İşçi-işveren sertleşiyor
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Refik Baydur, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan iş güvenliğine ilişkin yasa tasarısını “Bir gecede ayarlanmış, sendikaları koruma kanunudur. İşçiye hiçbir şey getirmiyor.” diyerek eleştirdi.
Baydur, TİSK ve TÜSİAD tarafından alternatif olarak hazırlanan “Yeni ve Çağdaş İş Kanunu Taslağı”nın tartışılması amacıyla Sabancı Center’da düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, sanayicilerin artık, “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyecek yerde olmadığını belirterek, Türk sanayicisinin politikanın kıvrak ve yaranma sistemleri içinde zaman zaman zorlandığını, yaralandığını, çember içinde sıkıştırıldığını kaydetti.
Her şeye rağmen sanayicinin üretim, istihdam, global pazarlardaki mücadelesini sürdürdüğünü ifade eden Baydur, “Bizi yanlış görenler, ağır ağır kanaatlerini düzeltmişler ve düzeltmeye de devam edeceklerine inanıyorum.” dedi. Baydur, toplantıda esas amaçlarının iş kanununun icra edilemeyen düzenlemelerini kökten değiştererek, sanayicilere nefes aldıracak, esnek çalışma sistemlerini gündeme getirmek ve Avrupa Birliği’ne (AB) girmek için iş güvencesi konusunda sonuca varmak olduğunu söyledi.
Ağlayan patron
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Refik Baydur, “Hiçbir zaman ağlayan işçi görmek istemiyorum ama ağlayan işletme de görmemeliyim.” dedi.
Baydur, hazırlanan “Yeni ve Çağdaş İş Kanunu Taslağı”nın tartışılması amacıyla Sabancı Center’da düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, TİSK ve Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) işbirliğiyle hazırlanan taslak konusunda, 1996 yılından bu yana demokratik ve liberal akademisyenlerin çalıştığını kaydetti. Baydur, “Hiçbir zaman ağlayan işçi görmek istemiyorum; ama ağlayan işletme de görmemeliyim. Evvela işletmeyi yaratmak zorundayız. Sonra emeği refaha ulaştırmak, sokakta iş bekleyen insanlara da iş bulmak zorunda olduğumuzu bilmeliyiz.” dedi. İstanbul ZAMAN
Ortak deklarasyon
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) daveti üzerine İstanbul’da gerçekleştirilen 3,5 saatlik toplantının ardından, ortak deklarasyon yayınlandı.
Deklarasyonda, “Bu beklentilerimize karşılık, karşımıza çıkartılan sosyal düzenlemelerin rakiplerimizin terk ettiği ya da terk etmeye çalıştığı düzenlemeler olmasından, üzerimize yüklenen ekonomik ve sosyal faturaların altında ezilmekten endişe ve üzüntü duyuyoruz.” denildi. Deklarasyonda, “Bu toplantıda, Türk hür teşebbüsünün temsilcileri olarak hazırladığımız iş kanunu taslağımızı, önce hükümetimize ve sosyal taraflara sunmayı ve kamuoyunda tartışmaya açmayı kararlaştırmış bulunuyoruz. 21. yüzyılda temel hedef, önce işletmenin korunmasıdır. İş yerinin korunması gerçek iş güvencesidir.” görüşü dile getirildi. İşadamları ekonomik programa desteklerinin de devam ettiğini bildirdiler.
İşçiden eylem mesajı
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Türk-İş Genel Sekreteri Hüseyin Karakoç ve Hak-İş Başkanı Salim Uslu, Hükümetin ve işverenlerin İş Güvencesi Yasa Tasarısı’na yönelik tavrına göre, miting ve genel grev de dahil ortak bir tavır belirleyeceklerini söylediler.
Yapılan ortak açıklamada, işverenlerin tasarı karşısındaki üslubunun yakışıksız ve kaygı verici olduğu kaydedilerek, şöyle denildi:
“İşveren kesimi, lobi faaliyeti yaparak bu taslağın yasalaşmamasına çalışacağını ifade etmektedir. Hiçkimsenin baskı ve tehditle parlamentonun iradesine ipotek koymaya hakkı yoktur. Kaldı ki, işgüvencesinin yasalaşması Anayasa’nın Meclis’e yüklediği bir görevdir. Bu, sosyal hukuk devleti olabilmenin de bir gereğidir. Bu temelde, demokratik bir adım olan taslağın yasalaşması için her tür çabayı göstereceğiz.”
Öte yandan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, işçilerin 48 yıldır sürekli gündeme getirdiği haklı ve küflenmiş taleplerini hayata geçirdiklerini belirterek, “İş güvencesi en kısa sürede yasalaşacaktır.” dedi.
Sabancı, üç markayla beyaz eşya piyasasında
Sabancı Grubu’nun yeni kuruluşu TeknoSa, sektörlerinde dünyanın lider markaları olan Sharp, Hoover ve Thomson markaları ile Türkiye pazarına iddialı girdi.
TeknoSa’nın temsilciliğini yaptığı markaların elektrikli, elektronik ve optik ürünleri, önceki akşam Sabancı Center’da düzenlenen bir toplantıyla tanıtıldı. Temsilciliği yapılan markaların beyaz eşya, plazma ekran televizyonları ve kameralarının tanıtıldığı toplantıda konuşan TeknoSa Yönetim Kurulu Başkanı Demir Sabancı, geçtiğimiz mart ayında kurulan şirketin altyapı ve yatırım sürecini tamamladığını bildirdi. Kanala yatırım yaptıklarını belirten Sabancı, “Özellikle müşteri tercihlerine cevap verebilecek, müşterinin seçim hakkını kullanabileceği ürün yelpazesini sunmak üzere arayışlara giriyoruz. Markaları ve müşterileri bir araya getiren bir ortamı yaratma peşindeyiz.” diye konuştu. Halen 450 tane bayileri bulunduğunu ve yıl sonu itibariyle bu sayının 700’e çıkacağını dile getiren Sabancı, yılsonu itibariyle 50 milyon dolarlık ciro beklediklerini kaydetti.
Türkiye’de üretimin şu an itibariyle gündemlerinde olmadığını ifade eden Sabancı, “Ama ileride fırsatlar çıkarsa, cazibeler olursa düşünülebilir.” şeklinde konuştu. Demir Sabancı, hükümetin ithalatı kısma yönündeki çabaları ile ilgili olarak da, “Ülkemiz artık dünya ekonomileriyle entegrasyon yoluna girmiş bir ülke. Artık dünyada izole olmuş hiçbir ülke yok.” dedi. Harun ÇÜMEN/Ekonomi Servisi
Teknoloji sürprizler getiriyor
Ünlü teknoloji gurusu Cliff Saunders, her geçen gün teknolojiyi benimsemenin hızlandığını belirterek, 2005 yılında cep telefonu ve İnternet kullananların sayısının 1’er milyar kişiyi aşacağını belirtti.
Telsim’in sponsorluğu ile Türkiye’ye gelen Saunders’in “Kaos, karmaşıklık ve teknolojinin dünyasında hoş sürp- rizler” konulu konferansında, teknolojiyle yeni ürünler ve hizmetler ortaya çıkacağını vurguladı.
ABD’de 50 milyon radyo kullanıcısına ulaşmak için 40 yıl, 50 milyon insanın Tv seyretmeye başlaması için 15 yıl geçmesi beklenirken, 500 milyon İnternet kullanıcısı için beklenmesi gereken yılın sadece 5 yıl olduğunu vurgulayarak bu benimsemenin hızının çok önemli olduğunu açıkladı. Benimsemenin hızlanması karşısında, kaotik durumdan kurtulmak için davranış tekniklerinin kullanılması gerektiğini ve farklı bakış açısına sahip arkadaşlıklar kurulmasını tavsiye eden Saunders, “İnsanları dinleyin.” dedi.
Gıda sektöründe durum kötü
Gelişmiş ülkelerde tarım ürünlerinin yüzde 60’ı sanayi tesislerinde yarı veya tam mamul haline getirilirken, Türkiye’de bu oran yüzde 30 dolayında.
Gelişmiş ülkelerde tarım ürünlerinin yaklaşık yüzde 60’ı sanayi tesislerinde “yarı veya tam mamul haline getirilirken, Türkiye’de bu oranın yüzde 30 dolayında olduğu bildirildi.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ”Gıda Durum Raporu“nda, toplam ihracat içerisinde tarım ürünleri payının yüzde 12, işlenmiş tarım ürünlerini ise yüzde 10 dolaylarında olduğu ifade edildi.
Raporda, son 20 yılda ihracat içerisindeki tarım ürünlerinin payının azaldığını, işlenmiş tarım ürünleri payının ise giderek arttığı belirtildi.
Dünyada 12 bin bitki türünden 9 bininin Türkiye’de yetiştirilebildiği hatırlatılan raporda, toplam üretimde bitkisel üretimin yüzde 57, hayvansal üretimin yüzde 34, akuatik ürünlerin yüzde 2,9, ormancılık ürünlerinin ise yüzde 5,8’lik bir orana sahip olduğu kaydedildi.
Bitkisel üretimde ise hububat yüzde 73,5 ile en büyük payı oluştururken, buğday, hububat içinde yüzde 67 ile ilk sırayı alıyor. Gıda sanayiinin imalat sanayii içerisindeki payının yüzde 20 olduğu vurgulanan raporda, gıda sanayiinin imalat sanayii istihdamının yüzde 15’ini katma değerinin de yüzde 13’ünü karşıladığı ifade edildi. Gıda sanayii üretiminde politik, ekonomik ve sosyal faktörlerin belirleyici rol oynadığı anlatılan raporda, gıda sanayiini ve gelişmesini etkileyen faktörlerin, sürekli değişen tüketici eğilimleri, uluslararası ve iç pazardaki rekabet koşulları, teknolojik gelişme ile ürün yönetimi ve pazarlama olduğu kaydedildi.
Raporda, Türkiye’de 24 bin dolayında gıda işletmesi bulunduğu ifade edilirken, bunların yüzde 56’sını un ve unlu mamuller, yüzde 18’ini süt ve süt mamulleri, yüzde 12’sini de meyve-sebze işlemelerinin oluşturduğu vurgulandı.
İç ve dış pazar taleplerin dalgalanmalar göstermesi, hammadde arzı ve sermaye yapısındaki yetersizlik gibi nedenlerin, gıda sanayii kuruluşlarının kapasite kullanımlarını etkilediği ifade edilen raporda, Türkiye’de modern teknolojileri uygulayan büyük kapasiteli tesis sayısının 2 bin olduğu bildirildi.
Kesinlikle yeterli değil
Sabancı Holding Yeni İş Geliştirme Koordinatörü Ali Sabancı ve Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, Türk Telekom’un yüzde 29 blok satış oranının düşük olduğunu, bu oranın yükseltilmesi gerektiğini söylediler.
Sabancı Holding Yeni İş Geliştirme Koordinatörü Ali Sabancı, Türk Telekom’un özelleştirilmesinde yüzde 29’luk oranın kesinlikle yeterli olmadığını söyledi. Başbakanlık’ın Türk Telekom ile ilgili açıklamasını nasıl değerlendirdiğini sorduğumuz Sabancı, “Sermaye oranında oy hakkı, ama stratejik kararlarda oy birliği. Bu ne demek, bir adamın veto hakkı olması demek. Yeterli değil.” açıklamasında bulundu.
Daha önce yüzde 20 oranında hissesi satışa sunulan; ancak ‘yönetimde temsil hakkı’ problemi nedeniyle alıcı çıkmayan Türk Telekom’la ilgili yeni karar önceki gün alınmıştı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’ın başkanlığında Devlet Bakanı Recep Önal, Devlet Bakanı Yüksel Yalova ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün katılımlarıyla da yapılan toplantıda, Türk Telekom’un yüzde 29 hissesinin blok satış, yüzde 5 hissesinin de halka arz yoluyla satışa sunulacağı kararlaştırılmıştı. Toplantıda ayrıca, ‘Pay oranında yönetimde temsil hakkı tanınacak ancak stratejik konularda yönetimde oy birliği aranacak.’ kararı alınmıştı.
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün de, Telekom’da özelleştirilecek oranın yüzde 29’a yükseltilmesine ilişkin olarak, “Yüzde 29 oranı düşük, hiçbir özel sektör söz sahibi olmayacağı bir yere talip olmaz. Bu rakamın biraz daha yükseltilmesi lazım, zaten tek talipli olmayışının sebebi de budur.” dedi.
Bütçede zam açmazı
Hükümet, 2001 yılı bütçesine önümüzdeki hafta içinde son şeklini vermeye hazırlanırken, ekonomi yönetimi, yeni yıl bütçesinde özellikle kamu işçilerinin toplu sözleşme zammı ile memur maaş artışında zorlanıyor.
Yeni yıl bütçesi için art arda yapılan toplantılarda, personel ödenekleri kesinleştirilemedi. Personel ödeneklerinin hükümetin memur maaş zammı konusundaki tutumuna göre netleşeceği belirtilirken, memura bu yıl olduğu gibi 2001’de de, enflasyon oranının altında kalmayacak bir maaş artışı yapılacağı ifade ediliyor.
İhracatı Euro vurdu
Devlet Bakanı Toskay ihracatın yarıdan fazlasının yapıldığı AB’ye yönelik ihracatın, Euro’nun dolar karşısında değer kaybetmesi sonucu baskı altına girdiğini belirtti.
İthalatın önceden öngörülen 46 milyar dolarlık seviyeyi aşarak 51 milyar doları bulabileceği, ihracatın ise öngörülen seviyelerde gerçekleşeceği kaydedildi.
Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Tunca Toskay, dün Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda gazetecilerle bir sohbet toplantısı düzenledi. Toskay, başta dış ticarette petrol fiyatlarının artması ve Euro’nun değer kaybetmesinden kaynaklanan bir sıkıntının yaşandığını, geçen yılın ilk altı ayındaki ortalama Euro fiyatları dikkate alındığında kurdan dolayı kaybın 1,1 milyar doları bulduğunu ifade etti. “Eğer bu kayıp olmasa idi ihracattaki artış ilk 7 ay itibarı ile yüzde 5 değil, yüzde 12,3 olarak gerçekleşecekti.” diye konuşan Toskay, Türk Lirası’nın Euro karşısında ocak—eylül döneminde yüzde 9,7, dış ticaret sepeti karşısında ise aynı dönemde 1,8 değer kazandığını açıkladı. Toskay, ithalatta yaşanan yüksek oranlı artışta geçen yılın ilk 7 ayında varil fiyatı ortalama 13,1 dolar olan ham petrol fiyatlarının bu yılın aynı döneminde 26,1 dolara kadar yükselmesinin en büyük etken olduğunu kaydetti.
Rusya’dan ithalat fırladı
Toskay’ın verdiği bilgilere göre, Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalatımız yılın ilk 7 ayında yüzde 74,8 artarak 2 milyar 22 milyon dolara ulaştı. Bunda doğalgaz fiyatlarının yüksek oranda artması etkili oldu. İhraç ürünlerinin ihraç fiyatı düşerken, ithal ürünlerin fiyatları arttı. Yılın ilk yarısında ihracat fiyat endeksi yüzde 6,6 azalırken, miktar endeksi yüzde 9,1 arttı. İthalat fiyat endeksi aynı dönemde yüzde 8,4, miktar endeksi de yüzde 27 oranında yükseldi. Ham petrol hariç tutulduğunda ise, ithalat fiyat endeksi bu dönemde yüzde 5,2 geriledi.
Tunca Toskay, ihracatta yaşanan sıkıntıların aşılması için çalışmalarını sürdürdüklerini, 2001 yılı bütçesi hazırlanırken, ihracat rakamının gelecek yıl 30 milyar dolar psikolojik sınırını geçebilmesi için, ihracat destek miktarının artırılmasını istedi. 2000 yılının ilk 9 ayında 2,7 milyar dolar ihracata destek verildiğini kaydeden Toskay, bu yıl sonuna kadar bu rakamın 4,1 milyar doları bulacağını, gelecek yıl bu miktarın yüzde 10 artırılması için gayret göstereceklerini aktardı. (Sezai ŞEN / Ankara ZAMAN)
Parris'ten Türkiye'ye övgü
ABD'nin Ankara eski Büyükelçisi Mark Parris, New Yorklu işadamlarını Türkiye'ye yatırım yapmaya çağırırken, Türkiye'nin öneminin daha da arttığını belirtti.
ABD’nin Ankara eski Büyükelçisi Mark Parris, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başlattığı ekonomik devrimi devam ettirmesi için Türkiye’ye desteğinin süreceğini kaydetti. Türkiye’de hayatının en güzel elçilik yıllarını yaptığını kaydeden Parris, New Yorklu işadamlarını Türkiye’de yatırım yapmaya çağırdı.
New York Belediye Meclisi Başkanı Peter Vallone’nin daveti ile Belediye Meclisi Salonu’nda, Türk—Amerikan İşadamları Forumu tarafından Türkiye ve Türkiye ekonomisini tanıtıcı bir program düzenlendi. Toplantıya eşiyle birlikte katılan ve bir konuşma yapan Parris, Türkiye ile ilgili çok güzel anıları olduğunu söyledi. Soğuk savaşın bitmesinden sonra Türkiye’nin öneminin bittiğini düşünenlerin yanılgı içinde olduklarını belirten Parris, “Aksine Türkiye’nin önemi daha da arttı. Bu önem ileride daha da artacak.” dedi.
Türkiye’nin başta bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya cumhuriyetleri ve diğer bölge ülkeleri için örnek teşkil ettiğini vurgulayan Parris, “Bu ülkeler, Belçika veya Japonya’yı değil Türkiye’yi örnek alacaklardır.” dedi.
Parris, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başlattığı ekonomi devriminin tamamlanması için ABD desteğinin süreceğinin altını çizdi. (Emrah ÜLKER / New York ZAMAN)
Kiptaş borsa yolunda
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, uluslararası kredi kuruluşlarıyla görüşmeler yapıyor. Kredi temininin yanı sıra belediye iştiraklerinin de halka açılması planlanıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi şirketlerinden KİPTAŞ halka açılma hazırlığında. KİPTAŞ için düğmeye basıldığını belirten Genel Müdür İsmet Yıldırım, sırada diğer şirteklerin olduğunu söyledi. Alternatif kaynaklar oluşturma noktasında Büyükşehir Belediyesi tarafından özelleştirmenin gündeme alındığını vurgulayan KİPTAŞ Genel Müdürü Yıldırım, “Borsaya açılma konusunda KİPTAŞ’ın düğmesine bastık. Çok kısa zamanda arsalarımızı ve projelerimizi değerlendirip daha iyi finans imkânları ile halkımıza daha ucuz konut edindirme politikasıyla yaptığımız iş merkezlerini içine alan GYO'yu kuruyoruz. Yakın zamanda projeler ortaya çıkacak. SPK'ya 8 Ekim’de verilecek. Ondan sonra da bunun prosedürleri var. Bilahare halka arz yapılacak. Burada KİPTAŞ öncü oluyor.” dedi. KİPTAŞ’ın cirosu 100 ile 150 milyon dolar arasında değişiyor. Bugüne kadar 5 sene içinde 450 milyon dolar yatırım yapıldı. Bu sene 25—40 milyon dolar daha fazla yatırım yapılıyor. Yine bu sene müteahhitlere 10 ay içerisinde ödenen para 60 trilyon liraya yaklaştı.
Alternatif kaynaklar
Alternatif kaynakları oluşturma noktasında ilk olarak gündeme alınan özelleştirmede ilk çalışma TEB’le birlikte yapılmıştı. Özelleştirme çalışmaları için ön çalışması yapılan 5 iştirak Ulaşım AŞ, KİPTAŞ, İDO; İGDAŞ ve Halk Ekmek, Arthur Anderson, uluslararası muhasebe standartları çerçevesinde bu şirketlerin mali bilançolarını denetliyor. Belediye yetkilileri özelleştirme ile ilgili çalışmaların tamamlandığını ve iki hafta içinde açıklanacağı belirtildi. Diğer yandan uluslararası piyasalara açılarak İstanbul’un hayatî projeleri için finansman sağlama arayışları da sürdürülüyor. SMP, Moody’s ve Duff and Phelps gibi üç saygın reyting kuruluşu ile anlaşılarak kurumun krebilitesi ölçülüyor. (Şerif ERDİKİCİ / Ekonomi Servisi)
UND, Haydarpaşa Limanı’na talip
Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ile UND Ro—Ro İşletmeleri AŞ'nin Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Ulusoy, büyük hedeflere sahip olduklarını belirterek, “Sırada liman var. Haydarpaşa Limanı özelleştirilirse ihaleye gireceğiz. Uçak da almayı düşünüyoruz.” dedi.
Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Ro—Ro İşletmeleri AŞ filosunun geliştirilmesi projesinin ilk aşamasını oluşturan dünyanın en büyük Ro—Ro gemisi UND Akdeniz, bugün düzenlenecek törenle UND filosuna katılacak. UND Ro—Ro filosundaki gemi sayısı UND Akdeniz ile 8'e yükselirken, 2002'nin Nisan ayına kadar 5 modern Ro—Ro daha filoya dahil olacak.
Yugoslavya'nın parçalandığı ve ambargonun konulduğu dönemde, 48 uluslararası karayolu taşımacısının kendi araçlarını Avrupa'ya deniz yolu ile taşıyabilmek amacıyla şirketin kurulduğunu kaydeden Ulusoy, 1994'te başlayan Ro—Ro taşımacılığıyla ve sahip olunan 7 gemiyle Akdeniz'de 2., dünyada ise 6. büyük filo konumuna gelindiğini anlattı.
Ulusoy, “UND, Fatih Sultan Mehmet'in gemileri karadan yürütmesinin tersine, TIR'ları denizden yürüterek Avrupa'nın ortalarına nakletmiştir.” dedi.
Narenciyede 100 bin ton rekolte
İzmir Ziraat Odası Başkanı Reşit Kurşun son yıllarda mandalina üreticisinin büyük bir sıkıntı içinde olduğunu belirterek, narenciye üretici fiyatlarının maliyetin altında kalmaya başladığını söyledi.
Mandalinanın ihracatının düştüğünü ve üretici fiyatlarının değer kaybettiğini kaydeden Kurşun, “Bu yıl100 bin ton narenciye rekoltesi bekliyoruz. Ürün kalitemizde artış var.” dedi.
|