GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

06/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Hasan ÜNAL

Analiz

Koştunitsa istikrar getirir mi?

Sırbistan'da yapılan genel seçimlerin ardından başlayan kargaşa artan bir tempoda devam edecek gibi. Genel seçimlerin 'Yugoslavya' devlet başkanlığı için gerçekleşen kısmında yoğun tartışmalar yaşanıyor.

Batı dünyası bu tartışmaları ve olayları etkilemeye çalışıyor. Batı dünyasının istediği 'Yugoslavya' Devlet Başkanı Miloşeviç'i bir şekilde devre dışı bırakmak. Bizdeki okuduğunu anlamaktan aciz bazı gazetelerin yazdığına göre ise bu iş neredeyse tamamlanmış gibi. Miloşeviç yenilgiyi neredeyse kabul etmiş ve kaçacak ülke arıyormuş.

Oysa bizim gazetelerde çıkan bu haberleri doğrulayacak gelişmeler yok. Sırbistan'dan gelen haberler hiç de öyle söylemiyor. Muhalefetin, başkanlık seçimlerinin ikinci turuna katılmayarak, Miloşeviç'i sokak gösterileri ve genel sosyal itaatsizlik politikaları sonucunda devirme çabalarının siyaseten isabetli olup olmadığını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Bütün bu mücadeleden Miloşeviç'in galip çıkması ihtimali hiç de az görünmüyor. İşin daha da garip tarafı, muhalefetin adayı Koştunitsa devlet başkanlığı koltuğuna oturursa Sırbistan'da her şeyin normalleşeceğinin sanılması. Oysa bu ihtimal de oldukça zayıf.

Batılı dünyanın Sırbistan'da halihazırda izlediği taktik vaktiyle Bosna'da başarılı sonuçlar vermiş bulunan girişimlerine benziyor. Bosna soykırımı sırasında Sırp kasabı Radovan Karaciç'in en yakınında yer almış bulunan ve o zaman Sırpların merkezi olan Pale'deki Sırp parlamento başkanlığını üstlenen Bilyana Plavsiç, Dayton Anlaşması'nın imzalanmasından sonra Karaciç ve ekibine karşı çıkmıştı. Onun bu kafa tutmasını iyi manipüle eden Batı dünyası ise Karaciç ve ekibini Plavsiç vasıtasıyla zayıflatmaya muktedir olmuştu.

Muhalefetin adayı Koştunitsa'nın vaktiyle Radovan Karaciç ve Miloşeviç'le birlikte hareket etmiş olduğunu gayet iyi bilen Batılı dünya, bütün bunlara rağmen Koştunitsa yoluyla Miloşeviç'i devre dışı bırakmak istiyor. Yani taktikler biraz benziyor. Ancak unutmamak gerekir ki, vaktiyle Bosna'da böyle bir yol izlendiği zaman NATO askerleri Bosna'nın her tarafında denetimi ellerinde tutuyorlardı. Bir mânâda siyasetin başka güçler tarafından aşırı derecede manipüle edilmesi ihtimali yok denecek kadar azdı.

Oysa Sırbistan'da Batılı dünyanın böyle bir denetim gücü yok. Tam tersine Miloşeviç her şeye hakim. İç savaş şartları için eğitimden geçirilmiş olan kendisine bağlı özel polis birliklerinin sayısı bazı tahminlere göre seksen bin civarında, yani ordu kadar. Ayrıca ordu da son yıllarda yaptığı tasfiye hareketinden sonra tamamen kendisine bağlı hale geldi. Özellikle ordunun üst kademesinden bazılarının kendisi gibi savaş suçlusu olarak aranmakta olması, ordu ile Miloşeviç arasındaki bağlılığın kuvvetlenmesine sebep oldu. Kısacası Miloşeviç, sokak gösterileri yoluyla yıkılmayacak kadar güçlü görünüyor. Buna karşılık muhalefetin sokak gösterilerinden bıkması ve gösterilere katılanların sayısının giderek azalması ihtimali var.

Ayrıca koltuğa oturması halinde Kosova'yı tekrar Sırbistan'a entegre edeceğinden bahseden, Karadağ'ın bağımsızlık elde etmesine katiyen müsaade etmeyeceğini belirten ve bunları söylediği için Batı ile iyi ilişkiler içindeki Karadağ devlet başkanının tepkisini çeken Koştunitsa bölgeye istikrar getirir mi? Bu soruya mevcut şartlar altında olumlu cevap verebilmek oldukça zor hatta imkansız. Buna karşılık Miloşeviç her ne kadar dayılık yapmaya çalışsa da Kosova'yı kaybettiğinin ve hatta Karadağ'ın bağımsız hale gelmesinin belki de an meselesi olduğunun farkında. Ayrıca Kosova ve Karadağ'ın kendi başlarının çaresine bakar hale gelmeleri veya getirilmeleri bölge istikrarı açısından çok daha mantıklı olabilir. Dolayısıyla sırf Miloşeviç karşıtı diye Koştunitsa'nın yanında yer almak zannedildiği kadar anlamlı olmayabilir.


h.unal@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

18/ 09/ 2000... Kıbrıs dolaylı görüşmeleri
21/ 09/ 2000... Ermeni işi şaka değil
23/ 09/ 2000... Ermeni tasarısı (I)
24/ 09/ 2000... Ermeni tasarısı (II)
25/ 09/ 2000... Seçimler de, sonrası da kritik
28/ 09/ 2000... Belgrad'da işler karışıyor (I)
29/ 09/ 2000... Belgrad'da işler karışıyor (II)
02/ 10/ 2000... Batı'nın Sırbistan siyasetinin çıkmazları
05/ 10/ 2000... Ermeni tasarısı


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.