İnce ayar
Sydney sona erdi, fırtınalar koptu. Hiç alakası olmayan 'irtica' iftiraları ortaya atıldı. Sporun sorumlu genel müdürü bizzat, "Biz böyle bir duyum almadık ve böyle bir şey yok." diyor.
Ardından Ahmet Ayık, "Hayır' böyle bir şey olsa zaten benim burada işim ne?" diye çıkışıyor. Ama nedendir bilinmez hiç güreş yapmamış, salonların yolunu bilmeyen bazı yazarlara göre 'irtica' var. İnanılması mümkün olmayan bir hadise.
Sydney öncesi bazı basın organlarında Sayın Ayık, artık yorulduğunu ve bir daha aday olmayacağını açıkladı hepimiz de duyduk ve okuduk. Bir başka duyumumuz da Asbaşkan Tevfik Kış'la ilgili. Sayın Kış, "Bu kadar iş yaptık bir dönem daha devam edelim." şeklinde beyanatlar verdi. Esas duyum ise spordan sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü Bey'in, yüzde yüz Ayık'ın federasyon başkanlığına devam etmesi isteği. Bu hadiseler kulağımıza gelen sözler.
Şimdi yapılan plana bir göz atalım. Sayın Bakan, federasyon seçim sistemini ilgili federasyonlara hazırlattı ve şimdiki başkanlarını tekrar seçebilmek için tam onlara uygun şartlar koydurdu. Neler dersiniz?
1– Avrupa şampiyonlarını devre dışı bıraktı.
2– Yabancı dil bilme zorunluluğunu şimdiki başkanlardan kaldırdı.
3– Yüzde yüz siyasî baskı aracı olarak kullandığı il müdürlerinin oy kullanmasında ısrar etti.
Türkiye'de herkes bilir ki şu anda sayın bakanın mensup olduğu siyasî eğilime göre 80 il müdürü var. Hiçbir müdür bakanın ve genel müdürün talimatı dışına çıkamaz. Sayın Ünlü ve Sayın Mutlu beylerin kalmasını istedikleri federasyon başkanlarına +80 oy demektir. Burada demokratik hukuk ölçülerine göre adil ve tarafsız bir seçim olması mümkün değil. Sayın Ünlü, döneminizde Türk güreşinin geldiği felaketi görüyorsunuz. Elinizi vicdanınıza koyun. Eğer Türk sporuna gerçek manada hizmet etmek istiyorsanız seçimlere gölge düşürmeyin. Şimdiki sisteme göre şaibe var ortada.
Yukarıda da belirttim. Ne irtica ne de, başarısızlık tek hedef sayın bakanın en yakın arkadaşı olan Ahmet Ayık'ın tekrar başkanlığa getirilmesi. Basının bazı organlarında koparılan yaygaralar da bu planın bir parçası olsa gerek. Eğer Türk güreşinin gelinen bu noktasında hâlâ daha işini yapamayan yöneticiler konusunda ısrar ediliyorsa –nitekim de ediliyordur– bunu düşünen yöneticilerin Türk güreşinin menfaatini düşündüğü iddia edilemez.
Sydney'de tarihî bir hezimet alacaksın, altyapıyı bitireceksin, ‘güreşte irtica var' şeklinde imalı sözlerle Türk güreşini töhmet altında koyacaksın bunu hiçbir kimse kabul edemez. Sayın Ünlü, "İrticaya karışanlar milli takıma alınmayacak ve reform yapılacak." Evet irtica kelime anlamı ile geriye götürmek. Şu anki güreşimize bundan daha büyük irtica zaten tarihte olmamıştı, sokulamaz da. Bana göre Türk güreşini geriye götürmek en büyük irticadır. Şimdiki federasyon bunu layıkı ile yaptı. Bu yönetimle de Türk güreşinin bir arpa boyu dahi ileri gitmesi mümkün değil. Yapılanların hepsinden bu millet haberdardır. Tek isteğimiz adaletli, tarafsız, şaibesiz, kayırmasız bir seçim ve bu yönetimin derhal istifa etmesi.
a.tarhan@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
02/
09/
2000...
Sydney'e giderken
06/
09/
2000...
Serbest güreşimiz
08/
09/
2000...
Grekoromende Sydney öncesi
23/
09/
2000...
Bir anı, bir şampiyon...
25/
09/
2000...
Üzgünüm
27/
09/
2000...
Mehmet Dede'nin Hamza'sı
29/
09/
2000...
Güller solmasın (1)
03/
10/
2000...
Yanlış adres (1)
04/
10/
2000...
Harun ve gerçekler
06/
10/
2000...
Sydney öncesi ve sonrası
|