AB'ye asker bakışı
Türkiye’de hemen her türlü iç ve dış konuda askerin görüşü çok önemli kabul edilir. Bu sebeple her zaman herkes “Acaba asker bu konuya ne diyor?” sorusunu sorar ve ona göre tavır almaya bakar.
Avrupa Birliği meselesi de Türkiye için en hayati meselelerden birisi ve elbette askerin bu konudaki “müspet görüşü” Türkiye’nin bir yüzyılını daha karanlıklar ve yobazlıklar içinde geçirmemesi için çok çok önemli.
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın GATA’da yaptığı bir konuşmada AB’ye girişin Türkiye için jeopolitik ve jeostratejik bir zorunluluk olduğunu söylemesi, askerin bu konudaki görüşünü ilk defa bu netlikte açıklaması açısından son derece önemli olmalı. Büyükanıt’ın hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde AB konusundaki görüşünü kamuoyuna yansıtması, bugüne kadar “askerin AB karşıtı” olduğu şeklindeki, aslında hiç de haksız olmayan yargı sahipleri için sürpriz bile sayılabilir.
Orgeneralin AB konusundaki sözleri buraya kadar iyi. Ancak bundan sonraki cümleler komutanların AB konusunda hâlâ tam bir güven içinde olmadıklarını, hâlâ bazı çekinceleri bünyelerinde barındırdıklarını da gösteriyor. Büyükanıt ilerleyen cümlelerinde “Türkiye’nin AB sürecinde laik ve üniter yapısını korumasının en doğal hakkı olduğunu” savunuyor ve özetle “AB’ye girilmeli, ama laik ve üniter yapı korunmalı.” diyor.
Komutanın bu sözlerine hiçbir itiraz olacağını sanmam. Yalnız “AB’ye girerken laik ve üniter yapıyı koruyarak girmeliyiz.” sözleri gereksiz ve yersiz bulunabilir. Çünkü böyle bir cümle hem askerin AB’ye güvensizliğini ortaya koyar, hem de AB üyesi ülkelerin üniter ve laik olup olmadıkları tartışmasını başlatabilir ki, bu tartışma askerin baştan kaybedeceği bir tartışma anlamına gelir.
Hemen şu sorular sorulur: “Dünya’da Türkiye’den başka laik ve üniter devlet yok mu?” “AB üyesi ülkeler AB’ye üye olurlarken laik ve üniter yapılarını bozarak mı AB’ye üye olmuşlar?’’
Laikliği ve üniterliği Türkiye’den başka herkesin farklı anladığı kesin! Öyle ki değerli komutanlarımız dünyada Türkiye’den başka laik ve üniter ülke olmadığını düşünüyor olmalılar. Bu sözler “girmeliyiz” iradesini ortaya koymasından öte, zımnen AB ülkelerinin laik ve demokratik olmadıklarını mı kastediyor?
Aslında değerli komutanlarımıza Türkiye’de MGK’nın iç tehdit sıralaması yüzünden doğan hukuksuz uygulamaların halkın bir bölümünü gerçek tehdit hale getirdiğinin anlatılması lazım.
Daha önce, AB’de genişlemeden sorumlu Komiser Verheugen’ın Türkiye ziyareti sırasında sorduğumuz soruları Orgeneral Büyükanıt’ın AB hakkındaki sözleri üzerine tekrar hatırlatmanın tam zamanı olmalı: “AB’ye girmiş bir Türkiye, girmemiş bir Türkiye’ye göre daha mı kolay bölünebilir?” “AB’ye girmiş bir Türkiye’ye, girmemiş bir Türkiye’ye göre ‘şeriat’ daha mı kolay gelir?” “Yoksa bu soruların tersi, AB’ye girmemiş ya da girememiş bir Türkiye kötü ihtimallerin daha kolay gerçekleştirileceği bir coğrafya mı olur?”
Bölücüler, dinciler, şeriatçılar, Atatürk düşmanları, teröristler amaçlarını gerçekleştirmek için AB’ye girmemiş bir Türkiye’yi daha verimli bulacaklardır!
AB’ye giriş için laik ve üniter yapıdan tavizi elbette kimse düşünmüyor. Fakat bu kavramların Türklerin anladığı manadan çok Avrupa’nın anladığı manalara dönüşmesi gerekiyor! Eğer Komutan’ın sözleri ‘bu yapıdan taviz verilmemeli’ gibi bir anlam içeriyorsa bu “Asker AB’ye girmek istemiyor” yorumlarını haklı çıkarır.
n.gonultas@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
20/
09/
2000...
Montajcı Balıkesirliler ve Atatürk...
22/
09/
2000...
Soğuk savaş söylemleri, yeni ittifaklar
26/
09/
2000...
"28 Şubat stratejilerinin başarısı için..."
27/
09/
2000...
Meclis'in yeni dönemi 28 Şubat yasalarına ayrıldı!
29/
09/
2000...
Vatan, dayak yemediğin yerdir!
01/
10/
2000...
Osmanlı Ermenileri katletmedi, suçluları cezalandırdı!
03/
10/
2000...
E-isyan bastırılamaz!
04/
10/
2000...
Kudüs: "Öteki"nin yaşama hakkı olmayan yer!
06/
10/
2000...
İrtica Türkiye'yi ele geçirmeden karanlığa gömülmek de ne demek?
10/
10/
2000...
Almanlar elektrik kesintileri için tedbir aldı!
|