GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

07/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


KÜLTÜR-SANAT 


Dostlar festivalde görsün!

37. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde favori gösterilen 'Filler ve Çimen' üçüncü; 'Güle Güle' ise birinci film seçildi.

Bu sene 37.’si düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali, Aspendos Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenen ödül töreni ile son buldu. Abuzer Kadayıf, Acı Gönül, Eylül Fırtınası, Filler ve Çimen, Güle Güle, Melekler Evi, Renkli Türkçe ve Oyun Bozan festivalde yarışan filmlerdi. Yetişip yetişmeyeceği konusunda belirsizlik olan Ağaçlar Ayakta Ölür, son anda gösterime girmesine rağmen ödül kategorisinde değerlendirilemezken, katılacağı duyurulan Kahpe Bizans ile birlikte Gölge Aşklar da yarışmadan çekilen filmler arasındaydı.
Sinemada sistem eleştirisi
Bu senenin filmlerine baktığımızda, hakim unsurun sistem eleştirisi ve son yıllarda yaşanan siyasal kargaşanın ön plana çıktığını görüyoruz. Özellikle Filler ve Çimen, Oyun Bozan, Melekler Evi ve Eylül Fırtınası bu kategoride değerlendirilebilecek filmler arasında yeralıyor. Derviş Zaim’in senaryosunu yazdığı ve yönettiği Filler ve Çimen, konuya yaklaşımı kadar kurgusu ve kadrosunda yer alan oyuncularla dikkatleri üzerinde topladı. Mafya—devlet ve uyuşturucu ilişkilerini, reelin tuzağına düşmeden anlatan film, Zaim’in kattığı geleneksel motifler sayesinde de ayrı bir ironiye bürünüyor. Bülent Kayabaş, Ali Sürmeli, Sanem Çelik, Uğur Polat, Haluk Bilginer, Taner Birsel ve Taner Barlas’tan oluşan güçlü kadrosuyla Filler ve Çimen, gönüllerdeki filmdi.
Bu anlamda Oyun Bozan da, her ne kadar ödül açısından gözardı edilse de, güçlü senaryosu ve özellikle Zeki Alasya’nın dingin ve Okan Bayülgen’in yer yer trajikomiğe kaçan oyunculuk anlayışıyla festivalin göz dolduran filmlerindendi. Filmde, yönetmen Nesli Çölgeçen bir köşe yazarı ile bir taksi şoförünün hayatını Türkiye gerçeğinde kesiştirirken, faili meçhullere de göndermeler yapıyordu. Filmi, bir aydın ile halktan birisinin, adalet ve şeffaflık arayışı olarak da yorumlamak mümkün.

'Barış'ın gölgesinde 'Güle Güle'

Festivalin temasının Barış olması, şüphesiz Eşref Kolçak, Şükran Güngör, Zeki Alasya, Metin Akpınar ve Yıldız Kenter’den oluşan kadrosuyla Güle Güle’yi bir sıfır önde başlatıyordu. Bu düşüncemiz, jürinin tercihleriyle de sabitlenmiş oldu. Ve Zeki Ökten’in filmi Güle Güle, festivalin en iyi filmi olarak seçildi. Bu arada, Kandemir Konduk’un senaryosunu yazdığı ve Tunç Başaran’ın yönettiği, İbrahim Tatlıses tartışmaları ile gündeme oturan Abuzer Kadayıf’la birlikte; Ersin Pertan’ın yönettiği ve Berhan Şimşek, Selçuk Yöntem, Elyse Mirto ve Erdinç Akbaş’ın başlıca rollerini üstlendiği Acı Gönül de ödülsüz filmlerdi. Festivalin en kötü filmi olarak hafızalarda yer alan Ahmet Çadırcı’nın yönettiği, senaryosu Osman Cavcı’ya ait olan ‘Renkli Türkçe’ ise Nilüfer Aydan’ın En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü alması ile eli boş dönmemiş oldu.

Jürinin kıstasları neler?

Aslında jürinin tercihlerine baktığımızda bazılarının son derece sırıttığını gördük. Öncelikle, vizyona bir sene önce girmiş Güle Güle’nin En İyi Film seçilmesi, Barış teması bağlamında değerlendirilmişse, hata edilmiş demektir. Bundan vazgeçtik, bir yanda Derviş Zaim’e En İyi Yönetmen Ödülü’nü; Sanem Çelik’e En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü; Mustafa Ziya Ülkenciler’e En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü’nü; Ali Sürmeli’ye En İyi Yardımcı Ödülü’nü ve Mustafa Preşeva’ya En İyi Kurgu Ödülü’nü kazandıran Filler ve Çimen; diğer yanda Eşref Kolçak ve Şükran Güngör’e En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü; Fatih Altınöz’e En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandıran Güle Güle. Sadece tematik olarak bir filmin en iyi film seçilmesi bana tuhaf geliyor. Öbür yandan değerlendirilecek birçok reel kıstas varken.

Diğer yandan, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nün Eşref Kolçak, Şükran Güngör ve Ali Sürmeli arasında paylaştırılması da teknik bir yanlışlık olarak yorumlanabilir. Eğer önümüzdeki sene, jüri en iyi film diye üç tane filmi gösterirse kim ne diyecek? Jüri üyelerinin, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü bir kişiye verme konusunda gerekli değerlendirme zindeliğini gösterememesi de kanaatimce yanlıştır.

Bir başka dikkatimizden kaçmaması gereken değerlendirme ise En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü değerlendirmesinde yaşandı. Jüri gerektiğinde bir kategoride ödül vermeme hakkını kullanabilmeli. Gerektiğinde! Bu tavır, festivalin geleceği açısından önemli ve belirleyici olacaktır. Ya değilse, ‘Dostlar festivalde görsün’ mantığıyla Türk sinemasını bir yerlere taşıyacak bir festivalin hayali mümkün olmayacaktır. (Hüseyin SORGUN)




Kızılordu öldü, Yaşasın Rus balesi

SSCB yıkılmadan önce dünyaca ünlü Kızılordu Orkestrası, komünist Rusya’nın dışa açık! En önemli kültür elçilerinden biriydi. Kızılordu Orkestrası bu şanını dışarda konser vermesini yasaklayan kendi yönetimi ve sınırları içerisinde kasetlerinin satışına izin vermeyen anti komünist ülkelere rağmen kazandı. Sovyet Rusya yıkıldıktan sonra Kızılordu’nun namı azalırken Bolşoy Balesi’nden ayrılan dansçılar tarafından kurulan ‘Rus İmparatorluk Balesi (Imperial Russian Ballet)’in ünü artmaya başladı. Üç günlük gösteri için Türkiye’ye gelen ve geçtiğimiz akşam Mydonose Showland’de sahneye çıkan Rus İmparatorluk Balesi’ne İstanbullu sanatseverler yoğun ilgi gösterdi.

Bolşoy Opera ve Balesi’nin ünlü sanat yönetmeni Gregoroviç, balerin Maija Plisestskaja ve dans dünyasının meşhur adı Guediminas Taranda’nın bir araya gelerek oluşturdukları Rus İmparatorluk Balesi’nin ilk gösterisi, gerçekten izlemeye değer bir sanat eseriydi. Klasik dans dünyasının seçkin isimlerinin yer aldığı 170 kişiden oluşan bale grubu, 60 kişilik orkestra ve 50 kişiden oluşan koro eşliğinde Rimski Korsakov’un "Şehrazat”ı, Ravel’in "Bolero"su ve Borondin’in "Poloveç Dansları”ndan oluşan dans gösterisini sahneledi. Alanlarında uzman balerinlerin gösterisine zaten diyecek yok; ama özellikle ‘Şehrazat’ın müziği bir kez daha dinleyicileri büyüledi. Bir kez daha diyorum; çünkü şimdiye birçok dizi ve filmde fon müziği olarak kullanılan Nikolai Rimsky (1844—1908)’in müziği bu gösteriye çok yakışmış.

Daha önce aralarında Japonya, İspanya, Avusturya, Finlandiya, Brezilya, Fransa ve Almanya’nın da bulunduğu birçok ülkede gösteriler sunan ve büyük ilgi gören Rus İmparatorluk Balesi'nin Mydonose Showland'daki gösterisi 8 Ekim Pazar gününe kadar sanatseverlerce izlenebilecek. (Tuna GÜREL)




'Barajlar ve Kültürel Miras'

Türkiye'nin binlerce yıllık tarihî ve kültürel mirası gereği gibi gözetmeyen bir anlayışla planlanması sonucunda yaşanan uygarlık dramı, Barajlar ve Kültürel Miras STK İzleme Kurulu’nun oluşmasına sebep oldu. Kurul, bugün, Darphane-i Amire binalarında ‘Zeugma’nın yalnız olmadığı'nı duyurmak üzere bir etkinlik düzenleyecek.




Gaz lambaları


1993 yılından beri faaliyetle rini sürdüren keyfi, damak lezzetini, görselliği, sanatı ve antikaları bir bütün olarak gören Nilantik, bu kez de gaz lambaları ile eski günlere geri döndürüyor. Osmanlı döneminde kullanılmaya başlayan gaz lambaları yalnızca aydınlatma amaçlı değil, birer sanat eseri olarak karşımıza çıkıyor. Nilantik’teki sergi 11 Ekim-11 Kasım tarihleri arasında açık kalacak.




Ersoy'dan 'Nostalji 10-11-12'


Türk müziğnin sevilen sesi Muazzez Ersoy’un heyacanla beklenen Nostalji 10-11-12 albümleri bu ay sonunda piyasaya çıkıyor. 6 aylık yoğun bir çalışmanın ardından stüdyo çalışmalarını bitirdiğini belirten sanatçının albümünde 36 eser yer alıyor. Yeni albümünde son günlerin sevilen parçası 'Güz Gülleri' ni de okuduğunu ifade eden Ersoy, 'Nostalji serisinin bundan sonra devam edip etmeyeceğine halkımız karar verecek.’ dedi.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.