GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

08/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Kerim BALCI

Vadedilmiş Yazılar

Her ülkenin bir 'Keffaret Günü' olsa

Pazartesi günü İsrailoğullarının Yom Kippur’u, yani Keffaret Günü. Bu günde 26 saate varan oruçları, yakarmaları ve tevbeleri ile Yahudiler yeni yıla “beyaz sayfa” ile girecekler.

Ariel Şaron’un yüzlerce kişiyle sanki yeni bir işgale kalkışırmış gibi Mescid–i Aksa’ya girip İntifada 2000’i başlatmaktan mütevellit günahları affolacak, anasından doğduğu gün gibi tertemiz yeni yıla başlayacak Şaron. Geçen yıllardaki günahları geçen yılın Yom Kippur’unda affolunduğu için onları saymaya hiç gerek yok. Gazze Şeridi’nde bir duvar altında saklanmış 12 yaşındaki Muhammed Duri’yi kendi hayatına tehdit görüp canına kıyan İsrailli asker affolacak. Bir dahaki çatışmaya tertemiz çıkacak. Ama tek şartla, günahlarını kabul edecekler... Yom Kippur’un kuralı bu...

Ehud Barak elini çabuk tutmama ve bir sonraki seçimleri barıştan daha önemli görme günahını kabul etmek zorunda kalacak. Rabbi Ovadia Yosef yıllar önce verdiği “hayat kurtarmak için topraktan vazgeçilebilir” fetvasından sıra Kudüs’e gelince vazgeçtiği günahıyla yüzleşecek. Milli Dindar Parti’nin hahamları bu fetvayı zaten hiç vermemişlerdi... Geçen yılki günahlarında bu yıl da ayak direttiler. Kendileri için Kudüs’ün hiçbir kutsallığı olmadığı halde sırf koalisyonun büyük ortağından daha fazla menfaat koparabilmek için Barak’ın barış planına karşı çıkan Rus kökenli laikler de menfaatçilikleri ile yüz yüze gelecekler.

Ama Filistin dramında bütün günah İsrail’in mi? Ariel Şaron, Aksa’ya girdi, günahkar! Ehud Barak ona müsaade etti, günahkar! İsrail ordusu günahkar, polisi günahkar, sağcıları günahkar, solcuları günahı seyrettiklerinden günahkar... Ama her milletin bir 'Keffaret Günü' olsa ve her millet şu Filistin dramında günahlarını kabul etmek zorunda kalsalar acaba hangi devletin defteri temiz çıkardı... Muhammed Duri’nin ölümünde Amerika’nın payı yok mu? Ürdün günahsız mı? Biz, Türkiye olarak tertemiz miyiz bu meselede?

Nablus’ta dün Yusuf Peygamber’in mezarını Filistinlilere terk etti İsrail. 1967 yılında burası Yusuf Peygamber’in mezarı olarak ilan edilene kadar 16. yüzyılda yaşamış Şeyh Yusuf’un mezarıydı. Elbet Osmanlı arşivlerinde bunun belgeleri vardı. Ama o zaman biz sessiz kalmışız, orası da İsrail’in elinde, Arap şehrinin ortasında bir çıban başı olarak kalmış. Otuz yıl sonra başbakanımız Osmanlı arşivlerinin, Filistin–İsrail çatışmasının çözümlenmesinde işe yarayabileceğini fark ediyor ve Başbakanlık Arşivler Genel Müdürlüğü’ne hazırlatılan bir katalog, nedense Arafat’a değil de Barak’a sunuluyor ‘Ve isterseniz açabiliriz bunları deniliyor.’ Barak da bunların açılmamasını istiyor. Böylece biz de Osmanlı arşivlerinin açılmamasının yeni bir sebebini öğreniyoruz: İsrail’in izni olmaması...

Bizim günahımız en küçüğü... Biz İsrail’le savaşmadık. Her savaş öncesinde İsrail’le gizli ön anlaşmalar yapmadık. Filistinlilere “Siz buraları terk edin, biz İsrail’i denize dökelim, sonra geri gelirsiniz.” demedik. Filistin’in Lübnan’daki, Suriye’deki, Ürdün’deki askerlerini katletmedik... Bunlar da Arap ülkelerinin günahları...

Biz Avrupa’dan gelen yardımları kendimize köşkler yaptırmakta, İsviçre bankalarındaki hesaplarımıza aktarmakta kullanmadık. Yönetimimize muhalefet oluşturabilecek bütün kaliteli isimleri tek tek ortadan kaldırmadık. Barış masasında her sıkıştığımızda halkımızı sokaklara dökmedik. Bunlar da Filistin yönetiminin günahları...

Pazartesi günü Yahudiler günahlarından temizlenecekler...(!) Bizler, ve bütün dünya ise kabul etmek istemediğimiz, göremediğimiz günahlarımızla baş başa kalacağız. Bugün kaderine ağladığımız Muhammed Duri’nin, Muhammed Duri'lerin kanına buladığımız ellerimizle çatışmanın iki tarafını kınamaya devam edeceğiz...


k.balci@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

16/ 07/ 2000... Halil İbrahim Camii ve Mezarlar Mağarası
23/ 07/ 2000... Laiklerden kış saati tavizi
06/ 08/ 2000... Büyükelçiliklerin Kudüs'e taşınması yaklaşıyor
13/ 08/ 2000... Lieberman hikayeleri
20/ 08/ 2000... Kudüs Arapları için kim iyi: Netanyahu mu, Barak mı?
27/ 08/ 2000... Solcuların bulmacası ortalığı karıştırdı
03/ 09/ 2000... Aksa'ya İlahi egemenlik
10/ 09/ 2000... Yahudilerin kutsal günleri
17/ 09/ 2000... Hıristiyanlar kimi istiyor?
24/ 09/ 2000... Yehuda Amihay'ın gözleriyle Kudüs


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.