GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

10/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


 


Sütçünüz ajan olmasın sakın!

Arkadaşımız Tuncay Akkoyun, bir gazeteci olarak memleketin en mühim meselelerine parmak basıyor. İğneliyor, irdeliyor ve perdelenen konuları açığa çıkarmaya çalışıyor:

Başörtüsü yasağının sosyal tesis ve lojmanlara da yansıması, artık bu meselenin gidebileceği yere kadar götürüleceğini gösterdi. Bu arada torba gibi büzülemeyen vatandaş ağzı da habire bir şeyler üretip duruyor.. Biz sadece aktaranların yalancısıyız; ancak söylenenler çok garip, çok vahim ve maalesef çok komik!..

Mesela bir üniversite kampusunde başörtülülerin peruk takarak içeri girdikleri tespit edilmiş, bunun üzerine peruk da yasaklanmış. Perukları kontrol için de kapı güvenlik görevlilerine talimat verilmiş. Güvenlikçiler şüphelendikleri bayanların kafasındaki saçları hafifçe çekerek peruk olup olmadığını kontrol etmeye başlamışlar. Ancak ilk gün orta yaşlı bir bayanın saçını izinsiz şekilde çekmeye kalkan güvenlikçi, kafasına kadının çantasını yiyince neye uğradığını şaşırmış. Zira kadının kafasında gerçekten peruk varmış; ancak altında ne bir başörtüsü, ne bir bone bulunuyormuş.. Sadece saçları döküldüğü için peruk kullanıyormuş..

Bir başka söylenti de, 22 Ekim’de yapılacak sayımda özellikle önemli görevlerde bulunanların hanımlarıyla ilgili olarak (başörtülü mü, değil mi diye) gizli rapor tutulacağı öne sürülüyor. En iyisi okullara ve kamusal alanlara alınmayanları da nüfus sayımında devre dışı bırakmak. Yani hiç saymamak! Olur mu olur, burası Türkiye.. Bakarsınız bu kontrol işi, kapılara kadar gelebilme ihtimali bulunan, sucu, sütçü, postacı gibi görevlilere de aktarılabilir..

Öte yandan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in, kırmızı renkli belediye otobüsü ve mavi renkli özel halk otobüslerinden sonra Özel Toplu Taşım Aracı adı altında yeşil renkli otobüsleri piyasaya sokmasından bile bazılarının rahatsızlık duyduğu öne sürülüyor.. Mesela birisi de bana gazetemizin Ankara'daki merkezinin bulunduğu binanın neden yeşil renkli olduğunu resmen sorabilmişti. Ben binayı tuttuğumuzda renginin yeşil olduğunu söylediysem de vatandaş, “Özellikle o binayı seçmişsinizdir.” gibi bir yaklaşımında ısrar etti.

Ben de şimdi bunların üstüne Yeşilköy Havaalanı'nın isminin değiştirilmesinde bir kasıt aramaz mıyım?




Hyde Park

Sizin de aklınıza hiç takılmıyor mu? Neden bizim bir Hyde Park’ımız yok? ‘Konuşan Türkiye’de ağzını açan ya dayak yiyor, ya da ceza!

Vatandaşlarımız ne zaman bir protesto gösterisi yapsalar, ‘izinsiz gösteri’ gerekçesiyle polisle karşı karşıya geliyor. İsrail katliamını protesto bile, dayak yeme sebebi oluyor. Bu defa İsraillilerin Filistinlilere yaptıklarını biz kendi vatandaşlarımıza yapıyoruz. İzinsiz gösteri yaptı diye dövülen vatandaşlarımız, sanki izin istese verilecekmiş gibi.

Buna bir çözüm bulamaz mıyız? Eğer bizim de bir Hyde Park’ımız olursa, hem polisler dayak atmaktan kurtulur, hem de vatandaşlarımız dayak yemekten!

Zor bir şey olmasa gerek. İstanbul, Ankara ve İzmir’de pilot ‘serbest protesto alanları’ yapılırsa, belki arkası gelir.

Türkiye’nin ruh sağlığı bozuk diyoruz. Vatandaşlarımızın yüzde 60’ı hasta diyoruz. Bir taraftan da, konuşanın ağzını tıkamanın yollarını arıyoruz. Evde konuşamaz, işte konuşamaz, okulda konuşamaz... Eee, sonunda bir şekilde patlar insan. Ya deli olur, ya intihar eder...




Hukuku bilmek

DYP Grup Başkan Vekili Turhan Güven, Anayasa Mahkemesi’nin hükümete Yetki Yasası'nın iptalini yorumlarken, “İptal, hükümeti yaptığı yanlışlardan döndürecektir.” diyor. Arkasından da sözlerine şöyle devam ediyor:

– İptal kararı, hükümetin hukuka olan saygı noksanlığını ve hukuk bilgisizliğini ortaya koymuştur.

Güven'e katılmıyoruz. Hükümet hukuku bilmiyor filan değil. Sadece bakanlar arasında bile bir sürü hukukçu var. Hukuku biliyorlar, bilmesine de...




Sabredin az kaldı

Bu yıl pahalı olduğu için odun kömür alamadık diye üzülüyorsanız ya da eviniz doğalgazlı ise ve doğalgazda kesinti olur, biz de üşürüz diye korkuyorsanız. Tercihiniz elektrikle ısınma ise ve enerji sıkıntısı yüzünden karartmalarda ne yapacağız diye düşünüyorsanız, hiç korkmayın, merak etmeyin.

Dünyanın en ünlü fizikçilerinden Stephen Hawking insanoğlunun dünyada yeni bir binyılı çıkarabileceğinden endişe ettiğini söyledi. Kitapları yok satan ünlü yazara göre, küresel iklim değişikliği sebebiyle, dünyanın atmosferi giderek daha çok ısınacak ve sonunda kaynayan sülfürik asitli Venüs'e benzeyecek.

Sabredin şunun şurasında ne kaldı. Bir 500 sene kadar sabredin. Sonra dünya iyice ısınacak ve siz de üşümekten kurtulacaksınız!




Deprem

Japonya’da 7,3 büyüklüğünde bir deprem oldu. Yani bizim 17 Ağustos’taki depremimizle aynı büyüklükte. Bizde resmi olarak 18 bin kişi öldü, yüzlerce yaralı vardı. Onlarda ise sadece 21 kişi yaralandı. Bizde 100 bine yakın ev yıkıldı, onlarda yıkılan ev sayısı ise sadece 24.

Yetkililere, ve sorumlulara(!) Biz size ne diyelim şimdi!



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.