GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

08/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


EKONOMİ 


Bizi konuşturmasın

Türkiye gündemine oturan İş Güvenliği Yasa Tasarısı, patronlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ı karşı karşıya getirdi. Başta Sakıp Sabancı olmak üzere iş dünyasının önde gelenlerinin, tasarının siyasi oy hesabıyla gündeme getirildiğini ileri sürmeleri Bakan Okuyan’ı kızdırdı.

Yaşar Okuyan, kendisinin oy kaygısıyla popülist politika uygulamayacağını en iyi Sabancı’nın bilmesi gerektiğini savunarak, “Sayın Sabancı bunları söylüyorsa bizim de söyleyecek sözlerimiz olur.” ifadesini kullandı.

Bakan Okuyan, TİSK Başkanı Refik Baydur’un ikili görüşmelerinde tasarıya olumlu yaklaştığını belirterek, daha sonra ise tavır değiştirdiğine dikkat çekti.

Galatasaray Üniversitesi ile İstanbul Barosu’nun ortaklaşa düzenlediği “İş Hukukuna İlişkin Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı toplantıya katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, patronların deklarasyonu ile yeni boyut kazanan İş Güvenliği Yasa Tasarısı’nı savundu.

Emekçilerin 48 yıllık haklı mücadele ve isteklerinin bu tasarı ile çözüme kavuşacağını söyleyen Bakan Okuyan, “Bir yıl önce işçi ve işveren kesimlerine seslendik. Bir araya gelin bir tasarı hazırlayın diye. Fakat onlardan bir çalışma gelmeyince bakanlık olarak biz tasarıyı hazırladık.” dedi. Tasarının abartılı laflarla tenkit edilmesini anlamadığını belirten Okuyan, “Bu tasarı ile ilgili Baydur ile 3-4 defa görüştüm. Uzlaşmacı tavrı ne oldu da Sabancı Center’dan sonra hatalı tavra geçtiler anlayamadım. Sayın Baydur akıllı insandır. Şu anda işçi konfederasyonlarının tam desteğini sağladık. İşverenlerin ise yüzde 50 desteği var.” diye konuştu. Okuyan, tasarının içeriği yönüyle tartışmaya hazır olduklarının altını çizerken, “Fakat bu tartışmayı, kıdem ve ihbar tazminatlarının da tartışılması anlamına getirirlerse onda yokuz. Kendi içlerinde tartışabilirler; ama biz o tartışmanın içerisinde yer almayız.” şeklinde konuştu.

Sabancı’nın endişesi mi var?

Basın mensuplarının Sakıp Sabancı’nın “oy kaygısıyla tasarının gündeme getirildiği” şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine, Okuyan, “Sayın Sabancı böyle şeyler söylemişse bizim de söyleyeceklerimiz olur. Niye oy kaygısı olsun? Biz geçmiş iktidarların oy kaygısıyla popülist yaklaşımlarla yaptıkları yanlışları düzeltmek için mücadele veriyoruz. Bazıları alışmışlar. Böyle suçlayarak işin gerçek yüzünü örtmeye çalışıyorlar. Sabancı’nın bir endişesi mi var da böyle konuşuyor? Bir fabrikasında çalışanların bir sendikaya üye olmasıyla ilgili sorunları mı var onu bilmiyorum.” şeklinde konuştu. (Mustafa ÖZGE / İstanbul CHA)




KKTC’de krize yol açan paket

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaklaşık 6 aydan beri koalisyon ortaklarını ve Kıbrıs Türklerini ciddi biçimde meşgul eden ve Lefkoşa ile Ankara arasında zaman zaman krize yol açan ekonomik paket ortaya çıktı.

Paket, Ulusal Birlik Partisi (UBP) - Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) koalisyon hükümeti tarafından geçtiğimiz çarşamba günü kabul edilip yürürlüğe girmiş, kamu görevlilerinin maaşı da cuma günü ödenmişti. Ülkede birçok kuruluşun tepkisine sebep olan, buna rağmen, koalisyon ortaklarınca birçok değişiklik yapıldıktan sonra yürürlüğe konulan ekonomik paket, 26 sayfa ve 76 maddeden oluşuyor. Ankara ile Lefkoşa arasında gidip gelen ve birçok maddesi değiştirilen ekonomik paket, koalisyon ortakları UBP-TKP arasında gergin günlerin yaşanmasına yol açmıştı. Türkiye ve KKTC mali uzmanları tarafından hazırlanan pakete UTP-TKP koalisyon hükümeti karşı çıkınca, Ankara, “Para musluklarını kaparım” uyarısında bulunmuş, KKTC’ye aktardığı yardımı kesmişti. Bunun üzerine memur maaşları ödenememişti. Paket imzalandıktan sonra, Türkiye KKTC’e kaynak aktarımında bulunmuştu.

İşte ekonomik paket

Paket 76 maddeden oluşuyor,

Yılda bir kez verilen 13. maaş kalkıyor,

Emekli maaşlarına vergi geliyor,

Ek mesai ve yaz mesaisi kaldırılıyor,

Mazot fiyatları benzine eşitleniyor,

Memur alımları durduruluyor.

(Teoman TURAN/LEFKOŞA)




Ford’da geri sayım

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde 650 milyon dolar tutarındaki yatırımla kurulan Ford Otosan Fabrikası’nın aralık ayında deneme üretimine başlayacağı bildirildi.

İhsaniye beldesinde 1 milyon 600 bin metrekare açık, 160 bin metrekare de kapalı alanda kurulan fabrikada, en modern üretim, yönetim ve çevre teknolojisi kullanılacak.

Tam kapasiteyle üretime 1 yıl içinde geçmesi ve yılda 150 bin araç üretilmesinin planlandığı fabrikada, üretimin yüzde 95’inin Avrupa ve Asya pazarına ihraç edileceği ve bu ihracattan yılda yaklaşık 1 milyar dolar gelir beklendiği belirtildi. Yaklaşık 4 bin kişinin çalışacağı fabrikanın üretime geçmesiyle, yan sanayide de 14 bin kişiye iş imkanı sağlanacak.

Son teknoloji kullanıldı

Ford Otosan Fabrikası yetkilileri, fabrika inşaatının son hızla sürdüğünü belirterek, fabrikanın, kalıp imalatından araç montajına kadar bütün ana imalat prosesini bünyesinde barındırarak, en kapsamlı “Entegre İmalat Tesisi” olacağını söylediler.

Yüksek oranda otomasyona dayalı üretim yapılacak fabrikada, 130 robot kullanılacağını ifade eden yetkililer, banttan ilk çıkacak olan aracın Ford Transit olacağını belirttiler. Yetkililer, fabrikada daha sonra üretim hakkı Türkiye’ye ait olan yeni bir modelin üretileceğini kaydettiler.

Dumansız ve gürültüsüz olarak çalışacak fabrikada her türlü atığın, son teknoloji ile temizleneceğini anlatan yetkililer, atıkların, içersinde balıkların yaşadığı bir havuzda tetkiki yapıldıktan sonra bir bölümünün tekrar kullanılacağını, kalan kısmının da denize verileceğini bildirdiler.

Yetkililer, 200’ü Türk ve 80’i de yabancı olmak üzere 280 mühendis ve teknisyenin görev yapacağı fabrikada kullanılacak yüksek teknolojinin ayrıca en üst seviyede enerji tasarrufu sağlayacağını sözlerine eklediler.




Marketler bakkalları eritti

İstanbul Esnaf Odaları Birliği Başkanı Suat Yatkın, süper ve hiper marketlerin şehrin dışarısında olması gerektiğini belirterek, “Avrupa’da bu böyledir; ama nedense bizim ülkemizde durum bunun tam tersidir.” dedi.

İstanbul Kuruyemiş ve Bakkallar Odası’nın Küçükbakkal şubesinin açılışında konuşan Yatkın, küçük bakkalların bir kültür hizmeti yaptığını ifade ederek, bakkal ve kuruyemişçilerin bulundukları mahallede ticaretten ziyade ayrı bir hizmet verdiğini belirtti. İstanbul Bakkallar ve Kuruyemişçiler Odası Başkanı Boran Elmas ise, süper ve hiper marketlerin küçük bakalları erittiğini kaydederek, bakkalların yapmış oldukları veresiye hizmetleri onların yapamadığını savundu.

Mithat ÖNAL/İSTANBUL (CHA)




Tarıma teşvik şart

Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, Avrupa Birliği (AB) ile rekabet etmek zorunda olan Türkiye’nin tarıma ve tarımsal sanayiye gerekli sübvansiyon ve teşvikleri vermesi gerektiğini bildirdi.

Bakan Gökalp, bir soru üzerine çiftçiye gerekli maddi destek ve sübvansiyonun verilmesini istediklerini belirtti. Çiftçi ve balıkçının kullandığı mazotun diğer mazot fiyatlarından farklı olması gerektiğini ilk kez bu hükümet döneminde kendisinin dile getirdiğini kaydeden Gökalp, Avrupa Birliği ve ABD’de üreticinin kullandığı mazotun farklı renk ve fiyatlarda satılarak sübvanse edildiğine işaret etti. Gökalp, “Örneğin, Akaryakıt Tüketim Vergisi çiftçinin satın aldığı mazotta hiç olmazsa yarısı vergi iadesi gibi geriye ödenebilir.” diye konuştu.

Gökalp, şunları kaydetti:

“Biz bu konuyu Bakanlar Kurulu’nda anlattık, olumlu bulundu. Ancak kaynak bulma çalışmalarımızda bir sonuç alamadık. 2001 yılı bütçesinde üreticinin kullandığı mazotun sübvanse edilmesi için mutlaka bir kaynak ayrılmasını istiyoruz. AB’ye entegre olacaksak, orada uygulanan sübvansiyon ve destekleri bizim de uygulamamız gerekir. Bundan önceki yıllarda verilen teşvik ve destekler çiftçinin eline geçmedi. Eğer geçmiş olsaydı çok iyi olurdu. Günlük siyaset yapılması nedeniyle bunda başarılı olunamadı.”

Bakan Gökalp, Hollanda’da peynir üreticisinin yüzde 33 oranında sübvanse edildiğini hatırlatarak, Türkiye’nin de tarımsal ihracat teşviki uygulamasını mutlaka yerleştirmesi gerektiğini ifade etti. Halen bazı ürünlere ihracat teşvik uygulaması yapıldığını belirten Gökalp, özellikle Ege Bölgesi’nin önemli ihraç ürünlerinden çekirdeksiz kuru üzüme ihracat teşvikini henüz sağlayamadıklarını; ancak üzüm konsantresine bu teşviğin verildiğini söyledi.




TÜRMOB’da yolsuzluklarla savaş isteği

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB)’nin 11. Olağan Genel Kurulu’na yolsuzlukların önlenmesi için kimseye taviz verilmeden mücadelenin sürdürülmesi isteği damgasını vurdu.

TÜRMOB Başkanı Mustafa Özyürek, ekonomide, vergilendirmede, özelleştirmede şeffaflık sağlanmadan istenen hedeflere ulaşılamayacağının altını çizerek, bunun da muhasebeci, malî müşavir ve yeminli malî müşavirlerin özverili çalışmaları neticesinde elde edilebileceğini kaydetti. Özyürek, bazı operasyonlarda mesleklerinin kirlenmesine sebep olan meslektaşlarının da ortaya çıktığına değinerek, bunları içlerinden atacakların, ancak birkaç kişi yüzünden meslektaşlarının tümünün suçlanmamasını istedi. Özyürek, ek vergilerin süresinin uzatılmasına da karşı çıktı.

Devlet Bakanı Recep Önal ise, TÜRMOB üyelerine verilecek denetim yetkisi ile bankaların içini boşaltma, aldıkları kredileri geri ödememe düşüncesi olanların kötü niyetlerinin gerçekleşmeyeceğini kaydetti. Önal, enflasyonun iki aylık bir gecikmeyle istenen oranlarda gerçekleşeceğini vurgulayarak, ekonominin tekrar büyüme trendine girdiğini ileri sürdü.

Sezai ŞEN/ANKARA




Türk usulü başarı

Merkez Valisi Recep Yazıcıoğlu, katıldığı Türk Usulü Başarı konferansında başarı için halk katılımının yani imecenin şart olduğunu söyledi. Yazıcıoğlu, her gün skandallar yaşanan Türkiye’de skandalların artık olağan bir hal aldığını söyledi.

Yazıcıoğlu, Dolmabahçe Kültür Merkezi’nde düzenlenen Kitap Günleri Fuarı etkinlikleri çerçevesinde konuşan Yazıcıoğlu, “Fikirlerin açık olarak söylenmesi gerekir; fakat toplum olarak takiyyeci olmaya zorlanıyoruz.” cevabını verdi.

Fert olarak içe kapanmanın toplum olarak da içe kapanmayı beraberinde getirdiğini söyleyen Yazıcıoğlu, her gün yeni bir skandal yaşanan Türkiye’de skandalların artık olağan bir hal aldığını ve Türk halkının şu anki durumunu “alışılmış çaresizlik” olarak nitelendirmenin mümkün olacağını söyledi.

Murat UÇAR /İSTANBUL (CHA)



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.