Avrupa Birliği de, dünkü çocuk!
Çetin Altan, "Enseyi karartmayalım" tezinin isim babası...Bakıyorum, son günlerde o da bildik iyimserliğini ertelemiş görünüyor: "20. Yüzyılı ıskalayan Ankara'nın 21. Yüzyıla karşı gösterdiği uyumsuzluk, on onbeş yıl daha süreceğe benzer. Ondan sonra dış dinamikler hızlıca değiştirmeye başlayacaktır, Türkiye'yi de..."
Kuşkusuz, Ankara çağdaş dünyanın standartlarına eklemlenmeyi ısrarla erteledikçe, Altan gibilerin iyimserliği de ertelenecek. Çağdaş Türkiye umutları ne yazık ki her defasında bir başka bahara kalacak.
Çetin Altan'ın bir yandan 'enseyi sağlam tutalım' tavsiyesinde bulunurken, diğer yandan yıllar önceki yazılarını aynen yayınlayabiliyor olması çelişki değilse, nedir?
Yirmi otuz yıl önce yazdığı yazıların altına, bu durumu hatırlatan ibareleri koymasa, kaç kişi bunların geçmişte yazıldıklarının farkına varabilirdi?
*
Çetin Altan'ın öteden beri 'dış dinamiklerle' açıklamaya çalıştığı iyimserliği ile bir sorunum olduğu sanılmasın...
Üstelik, "İşte Çankaya'da Sezer var ve Çankaya'yı kısa sürede en güvenilir kurum konumuna yükseltti" denilebilir. Bu gerçek, bir nebze iyimser olmak için iyi bir örnek de sayılabilir.
Ardından, Anayasa Mahkemesi'nin Yetki Yasası'nı tümüyle iptal ettiği 'son dakika' haberinden söz açılabilir.
Hükümetin yetki yasasına dayanarak bundan böyle Ka He Ka çıkaramayacağından hareketle...
KHK Krizi esnasında ona söylemediğini bırakmayan statükoculara, "Gördünüz mü, Sezer nasıl da haklı çıktı?" denilebilir...
Ne var ki, bütün bunlar yapılırken, Ankara'nın Cumhurbaşkanı Sezer ile neredeyse ayrı dünyaların insanı olduğu gözardı edilemez!
Özcesi, statükonun Sezer veya onun gibi düşünenlerle sorunu var...
*
Çankaya'da Sezer'in bulunması, Çağdaş Türkiye yolunda iyimser olabilmemiz için kaydadeğer bir neden ise...
Yasakçı, tutucu ve düşünce özgürlüğüne karşı rektörlerin yönettiği, bilim yuvası olmaktan her geçen saniye hızla uzaklaşan üniversitelerimiz, karamsar olmak için çok daha büyük bir neden!
Çağdaş uygarlığı yakalayan ülkelerde, her şeyin başı düşünce özgürlüğü...
Bizde ise, anlı şanlı rektörler yasakçılıkları, statükoculukları ve de düşünce özgürlüğüne karşı konumlarıyla övünüyorlar!
Hukuka aykırılığı kesin olan üniversitelerdeki türban yasağı yetmedi...
YÖK Başkanı, kampus lojmanlarında oturan üniversite personelinin yakınlarına da başörtüsü yasağı getirdi...
Hep söylüyorum ya... Canım Türkiye'm!
AB adaylığı kapısının açılmasıyla ortaya çıkan iyimserlikten sonraki dönemde Türkiye fotoğraflarına tek tek bir daha bakın bakalım, enseler ne durumda?
Sahi, ben şimdi Avrupa Birliği mi dedim?
O da kim oluyor? O daha, dünkü çocuk!
t.korkmaz@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
21/
09/
2000...
Bekleyen Adam’dan beklenen anılar!
22/
09/
2000...
Bu kış 'elektrik kesintileri' gelecek!
26/
09/
2000...
Altan Ağabey'iniz basına döner diye, korkmayın!
27/
09/
2000...
3 bin dolarlık demokrasi!
28/
09/
2000...
Gole giderken çukura düşen Picasso'nun ehliyeti yoktu!
29/
09/
2000...
‘İroni’ye fesat karıştı!
03/
10/
2000...
Alın size, her gün Altan Abi okuma cezası!
04/
10/
2000...
Size de çıkabilir!
05/
10/
2000...
Heyecan vermiyor, üstelik dünyalı da değil!
|