Tarım Bakanlığı 'Zamanında müracaat' diyor
Tarım Bakanlığı, 1999 yılı sonlarında kendi personeli için atama yönetmeliği çıkarttı. Personelinin mağdur edilmemesi prensibiyle kaleme alınan bu yönetmeliğe göre bir personelin mecburi hizmet süresini tamamladığı bölgeden istediği bölgeye ataması yapılıyor. Ayrıca mesela 6. bölgede bir personelin en fazla 7 yıl görev yapabileceğini, bundan daha uzun süre bu personelin burada kalamayacağını belirten bir paragraf da var bu yönetmelikte.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde görev yapan bir grup ziraat mühendisi, veteriner hekim ve teknisyen ‘Birçoğumuzun atama işlemleri hazırlandı ancak ne gariptir ki sayın bakan, Doğu illerinden personel atamasının bir kısmını yaptıktan sonra diğerlerinin atamasını yapmaya yanaşmıyor. Yine ne gariptir ki aynı süreç içerisinde Diyarbakır ve Van illerinde atama işlemleri devam ettirilmektedir.’ şeklinde şikayetlerini dile getirdikten sonra isteklerini belirtiyorlar.
‘Bizler bu bölgede mecburi hizmet süremizi tamamladık. Peki bu bölgeye hiç gelmeyen diğer meslektaşlarımıza bu bölgede hizmet yapma zorunluluğu yok mudur? Bari atama yapmama gerekçenizi söyleyin de biz de ona göre idare mahkemelerine müracaat edelim sayın bakan.’
Bir grup teknik personelin bu durumu ile ilgili bakanlık yetkilileri ile görüştük. Bölgelere göre tayinlerin aksatılmadan yapıldığını belirten müşavir, bölgelerin yediden başlayarak altı, beş, dört şeklinde olduğunu, bunun da aksamadan gerçekleştiğini savunuyor. Vakti dolmadan, bölge farkı gözetilmeden yüzlerce başvurunun yapıldığını bundan dolayı bazı aksamaların olabileceğini iddia eden bakanlık, bütün çarklarıyla sistemin çalıştığını savunuyor.
Anlaşılan mağdur olduğunu iddia eden çalışanların personel genel müdürlüğüne zamanında yeniden müracaat etmesi gerekiyor.
Bazı holdinglerin davetine gitmeyeceğim!
Son iki ay içinde birkaç holdingin açılış ve tanıtımlarına katıldım. Açılışların görkemi, harcanan dolarlar, davet edilen ilgili ilgisiz yüzlerce insanın özel uçaklarla taşınması, organizelerdeki bozukluklar doğrusu daha ilk davette beni ve benim gibileri rahatsız etmiyor değildi.
Bütün bunlara rağmen davete icabetin gerekliliği geleneğimizde olduğu için ve yazdığım köşeye yansıyan şikayetlere birinci elden cevap veya çözüm bulma ümidiyle şimdiye kadar davetleri reddetmemeye çalıştım.
Ancak en son bir holdingin Avrupa gezisinden sonra yazar ve gazeteci meslektaşlar arasında yapılan ayırım birçok arkadaşımızın üzülmesine sebep oldu.
Sevgili yazarımız Ali Bulaç’ın deyimiyle ‘bizim mahallenin’ yazarları hep ikinci plana itildi. Zaman zaman yok sayıldı.
Gerek konaklama, gerek intikal, gerekse de ikili ilişkilerde hep en iyimser ifadeyle ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördü.
Bazılarına özel koruma verilerek çantaları bile taşınırken, ‘mahalleden’ bir kameramanımız magandalar tarafından hastanelik edildi.
Bazıları suit odalarda ağırlanırken mahallenin birçok yazarı iki kişilik odalarda kaldı. Mahallenin gazetecileri otobüslerle taşınırken, bazılarına özel araç tahsis edildi.
Bazıları first class’ta yolculuk yaparken aynı mahalleliler uçakta sıkıntı yaşadı,
Basın toplantısında bazıları baş köşeye oturtulurken, mahalleli gazeteciler ayakta saatlerce beklemek zorunda bırakıldı.
Bu muameleden ‘bazıları’ bile rahatsız olurken ne organizeyi yaparak milyarları hortumlayanlar, ne de holding yöneticileri bu ayırımcılıktan rahatsız olmadılar. İşte bunlardan dolayı bazı holdinglerin açılışlarına, tanıtımlarına katılmayacağım. Ta ki ‘mahallenin çocuklarını’ ‘çantada keklik’ görmeyerek gerekli değeri verinceye kadar.
Özürlü alfabesi aranıyor
Küçük bir ilçede kendisini gençliğimizin eğitimine adamış bir lise öğretmenimiz, şartların zorluğuna aldırmadan eğitim hizmetine deva ediyor. Bu yıl işitme özürlü bir öğrencisi var. Bu küçük ilçede şartlar, özel eğitim alması için uygun değil. Öğretmen, yardım edilmedik, hiçbir öğrencisinin eğitimden mahrum kalmasını istemiyor. Hele bu talebesiyse hiç razı değil ve bu konuda yardımcı olamamanın rahatsızlığını, sıkıntısını çekiyor.
Bu kızımıza ve ailesine işitme engelliler alfabesini öğretmek isteyen bu fedakar öğretmen konunun uzmanlarına ulaşamıyor.
Bu mektubu vesile ederek ‘eğitime bir katkı da benden olsun’ diyenler başta bu okul olmak üzere çevremizde ihtiyacı olan okullara özürlüler için hazırlanan alfabe gönderme fırsatını kaçırmasınlar. İhtiyacı olana yardım etmek en güzel hizmettir.
|