Miloseviç'i transfer edelim!
Sırp kasabı Miloseviç’in baskıları kendi vatandaşını iyice bıktırdı. Sonunda kazan patladı ve Miloseviç koltuğundan uçtu. Epeydir de kelle koltuktaydı galiba. Mutlaka üzülenler olmuştur. Tıpkı Arnavutluk diktatörü Enver Hoca’nın devrilmesine ağıt yakanlar olduğu gibi. Slobodan Miloseviç’in hangi fare deliğine saklandığını henüz bilmiyoruz. Merak etmeyin pek yakında ortaya çıkar.
“Darısı diğer diktatörlerin başına” diyeceğiz ama dilimiz bir türlü varmıyor. Demeye de korkuyoruz açıkçası. Üstüne alınanlar olabilir. O yüzden şimdilik bu temennimizden vazgeçiyoruz.
Bir de teklifimiz olacak: Miloseviç’i Türkiye’ye çağıralım. İrticaya karşı mücadelede büyük katkıları olacağından hiç şüpheniz olmasın. Tecrübeli bir liderdir kendileri. Zayi etmeyelim. Bu yaştan sonra mağdur olmasın. Yazıktır.
Miloseviç’e kendi koltuğunu seve seve devretmeye hazır kıytırık bir partinin genel başkanı bulunur elbet. Bu konuda sıkıntı yaşanmaz. Miloseviç’i neredeyse bulup getirelim.
Tatbik-at
Yangınlarla mücadele için Almanya’dan ‘müthiş bir alet’ getirmişler. Aletin marifetini sergilemek için bulunan en iyi yol da önce yakıp ardından söndürmek. Önce Bursa’da bir araç yakıp söndürmüşler. Sonra da işi büyütmüşler. Orman yangını tatbikatı İzmir’deki Urla Ormanı’nda gerçekleştirilmiş.
Almanlar kendilerine hedef olarak seçtikleri ağaçlara gaz dökerek yakmışlar. Yangın diğer ağaçlara sıçrayınca da aleti kullanıp söndürmeye kalkmışlar ama becerememişler. Allah’tan bizim itfaiye de olay yerindeymiş de işe onlar karışıp yangını söndürmüşler. Bu arada bir miktar orman da kül olmuş tabii.
Firma yetkilisi fazla büyütülecek bir şey olmadığı görüşünde. Hay Allah, işi, büyük olması için gidip Roma’yı mı yakmak gerek acaba?
İlla hukuk
Şimdiye kadar kimseden bir şey istemedik. Veya istediysek de hatırlamıyoruz. Hele hele cumhurbaşkanından hiç istemedik. Kendi kendimize ‘bir şey isteyelim’ diye karar verdik. Kendimiz için değil elbette. Eğer kendimiz için istiyorsak namerdiz. Vatan ve millet için.
Cumhurbaşkanımız hukukçu ya, bütün hukukçular da kan ağlıyor. Önce şu hukukçuların sıkıntılarını gidersin. Adalet mekanizmasının düzelmesi için teraziye bir el atsın.
Biz de kendilerine teşekkür edelim.
Mındık
Düzce’nin Akçakoca ilçesinde, FİSKOBİRLİK tarafından 1998 yılında alınan ve depolanan 2 bin 600 ton fındığın bulunduğu çuvallardan kum çıkmış.
Geçen yıl okullara dağıtılan fındıklardan zehirlenen çocuklara şaşırmamız boşunaymış demek.
Zındığın biri fındığın şeklini değiştirmiş.
Jardel
Petrol-İş Sendikası Kocaeli Şube başkanı Ali Ufuk Yaşar, İstanbul Gübre Sanayii'nin, değerinin çok altında satıldığı görüşünde. İGSAŞ'ın mal varlıkları toplamının limanı hariç 62 milyon dolar ettiğini söyleyen Yaşar, kurumun 55 milyon dolara satılmasını 'peşkeş' olarak değerlendiriyor.
Ali Ufuk Yaşar, bir de gönderme yapıyor. "Galatasaray Jardel'i 28 milyon dolar verip aldı. Demek ki, İGSAŞ'ı iki Jardel fiyatına sattılar."
Rakamlar yalan söylemez...
Bu açıdan Sayın Yaşar’a diyecek lafımız yok. Ama bir de şu açıdan bakalım. İki Jardel fiyatına satılan İGSAŞ, Türkiye 1. Futbol Ligi’nde oynamış olsaydı, yarım Jardel kadar gol atabilir miydi? Kimbilir belki yetkililer de bu açıdan düşünüp İGSAŞ'ı o yüzden böyle bir fiyata satmışlardır.
Az-gari!
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, Türk ekonomisinin yarısına yakınının kayıtsız olduğunu belirtiyor ve bir de şikâyette bulunuyor:
"Asgari ücretle çalışacak adam arıyoruz, bulamıyoruz. Asgari ücrete kimse çalışmıyor."
Koç, bu sözleri sanırız milletin asgari ücrete tamah etmemesini eleştirmek için sarf ediyor. Biz ise onunla aynı fikirde değiliz. Millet asgari ücrete çalışmıyorsa, bunun sebebi olsa olsa fakirlik sınırının neredeyse 4'te birine denk gelen bu parayla geçinmeye çalışmanın nafile olduğunu bilmelerinden olsa gerektir.
Haciz
SSK Genel Müdürlüğü, belediyelerin sigorta prim borçlarını ödemeyen toplam bin belediye başkanının maaşına haciz işlemi koydurdu. Kurumun bu bin belediyeden toplam alacağı 240 trilyon lira. Faizini falan bir kenara bırakırsak belediye başkanı başına ortalama 240 milyar lira filan bir borç düşüyor.
Bundan sonra belediye başkanları 5 yıllığına değil, ömür boyu seçilsinler. Gariplerim, bu borcu ancak öderler.
Kıskançlık
Avrupa Birliği Komisyonu, topluluk üyesi ülkelerde evcil hayvanların sahipleriyle birlikte serbestçe dolaşımını sağlamak için bir kararname düzenledi. Kararnameye göre, kedi ve köpekler de Avrupa Birliği üyeleri ülkeler arasında vizesiz dolaşabileceklermiş. Elalemin kedi ve köpekleri bile serbestçe dolaşabiliyor, biz burda hâlâ taşları bağlıyoruz.
|