Grip ağır bir hastalık
Prof. Dr. Demir Serter, kasım ve aralık aylarında Türkiye’de gribin ağır bir şekilde görüldüğünü belirtti ve ‘Korunma için grip aşısı yapılmalı.’ dedi.
Ege Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Demir Serter, bu yıl Türkiye’de uluslararası kaynaklı bir grip salgını beklenmediğini bildirdi. Serter, Türkiye’nin soğuk havanın etkisi altına yavaş yavaş girmeye başladığını, akciğer, böbrek ve şeker hastaları ile 60–65 yaşın üstündeki risk gruplarının çok dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Kasım ve aralık aylarında Türkiye’nin birçok yerinde grip hastalığının ağır şekilde görüldüğüne işaret eden Serter, “Grip ağır bir hastalıktır. Grip komplikasyonlarından korunmak için bu ay içinde grip aşısı yaptırmakta büyük fayda vardır. Grip aşısı şu anda 5–6 milyon lira civarında. Hastalık salgın hale geldiğinde aşının bir yararı olmuyor. 1–2 ay önceden hazırlıklı olmalıyız. Şimdiden grip aşısı yaptırmak, hastalıktan sonra doktora ve ilaca para vermekten çok ucuza geliyor. Hastalık sonucu ayrıca iş kayıpları da büyük oluyor.” dedi.
Antibiyotikin etkisi yok
Demir Serter, grip salgını sırasında çok ilaç kullanılmasının yanlış olduğuna değinerek, antibiyotiklerin gribal enfeksiyonlarda hiç etkisinin olmadığını açıkladı. Antibiyotik kullanan hastaların mutlaka doktor denetiminde bunları almasını öneren Serter, bilinçsizce alınan antibiyotiklerin böbrek rahatsızlıklarını artırdığını kaydetti. Serter, Türkiye’de bu yıl uluslararası kaynaklı ağır bir grip virüsü beklenmediğini öne sürerek, “Dünyanın bir bölgesinde gelişip yayılan ve binlerce insanı ilgilendiren ağır grip virüsü 10–20 yılda bir görülüyor. O yüzden yapılan araştırmalarda şu ana kadar dünyayı etkileyecek, bölgesel virüs olmayacağı yönünde raporlar var.” diye konuştu. İZMİR
Üretim tarihine baktınız mı?
Tüketici dernekleri, tüketiminin kısa sürede gerçekleşmesi gereken gıda maddesi üreten firmaların üretim tarihi üzerinde oynamalar yaptığı belirterek, tüketicileri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Tükettiğimiz ürünlerin son kullanım tarihi önemli; fakat ya üretim tarihi? Özellikle kısa sürede tüketilmesi gereken gıda maddelerinde bazı üretici firmalar, üretim tarihini ileri tarihler atarak tüketiciyi aldatıyor. Tüketiciler Derneği Başkanı Engin Başaran, yaz aylarında özellikle et ve süt ürünlerinde hijyenik şartların sağlanmasının zorlaştığını belirterek, şunları söyledi:
“Tüketimi süreye bağlı ürünler çabuk tüketilmeli. Türk tüketicisi son dönemlerde bilinçlenmeye başladı ve aldıkları üründe son kullanım tarihini kontrol ediyor. Fakat son kullanım tarihiyle birlikte üretim tarihi de önemli. Bazı firmalar üretim tarihine ileri tarihleri atarak son kullanım tarihini uzatıyorlar ve tüketiciyi aldatıyorlar. Bizlere tüketicinin aldığı; fakat hâlâ üretim tarihi gelmemiş ürünlerle ilgili şikayetler geliyor. Bu nedenle tüketicilerden üretim tarihini de dikkatle incelemelerini talep ediyoruz.”
Başkan Başaran kanuna göre etiketlerde mutlak surette üretim, son kullanım tarihleriyle birlikte katkı maddelerinin de yer alması gerektiğini söyleyerek, “Bazı firmalar üretim ve son kullanım tarihiyle ilgili bilgileri ambalaj altına yazarak tüketiciyi kontrolde zorluyorlar. Veya kağıt etiketlerle bu bilgileri veriyorlar; fakat bu etiketlerin değiştirilmesi çok kolay oluyor. Bu nedenle tüketiciler, bu bilgilerin kolay görülebilecek ve net okunacak şekilde üretim yapan dürüst üreticileri seçmelidirler.” diye konuştu.
Öte yandan, üretim tarihi gerçeği ifade etmeyen ürünlerin noter tarafından tespit edilmesi halinde verilecek ceza ise ağır. Özellikle üretim tarihinden önce ürünün piyasaya sürüldüğünün ispatı halinde o firmanın ürünleri ayıplı mal kapsamına alınıyor ve bir yıl süreyle tüm ürünleri seri halde toplatılabiliyor. (Mustafa ÖZGE / İstanbul ZAMAN)
Çocuğunuzun ödevini yapmayın
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adil Türkoğlu ailelerin, ev ödevleri konusundaki yaklaşımlarının genelde yanlış olduğunu, birçok anne babanın çocuğunun ev ödevlerini yaparak, ona en büyük kötülüğü yaptığını belirtti. Türkoğlu, “Aileler, çocuklarının ev ödevlerine fazla yardım etmemelidir. Bırakınız çocuk eksik ödev yapsın, hatalı yapsın; ama bağımsız çalışma alışkanlığını kazansın. Çocuk, eksiklerini ve hatalarını göre göre zaman içinde az eksikle, az hatayla çalışmasını öğrenecektir.” dedi.
Türk milli eğitim sisteminin ev ödevlerinde yoğunlaştığını ve öğretmenlerin alışkanlıkla her gün fazla miktarda ev ödevleri vererek, öğrenciler için hem okulu hem evi bir hapishaneye dönüştürdüğünü söyleyen Türkoğlu, fazla ev ödevlerinin öğrenciyi bunalttığını ve okuldan uzaklaştırdığını dile getirdi. Türkoğlu, “Bunalan ve sıkılan öğrenci okula gitmek istememekte ve derslerinde başarılı olamamaktadır. Bunun sonucunda çıkan olumsuzlukları, öğretmenler ailelerin ilgisizliğine, aileler ise öğretmenin başarısızlığına fatura etmektedirler.” diye konuştu.
Öğrenciye az ödev verilmesi ve verilen ödevlerin de mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini kaydeden Türkoğlu, şu öneride bulundu: “Ev ödevleri, öğrenciyi araştırıcı–geliştirici ve yaratıcılığa yöneltmelidir. Ödevler, oradan buradan kopya edilen düşünceler değil, analize, senteze götüren, sorgulayan ve tartışmaya yönelten biçimde olmalıdır. Ödevler ayda bir kez ya da sömestr tatilinde verilmelidir.”
Özellikle ilköğretim birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarda her gün ödev verilmesinin bilimsel ilkelere aykırı olduğunu anlatan Türkoğlu, “İlköğretimde ödevler, az ve ödevi zevkli hale getirecek şekilde olmalıdır.” dedi.
C vitamini koruyor
Japon bilim adamları, kanlarında C vitamini oranı yüksek bulunanların, beyin kanaması ve inmelere karşı dayanıklı olduğunu tesbit ettiler. 20 yıl önce Japonya’da 880 erkek ve bin 241 kadın üzerinde başlatılan araştırmalar sonunda, 196 kişide inme ve beyin kanamasının görüldüğü ve bu kişilerin kanlarındaki C vitamini oranının düşük olduğu belirlendi. Tokyo Tıp Araştırma Enstitüsü bilim adamlarından Tetsuji Yokoyama, kanlarında çok düşük oranda C vitamini bulunanların, yüzde 70 inme ve beyin kanaması riski altında olduklarını açıkladı. Amerikan Kalp Birliği yayın organında yer alan araştırma raporunda, yeterli C vitamini alabilmek için haftanın her günü sebze ve meyve yemenin gerektiği hatırlatıldı. Araştırmacılar, beslenme yoluyla yeterli C vitamini alamayan sigara tiryakilerinin, mutlaka C vitamini haplarını kullanmalarını hatırlatıyor. Sigaranın vücuttaki C vitamini oranını önemli miktarda yok ettiği belirtildi. CHICAGO
|