GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

09/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


RÖPORTAJ 


Ulubaş: Varsa, yoksa ihracat

Adnan Ersoy Ulubaş - ULUBAŞ AŞ

1966 yılında Afyon’da doğdu. İlk, orta ve liseyi Kayseri TED Koleji’nde, üniversiteyi ise Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde tamamladı. 1955 yılında babası Mustafa Ulubaş tarafından kurulan şirkete onun ölümünden sonra ağabeyi Akif Ulubaş ile birlikte sahip çıkarak şirketi bugünlere getirdi. İngilizce bilen Adnan Ersoy Ulubaş, evli ve üç çocuk babası.

Ulubaş’ın 45 yıl öncesine uzanan kuruluş öyküsünü sizden dinleyebilir miyiz?

Dedem Kayseri’de bakırcılıkla uğraşırdı. Babam Mustafa Ulubaş da annemin de yardımı ile 100 metrekarelik bir atölyede elde döküm tencere üretimine başlamışlar. 1955’te düdüklü tencere imalatından sonra soba ve emaye grubu üretimlerine geçiliyor. 1974’te babam vefat ettikten sonra 1983’e kadar şirkette bir süre boşluk meydana geldi. 1983’te ağabeyimle beraber biz yönetimi devraldık. O yıllarda fabrikada toplam 10 kişi çalışıyordu. Bize babamızın bıraktığı en büyük miras ise çalışma azmi oldu. Zaten ben de babam ve annem İzmir Fuarı’na giderlerken yol üzerinde Afyon’da doğmuşum. Biz, ağabeyim Akif Ulubaş ve kardeşim Ayhan Ulubaş ile birlikte bu azimle devam ettik ve kendi öz sermayemizle de bugünlere geldik.

Bundan yıllar önce “Dur Türkiye’de Ulubaş Var !” şeklinde sizin ilginç bir reklam kampanyanız vardı. Bu reklamın amacı neydi?

Ülkemizde henüz düdüklü tencere imalatı yapılmazken biz bunu başlattık. “Dur Türkiye’de Ulubaş var.” ifadesiyle özdeşleşen reklam kampanyamız ile de ithalata dur dedik. Aynı milliyetçi duygularla da ürün ihracına başladık.

Siz düdüklü ve emaye tencere grupları ile işe başladınız. Şu anda ürün yelpazenizde neler var?

Şu anda aylık 1 milyon parça mutfak eşyası imalatımız var. Bir ara fritöz, tost makinesi gibi elektrikli ev aletleri üretimi de yaptık. Şu anda yılda 500 bin parça quartz soba, ocak, fırın vb. pişirici ve ısıtıcı cihaz üretiyoruz. Ayrıca otomobiller için LPG tankı üretimine de başladık. 600 bin dolarlık yatırım ile başladığımız yeni ünitemizde ayda 10 bin adet çeşitli tipte otomobil LPG tankı üreteceğiz. Ürettiğimiz tankların yüzde 80’ini Avrupa, Afrika ve Ortadoğu ülkelerine ihraç edeceğiz. Yıllık 5 bin ton paslanmaz çelik ithalatı yapıyoruz ve Anadolu Metal şirketimiz ile de İstanbul ve Bursa’da ithal paslanmaz çelik ve sac ürünlerinde ham madde ticareti yapıyoruz. Şu anda grubumuzda 350 kişi istihdam ediliyor. Bu yılki ciro hedefimiz ise 20 milyon dolar.

Kardeşler arasında iş bölümü nasıl?

Ağabeyim Mehmet Akif Ulubaş, yeni ortak olduğumuz Fierra Mobilya’nın yönetimde, kardeşim Ayhan Ulubaş ise İstanbul’da yurtiçi ve yurtdışı pazarlama ile uğraşan Ulubaş Pazarlama’nın başında görev alıyor. Ayda bir yönetim kurulu toplantısı, 6 ayda bir de geçmişin muhasebesi ile geleceğe yönelik hedef tespitini gerçekleştiririz. Dünya piyasalarındaki gelişmeleri izleyip hedefleri revize ederiz.

Son yıllarda Fountain markasıyla doğalgaz sobası üretimine geçtiniz. Doğalgazda ileride yeni projeler var mı?

Elbette, biz kendi dizayn ettiğimiz Fountain markasıyla tüpgaza ve doğalgaza uyumlu soba ve panel radyatör üretiyoruz. Valfleri İtalya’dan, camları ise Japonya’dan getirtiyoruz. Şu anda ülkemizin en kaliteli doğalgaz sobasını ürettiğimizi söyleyebilirim. Fountain doğalgaz sobasının ihracatını da yapıyoruz. Şu anda İtalya’dan kombi ithal ediyoruz, önümüzdeki yıllarda ise ülkemizde kombi üretimi yapmayı planlıyoruz.

Şirket olarak ilk ihracat ne zaman gerçekleşti?

Biz 1986’da ilk ihracatımızı Güney Afrika ve Fildişi Sahili’ne gerçekleştirdik. O dönem rahmetli Turgut Özal’ın ihracat seferberliğini başlattığı yıllardı. Ankara’daki bir dış ticaret şirketi kanalı ile Afrikalı işadamları bize ulaştılar. O günün şartlarıyla çok düşük kâr marjı ile bu ihracatı gerçekleştirdik. Fakat sonraki yıllarda bu bize bir ışık oldu ve mamullerimize yurtdışı kapısını açtı. Ardından Gana, Nijerya, Kamerun gibi diğer Afrika ülkelerini de dolaşarak kendimize yeni pazarlar aradık.

Şu anda kaç ülkeye ihracat gerçekleştiriyorsunuz?

1989 yılından itibaren yurtdışındaki fuarlara ağırlık verdik. Şu anda da Ulubaş Şirketler Grubu (www.ulubas.com.tr) olarak her sene 14 ayrı ülkede fuarlara iştirak ediyoruz. Geçen ay arkadaşlarımız Tanzanya ve Slovakya’daki fuarlara katıldılar. Önümüzdeki ay Lübnan’da düzenlenen uluslararası bir fuara katılıyoruz. Ardından Almanya ve Amerika’daki fuarlara iştirak edeceğiz. Bu fuarlar sayesinde Uzakdoğu’dan Afrika’ya, Amerika’dan Avrupa’ya kadar çeşitli ülkelerde mallarımız satılıyor. Şu anda 36 ülkeye Kayseri’den ihracat gerçekleştiriyoruz. Altı yıl önce Fransa’daki Carrefour’a mal satmaya başladık. Fransa’da şu anda Metro ve Carrefour’da Ulubaş markalı mamullerimizi görmeniz mümkün. İtalyan piyasasında da ürünlerimiz satılıyor. En son Güney Amerika ülkelerine de ihracata başladık. Elbette bu pazarlara ulaşmak kolay olmadı, belirli bir kalite standardını ve estetiği tutturmanız gerekiyor. Bunun için son dönemde yabancı designerların modellerini tercih ediyoruz.

Ayrıca, bizim 7 kişilik dış ticaret ekibimiz sürekli yurtdışında dolaşıyor ve yeni pazarlar arıyor. Her bir arkadaşımız ayrı ayrı bölge ve ülkelerden sorumlu olarak çalışıyorlar. Şu anda üretimimizin yaklaşık üçte ikisini ihraç ettiğimizi söyleyebilirim. Bunun için Ulubaş markasının dışında Grup, Bonne Chance, Montana ve Show gibi markaların da üretimine başladık. Montana Güney Afrika’da, Show eski Doğu Bloku ülkelerinde, Bonne Chance Fildişi Sahili ve Gana bölgesinde, Ulubaş ise Kuzey Afrika pazarında ağırlık gösteriyor.

Neden iç piyasa yerine varsa da yoksa da ihracat..?

Bize göre ekonominin düzelmesi için tek çare ihracat. Sosyal refahın da ancak ihracatın artırılması ile mümkün olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde ekonomik ve siyasi istikrar uzun yıllardır tam anlamıyla sağlanamadığı için iç piyasa zaman zaman tümüyle kilitleniyor. Elektrik ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarında çeşitli sorunlar yaşanabiliyor. Biz de bu yüzden ihracata ağırlık verdik. Türk işadamlarının dış piyasalara daha fazla açılması ve yurtdışı fuarlara katılmaları gerekiyor. Özellikle satışlarda belli bir potansiyelin sürekli tutturulması için yelpazenin geniş tutulmasında büyük fayda var. İhracat yaptığınız pazar ülkeleri sık sık ziyaret etmeniz de sizin başarınızı artırıyor. Biz de bu yolla şirketi bugünlere getirmeyi başardık.

Almanya'daki dağıtım ve pazarlama şirketiniz ne zaman faaliyete geçti?

Almanya’da ilk olarak paslanmaz çelik ticareti konusunda Meta Steel Trading GMBH isminde bir şirket kurduk. Şu anda ise Firstcom şirketimiz ile Almanya’da oldukça ucuz fiyatla bilgisayar pazarlıyoruz. Meta ve Speed olarak iki markamız var. Almanya’nın en büyük servis hizmeti veren şirketi ile de anlaşma halindeyiz. Sattığımız ürünlerin kalitesi bize çok büyük pazar avantajı sağladı, satışlarımızın da çok iyi gittiğini söyleyebilirim. İleride Türkiye’de de bilgisayar piyasasının, özellikle notebook tipi ürünlerin satışının çok daha hızlı gelişeceğini düşünüyorum.

Başka ülkelerde de ofisiniz var mı?

Bizim şu anda bir de Çin’in Guangzhou şehrinde ofisimiz var. Çin’e Almanya üzerinden ham madde ihracatı gerçekleştiriyoruz. Çin’den de Türkiye’ye ithalat yapıyoruz. Zaten bizim en büyük derdimiz Uzakdoğu’daki firmalar ile. Bazıları bizim mamullerimizi bire bir kopya ediyor, hatta bizim Ulubaş, Montana gibi markalarımızla üretiyorlar. Taklit edilen bir firma olmak güzel bir şey ama bu haksız rekabete yol açıyor. O ülkelerde kanunlar yetersiz olduğundan engel olamıyoruz.

Biz Nijerya’ya mal satabilmek için bayağı uğraştık. Oranın en büyük toptancısı Strant adlı bir firmanın sahibi Mr. Gopal, bizim malları almak konusunda uzun süre tereddüt içinde kalmış. Ona neden bu kadar bizi beklettin? Sonra da hemen “Evet” dedin diye sorduğumuzda kendisi bize şunları söyledi: “Ben Uzakdoğu’ya gittiğimde Çinlilerin Ulubaş’ın ürünlerini incelediklerini, hatta mamullerinin aynısının taklit edildiğini gördüm. Onlar tarafından taklit edildiğinizi anlayınca ben de sizin malınızın kalitesine güvendim ve Ulubaş mamullerini satmaya karar verdim.”

Fierra Mobilya’da çoğunluk hisselerini alarak mobilya piyasasına adım attınız. Burada ne gibi projeleriniz var?

Bu yıl başında yine şehrimizde bulunan Fierra Mobilya’ya ortak olduk ve burada yeni projeleri hayata geçirmeye başladık. 400’e yakın işçinin çalıştığı bu şirkette tümüyle Avrupa çizgisinde ve kalitesinde ürünler üretiyoruz. Fierra’nın en büyük özelliği ise kişiye özel üretim yapması. Burada 61 olan bayi sayısını yıl sonuna kadar 100’e çıkarmayı hedefliyoruz. Halen 6 ülkeye gerçekleşen ihracatı gelecekte mutlaka artırmak ve ciromuzun yarısını yurtdışında elde etmek kararındayız.

Geçen haftalarda ISO 9001 kalite belgesini aldınız? Bu konudaki çalışmalar hangi aşamada?

Biz TSE belgesinin dışında şirket olarak üretim aşamalarındaki kalitemizle ISO 9001 belgesini almaya hak kazandık. Bureau Veritas firması tarafından yapılan incelemelerde kalitemiz tescillendi ve bize bu belge verildi. Zaten biz Ar—Ge’ye büyük önem veriyoruz. 8 kişilik bir mühendis ekibimiz teknolojiyi yakından takip eder ve her yeni gelişmeyi üretim bandımıza uygular. Ar—Ge’miz tarafından geliştirilen otomatik emayelendirme makinesi gibi bazı projelerimize de zaten TÜBİTAK bilfiil destek vermekte.

Bu yıl nisan ayından itibaren Akdeniz Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçı Birlikleri’nde başkan olarak görev yapıyorsunuz. Sektörünüzün genel olarak durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben aslında 8 yıldır birlikte yönetim kurulunda görev yapıyorum, geçtiğimiz aylarda da başkanlığa seçildim. Son dönemde gerçek ihracatçılarımız büyük sıkıntılar içinde. KDV alacaklarından tutun da dahilde işleme vergi problemlerine varıncaya kadar değişik sıkıntılar var. “Balina” operasyonları sonrası ihracatçı büyük zan altında bırakıldı. Biz de ihracatçı birlikleri olarak bu olumsuzlukları gidermeye çalışıyoruz. Eximbank son dönemde faiz indirimine gitti, vadeleri uzattı. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın da gayretleri ile bazı sıkıntılar aşıldı. Ancak ihracatı destekleme adına yeni ek bazı önlemler alınırsa gelecekte ihracatçının önünün tümüyle açılacağını düşünüyorum.

Yabancı şirketlerle evlilik konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Dünya hızla globalleşirken, Türk şirketleri de yeni evliliklere açık olmalı. Biz de bu durumun farkındayız ve bu yönde de çalışmalar içerisindeyiz. Yeni yatırımlarımızı yabancı şirketlerle işbirliği halinde yapmayı planlıyoruz. Hem pazar payını artırmak hem de know—how’a ve yeni teknolojilere kolay ulaşmak açısından bu konuya özel önem veriyoruz.

Gelecekte hangi sektörlerde daha da büyümeyi ve yeni yatırım yapmayı hedefliyorsunuz?

Biz eski yatırım alanlarımızın dışında gelecekte bilgisayar gibi Hi—Tech konularda yeni yatırımlar yapmayı hedefliyoruz. Çin ve Tayvan’a yaptığımız seyahatlerde bu konuda yapılan yatırımları gördükçe biz de bu konuya daha çok eğildik. Bu konuda ülkemizde ilk olmak gerçekten zor; ama Almanya’da edindiğimiz tecrübeler bizi cesaretlendiriyor. 2001 yılında ülkemizde üretim yapıp Avrupa’ya ihracatı planlıyoruz. Ayrıca İnternet üzerinden satış da, planlarımız arasında yer alıyor.

İş hayatınızda babanızın bakırcılıkla başlayan ve sizlerin Ulubaş Şirketler Grubu olarak devam ettirdiğiniz başarınızın sırrı nedir?

Her şeyin başı kısmet, ikincisi çalışmak. Bizde mesai mefhumu yok. Sabah 7.00’de işe başlarsınız gece 1—2’ye kadar çalışılır. Biz bu gayretin sonunda kazandığımız parayı boşa harcamak yerine yine yatırıma ve üretime aktarıyoruz. Ancak son 3—4 yıldır Türkiye’de yatırım yapan herkesin ne yazık ki zarar ettiğini söylemeliyim. Ama bundan sonra inşaallah rantçılar yerine yatırımcılar para kazanacak. Bunun dışında Türkiye’nin gelecekte başka bir şansı da yok.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.