MHP açısından seçimin önemi
Meclis Başkanlığı kuşkusuz partiler için çok önemli makam. Devletin iki numaralı koltuğu... Siyasetin müthiş gelişmelere doğru yol aldığı fırtınalı süreçte bu makamın önemi bir kat daha artıyor.
Bütün partiler bunun bilincinde, kazanmak için bir yandan birbirlerini kollarlarken diğer yandan ince strateji üretiyorlar. Henüz fazla açığa çıkmasa da, siyasî kulisler yoğun görüşme trafiğine sahne oluyor. Başvuru için son gün olan 10 Ekim’e doğru hareket daha da artacak.
Seçimlerin hemen ardından yapılan başkanlık oylamasında 4. parti ANAP, adayı Yıldırım Akbulut’u Fazilet Partisi’nin desteğiyle seçtirmeyi başarmıştı. O güne göre şartlar çok değişti. Bir kere hükümet kurulmamıştı, partiler arası ilişkiler bugünkü gibi değildi. Her parti kendi adayını çıkarmış ve ANAP’lı Akbulut aradan sıyrılmayı başarmıştı.
Diğer partilere nazaran MHP penceresinden bu seçim daha hayati görünüyor.
MHP’nin kazanamaması hesabına ‘kayıp’ olarak yazılacak. Sağın birinci partisi olmasına rağmen Meclis içi eksenlerde sonuç alıcı politikalar üretememe ithamıyla yüz yüze kalacak. İleride bu kayıp için ödenecek bedel gündeme gelebilir.
Şimdi şartlar farklı. Öncelikle hükümet partileri bir adayda uzlaşma arayacaklar. Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi uzlaşmaları kolay olmaz. Çünkü Sezer dışarıdan bir isimdi, Meclis Başkanlığı adayı milletvekili olmak zorunda. Bir partili olmak durumunda yani. Uzlaşmanın önündeki en büyük engel bu.
MHP geçen dönem, Sadi Somuncuoğlu’nu aday göstermiş; ancak sonuç alma yollarında çok isteksiz davranmıştı. Sözgelimi, FP ve DYP’nin destek için MHP yönetimi ile masaya oturma isteği Bahçeli tarafından reddedilmişti. Bu kez MHP daha istekli.
MHP lideri Devlet Bahçeli aday tespit etmek için milletvekilleriyle görüşmeler yapıyor. Grubun nabzını alıyor. Öne çıkan ilk isimler, Ömer İzgi ile Şevket Bülent Yahnici... Bunlara yenilerinin eklenmesi mümkün.
Ömer İzgi’nin muhalefet partileri ve ANAP’tan oy alması zor. Kulislerde kulaktan kulağa fısıldanan olay İzgi’nin işini güçleştiriyor. Olay şu: Ömer İzgi, grup başkan vekilliği odasında biri kadın 3 kişiyle seçim değerlendirmesi yapar. CHP’nin barajı aşamaması ele alınır. Ailecek CHP’li olduğunu söyleyen kadın konuğuna Ömer İzgi aynen şöyle der:
CHP, Meclis’te yok diye üzülmemek lazım. Asıl CHP çizgisini biz temsil ediyoruz. Bak göreceksiniz MHP, CHP’nin yokluğunu aratmayacak...
MHP, ne kadar arzulu olursa olsun, adayını seçtirmek için hükümet partilerinin kendi adayı üzerinde uzlaşmalarını sağlaması lazım. En azından DSP’nin desteğini almak durumunda. Her parti kendi adayını çıkarır da seçim ince taktiklere kalırsa bir MHP’linin kazanması çok güç.
İzlediği politikaların sonucunda muhalefeti itmiş durumda. Bahçeli, ‘dinlensinler’ diyerek önceki seçimde de tekrarlamıştı. Doğru, FP ve DYP muhalefette kalarak dinlendiler; ama MHP’yi kazandırmayarak kendileriyle birlikte dinlendirdiler. Muhalefetin yanı sıra ortağı ANAP’la mesafeli olması MHP’nin elini zayıflatıyor.
Bütün bunlar dikkate alındığında MHP için tek çıkış, ‘DSP’ye dönüp, başbakan sizden; ANAP’a da, geçen dönem sizdendi’ diyerek adayı üzerinde uzlaşmaya ikna etmek... Bir MHP yöneticisi de bunun farkında ve şöyle diyor: Uzlaşma güç. Ama üçüncü turda hükümet partilerini birlikte hareket etmeye zorlayabiliriz...
MHP hem iç dengeler hem de parti politikaları açısından seçimin ne denli önemli olduğunun farkında. Kazanmak ve kaybetmek MHP için daha ileri anlamlar ifade ediyor.
m.unal@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
18/
09/
2000...
Adnan Menderes: Dirimden korkmayacaktınız...
20/
09/
2000...
312 iyimserliği
22/
09/
2000...
Demirel'in huyu
24/
09/
2000...
Dışarıda kalan bir siyasetçi
27/
09/
2000...
Ankara yerine İstanbul ve yeni Baykal
29/
09/
2000...
CHP'nin iddiası, Baykal'ın şansı
01/
10/
2000...
CHP'de yeni dönem
02/
10/
2000...
Sezer'den Meclis'e yol haritası
04/
10/
2000...
Baykal CHP'yi barıştırabilecek mi?
|