GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


RÖPORTAJ 

Erhan BAŞYURT



Soykırıma çok geç uyandık

Türkiye'nin Washington büyükelçisi olarak dokuz yıl görev yaptıktan sonra emekliye ayrılan Nüzhet Kandemir, Temsilciler Meclisi'nde oylanması beklenen sözde Ermeni soykırımı ile ilgili karar tasarısını ZAMAN'a değerlendirdi.

Washington'da yürüttüğü başarılı çalışmaları ve Türkiye karşıtı her yayına gününde yazılı cevap vermesi ile tanınan Kandemir, Türkiye'nin ve ABD'nin tasarıya karşı çok geç tepki verdiklerini belirtiyor.

Ermenilerin çok iyi bir zamanlama ile adım adım bu aşamaya geldiklerini belirttikten sonra, Türkiye'nin lobi çalışmalarını topyekün ve eşgüdüm içerisinde yürütememesinin de şu ana kadar ki başarısızlıkta etkili olduğunu kaydediyor.Kandemir, ABD'deki Türk toplumunun daha aktif lobi çalışmaları için kullanılmasını öneriyor.

Büyükelçi Kandemir, Irak'a yönelik politikalarımızın ABD'ye misilleme gibi gösterilmesinin ise, doğru olmadığını vurguluyor.

Daha öncede birçok kez soykırımı iddiaları ABD'de gündeme getirilmiş, ancak hiç bu kadar başarı sağlanamamıştı. Şimdi neden sağlanabildi?

Ermeniler, 1989 yılında sözde soykırımı Senato'ya kanun tasarı olarak sunmuşlardı, geçiremediler. Bu defa Temsilciler Meclisi'ne sadece karar tasarısı olarak getirdiler. Dolayısıyla herhangi bir bağlayıcılığı olmayacak. Yönetimi de bağlamayan bir tavsiye kararı olacak. Tasarının oy toplamasının nedeni biraz da bu.

İkinci olarak Ermeniler, bunun hazırlığını çok uzun süredir yapıyorlardı. Nasıl yapıyorlardı? ABD'nin çeşitli eyaletlerindeki senatolarda sözde Ermeni soykırımının ders kitaplarına sokulması ve öğretilmesi yolunda kararlar aldırdılar. 50 eyaletin 24 tanesinde bu kararları çıkarmayı başardılar. Yani yavaş yavaş, adım adım bugünlere geldiler.

Çok iyi bir zamanlama seçmişler bu sefer. Tasarıyı Amerikan seçimlerinin arefesinde gündeme getirdiler. Oy ve para ile yeniden seçilme derdinde olan özellikle batı yakasındaki milletvekillerinin dikkatlerini çektiler. Ermeniler, bildiğiniz gibi o bölgede yoğun bir nüfusa sahipler. Ve büyük de paraları var.

Lobisiz uzun bir süre yaşandı

Milyoner ve milyarder işadamlarından büyük paralar topluyorlar. Bu paraların büyücek kısmını Ermenistan'a yardım olarak gönderiyor, bir kısmını da kendilerine harcıyorlar. Bu işten geçim kapısı olarak istifade eden şahıslar ve lobi şirketleri var. Onlar için krizin devam etmesi, hayatlarının devam etmesi için gerekli.

O halde Ermeniler adım adım ilerlerken, biz geç mi fark ettik?

Biz daha tasarılar eyalet senatolarından geçirilirken tepkimizi göstermeliydik. Geç kaldık. Biz gerekli reaksiyonu gösterdiğimizde tabii konu alt komiteye gelmişti. Alt komite üyelerinin çoğunluğu da, Türkiye karşıtı lobi temsilcileri ve yandaşlarından oluşuyordu. Oradan geriye döndürmek mümkün olmadı.

Bir de 1998-1999 yıllarında uzun bir süre Washington'da lobisiz bir dönem geçirdik. Ondan sonra şimdiki lobi şirketleri ile anlaşmalar imzalandı. Şimdi iyi bir yapılanmamız var. Ama, arada uzun bir süre Ankara'nın kararsızlığı yüzünden lobisiz dönem yaşandı.

Para vermekle iş bitmez

Türkiye'nin lobicilik hataları olduğu da vurgulanıyor. Ne dersiniz?

Lobi dendiğinde dikkatli olmak lazım. Devlet temsilcilerinin yaptığı çalışmalar ve o çalışmalara yardımcı olması için tutulan lobi şirketleri vardır. Ancak, lobicilik sadece devlet temsilcileri vasıtasıyla yürütülemez. Lobicilik, topyekün seferberlik gerektiren bir olaydır. Türkiye'den bilim adamları, ABD sathına yayılmış Türkler, Türk Amerikalılar, Türkiye'deki basın, TBMM... Bütün bunlar lobiciliğin içine girer. Topyekün çalışma organize edilip, bir eşgüdüm sağlandığı takdirde başarılı bir lobicilik sergilenebilirdi.

Bugüne kadar 14 ayrı Yahudi lobi kuruluşu ile çalışmışız. Bu bize verim sağladı mı?

Geçmiş yıllarda yapılan çalışmalar yararlı oldu. Ama, hiçbir zaman bir lobiciden yüzde 100 başarı bekleyemezsiniz. Lobicilik kontratı imzalayıp, para vermekle bitmiyor. Ondan sonra onları yöneteceksiniz. Yönetemediğiniz takdirde dünyanın en iyi şirketleri bile size verimli hizmet vermez. Bu yönetme de oradaki temsilciliğimiz vasıtası ile olmalı. O halde Ankara'da tutulan ve merkezi olarak yürütülecek lobi veya lobiler bir işe yaramaz. Oradaki temsilcinin seçtiği lobi şirketleri ile çalışacaksınız.

ABD'li Türkler motive edilmeli

ABD'deki Türklerden istifade edilemez mi?

ABD'deki Türk vatandaşları ve Türk kökenli ABD'liler bugün teşkilatlanma bakımından Ermenilere yakın düzeye gelmiş ve hatta yer yer onları geçmiş durumdalar. Ama, Ermeniler gibi finansal güçleri yok. Ermeni işadamları ile boy ölçüştürüldüğünde, çok zayıf kalırlar. Oysa lobicilik para işidir.

Yapılması gereken, oradaki kalite bakımından çok yüksek 'beyin takımı' durumunda olan Türkleri, motive etmek ve onlara gerekli çalışma ortamını oluşturarak, ellerini güçlendirmektir.

ABD'deki Ermeni azınlığın, ülke çıkarlarını etkileyecek ve Türkiye gibi bir müttefik ile ilişkileri bozacak böyle bir kararı çıkartabilmeleri garip değil mi? Yani 3 milyon Ermeni azınlık, sistemi nasıl kilitler?

Tabii ki bu durum sistem farkından dolayı ortaya çıkıyor. Her iki ülke de demokratik olmasına karşın, bizde parti disiplini var. ABD'de böyle bir disiplin yok. Her milletvekili bir konu üzerine istediği kadar gider veya gitmez veya oyunu istediği istikamette kullanabilir. Bunun için de kimse onu muaheze etmez. Hal böyle olunca orada her şey yeniden seçilmeye dayanır. Yani kongre üyelerinin aklında yatan en büyük endişe, 'sürem bittiği zaman yeniden seçilebilir miyim?' endişesidir.

O yüzden de her üye, kendi seçmenlerinin eğilimine göre hareket etmek zorunda hissediyor kendisini. Özellikle de, ülkenin batı yakasında yaşayan milletvekilleri oradaki Ermenilerin görüşleri istikametinde hareket etme gereği duyuyor. İşte bugün olan hadise, tam seçim arefesinde, herkes seçim kaygısına düşmüşken, oradan gelen 1000 oy dahi seçilip seçilmeyeceklerini belirleyecek olan kongre üyelerinin yeniden seçilmek arzusu ile oynadıkları bir oyun.

ABD yönetiminin, karar tasarısını engelleme konusunda samimi olarak çalıştığı halde, engelleyemediğine mi inanıyorsunuz?

Benim kanaatim, ABD yönetimi de geç kalmış durumda hareket etti. Eyalet senatolarında oylamalara işaret ettik. Orada sadece biz değil, ABD yönetiminin de müdahale etmesi gerekirdi. Yönetimin de, 'böyle bir tasarı saçma bir karar olur' demesi gerekirdi. Bu mesaj da verilmedi. ABD yönetimi karar tasarısı alt komiteye geldiğinde bile tepki göstermekte geç kaldı.

Yönetim ne zaman faaliyete geçti? Anladı ki, Türkiye'de büyük bir reaksiyon doğuyor ve eylem vaziyeti var, o zaman harekete geçti. O zaman ayıldılar. Eski bir büyükelçilerini kongreye gönderip, tasarının aleyhinde oldukları mesajını verdiler. Ama işler kapıya kadar gelmişti. Gecikme keyfiyeti iki yönlü oluştu.



Irak'la ilişkilerimiz misilleme değildir

Türkiye'nin Irak politikasında yapacağı değişiklikleri, Ermeni tasarısının misillemesi olarak sunulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim kanaatim, Irak Türkiye'nin komşusu. Yarın, ABD, İngiltere veya diğer NATO müttefikleri buradan elini eteğini çektiği zaman, biz coğrafi olarak Irak ile birlikte yaşamak zorundayız. Irak ile aramızda çizilmiş sınırlar var ve biz bu sınırları zorla değiştirmek zorunda da değiliz. Irak'taki yönetimi beğenirim ya da beğenmem. Ama uluslararası hukuka göre, oradaki yönetimi değiştirmeye de hakkım yok. Zira bunun sonu yok. Yarın öbür gün bize de yapabilirler.

Bir komşu olarak Türkiye'nin başta birtakım insanî yardımlar olmak üzere Irak ile ilişkiler içerisinde olması da doğaldır. Uzun zamandan bu yana birçok müttefikimiz de bu yönde adımlar atmaya başladı. Türkiye'nin zaten bunun içinde olması gerekirdi. Şimdi bu istikamette atılacak adımların ABD'ye karşı bir misilleme olarak mütalaa edilmesini ben şahsen kabul etmiyorum. Orada temsilciliğimiz var zaten. Diplomatik ilişkilerimizi de hiç kesmedik. Dolayısıyla, maslahatgüzarlığı büyükelçi seviyesine çıkarmamız da bir misilleme değildir. Zaten gündemde vardı.

Irak parçalanmamalı

Peki ya Çekiç Güç'ün görev süresinin sona erdirilmesi girişimi?

Bu çok uzun süredir devam eden bir konu. Kuzey Irak'ta ABD'nin organize ettiği ve bizim de her gün geçen ticari vasıtalar için ödediğimiz yıllık tutarı 300 milyon doları bulan bir tutarla finanse ettiğimiz bir yapı oluştu. Bu durum orada iki başlı bir Kürt ünitesi doğmasına sebep oldu. Bu aslında Irak'ın parçalanmasına götüren bir unsur. Türkiye'nin bu desteği gözden geçirmesinde fayda var. Zira hangi ülke olursa olsun, zorla sınırların değiştirilmesi düşünülemez. Bu parçalamaya gittiğiniz andan itibaren sonunun nerede biteceği belli olmaz.

Onun için Türkiye'nin Irak ile doğal ilişkilerini tutup da Temsilciler Meclisi'nde alınan bir kararın misillemesi olarak göstermek yanlıştır. Bunun zamanlaması sebebiyle bu böyle algılanıyor. Ama, Temsilciler Meclisi'nde karar çıkarsa, TBMM'nin Çekiç Güç'ün görev süresini uzatmasını beklemek de zordur. Bu bir ölçüde reaksiyon gibi, ama gerçekte kendi politikalarımızın gecikmiş bir gereği olarak ortaya çıkıyor.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.