Kampuste utanç duvarı
MHP'li İsmail Köse, İstanbul Üniversitesi'nde gördüklerinden şoke oldu. Köse, Marksist ve PKK simgelerinin İÜ'ye hakim olduğunu belirterek, 'Adım başı gizli kameralar yerleştirilmiş. Akraba ziyareti bile yasak. Milletle üniversite arasında utanç duvarı örülmüş.' dedi.
Baskıcı uygulamalarıyla gündemden düşmeyen İstanbul Üniversitesi (İÜ) yönetimine bir eleştiri de MHP'den geldi. MHP Grup Başkan Vekili İsmail Köse, "Bu zihniyeti demokrasi adına yıkmamız lazım." dedi. Geçtiğimiz cuma günü İÜ'de gözlemlerde bulunan Köse, gördüğü manzara karşısında şoka girdiğini söyledi. Köse, izlenimlerini şöyle aktardı: "Çağdışı düşüncenin mezun olduğum güzide kurumda hakim olması, moral değerlerimi alt üst etti. Marksist ve PKK simgeleri, solun her rengi hakim olmuş. Millete, değerlerine ait sembolleri görmedik. Böyle demokrasi olur mu?
İnsan avı
Başörtülüler ya da farklı düşüncedeki insanlar girmesin diye, her adım başı, gizli kameralar yerleştirilmiş. İnsan avına çıkmış bir zihniyet bu. Üniversitedeki kendi akrabanızı ziyaret etmeniz bile yasak. Milletle üniversite arasında bir utanç duvarı örülmüş. Başörtüsü dışında, daha önce yasak getirilen her şey serbest bırakılmış. Marksizmi andıran bir düzen kurulmuş. Demokrat insanlar sindirilmiş. Kameralar, güvenlik şeritleri arasında herkes birbirini kontrol ediyor. Sanki, korku filmi seti.
Bu zihniyet gitmeli
60 yaşında bir çaycı bayanın başını açtırmışlar. Gözyaşlarıyla servis yaptığını gördüm. İçim sızladı. 'Bu bina yıkılsın' demek geldi içimden, ama ecdadımızın mirası olduğu için diyemedim. Bu zihniyeti demokrasi, Türkiye ve insanımız için yıkmamız lazım. Elbirliğiyle, demokratik yollarla sorunu çözmenin zamanı geldi." (Zekai ÖZÇINAR)
MEB'den din derslerine yeni kurallar
Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, okullardaki din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri işlenirken uyulması gereken kurallarla ilgili genelge yayımladı. Bostancıoğlu, ilköğretim din kültürü ve ahlak bilgisi ders programı uygulanırken öğretmenlerin titizlik gösterecekleri konuları şöyle sıraladı:
n Ünite ve konuların işlenmesinde insan hakları, sevgi, hoşgörü, demokrasi, laiklik ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlere önem kazandırılacak.
nKonuları yeni programa göre düzenlenecek.
nYeni programda yer alan ünite ve konuları işlerken, tek bir ders kitabına bağlı kalınmadan eski ders kitaplarından, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'nca tavsiye edilen 'Din Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar' adlı kitap ve Bakanlıkça tavsiyesi yapılan diğer kaynaklar ile mümkünse çevrede bulunan ilahiyat fakültesinin İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği bölümlerinden yararlanılacak.
nÖrnek işlenişlerden hareketle her konu için örnek işlenişler hazırlanacak.
nZümre öğretmenleri ortak materyal hazırlayarak işbirliği yapacak.
Filistinlilere gıyabi cenaze namazı
Milli Gençlik Vakfı (MGV) öncülüğünde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, İsrail'in Filistin'e yaptığı zulmü basın açıklaması ile kınadılar.
Fatih'te düzenlenen toplantıda, sivil kuruluşlar adına konuşan MGV Sözcüsü avukat Bülent Yıldırım, kutsal topraklarda katliam yaşandığını ve buna dünyanın sessiz kaldığını söyledi. Yıldırım, son günlerde 117 Filistinlinin şehit edildiğini, 3 bine yakın kişinin de yaralandığını hatırlattı. Bu önemli topraklarda insani değerlerin ayaklar altına alındığını vurguluyan Yıldırım, "Mescid-i Aksa'nın siyonist saldırganlar tarafından kirletilmesine engel olmak isteyen Filistinliler modern silahlar taşıyan askerlere karşı savunmaya çalışıyorlar." dedi. Yıldırım, cuma günü Sultanahmet Camii'nde gıyabi cenaze namazı kılacaklarını belirterek, bütün vatandaşları Sultanahmet'e çağırdı.
Nihat GASGAR İstanbul CHA
Başvurularda karmaşa
Memur alım sınavına hiç girmeyen ya da sınavda başarısız olan adaylar ile yeni memur sınavı yapıldığını zanneden çok sayıda vatandaşın, ikinci yerleştirme kılavuzlarını alması sıkıntıya sebep oldu.
Devlet Personel Başkanı Nedim Kurdoğlu, memur alım sınavına hiç girmeyen ya da sınavda başarısız olan adaylar ile yeni memur sınavı yapıldığını zanneden çok sayıda vatandaşın, ikinci yerleştirme kılavuz ve formlarını alarak sıkıntıya neden olduklarını bildirdi.
Nedim Kurdoğlu, sınava sadece ÖSYM'nin geçen yıl yaptığı memur alım sınavında 70 ve üzerinde puan alan adayların başvurabileceğini belirterek, "Bu bir memur sınavı değil, sınavı kazananlara yönelik yerleştirme işlemi. Yeni memur sınavı 2001 yazında yapılacak." dedi. Nedim Kurdoğlu şunları söyledi: "Bize gelen bilgilere göre, hiç sınava girmemiş ya da sınava girmiş; ama kazanamamış vatandaşlar da, özel bürolara gelip kılavuz kitapçık ve başvuru formu alıyormuş. Bazıları da bunun yeni memur alım sınavı olduğunu sanarak ikinci yerleştirme kitapçık ve formlarından dörder beşer alıp gidiyormuş. Biz, en fazla 350 bin kişinin başvurabileceği bu yerleştirme için 400 bin kılavuz kitapçığı ve başvuru formu bastık. Bunların bize maliyeti 1,5 milyon lirayken, vatandaşa 1 milyon liradan verelim dedik. Ama hesapta olmayan bir durumla karşılaştık."
Yanlış kitap ve form alımları yüzünden, fazla gönderildiği halde birçok valiliğin kendilerinden ek kılavuz ve form istediğini de ifade eden Kurdoğlu, başvuru formlarının "optik okuyucuya" uygun düzenlenmesi nedeniyle, adayların ilk yerleştirmede olduğu gibi İnternet'ten de başvuru formu alamayacağını kaydetti. Kurdoğlu, gereksiz yere kılavuz ve form alanların, bunları ya iade etmelerini ya da yakınlarına vermelerini istedi.
Bu kez dostça geldiler
Yunan askeri, Kurtuluş Savaşı'ndan tam 78 yıl sonra Destined Glory 2000 (Mutlak Zafer) Tatbikatı için Türkiye topraklarına geldi.
Tatbikatın dün başlayan fiili bölümü çerçevesinde Doğanbey Körfezi açıklarına gelen ABD, İspanya, İtalya ve Yunanistan'a bağlı firkateynlerden keşif birlikleri karaya çıktı. 78 yıl sonra Türk topraklarına ayak basan 127 kişilik Yunan Mekanize Piyade Bölüğü, 7 helikopter ile karaya çıkartma yaptı. Yunanistan'dan Binbaşı Dimitris Dados, gazetecilerin "Türk topraklarındasınız. Ne hissediyorsunuz?" sorusunu "Burada kendimi evimde gibi hissediyorum." diye cevaplandırdı.
Damda yer kalmadı
Cezaevine atılanların sayısı kapasiteyi aştı. Aydınlara göre; cezaevlerini boşaltmak için af yerine insan haklarına saygı gösterilmeli ve suça giden yollar tıkanmalı. Toplam hapis kapasitesi: 72 bin 315 Cezaevindeki insan sayısı: 72 bin 595
Cezaevlerindeki suçlu sayısı kapasiteyi geçti. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, şu an cezaevlerinde 72 bin 595 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Halbuki mevcut kapasite 72 bin 315. Bu son rakamlara göre cezaevlerinde mevcut kapasitenin 280 üzerine çıkılmış durumda. İstatistiklere bakıldığında ise cezaevlerindeki yığılma her yıl ortalama 3 bin 500- 4 bin artmakta. Buna göre önümüzdeki bir iki yıl içerisinde, metropol cezaevlerinde kalan mahkumlar belki de ayakta kalabilecek kadar yer bulabilecek.
Af çözüm olmaz
1988'de cezaevlerinde 66 bin 165 kişi barındırılırken, bu rakam; 1999'da 69 bin 382'ye, 2000'de 72 bin 595'e ulaştı. İstanbul Barosu Başkanı Avukat Yücel Sayman, sorunun temelinde sistemdeki bozukluğun yattığını belirterek, "Ceza adaleti anlayışı değişmeli. Suç üretimini ortadan kaldıracak bir anlayışın hakim olması halinde bu sorun çözülür." dedi. Cezaevleri boşalsın diye yapılacak bir affın hiçbir zaman çözüm olamayacağını ifade eden Sayman, siyasi partilerin toplumsal projeleri olmamasından yakındı.
Bir yerde patlak verir!
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu Başkanı Ümit Efe, sistemin sürekli suçlu ürettiğini vurgulayarak bu gidişin bir noktada korkunç bir patlamaya yol açabileceğine dikkat çekti. Efe, "Sorunun çözülebilmesi için Türkiye'nin insan haklarına saygılı, gerçek bir demokratik hukuk devleti olması gerekir." diye konuştu.
Çağdaş Hukukçular Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Şafak Yıldız ise ceza kanunlarında değişiklik yapılması halinde, cezaevlerinin büyük oranda boşalacağını ifade etti. Ekonomik suçlarla ilgili hapis cezalarının kaldırılmasını isteyen Yıldız, şu önerileri getirdi: "Karşılıksız çek vermenin cezası 1 yıl hapis. Kişi bunun 4 ay 25 gününü yatıyor. Halbuki bu önemli bir para cezasına çevrilebilir. Bu halde cezaevleri yüzde 30 oranında boşalacaktır. Çünkü karşılıksız çekten çok sayıda yatan var. Ayrıca bazı mahkumlar ücret karşılığı kamu hizmetlerinde çalıştırılabilir. Belirli süre sonra da serbest bırakılır."
Hastane yerine hapishane yaptılar
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, şunları söyledi: "Hastanelerde kuyruklar uzayıp giderken, yeni hiçbir hastane yatırımı hükümetin gündeminde yer almamıştır. Buna rağmen 11 yeni F tipi cezaevi için 30 trilyon para ayrıldı. Burada tercihlerde bir yanlış var. Benim kanaatim şu: Suç üreten mekanizmaları ortadan kaldırmak yerine, suçlularla uğraşmak gibi bir siyaset geleneği artık Türkiye'de iflas etti. Türkiye kötü yönetiliyor. Ama eğer bir sorgulama başlarsa, bunun altında 30-40 yıllık hükümetlerin tamamı kalır."
RAKAMLARLA CEZAEVLERİ
Yıl / Cezaevindekilerin sayısı
2000 / 72 bin 595
1999 / 69 bin 382
1998 / 60 bin 391
CEZAEVLERİNDE SON DURUM
1 EKİM 2000 tarihi itibariyle Türkiye'de bulunan toplam 556 cezaevinde şu anda 72 bin 595 tutuklu ve hükümlü barındırılıyor. Halbuki Türkiye'deki cezaevlerinin toplam kapasitesi 72 bin 315. Cezaevlerinde kalan 72 bin 595 kişinin 45 bin 150'si hükümlü, 27 bin 445'i de tutuklu.Tutuklu ve hükümlülerin 2 bin 591'i kadın, 68 bin 340'ı erkek ve bin 664'ü çocuk. Bunların 61 bin 328'i adli suçlu, 10 bin 784'ü terör suçlusu ve 483 kişi de çıkar amaçlı suç örgütü mensubu. (Birol AYDIN)
Örgütten ayrılana kolaylık
Örgütlerinden ayrılmak için başvuran tutuklu ve hükümlüler, terör suçundan tutuklu ve hükümlülerin bulunmadığı cezaevlerine nakledilebilecek.
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk imzasıyla, Cumhuriyet başsavcılıkları ve cezaevi müdürlüklerine konuya ilişkin bir genelge gönderildi. Genelgeye göre, Bakanlığa intikal eden bilgiler ile hükümlü ve tutuklu ailelerinin beyanlarından, terör suçlarından bazı tutuklu ve hükümlülerin, mensubu oldukları terör örgütlerinden ayrılarak cezalarını infaz edip, topluma yeniden yararlı bir insan olarak hizmet etmek istedikleri, ancak örgütlerin baskısı nedeniyle bu istemlerini yerine getiremedikleri anlaşıldı. Genelgede, örgütlerinden ayrılmak için başvuran tutuklu ve hükümlülerin, terör suçundan tutuklu ve hükümlülerin bulunmadığı cezaevlerine nakledilmesi için gerekenin yapılması istendi.
Off-shorezedenin sabrı taştı
Yurtbankzedeler, soyunarak ve araçların önüne atlayarak eylem yaptı. Balkaner'in evine para yağdı.
Yurtbankzedeler, bankanın Maslak'taki genel merkezi ile Ali Balkaner'in evinin önünde protesto gösterisi yaptılar. Merkez önünde toplanan yaklaşık 150 kadar bankazede, çevre illerdeki mağdurların da gelmesiyle eylemlerine başladı. Eylemciler, "Tantan yakala, Ali Balkaner kaçıyor", "Balkaner aşağı in" şeklinde sloganlar atarak, Ali Balkaner'in aşağı inmesini istediler. Bölgeye takviye olarak gönderilen çevik kuvvet, banka önünde kordon oluşturarak önlem aldı. Bir süre ana caddeyi trafiğe kapatan topluluk, alkışlar eşliğinde sloganlar attı. Bu arada Ali Asav (51) isimli bir ayağı sakat vatandaş, duvara çıkarak soyunmaya başladı. Yaşlı bir bayan da kendini yoldan geçen araçlardan birinin altına attı. Polisler vatandaşı arabanın altından güçlükle aldı. Eylemciler, öğleden sonra Yurtbank'ın eski sahibi Ali Balkaner'in Yeniköy'deki evini bozuk para yağmuruna tuttular. Uğur ÖZTÜRK / İSTANBUL (CHA)
GAZETECİYİ açıklayın
Bir gazetecinin, Egebank'ın sahibi Yahya Murat Demirel'den 1 milyon dolar aldığı iddiaları, gazeteci örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı.
7 gazeteci örgütü tarafından yapılan ortak açıklamada, "İddia sahiplerini ve İçişleri Bakanı'nı, bu gazeteciyi açıklamaya çağırıyoruz." denildi. Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası, dün yazılı bir açıklama yaptılar. "Ünlü bir gazetecinin, Egebank'ın eski sahibi Yahya Murat Demirel'den, büyük bir arazi ihtilafı konusunda sunduğu yardım karşılığında 1 milyon dolar aldığı" iddiasının, Emin Çölaşan tarafından kamuoyuna duyurulduğu ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan tarafından da teyit edildiğine işaret edilen açıklamada, "bu iddianın sorgulanması, araştırılması ve gereğinin yapılmasının zorunlu olduğu" vurgulandı. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi: Bu iddia son derece vahimdir ve bir an önce açıklığa kavuşturulmalıdır.
Biz, adları yazılı 7 gazetecilik örgütü olarak, bu tür ahlaksız davranışları hiç tereddütsüz kınarken; iddia sahiplerini ve İçişleri Bakanı'nı, bu gazeteciyi açıklamaya ve iddialarının doğruluğunu ortaya koyarak gerekli yasal işlemleri derhal yapmaya çağırıyoruz."
GÖRÜNTÜLERDE önemli kişi var
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, uyuşturucu ile ilgili bir toplantıya katılmak üzere Portekiz'e giderken, uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı.
Gazetecilerin, Egebank soruşturmasında ismi geçtiği iddia edilen gazetecinin kim olduğunu sormaları üzerine Tantan, "Bir isim var, ancak bilgi, belge yok." dedi.
Tantan, daha sonra, bir gazetecinin kendisine şu bilgileri aktardığını söyledi: "Görüntülerde dikkat edilmeyen biri var. Görüntü üzerinde durulursa, bu kişinin ilişkilerinin Nasrullah Ayan'a kadar gittiği görülür. O kişinin orada oluşu çok ilginç. O çözülürse çok şey çözülebilir. Görüntüdeki kişi, Türkiye gerçeğinin üst seviyedeki, perde arkasındaki ilişkilerini gösteriyor." Bu kişinin para hareketlerini çok iyi bildiğini belirten Tantan, söz konusu kişinin çok geniş ilişkileri bulunduğunu ifade etti.
Tantan, bu kişinin para için her türlü ilişkiye girebilecek nitelikte birisi olduğunu söyledi. Gazetecilerin söz konusu kişinin kimliğini sormaları üzerine Tantan, bu kişinin çok yakından tanınan birisi olabileceğini söyledi, ancak isim vermedi.
Bu kişinin gazeteci olup olmadığı yönündeki soru üzerine ise Tantan, "Zaman zaman yazabilir." karşılığını vermekle yetindi. Tantan, söz konusu kişinin Nasrullah Ayan ile ilişkisi olmasının Nasrullah Ayan ile Yahya Murat Demirel arasında bir ilişki olduğu anlamına gelmediğini kaydetti.
HAVEL, Nazım Hikmet yüzünden sınavda kalmış
Resmî bir ziyaret için Türkiye'de bulunan Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Havel'in temasları devam ediyor. Dün Ankara ve İzmir'de çeşitli temaslarda bulunan konuk cumhurbaşkanı İstanbul'u da gezecek.
Cumhurbaşkanı Havel, Ankara'daki temasları çerçevesinde, Türk basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya gelerek, çeşitli soruları cevapladı. Söz konusu kahvaltıda, Vaclav Havel'in Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğrenci iken Nazım Hikmet'i konu alan bir soru yüzünden sınavını geçemediği ortaya çıktı. Havel, bu olayı şöyle anlattı: "Ben 20 yaşındayken Çekoslovakya'da sert komünist bir dönem yaşanıyordu ve bu nedenle Nazım Hikmet ülkemizde çok iyi tanınırdı. Fakültede tiyatro sınavım vardı ve soru da Nazım Hikmet'in bir tiyatro oyununun açıklanmasıydı. Ama ben bunu tiyatro açısından değil de siyasi açıdan ele alarak, oyundan yola çıkıp Marksizm'i açıkladım ve sonuçta sınavdan geçemedim. Yaklaşık 10 yıl sonra sınav komisyonundakilerden biriyle karşılaştım, bana soruya verdiğim cevapla şaka yapıp yapmadığımı sordu."
Kahvaltıda, AB'ye tam üye olduktan sonra Çek Cumhuriyeti olarak, Türkiye'nin üyeliğini büyük çapta destekleyeceklerini vurgulayan Havel, Avrupa'yı bekleyen en büyük tehlikenin milliyetçilik olduğunu ifade etti.
Havel, en çok etkilendiği liderin Almanya'nın eski cumhurbaşkalarından Richard von Weizsaecker olduğunu söylerken, beğendiği yazarları da "Franz Kafka, Samuel Beckett ve Eugene Ionesco" olarak sıraladı.
Havel'e, Bilkent Üniversitesi tarafından "İnsani Bilimler ve Edebiyat" alanında fahri doktora unvanı verildi. Fahri doktora törenine Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de katıldı.
Havel konuşmayı Çekçe yaparken, tercümesi İngilizce yapıldı. Cumhurbaşkanı Sezer ve eşi için iki özel tercüman görevlendirildi. Sezer ve eşinin arkasında oturan tercümanlar, Çekçe ve İngilizce yapılan konuşmaları anında tercüme ettiler. Tören sonrasında Sezer ve eşi, kendilerine ikram edilen şampanya yerine portakal ve vişne suyunu tercih etti. Ankara ZAMAN/AA
AB'ye uygun sayım
22 Ekim'deki nüfus sayımında 'sokağa çıkma yasağı' yerine 'evde kalma ricası' ön plana çıkarılıyor. Sayımda AB'ye uyum için özürlü ve işsiz sayısı öğrenilecek.
22 Ekim'de 16'ncısı yapılacak olan genel nüfus sayımı için başta Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) vatandaşları evlerinde hazır bulunmaya çağırdı. Nüfus sayımında 'sokağa çıkma yasağı' yerine 'evde kalma ricası'nı ön plana çıkaran DİE, sayım tarihinin bilinmesi amacıyla billboardlar ve çeşitli ilan panolarını kullanıyor. DİE Nüfus Şubesi Müdürü Meryem Demirci, insanların büyük kısmının nüfus sayımı tarihini bilmediklerini belirterek, "Amacımız vatandaşımıza nüfus sayımı tarihini belirtmek ve o gün insanları evlerinde tutabilmek." dedi.
Formlardaki yenilikler
Demirci, vatandaşların son kez evlerinde sayılacağı genel sayımda bazı yenilikler olduğunu söyledi. Soru formlarında bazı içerik değişiklikleri yapacaklarını vurgulayan Demirci, böylelikle nüfusun yapısını daha detaylı olarak öğrenme imkanı bulacaklarını kaydetti. Soru formlarına eklenen yeni sorulardan biri ailede ölen fertlerin olup olmadığı. Daha önceki sayımlarda karışıklıklara sebep olan 'ailedeki ölen fertler' bu kez formlarda yer alacak. Formda ayrıca ailedeki özürlü ve işsiz sayısı da belirtilecek. Böylece Türkiye'de yıllardır bir türlü öğrenilemeyen özürlü ve işsiz sayıları da tam olarak öğrenilmiş olacak.
Hemşehrilere çağrı
Sayım için belediyeler de harekete geçti. Yerleşim yerinin nüfusuna göre kaynak aktarılan belediyeler, sayım günü bütün hemşehrilerinin kendi yerleşim yerinde sayılmasını istiyor. Muğla Belediyesi, Muğlalıların sayım günü ilde olması amacıyla Türkiye'nin değişik yerlerinde bulunan vatandaşlarını Muğla'ya çağırdı. Genel sayımlarda köylüler tarafından yapılan ilginç dayanışmalar birçok küçük köyün belediye olmasını sağlıyor. Belediye olmakta ön şart olarak kabul edilen 'yerleşim yerinin nüfusunun en az 2 bin olması' nedeniyle, sayım gününde köy dışında yaşayan köylüler köye toplanıyor. Birkaç yüz kişiden oluşan köyler şehirlerde yaşayan akrabalarının köye toplanmasıyla birlikte bir anda binlerce kişinin yaşadığı yerleşim yeri haline geliyor ve belediye olmak için ön şartı yerine getirmiş oluyor. (Habib GÜLER)
Telekom'da mektuplu eylem
Birlik Haber-Sen ve Haber-Sen'e bağlı memurlar, Telekom'un özelleştirilmesi çerçevesinde uygulanan yeni iş mevzuatını protesto ettiler.
Eylemciler, İstanbul Gayrettepe Telekom binasındaki protestodan sonra İstanbul milletvekillerine topluca mektup gönderdiler. Birlik Haber-Sen Gn. Bşk. Hüsamettin Şanal, işçi statüsüne alınanların yüzde 35'nin işten atılacaklarını ileri sürdü. Fatih UĞUR / İstanbul
Nazlı, dört yıldır yatalak
Dört yıl önce geçirdiği bir trafik kazası sonucu yaralanan 34 yaşındaki Nazlı Topar, o günden bu yana yatağa mahkum bir şekilde yaşıyor.
Tedavi olması halinde yürüyebilecek olan Topar, tedavi masraflarını karşılayabilecek maddi gücü olmadığı için ayağa kalkamıyor. Yürüme şansı olmasına rağmen tedavi olamayan Topar, "Yürüme şansım olmasa bu kadar üzülmezdim. Çünkü o zaman halimi kabullenirdim. Şimdi yürüme ümidim var; ama paramız yok, bize sahip çıkacak hiç mi kimse yok?" diyerek sitemini dile getiriyor.
Bir buçuk aydır İstanbul'daki bir akrabasının yanında kalan Nazlı Topar'ın bütün hizmetlerini eşi Halil Topar yapıyor. Halil Topar, bu yüzden işini bırakmak zorunda kalmış . İstanbul'da gittikleri fizik tedavi merkezinden aldıkları "Tedavi olursa yürüyebilir" cevabı onları çok sevindirmiş; ancak 34 ay sürecek tedavi masrafı ve medikal aletleri almaya güçleri yetmiyor. Aile kendilerine uzanacak yardım elini bekliyor. (Abdullah DİRİCAN)
Yasaksız sayım ne zaman?
FP Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya, TBMM Başkanlığı'na yazılı soru önergesi vererek, 'insanları evlerine kapatarak yapılan genel nüfus sayımı uygulamasına ne zaman son verileceğini' sordu.
Uzunkaya, Devlet Bakanı Tunca Toskay tarafından cevaplandırılması istemiyle verdiği önergesinde, bu yolla sayım yapmanın irticai olduğunu savundu ve sayımın çağdaş bir anlayışla yapılmasını sağlayacak çalışmalar olup olmadığını öğrenmek istedi.
Uzunkaya, Başbakan Bülent Ecevit tarafından cevaplandırılması istemi ile TBMM Başkanlığı'na verdiği soru önergesinde de 2000 yılı için 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 567 milyon lira, açlık sınırının ise 182 milyon lira olduğunu hatırlattı. Ecevit'e Türkiye'de açlık sınırında ve bu sınırın altında kaç insan olduğunu soran Uzunkaya, önergesinde şu sorulara da cevap verilmesini istedi: "Ocak 2001'de memur maaşlarında yapılacak artışta bu araştırma sonuçları dikkate alınacak mıdır? Asgari ücret tespitinde bu rakamların etkisi olacak mıdır? Üç yıllık iktidar döneminizde uygulanan ücret politikaları ile 'Ne ezilen ne ezen, insanca hakça düzen' felsefesini bağdaşır ve uyumlu buluyor musunuz?"
AKUT'çular trafik kurbanı
Tatvan'dan Van'a motosikletle gitmekte olan iki AKUT üyesi, Sapur köyü mevkiinde geçirdikleri trafik kazasında hayatlarını kaybettiler.
Önceki gece Tatvan'dan Van'a giden Rıfat Murat Petorak'ın kullandığı 34 FAJ 69 plakalı motosiklet tekerinin patlaması sonucun da karşı yönden gelen Sebahattin Tarı yönetimindeki 72 DD 812 plakalı kamyonun altında kaldı. Feci kazada Rıfat Murat Petorak(27) olay yerinde, yanında bulunan Seda Saner (21) ise kaldırıldığı Tatvan Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Çapa Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Uğur Saner'in kızı olan Seda Saner'in, Rıfat Murat Petorak ile AKUT kurtarma ekibi üyesi olduğu belirtildi. Kamyon sürücüsü Sebahattin Tarı'nın, gözaltına alındığı bildirildi. (Sabri BAĞCI)
77 bin imzalı kitap TBMM'de
77 bin kişinin imzasıyla basılan 'Düşünceye Özgürlük Herkes İçin' adlı kitap milletvekillerine verilmek üzere Meclis'e teslim edildi.
Düşünce Suçuna Karşı Girişim Grubu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Sema Pişkinsüt'ü ziyaret etti. Grup Sözcüsü Şanar Yurdatapan, görüşmeden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, TBMM Başkanı seçilmediği için Sema Pişkinsüt ile görüştüklerini belirterek 5 yıl önce bir aydın hareketi olarak başlayan "Sivil İtaatsizlik" hareketinin bugün bir kitle hareketine dönüştüğünü ifade etti. "Ortaya çıkacak halk iradesine karşı çıkılması mümkün olmayacak." diyen Yurdatapan, 77 bin kişinin imzasıyla basılan Düşünceye Özgürlük Herkes İçin adlı kitabı bütün milletvekillerine verilmek üzere TBMM'ye teslim ettiklerini söyledi.
Vekillerin de imzası var
Yurdatapan, "Düşünceye Özgürlük Herkes İçin" adlı kitabı ANAP ve FP'den 14 milletvekilinin de imzaladığını bildirerek, kitapta Necmettin Erbakan, Hasan Celal Güzel, Murat Bozlak, Akın Birdal ve Eşber Yağmurdereli'nin "suç sayılan sözlerinin" de yer aldığını bildirdi.
Grupta bulunan Ayşe Yıldırım adlı kadın da oğlunun düşünce suçundan Buca Cezaevi'nde hükümlü olduğunu belirterek, F tipi cezaevlerine karşı olduğunu söyledi.
Bu arada "Düşünce Suçuna Karşı Girişim Grubu"nun ziyareti öncesinde İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun bulunduğu bölüme basın mensuplarının girmesi yasaklandı.
Yasağın Komisyon Başkanı Sema Pişkinsüt'ün emriyle uygulandığını bildiren görevliler, bir süre basın mensuplarını engelledi. Daha sonra görüşmenin basın mensuplarınca izlenebileceği anons edilmesine rağmen, gazeteciler, komisyon odasının önünde bekletildi.
Komisyon Başkanı Sema Pişkinsüt görüşmeye ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.
Bandana bile yasak
Beykent Üniversitesi, yasağı daha ileri götürerek, öğrencilerin şapka, bandana ve bere giymelerine izin vermedi.Ondokuz Mayıs'ta başörtüsü lojmanlarda da yasaklandı.
Üniversitelerde yaşanan başörtüsü yasağı inanılmaz boyutlara ulaşıyor. Özel Beykent Üniversitesi'nde öğrencilerin bandana ile bile okula girmesi yasaklandı. Öğrenciler kayıt sırasında Genel Sekreter İsmail Hakkı Şener'in kendilerine, "Biraz siz biraz da biz anlayışlı olalım. Biz sizin okulunuzun bitirilmesi için yardımcı olacağız." dediğini; fakat 2 Ekim'den beri okula girerken şapka, bandana ve bere ile bile girmelerine izin vermediklerini söylediler. Üniversiteye gelen Mazlum-Der Yönetim Kurulu üyelerinden Av. Gülden Sönmez, Hukuki Yardım Ekibi Başkanı Av. Aydın Durmuş ve öğrenci avukatlarından Recep Şencan randevuları olmadığı gerekçesi ile Genel Sekreter Şener tarafından önce içeri alınmadılar. Şener, üniversitelerinin diğer üniversitelerden farkı olmadığını sadece YÖK'ün genelgesini uyguladıklarını söyledi. Öğrenciler ise, özel bir üniversite olan ve bir yıl için 3 bin 500 sterlin (3,5 milyar lira) para ödemelerine rağmen, istedikleri gibi okuyamadıklarını ve sürekli psikolojik baskı altında tutulduklarını vurguladılar. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde de başörtülü oldukları gerekçesiyle okula alınmayan öğrenciler okul önünde öğrenci kartlarını kırarak YÖK'ü protesto etti.
Evde de yasak
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay ise, üniversite kampusu ve lojmanlarında başörtüsü yasağı uygulanacağını açıkladı. Rektör Bernay, yaptığı açıklamada, YÖK tarafından üniversitelere gönderilen kılık-kıyafet yönetmeliklerine uyulması konusunda, gerekli çalışmaların yapıldığını söyledi. Konunun, aşamalı olarak sorunsuz bir şekilde çözülmesini arzuladıklarını belirten Bernay, şunları kaydetti: "Kılık-kıyafet yönetmeliklerinin üniversitelerimizde giderek artan bir ciddiyetle uygulandığı açık. Bu konu hem rektörler toplantısında ele alındı hem de bize yazılı olarak gönderildi. Üniversitelerimizin kampusları ve mevcut lojmanlarında bu kapsam içinde tesettür ve türban kıyafetin bir parçası olarak görülmemiştir. Biz de bu konuda gerekli uyarılarımızı başlattık. "
Bu arada Gaziosmanpaşa Kazım Karabekir İHL'de uygulanan başörtüsü yasağı 5. haftasına girdi. Öğrenciler, yönetmeliğin uygulanmasında çifte standart yapıldığını belirterek, normal liselerde okuyan kız öğrencilerin diz üstü etek giymesinin ve makyaj yapmasının yasak olmasına rağmen bu şekilde davrananlar hakkında hiçbir işlem yapılmadığını ileri sürdüler. Okulu kordona alan polisler, öğrencilerin giriş ve çıkışlarını kontrol altında tutuyorlar. ( Abdulhamit YILDIZ / Sinan UÇKAÇ)
Ek-17. madde çiğnendi
Mazlum-Der İstanbul Şube Başk. Ahmet Selamet, bandana takılmasına bile izin vermeyen Beykent Üniversitesi'ne gelerek öğrencilere destek verdi.
Selamet, 2547 Sayılı YÖK Yasası'nın Ek-17. maddesinde 'Üniversitelerde kılık kıyafet serbesttir.' diye çok net bir kanun hükmünün olduğunu söyleyerek, "Buna rağmen üniversitelerde YÖK'ün bu kanuna aykırı çıkartmış olduğu yönetmelikler muavezesinde bir dayatma ile öğrencilerin başı açılmak isteniyor." dedi.
Kezzap tehdidi yok
Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde 10. gününe giren başörtüsü eylemi devam ederken, Rektör Prof. Dr. Yaşar Sütbeyaz tarafından yapılan "Öğrenciler kezzapla tehdit ediliyor." açıklaması tepkilere sebep oldu.
Erzurum Valisi Osman Derya Kadıoğlu, böyle bir tehdidin söz konusu olmadığını söylerken; İlahiyat Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Vahdettin Başçı , "Bize dekanlık olarak böyle bir şey gelmedi." diye konuştu.Eylemlerinin başka yönlere çekilerek yıpratılmak istendiklerini ileri süren başörtülü öğrenciler de, kendilerinin tehdit edilmediğini söylediler. Sadece dinî inançları sebebiyle başlarını kapattıklarını belirten ilahiyat öğrencileri, kezzapla tehdit edilmelerinin söz konusu olmadığını anlattılar. Öte yandan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin dün yapılan açılış törenine YÖK genelgesi bahane edilerek başörtülü öğrenciler alınmadı.
Abdullah ÖZYURT/Recai MORKOÇ
Erzurum ZAMAN
HİZBULLAH evine baskın
Diyarbakır polisinin örgüte ait hücre evine düzenlediği operasyonda bir polis şehit oldu. Çatışmada çocukları siper eden terörist uzun namlulu silahla yakalandı.
Diyarbakır'ın Bağlar semtinde terör örgütü Hizbullah'ın kullandığı bir hücre evine operasyon düzenlendi. Evden açılan ateş sonucu bir özel harekat polisi şehit oldu. Edinilen bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Bağlar semti Göçmenler Caddesi, 59. Sokak'taki Asal Apartmanı'nın 6. katındaki birleştirilmiş iki daireye operasyon düzenledi.
Operasyon sırasında terör örgütü Hizbullah'ın kullandığı bildirilen hücre evinden açılan ateş sonucu çelik yelek giydiği halde kalbinin sol alt köşesine aldığı kurşun darbesiyle ağır yaralanan polis memuru Adem Bayrakçı (34), kaldırıldığı Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde kurtarılamadı. Eve düzenlenen baskında terör örgütü Hizbullah mensubu Cuma Güzel uzun namlulu silahla yakalandı. Evde bulunan 2 kadın da gözaltına alındı. Diyarbakır Valisi A. Cemil Serhadlı, evde yapılan aramada 2 Kalaşnikof marka uzun namlulu silahla 2 tabancanın ele geçirildiğini ve operasyonun devam ettiğini söyledi. Şehit polis memuru Adem Bayrakçı'nın naaşı, Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürlüğü binası önünde yapılan cenaze töreninin ardından memleketi Kırıkkale'ye götürüldü.
Çocuklar siper
Yetkililer, evde bir erkek, 2 kadın ve yaşları 3 ile 7 arasında değişen 3 çocuğun bulunduğunu belirterek, operasyon sırasında 3 çocuğun güvenlik güçlerini engellemek amacıyla evde bulunanlar tarafından siper olarak kullanıldığını söylediler. Yetkililer, "operasyonda, evde bulunanlar 3 çocuğu önlerine alıp siper olarak kullandılar. Çocukların zarar görmemesi için güvenlik güçleri daha hassas davranmak zorunda kaldı ve bu nedenle operasyon normalden biraz daha uzadı" dediler. Öte yandan Geçtiğimiz 7 Eylül'de yine Bağlar semtinde polisle çatışmaya giren Hizbullah üyelerinin bulundukları evin dünkü çatışmanın yaşandığı eve 5 dakikalık mesafede olması örgütün bu semti üs olarak kullandığı sonucunu ortaya çıkardı.
Mithat ŞENGÖZ/Diyarbakır CHA
Batman'da 2 intihar daha
Batman'daki intiharlar devam ediyor. Son 2 intihar olayından biri ölümle sonuçlandı.
Huzur mahallesinde oturan A.A. (17), henüz belirlenemeyen nedenle evlerinde kendini iple tavana asarak, yaşamına son verdi. Çarşı mahallesinde A.K. (28) da henüz belirlenemeyen nedenle ilaç içerek intihar etmek istedi. Hastaneye kaldırılan A.K, tedavi altına alındı. Batman'da son 9 ayda, 72 intihar olayında ölenlerin sayısı 29'a yükseldi.
|