GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

06/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Hilmi YAVUZ

Zaman Yazıları

Tek partili rejimleri özleyenler için

Yıllardan beri, 'cuntacılık' ve 'tepeden inmeclik'i, deyiş yerindeyse meslek bilmiş olanların, kendilerini 'Aydınlanmacılık' ve 'Kemalizm' maskesi arkasına gizleyerek yapıp ettiklerinin ne yazık ki, sonu gelecek gibi görünmüyor.

Şimdilerde, öteden beri özleyip hayalini kurdukları rejimi bu defa saklısı gizlisi olmadan açıktan açığa dile getirme cesaretini bulduklarına, baklayı ağızlarından çıkarmaya başladıklarına tanık olunuyor... Türkiye'de demokratik hukuk devleti kurallarının işlediği 1923–1925 yıllarını (işlerine gelmediği için olsa gerek!) yok sayıp atlayarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasal tarihini, neredeyse Takrir–i Sükun Kanunu ile başlatmaya varan bir pervasızlık! Evet, pervasızlık!

'Cuntacı' ve 'tepeden inmeci'liği tescil edilmiş geçmişleriyle, bu zevatın gönlünde yatan Türkiye, Metin Toker'in daha 1950'li yıllarda koyduğu bir teşhisle, 'dikensiz gül bahçesi'dir. Dikensiz, yani muhalefetsiz, susturulmuş, bir Türkiye! Çok partili sivil bir demokrasinin rafa kaldırıldığı bir Türkiye!

Bunlardan birinin, belki de en içten pazarlıklı olanının, 'cuntacı' tabiatına mahsus ihtiyatlılığı bir yana bırakarak, tek parti dönemine övgüler döşenen bir yazısını, ibretle okuduk son günlerde. Bu zat, 'şair, yazar, çizer, ressam ve sanatçıya düşmanlık ne zaman başladı?' diye sorarak girdiği yazısına, 'çok partili rejimden sonra!..' cevabını vererek devam ediyor ve şunları ekliyordu:

'Tek partili rejimde öykücü Memduh Şevket Esendal tek partinin genel sekreteri idi; şair Yahya Kemal İspanya, Yakup Kadri İsviçre'de sefir–i kebir idiler, Nurullah Ataç başbakanlıkta (Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde olacak. H.Y.) anlı şanlı çevirmendi; Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Ahmet Muhip Dıranas'a değin edebiyatımızın nice köşe taşı 'devlet'in baş tacıydı; Reşat Nuri ya maarif müfettişi ya da UNESCO'da temsilciydi.

Say sayabildiğin kadar...

Nazım Hikmet'e ise, 'milli demokratik devrim' yetmiyordu; şair daha aşkın bir sosyalist özlemin peşinde olduğundan başı beladaydı...

Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, Ahmed Arif, vb.'nin canına okuyan rejim, tek partili değildir..

Çok partilidir.'

Önce, bu alıntıdaki vahim bilgi yanlışlarından başlayayım. Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin'in hayat hikayelerini bilenler, hem Rıfat Ilgaz'ın hem de Aziz Nesin'in, tek parti döneminde de 'başlarının belaya girdiğini', hem de iyice belaya girdiğini çok iyi bilirler. Dahası, bu akıl yürütme o kadar saçmadır ki, mesela, bu mantıkla, Sabahattin Ali'nin öldürülmesinden, 'çok partili' demokrasiyi sorumlu tutmak gerekecektir!. Öyle ya, Sabahattin Ali öldürüldüğünde Türkiye'de çok partili bir demokrasi yürürlükte olduğuna göre (1948 yılıdır), onun başına gelenlerden de, herhalde, iktidar (yani, CHP) değil, çok partili rejim sorumlu (!) olmalıdır! Ve min'el garaib!

Dahası, 'solcu' geçinen bu zat, Nazım Hikmet'e reva görülenlerin mazur görülebileceğini gizleme gereğini duymuyor. Nazım'ın, 'milli demokratik devrim'le yetinmediği için başı belaya girmiş! 'Aydınlanma Bilgesi' böyle buyuruyor! Bunun anlamı şu: 'Eh, ne yapalım, o da milli demokratik devrimle yetinseydi, kardeşim! O zaman başı belaya girmezdi!..' Mantığa bak, 'sol'dan hizaya gel!

Tek parti dönemine olan hayranlığını dile getiren yazarın, sosyoloji biliminin temel bilgilerine başvurma gereğini duymadığı da anlaşılıyor! Öyle ya, koskoca 'aydınlanma bilgesi'nin sosyolojiye falan ne ihtiyacı olabilir ki? Gene de kendisine, nazikane hatırlatmak zorundayım: Tek parti döneminde el üstünde tutulduklarını söylediği yazar ve şairlerin hepsi, tek parti rejiminin bürokratik ideolojisini taşıyan ya da çarnaçar taşımak zorunda bırakılan, Gramsci'yen anlamda 'organik' aydınlardır: 'Resmî' ideolojisinin taşıyıcısı olan, 'resmi' ideolojiyi yeniden–üreten kimlikler!. 'Tek parti rejimi' bunları, yani devletle bütünleşmiş bu kimlikleri, el üstünde tutmayıp da ne yapacaktı? Elbette 'baş tacı' edecekti! Yakup Kadri'nin büyükelçiliğini ya da Nurullah Ataç'ın Riyaseticumhur baştercümanlığını, tek parti rejiminin erdemine örnek diye göstermek, düpedüz safsatadır; hem de safsatanın dik alası; elhasıl, üzerinde durmaya bile değmez! Martin Heidegger'in Nazi döneminde Freiburg Üniversitesi Rektörlüğü'ne getirilmesi, Hitler'in tek parti yönetiminin düşünürlere ve yazarlara verdiği önemi mi göstermekteydi Allahaşkına? Hadi canım, sen de!

Ama elbette asıl üzerinde durulması gereken, sözü, 'resmi' ideolojik söylemin içinden dile getiren yazar ve şairlerin devlet katında gördükleri itibarı bahane ederek, 'tek partili rejim'e duyulan özlemin dışa vurulmasıdır. Bay 'cuntacı' kimi kandırdığını sanıyor? Gerçek Kemalistler, 'Kemalizmin', 'cuntacılık' anlamına gelmediğini biliyorlar çünkü! 'Aydınlanma devrimi'yse ülkeyi Takrir–i Sükun kanunları ile yönetmek anlamına gelmiyor! Hiç gelmiyor!

Söylemesi bile fazla: 1925'ten beri köprülerin altından çok sular aktı. Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olmak yolundaki elli küsur yıllık kazanımlarını hiçe sayarak, tek parti rejimi hayalleri kurmak, düpedüz bir ham ervahlıktır. Demokrasi, gerçek anlamda demokrasi, 'sivil' ve elbette 'çoğul' bir yönetimdir. Bunun başka türlüsü de olmaz...

Biraz tarih, biraz sosyoloji ve biraz mantık okur musunuz, lütfen!


h.yavuz@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

07/ 07/ 2000... Son büyük bestekârın ölümü
14/ 07/ 2000... Zeyyad Selimoğlu'na ağıt
28/ 07/ 2000... Budalalığın keşfi
04/ 08/ 2000... Soytarılar
11/ 08/ 2000... 'Seyahatnâme-i Hudûd'
08/ 09/ 2000... Jakoben kim?
15/ 09/ 2000... Kıssalarla hisseler
22/ 09/ 2000... 'Genç Eleştirmenler'
29/ 09/ 2000... Jakobenlik, Takrir-i Sükun ve K.H.K


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.