GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


İdris GÜRSOY

Olayların İçinden

Ermeni tasarısı gözümüzü açacak mı?

Osmanlı'nın daha düne kadar bir eyaleti olan Selanik'te, Atatürk'ün evinin dışında ne bir cami, ne de bir çeşme, hiçbir şey kalmamış. Yunanlılar, Türk izlerini adeta silmişler. Bir grup Egeli işadamı ile geçen yıl gittiğimiz Yunanistan'da Anadolu'dan Selanik'e mubadil olarak göçen Rumların yaşadığı mahallelerde hem bizden esintilere, hem de bizden simalara rastlayınca sevinmiştik.

Yaşlılar, göçüp geldikleri İzmir'in Çeşme'sini, Urla'sını hiç unutmamışlardı. Ancak unutamadıkları bir şey daha vardı; Türkler.. Türk dostları. 90 yaşın üzerindeki yaşlı Rumlar, gözyaşları içinde çocukluk ve gençlik yıllarında birlikte, dostça yaşadıkları, komşuluk ettikleri Türkleri anlattılar.

Rumlar gibi Osmanlı'nın "tebaa-yı sadıka" dediği Ermenilerin de unutamadığı Türk dostları var elbette. Öyle olmasaydı Anadolu'nun birçok yerinde caminin hemen yanıbaşında kilise, havra olur muydu?

Rumlarla, Ermenilerle bin senedir birlikte yaşıyoruz. Halklar arasında düşmanlık yok. Savaş dönemlerinde yaşanan acıları ise sadece Rumlar ya da Ermeniler çekmedi.

Cepheden cepheye koşan ve bu arada sadece Anadolu'da değil, Balkanlar'da ve Orta Doğu'da savaşan Türkler de büyük acılar yaşadılar. İçerde İngiliz ve Rusların kışkırttığı Ermeni ve Rumlar, isyan ederek Osmanlı'yı arkadan hançerlediler. Ermeni komiteciler, Türk yerleşim birimlerine saldırarak katliamlar gerçekleştirdi. Dedemden Erzurum'da Rus orduları ile işbirliği yapan Ermenilerin köyleri nasıl yakıp yıktığını hep dinledim. Bu topraklarda yaşayan birçok insanın böyle hatıraları vardır.

Rumların yazdığı kitaplarda da savaş döneminin bütün bir Anadolu'yu nasıl etkilediğini görüyoruz. Dido Sotiriyu'nun "Benden Selam Söyleyin Anadolu'ya" isimli kitabının 11. baskısını son tartışmalardan sonra bir kere daha okudum. Yazar, savaş öncesi dostluk yıllarını ve savaş sırasında yaşanan olayları Rumların penceresinden okurlara anlatıyor. Bütün dünyada büyük ilgi gören kitap 57 baskı yapmış, Türkçe'ye çevrildikten sonra 1982 Abdi İpekçi Dostluk Ödülü almış, ancak daha sonra Türklerle ilgili ağır ithamlardan dolayı yasaklanmış. Böylece sorun çözüldü sanılmış! Rumların dramını yazarın duygusal ifadelerinden okurken akla hemen şu sorular geliyor: Acaba Türklerin penceresinden o savaş yılları nasıl görünüyor? Evi yakılan, obası yıkılan, dostlarının ihanetine uğrayan Anadolu'nun masum insanlarının dramı neden dikkate alınmıyor? Neden tarihî hakikatler bütün çıplaklığıyla yazılmıyor? ( Ahmet Kabaklı, Murat Bardakçı'nın yazısından aktardı: 1867'den bu yana Ermeniler 3 bin 285 eser yazmışlar. Biz ise sadece 12 kitap yayınlayabilmişiz.)

Ermeni tasarısı yeni değil. Her yıl gündeme geliyor. Yurtdışında Türkiye'yi karalama kampanyaları sistematik bir şekilde sürüyor. Atina'nın ana caddelerinde, Türk askerini Güneydoğu'da işgalci gibi gösteren bayrak ve afişleri görebilirsiniz. 1 yıl önce bir grup işadamı ile birlikte gittiğimiz Kudüs'te de sözde Ermeni katliamlarını sergileyen fotoğrafları duvarlarda görünce şoke olmuştuk. Aynı afişlerde Karadeniz Ermenistan, Güneydoğu Kürdistan sınırları içinde gösteriliyordu.

Türkiye'nin, Türklerin maalesef imajı dünyada çok kötü ve bu konuda devletin ve sivil kitle örgütlerinin ciddi bir faaliyet yaptığı söylenemez. Örneğin soralım; başörtüsüne savaş açan üniversiteler, Ermeni iddialarına karşı neden sessiz? "İrtica" için sokaklara dökülen hocalar şimdi neredeler?

Duyduğumda tüplerimi ürperten bir vaka var. Tayvan'dan bir gurup Budist din adamı, Türkiye'ye gelip gelmeme konusunda tereddüt geçiriyorlar. Çünkü kendilerine; "Dini kıyafetleri ve dış görünüşleri ile dikkat çekecekleri ve ülkemizde taşlanacakları" söylenmiş. Türkiye'de başörtüsü yasak, farklılıklara müsamaha yok denmiş. Budist din adamlarını dünyanın dört bir yanında açılan Türk okullarından birinin yetkilileri Türkiye'ye gelmeye ikna edebilmişler.

İç düşmanlara dikkatini vermiş, muhayyel irtica tehlikesi ile meşgul edilen devlet ve kamuoyunun gündemine yurtdışındaki olumsuz gelişmeler yılda bir ya da iki defa gelebiliyor. Ermeni tasarısı Amerikan Temsilciler Meclisi'nde kabul edilmese kafamızı kaldırıp sınırötesinde Türkiye aleyhine neler oluyor bakmayacağız. Ermeni tasarısı gözümüzü açacak mı? Hiç olmazsa bundan sonra bir özeleştiri ile ne yapılması gerekiyorsa onları yapabilsek.


i.gursoy@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

07/ 09/ 2000... Ankara çözüm değil, korku üretiyor
12/ 09/ 2000... Kimi şanslı, kimi şanssız
14/ 09/ 2000... Okullara gözaltı
19/ 09/ 2000... Halil Mutlu’ya kulak verin
21/ 09/ 2000... İzmir, İzmir
26/ 09/ 2000... Silahlı tehditler
28/ 09/ 2000... Sabatyacılar neden gizleniyor?
03/ 10/ 2000... Kritik 3 ay
05/ 10/ 2000... AB yolunda önemli sivil bir girişim
10/ 10/ 2000... İrtica bahane, soygun şahane...


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.