Almanlar elektrik kesintileri için tedbir aldı!
Bu toprakların karanlıkla buluşması aslında yeni değil. Son iki yüzyılı atlayan bir toplumun fertleri olarak elektrik kesintileri bizler için çok fazla şey ifade etmese gerek!
19. yüzyılı, 20. yüzyılı heba etmiş bir toplumun 21. yüzyılı da kısır iç kavgalarla heba etmemesi için bir sebep görünmüyor.
Bugüne geçmişten baktığımızda yaşadığımız teknoloji ve bilgi çağında her şeyin temeli olan enerji sorunu ile baş başa kalıp evlerde tükettiğimiz elektriğe bile ihtiyaç duyar hale geleceğimize herhalde hiç kimse ihtimal vermezdi. Aynı şekilde gelecekten bugüne baktığımızda da 21. yüzyılın eşiğinde gaz lambasına mahkum olduğumuzu söylersek bize kimse inanmaz.
Ama realite bu. Türkiye bir kısım iç tehditler üzerine yoğunlaştığı için bilgi ve teknoloji çağında asıl tehlike olan enerjisiz kalma tehlikesini düşünmedi bile. Zaten bu topraklar üzerinde hiçbir şey planlı ve programlı olmuyor. Gelişmeler ve değişimler ya kendiliğinden ya da dünyanın zorlaması ile gerçekleşiyor. Gerek siyasî gerek bürokrasi kadroları günü kurtarma anlayışı ile hareket ediyor, yarını planlama, ihtiyaçları önceden belirleme, yıllar sonra ulaşılacak hedeflere göre karar alabilme yeteneği zayıf kişilerden oluşuyor. Ne yazık ki bizi 21. yüzyılda taşıyacak kişiler onlar, kurumların başında onlar var ve onlar hâlâ soğuk savaş mantığı ile düşünen kadrolardan oluşuyor.
Aslında Türkiye insan kaynakları açısından mümbit bir yer. Yetişen yeni nesiller var; fakat şimdi de bir neslin ölümünü bekleyerek geçiyor zaman. Hem de karanlıkta bekliyoruz!
Bu elektrik kesintileri benim çok canımı sıkmaya başladı. Zaten karanlıktan korkan bir yapım var. Bir insanı en fazla sinirlendiren şeylerden olmalı karanlık. Enerjisizlik sadece karanlık anlamına gelmiyor. Çalışırken ekranınızın karardığını düşünsenize...
Enerjisizlik her şeyin aniden sizin isteğiniz dışında kesilmesi demek. Birçok hayati soruna yol açar karanlık. Şu tür haberleri bugünden sonra çok duyacağız: “Elektrik kesintisi yüzünden ameliyat masasında kaldı.”, “Sokak lambaları yanmadığı için soyuldu...” Dün Hürriyet Ankara ekinde bir haber vardı: “Taksinin çarptığı lise öğrencisi öldü. Öğrencinin ailesi kazanın elektrik kesintisi yüzünden olduğunu iddia etti.”
Hatırlıyorum Enerji eski bakanlarından Hüsnü Doğan, bakan olduğunda, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda elektriksiz kalacağını söylemişti. Sayın Bakan ile dün yine konuştum ve o “Aslında kesintiler gecikti bile.” diyor. Onun hesaplamalarına göre Türkiye’nin her yıl için 3–4 milyar dolar civarında enerji yatırımı yapması gerekiyor. Ayrıca bugüne kadar yapılmayan birikmiş yatırımlar var ve bu durum Türkiye’nin önümüzdeki en az 3 yılını etkileyecek!
Bütünüyle ekonomik hayat, üretim, ihracat, turizm.. hepsi olumsuz etkilenecek. Her sektör enerjiye duyduğu ihtiyaç ölçüsünde etkilenecek.
Mesleğim gereği dünyanın birçok ülkesinde bulunma imkanım oldu. Japonya’da gece 12’den sonra ışıklı tabelaların otomatik olarak karartıldığını duyduğumda şaşırmıştım. Onlar bunu gerçekten yapıyorlar. İslam ülkelerinde ise bütün lambalar sabahlara kadar yanar. Gidenler bilir, Suudi Arabistan, Kuveyt, Libya vs. geceleri ışıl ışıldır!
Türkiye’de sadece elektrik enerjisi yokluğu değil, mevcut elektriğin kalitesi de oldukça zayıf. Alman beyaz eşya üreticileri Türkiye’de Edirne’den Kars’a kadar bir alanda yaptıkları enerji ölçümlerinde şebekelerde voltajların 180 hatta 120 volta kadar düştüğünü tespit etmişler ve bunun üzerine Türkiye için ürettikleri ürünlerde tedbir almışlar. Çünkü kalitesiz elektrik ile kullanılan Profilo, Siemens, Bosch marka cihazlardan dolayı büyük zararları söz konusu. Özellikle Profilo elektrik kalitesizliği yüzünden 40 bin adet buzdolabını garanti kapsamında değiştirmek zorunda kalmış. Bunun üzerine adı geçen firmalar Türkiye’ye yollanan cihazlara elektrik kesintileri ve kalitesiz elektrikle kullanma ihtimali bulunduğundan özel elektronik devreler ve regüleler eklemeye başlamışlar.
Anlayacağınız Almanlar Türkiye’deki elektrik kesintileri ve kalitesiz elektrik için tedbir almışlar. Biz Türkler hâlâ “Türk’ün Türk’ten başka dostu olmadığı” tezini savunmaya devam ediyoruz.
Bütün bunlar göz önüne alındığında sizin de aklınızın bir köşesinde “Türk’ün Türk’ten başka düşmanı yoktur” pankartı açılmıyor mu? Açılmıyorsa sizin için yapılacak bir şey yok demektir!
n.gonultas@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
19/
09/
2000...
"Demokrat yazarlar" Erbakan'ı ağzı açık dinlediler!
20/
09/
2000...
Montajcı Balıkesirliler ve Atatürk...
22/
09/
2000...
Soğuk savaş söylemleri, yeni ittifaklar
26/
09/
2000...
"28 Şubat stratejilerinin başarısı için..."
27/
09/
2000...
Meclis'in yeni dönemi 28 Şubat yasalarına ayrıldı!
29/
09/
2000...
Vatan, dayak yemediğin yerdir!
01/
10/
2000...
Osmanlı Ermenileri katletmedi, suçluları cezalandırdı!
03/
10/
2000...
E-isyan bastırılamaz!
04/
10/
2000...
Kudüs: "Öteki"nin yaşama hakkı olmayan yer!
06/
10/
2000...
İrtica Türkiye'yi ele geçirmeden karanlığa gömülmek de ne demek?
|