tartışmayı sürdürmeme kararı alan Bakan Mumcu, kendisi için 'dünkü çocuk' yakıştırmasında bulunan Alemdaroğlu'na anlamlı cevaplar verdi. Mumcu, "Atatürk Milli Mücadele'yi başlatmak için Samsun'a çıktığında 38, gençlere emanet ettiği Cumhuriyet'i kurduğunda ise 42 yaşındaydı.” dedi. Mumcu, genç bir nüfusa sahip olan Türkiye'nin yüzde 60'ının kendisinden daha küçük yaşta olduğunu hatırlattı.
Tebrik yağıyor
FP Genel Başkanı Recai Kutan, bizzat telefon açarak Bakan Mumcu'yu kutladı. ANAP Samsun Milletvekili Mehmet Çakar, "Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaşı geçen genç ve dinamik bakanımızın hürriyetler konusundaki çıkışını takdirle alkışlıyorum." dedi. DYP Van Milletvekili Doç. Dr. Hüseyin Çelik ise, Alemdaroğlu'nun gençliğe hakaret ettiğini kaydederek, "Sayın Mumcu'yu demokratik hukuk devletini savunan yaklaşımından ve özgürlükçü çıkışından dolayı tebrik ediyorum." şeklinde konuştu. Mumcu'yu Hukuk Fakültesi'nden hocası olan ve geçen yıl Alemdaroğlu ile anlaşamayarak dekanlıktan istifa eden Prof. Dr. Aysel Çelikel de kutladı. Çanakkale'nin CHP'li Belediye Başkanı İsmail Özay da, Mumcu'ya, kutlama mesajı gönderdi.
'Demokrasi herkese lazım'
Demokrasinin herkese lazım olduğunu vurgulayan Türk Eğitim–Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan ise, Rektör Alemdaroğlu'nun demokrasiye inanmadığı kanaatinde olduğunu söyledi. Özcan, "Ülke için demokrasi ve özgürlük şarttır ve bunun uygulanacağı en önemli yer de üniversitelerdir. Üniversitede özgürlüğün kısıtlanmasını düşünmek bile abestir." dedi. Türk Üniversite Sen Genel Başkanı Doç. Dr. Şükrü Koç da, demokrasi ve özgürlüğün önüne geçmek isteyenlerin çabalarının akim kalacağını ifade etti.
Yaşından çok çekti
Turizm Bakanı Mumcu, siyasete atıldığı ilk günden itibaren gençliğiyle ilgili problemlerle karşılaştı. Mumcu yaşı ile ilgili ilk sorunu milletvekili seçildikten sonra Meclis'te yaşadı. Tecrübeli siyasetçi Kamran İnan, Meclis kulisinde gördüğü Mumcu'yu, "Siz hangi milletvekilinin oğlusunuz? Buraya giremezsiniz." diye uyardı. 33 yaşında Isparta’dan milletvekili seçilen Mumcu önce ANAP lideri Yılmaz’ın danışmanı, sonra da Mustafa Taşar’la birlikte ANAP tarihinin en genç genel sekreteri oldu. Erkan Mumcu, sadece gençliğiyle değil 17 Ağustos depreminden sonra yaptığı gibi kimi zaman statükoyu sorgulayan çıkışlarıyla da dikkatleri çekti. Mumcu’nun ismi Mesut Yılmaz sonrası ANAP liderliği için de geçiyor. (Ömer ŞAHİN-İbrahim ASALIOĞLU / Ankara ZAMAN)
Yılmaz ve Özkan Genelkurmay'da
ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile DSP’li Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, Genelkurmay’ı ziyaret etti. Edinilen bilgiye göre, dün, saat 11.30 sıralarında Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’na giden Yılmaz ile Özkan’ın ziyareti 2 saat sürdü.
Yılmaz ve Özkan, saat 13.30’da Genelkurmay Karargahı’ndan ayrıldı. Ziyarete ilişkin açıklama yapılmadı. Başbakan yardımcıları Genelkurmay'daki görüşmelerinin ardından Milli İstihbarat Teşkilatı Basın Müşavirliği'nin açılışına da katıldılar. Ankara
Baykal görevi devraldı
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “2–3 hafta önce hiç böyle bir hesap yokken şimdi buradayım. Bir sürpriz duygusu yaşıyorum.” dedi.
CHP’nin geçtiğimiz hafta sonu yapılan olağanüstü kurultayında 16 ay aradan sonra yeniden genel bakanlığa seçilen Deniz Baykal, dün parti genel merkezinde düzenlenen törenle görevi Altan Öymen’den devraldı.
Baykal, törende yaptığı konuşmada, partiye katkılarından dolayı Öymen’e teşekkür etti. Öymen’in parti içinde barış ve uzlaşmanın sağlanması için elinden geleni yaptığını belirten Deniz Baykal, şöyle konuştu: “Burada yaşadığım çok özel duygular var. Hayatın ne kadar rastlantılarla şekillendiğini yaşadığım son iki üç hafta içinde bir kez daha gözlemledim. Hiç böyle bir hesap yokken şimdi buradayım. Böyle bir hazırlık içinde değildim. Böyle bir planım yoktu. Büyük ve ağır bir sorumluluk aldım. El ele verek bunun altından kalkacağız.” Baykal konuşmasını Öymen’e meslek hayatında başarılar dileyerek bitirdi.
Öymen yeni partiye karşı
Tören sırasında basın mensuplarına yaptığı açıklamaya, “Sevgili meslektaşlarım” diye başlayan eski Genel Başkan Altan Öymen, CHP içindeki arkadaş gruplarının çekişmelerinin azalması gerektiğini söyledi. Öymen, şöyle devam etti: “CHP zor bir dönemden bugünlere geldi. Bu dönemin de güçlükleri var. Artık arkadaş grupları arasındaki çekişmelerin azalması gerekir. Bunun yolu tasfiye değil, ikna ve işbirliğidir. Kimsenin tasfiye edileceğim diye bir endişesi de olmasın. Biz, böyle itham edildik; ama böyle bir şey yapmadık. Kimsenin de yapacağına inanmıyorum.” Kurultay sonrası yeni parti görüşünü seslendirenlere de çağrıda bulunan, yeni parti girişimlerine de karşı çıkan Öymen, “Ayrılma ile ilgili yaklaşımları da kesinlikle doğru bulmuyorum. CHP’nin başka seçeneği yoktur. Sorunlar CHP içinde çözülür. Bunu hiç kimse unutmamalı.” dedi.
Öymen ve Baykal açıkalamaların ardından bir süre başbaşa görüştüler. Öymen, Baykal’a, 16 ay içerisinde yaptığı çalışmaların belgesini, üye kayıtlarının bulunduğu disketler ve kasa anahtarı ile partiye 1 milyon 350 bin dolara alınan 6 bin 422 metrekarelik arsanın tapusunu verdi. Ankara ZAMAN
Sefa Sirmen basını suçladı
İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı Sefa Sirmen, kamuoyu beklentisinin CHP kurultayına yansımadığını söyledi.
CHP’deki genel başkanlık yarışında istediği başarıyı elde edemeyerek seçimleri kaybeden Sirmen, düzenlediği basın toplantısında kendisine yeterli desteği vermeyen basına sitem etti.
Basının, seçimden birkaç gün önce tahminî seçim sonuçlarının rakamlarla vermesinden delegelerin olumsuz etkilendiğini savunan Sirmen, “Sonuç olarak kurultayın iradesi, kamuoyunun beklentisini yansıtmadı. CHP'nin tarihinde ilk kez Parlamento'nun dışında kalmasına sebep olan Deniz Baykal genel başkan oldu, sonucu hep birlikte göreceğiz.” dedi. Fikri KAYA–Kocaeli CHA
Fazilet'in tüzük davası
FP'nin, 14 Mayıs Kongresi'nden önce yapılan “tüzük değişiklikleri” mahkemelik oldu. FP Diyarbakır İl Genel Meclis üyesi Hadi Akaydın tarafından değişikliklerin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle açılan dava dün Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüşüldü.
Duruşmaya katılan Akalın, tüzükte yapılan değişikliğin yeterli katılım olmadığı için yasaya uygun olmadığını savunarak iptalini istedi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın FP’ye gönderdiği ve tüzüğün “hukuki” olmadığı gerekçesiyle iptalini isteyen mütalaanın delil olarak sunulduğu dava, 8 Kasım’a ertelendi. Emine DOLMACI/ANKARA
|