GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

06/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Ferhat Barış

Durup dururken...

Bazı anlarda hedefe kilitleniriz.. Gözümüz karardığı için, ‘özrümüz’ün kabahatimizden büyük olduğunu fark edemeyiz bile.. Padişahı taciz edip, ‘kusura bakmayın sizi sultan hanım sandım’ diyen eleman misali tarihe geçiveririz..

Bakın Alemdaroğlu ne demişti: ‘Hiçbir rejim kendisini yok edecek fikirlere ve eylemlere izin vermez..’ Şimdi sağlıklı bir kafa yapısıyla düşünelim; rektörün bahsini ettiği, ‘yok edici’ler kimler? Başörtülü kızlar mı?

Yoksa imam hatip liseleri mi?

Devletin kendi müfredatını uygulayan, bu ülke insanının evlatlarının gittiği okul mezunlarını ‘düşman’ olarak görmek sağlıklı bir ruh halinin mi, yoksa bir paranoyanın mı emaresidir? Bir kız çocuğu salt başörtüsü taktığı için ‘rejim’ düşmanı mı sayılmalı? Eğer öyleyse bu kızları hemen yargılayıp cezalandırmak mıdır doğru olan, yoksa ‘evinde otur, dışarı çıkma’ diyerek toplumdan dışlamak mı?

Maalesef yukarıda bahsi geçen tipolojinin ruh hali böyle.. Zaten, giderek daralan kıskaç, tanımı çok zor olan bir tür militarist laiklik tarafgirleri ile onların bilinci yarı iptal medya ortaklarının istediği bir ülke tablosunu ortaya çıkarıyor..

Bilmem Hürriyet gazetesini ve yayın yönetmenini okur musunuz? Ben şahsen ibretle takip ediyorum. Özkök ve Hürriyet’in haberlerini her gün takip ettikçe, bu gazetenin yayın toplantısında nelerin konuşulduğunu, bu tür yazar–çizer, gazeteci takımının halet–i ruhiyesini çok daha net görebiliyoruz.. Birkaç gün önce Sayın Cumhurbaşkanı’mızı ‘Beni heyecanlandırmıyor’ diye niteleyen Özkök, ‘Halkın Sezer’e güveni orduya olan güveni geçti’ diye yazmıştı. Dünkü Hürriyet’te ise, bir okul açılışında konuşma yapan Sezer’in haberine ne başlık atılsa beğenirsiniz: ‘Sezer’e alkış yok!’ Adeta sen misin halkın güvenini kazanan, beni heyecanlandırmayan’ dercesine hem de..

Ertuğrul Özkök ile Fatih Altaylı, belli ki yayın toplantısında ortak olarak paylaşılan; ‘Bakan Mumcu’nun işi bitti, silinecek’ ana fikrine kendi düzlemlerinden yaklaşmışlar.. Sayın Özkök, inanılmaz bir hedefe kilitlenmeyle, hem de olayı çarpıtarak, Bakan Mumcu’ya ‘zevzek’ diyor.. Ama inanılmaz bir ‘kulak üstüne yatma’ eylemi var karşımızda. Bakın ne diyor Özkök dünkü yazısında: ‘Ama benim de takıldığım nokta, o konuşmanın içine durup dururken neden ille de ‘‘asker duyarlılığı’’ gibi bir kavramı yerleştirmek zorunda hissettiğiydi...’ Belli ki sayın Özkök, peşin hükümlülüğünün verdiği flulukla, sayın rektörün konuşmasını dinlememiş ya da okumamış.. Bakın Bakan Mumcu’dan önce kürsüye gelen rektör ne söylemiş; ‘Atatürk Türkiyesi’ni korumak ve cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmakta kararlı olan ulusumuz, başta TSK olmak üzere üniversitelerimiz ve çağdaş kurumlarımız, ülkeyi aklı ve vicdanı körleşmiş bir grubun çağdışı emellerine terk etmeyeceğini ve asla bu konularda ödün vermeyeceğini göstermiştir...’ Yani Bakan Mumcu, Özkök’ün söylediği gibi ‘durup dururken’ değil, önceden birileri tarafından belirlenmiş bir örneklemeyi ‘Ordu’yu işin içine katmıştır. Bu ülkede artık son derece moda olan; başarısızların, gericilerin, bağnazların mutlaka birilerinin ardına sığınma refleksleri sonucu aynı örneği kendi konuşmasında kullanmıştır. İşte size Mumcu’nun konuşmasının Özkök’ü sinirlendiren bölümü: ‘Cumhuriyetin korunması ve kollanması konusunda cumhuriyeti yaratan kurumların tamamının görevleri, sorumlulukları vardır... Her kurum korumak ve kollamak konusundaki duyarlılığını birbiriyle aynı ifade etmek zorunda değildir. Cumhuriyetin değerleri, Atatürk ilke ve devrimlerini korumak ve kollamak konusundaki üniversite duyarlılığı, sözgelimi TSK’nın duyarlılığı ile üslup olarak, biçim olarak bire bir aynı olamaz. Çünkü bu onların ontolojik varlıklarına aykırıdır... Korumak ve kollamak konusundaki abartılmış duyarlılığımız bizi taassuba, bizi bağnazlığa götürmemelidir. Hiçbir şekilde bizden farklı düşünenlerin yok olmasını istemek gibi bir hakka sahip değiliz. Hele üniversite bu hakka hiçbir zaman sahip olmadı. Üniversite var oluşunu özgürlüklere borçludur. Özellikle düşünce ve ifadenin özgürlüğüne borçludur..’ Şimdi Allah aşkına, olay Özkök’ün dediği gibi, ‘Yoksa o zaman durup dururken Silahlı Kuvvetler’e gönderme yapmak niye?’ şeklinde gelişme mi var yoksa ciddi bir ‘zevzekleme’ vakıasıyla mı karşı karşıyayız?

Kartelci abilerimin canını sıkacak bir örnek daha vereyim size. Malum rektörün konuşmasının olduğu gün iki üniversiteli öğrenci ‘F Tipi’ cezaevlerini protesto ettikten sonra gözaltına alındılar.. Haklı bulursunuz ya da bulmazsınız, o ayrı bir konu. Ve bu iki gösterici her demokratik ülkede olduğu gibi sonradan serbest bırakıldılar.. Aklıma başka bir olay geldi.. Bir süre önce Karabük’te başka bir bakanı protesto eden başörtülü bir öğrenci, –hem de aynı mekanda değil başka bir binanın penceresinden pankart göstermişlerdi, hem de yaşı 15’ti– gözaltına alınmıştı. Ve hâlâ gözaltında.. Bu canım ülkede, yazarlar bakanlara ‘zevzek’ diyor, başörtüsü rejim düşmanlığı olarak algılanıyorsa, tabii ki kusursuz adalet ve hakça muamele beklenemez ve elbette ‘Sezer’e alkış yok’ türü ‘pışıkkk’ haberleri yayınlanır.. Canım ülkem gözlerinden öperim..


f.baris@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

15/ 09/ 2000... Pirus zaferi
17/ 09/ 2000... Militan laikse koy sepete
18/ 09/ 2000... Öz olmayınca söz yükselmiyor göklere!
20/ 09/ 2000... Sorular.. sorular...
22/ 09/ 2000... Generalin sokağa çıktığı gün ya da gecikmiş bir eylül yazısı
27/ 09/ 2000... Gülüyorsun; ama dinlediğin senin öykün!
01/ 10/ 2000... Örtün üstümüze karanlığı
02/ 10/ 2000... Biz de olimpiyat düzenleriz usta!
04/ 10/ 2000... Çarpık ve sapık


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.