GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

08/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


AÇIK ŞEMSİYE 

Ne kadar çok ve ne kadar az

Yine yağmurlu; ama yoğun bir gün. Birkaç seferde olduğu gibi dershaneye geç kaldığımdan acele adımlarla gidiyorum. Trafik yine her zamanki sıkışıklığıyla karşıya geçmeme yardımcı oluyor.

Caddeyi geçip biraz yürüdükten sonra otobüsün bana doğru gelmek için hareket etmeye başladığını gördüm. Hemen yetişmeliydim. Aksi takdirde yine öğretmenlerimden azar işitecektim. Hem de daha ilk haftadan. O sırada yerdeki bir şeye takılarak hızımı alamadım ve sonuç mâlum.

Benden ötede duyulur kuş sesleri

“Ben”. Keşke beni anlatmak için bu sözcüğe odaklanmak yeterli olsaydı. Fakat, nasıl bir ben olmak istediğimi anlatmak için önce bu sözcüğü zihnimden atmalıyım. Sanırım, benim olmak istediğim bu: ‘Benden öte bir ben.’ Benden öte bir ben, benim içimdeki tüm hırs, öfke, bencillik, hissizlik, vurdumduymazlık, kıskançlık, bıkkınlık gibi kavramları aşmış bir ben demek.

Ahvah Baba - Vızzzzzzzzzz... Vızzzzzzzzzzz... Paaaaaaat!!!

Sevgili Ahvah Baba;
Umarım sağlığın sıhhatin iyidir. İyi ki varsın da ufak tefek önemli önemsiz dertlerimize çözümler bulup bizi hem keyiflendiriyor, hem de düşündürüyorsun.
Gelelim derdimize:
Ahvah Baba; şu dünya insanının sineklerle alıp–veremediği nedir? Neden sinekleri rahat bırakmazlar, yanlış anlamayın, benim de en sevdiğim hayvan sinek değil; ama hiç değilse onları öldürmüyorum. Çünkü Yaratıcı onlara yaşama hakkı verdiyse vardır bir hikmeti. Bir üstadın dediği gibi, sinekler bu kadar çok yaratılmışsa, demek ki görevleri de çok.

İhtiyaç

Metafiziğe ihtiyacım var:
Sarmıyor beni bu dünya.
Baksanıza şu sarılığa!
Şu betonlara,

Çocukluğum

Oyunlar
Değişti çocukluğum,
Körebe
Açıkgöz oldu.
Gel,

Adam gibin şiir

Ben dersi hiç sevmedim ki,
Beni okula gönderdiğinde kaçmayı sevdim.
Kuşları sevdim sapanla vurduğumda,
Ağlamayı sevdim Trabzon yenildiğinde

Patateeeeees!

Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes cuvallara giriyor, komutan gelip tekme atıyor onlar da hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalı....

Yaprakların ölümü

Hepinizin bildiği gibi o güzel yaz mevsimini ve yaz tatilini geride bırakarak sonbahar mevsimine girdik. Belki yaz tatilinde yaptığımız gibi dondurma yiyemeyeceğiz, sokakta futbol oynayamayacağız, denize giremeyeceğiz; ama o kuru yaprakların ağaçlardan birer birer düşüşünü adeta ölümünü izleyebileceğiz. Odamın penceresinden ağaçları izlerken kuru yaprakların rüzgarla birlikte etrafa savrulmaları çok dikkatimi çekti.



www.bisikletim.com

Editör
Salih Zengin
s.zengin@zaman.com.tr

Açık Şemsiye Cumartesi ve Pazar günleri yenilenir.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.