GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

13/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

Fikir Platformu

Tarihi acıları deşmek!

 


HABERLER 


Yine trafik vahşeti

Hereke'de dün meydana gelen trafik kazası, ülkemizde yaşanan trafik faciasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Erzurum'dan İstanbul'a büyükbaş hayvan götüren Sıddık Sedrettin Aras yönetimindeki kamyonet, TEM otoyolunun Hereke geçişinde kontrolden çıkarak, şarampole yuvarlandı. Kazada, kamyonette bulunan hayvanların sahibi Mehmet İlhan Keser (53) öldü. Sürücü Aras ile hayvan sahibinin çocukları Merhat (14), Gülnaz (12) ve Dilek Keser (10) yaralandı. Kamyonette sıkışan Gülnaz, trafik ekiplerince kurtarıldı. Ekipler, hayvanları kenara çıkararak yolu trafiğe açmaya çalışırken, hayvanlardan birkaçı viyadük üzerindeki tünele girdi ve burada seyir halindeki bazı araçların da kaza yapmasına sebep oldu.




Sezer'in YÖK ısrarı

Cumhurbaşkanı Sezer, yükseköğretim üst kurullarının görevinin eşgüdüm olduğunu belirterek, YÖK'ün bu amaç dışındaki yetkilerinin gözden geçirilmesini istedi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Hacettepe Üniversitesi'nin 2000-2001 akademik yılının açılışı dolayısıyla düzenlenen törende 'özgür üniversite' talebini tekrarladı. Sezer, açılışta yaptığı konuşmada, üniversitenin asıl işlevini yerine getirmesinin, her şeyden önce özgür bir ortamın var olması ile olanaklı olduğuna dikkat çekerek, "Bu özgürlük, herkesin kendini demokrasi içinde anlatabileceği, bilimsel araştırmaların rahatça yapılacağı ideal bir üniversite ortamı oluşturacaktır. Ancak, bu ortam, farklı inanışların ve düşüncelerin genç beyinler üzerinde baskı oluşturması biçiminde yorumlanmamalıdır. Bu bağlamda, eşsiz devlet adamı Atatürk'ün ilke ve devrimlerinin özümsenmesi, Cumhuriyet'in korunmasında ve çağdaş uygarlık yarışında en büyük güvencemiz olacaktır." dedi.

Demokratik üniversite için seçim

Sezer, üniversitelerin demokrasi kültürünün egemen olduğu kurumlar durumuna gelmesinin önemine işaret ederek, katılımcılığa, çok sesliliğe ve demokratikleşmeye her kurumdan çok bilim yuvaları olan üniversitelerin ihtiyacının bulunduğunu söyledi. Sezer, şunları söyledi: "Yükseköğretim kurumlarımızın yönetim sisteminin yeniden ele alınmasında, bilimsel özerklik yanında yönetsel özerkliğe de kavuşturulmalarında yarar vardır. Yöneticilerin atamayla belirlenmesinin, tüm uygulamalarıyla toplumun her kesimine örnek olması gereken yükseköğretim kurumlarımıza uygun düştüğü söylenemez.

Özerk ve demokratik üniversite geleneğinde yükseköğretim üst kurullarının görevi eşgüdüm ve planlamadır. Nitekim, anayasamızda da Yükseköğretim Kurulu'nun kurulma amacının, yükseköğretim kurumlarının yasada belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını sağlamak, öğretimi planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma etkinliklerini yönlendirmek, öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak, kaynakların etkili biçimde kullanılmasını sağlamak olduğu belirtilmiştir. Yükseköğretim Kurulu'nun bu amaç dışındaki yetkilerinin yeniden gözden geçirilmesi yararlı olacaktır."

Sorgulayan, düşünen bireyler

Sezer, çağdaşlığın, bir düşünce ve duyarlılık gelişimi olduğunu vurgulayarak, "Çağdaş uygarlık düzeyini yakalayabilmek için, dünün değil bugünün bilgileriyle beslenen, akıldışılıktan ve bağnazlıktan uzak, herhangi bir dogmaya saplanmadan sorgulayan, özgür düşünen, tartışan, paylaşmayı seven ve üreten bireyler yetiştirmek zorundayız. Çağın gecikmelere özür kabul etmeyen hızlı gelişim sürecine ayak uydurmak istiyorsak evrensel ve çağdaş değerleri eğitimde egemen kılmak zorundayız." diye konuştu.




Ermeni köyü de rahatsız

Hatay Samandağı'na bağlı Vakıflar köyünde yaşayan Ermeniler, 'ABD'nin oyunu' olarak niteledikleri soykırım tasarısına büyük tepki gösteriyorlar.

Türkiye'de yaşayan Ermeniler, ABD Temsilciler Meclisi'ne getirilen sözde Ermeni soykırımı tasarısından oldukça rahatsız. Ermenilerin oturduğu Hatay'ın Samandağı ilçesine bağlı Vakıflar köyü sakinleri tasarının siyasî olduğu görüşünde.

Tamamen Ermenilerin yaşadığı Vakıflar köyü, son günlerde hareketli günler yaşıyor. Köye gelen misafirlerden ve basın mensuplarından tedirgin oldukları gözlenen halk konuşmaya çekiniyor. Vakıflar köyünün en yaşlı kişilerinden 82 yaşındaki Papaz Serkiz Serupe Gün, hasta yatağında sorularımızı cevaplandırdı. Papaz Serkiz Serupe Gün, sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısının ABD'nin bir oyunu olduğunu söylüyor.

Arayı İngilizler bozdu

Osmanlı döneminden bu yana Vakıflar köyünde yaşadıklarını ve köyde 50 hane olduklarını ifade eden Papaz Gün, "Yüzyıllarca Osmanlılarla Ermeniler dostça ve barış içerisinde yaşamıştır. Ancak İngilizler zamanın padişahı Abdülhamit ile arasını açmak için çok uğraşmıştır. Bu tasarı tamamen siyasidir ve ABD'nin oyunudur." dedi. Gün'ün evinde bulunan Türk bayrağı ve Atatürk posteri dikkat çekiyor.

Vakıflar Köyü Muhtarı Berç Kartun da, komşu Türk köyleriyle birlikte kardeşçe ve dostça huzur içinde yaşadıklarını söylüyor. Kartun, "Şu an köyde 50 hane Ermeni yaşıyor ve yaşantılarından memnun. Tasarı bana göre tamamen siyasîdir." dedi.

İskenderun (CHA)




Akyazı'da uyuz salgını

Sakarya'nın Akyazı ilçesine bağlı Küçücek beldesindeki ilköğretim okulunda, uyuz salgınına rastlandı.

Akyazı Kaymakamı Cemalettin Özdemir, Küçücek İlköğretim Okulu'nda bazı öğrencilerin kaşınma nedeniyle şikayette bulunduğunu belirterek, bunun üzerine yapılan sağlık taramasında, 520 öğrenciden 300'ünde uyuz salgınına rastlandığını söyledi. Okuldaki eğitime 2 gün ara verildiğini ifade eden Özdemir, "Tespit edilen hastalık önemli. Bu nedenle sağlık teşkilatına tüm köyde tarama yapması talimatını verdim. Hasta sayısında artış olması halinde, beldede daha radikal tedbirler alınacaktır." dedi.




Kadın eyleminde sona doğru

Dünyanın her yanındaki yoksulluk, savaş, ırkçılık, şiddet, taciz ve tecavüze karşı başlatılan kadın yürüyüşü, 17 Ekim'de New York'ta BM önünde son bulacak.

Burada, 200 kadın delege, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşerek, dünya çapında toplanan kart ve imzaları BM önüne taşıyacak. 157 ülkeden 5 binden fazla grubun desteklediği "2000 Dünya Kadın Yürüyüşü" 8 Mart 2000 tarihinde başlamıştı. Gösterilerin bir ayağı, 8 Ekim'de Ankara'da da yapılmıştı. Yürüyüş, 14 Ekim'de Brüksel'de, 15 Ekim pazar günü Washington'da tekrarlanacak. Kadınlar, yürüyüşü 17 Ekim'de New York'ta sona erdirecekler. Emine DOLMACI / Ankara ZAMAN




90 gazeteci terör bölgesinde

Genelkurmay, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'ni gezdirmek için bölgeye 90 gazeteci götürdü.

Elazığ'daki brifingden önce konuşan 8. Kolordu Komutanı Korg. Engin Alan, barış, kardeşlik, demokrasi gibi yüce değerlerle, elinde silahla bekletilen teröristler arasındaki çelişkiyi anlamanın mümkün olmadığını belirterek, "Bu durum, terörün de teröristin de bitmediğini göstermektedir. TSK'nın aldığı tedbirler son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar devam edecektir." dedi. Önce Elazığ'a giden gazeteciler, buradan Tunceli'ye geçti. Bu arada güvenlik güçlerince Şırnak'ta gerçekleştirilen operasyonlarda, 7 terörist ölü ele geçirildi, 3 güvenlik görevlisi de yaralandı.




Ağabeyim Schröder iyi gol atar

Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in kardeşi Luthar Vosseler, gençlik yıllarında futbol oynayan ağabeyinin çok iyi bir golcü olduğunu söyledi.

Nevşehir'in Ürgüp ilçesi Belediye Başkanı Bekir Ödemiş'in konuğu olarak Ürgüp'te bulunan Vosseler, kendisinden 4 yaş büyük olan Schröder ile 1960 yılında Hannover kenti yakınlarındaki Tustalle köyünde yaşarken, bir amatör futbol takımında oynadıklarını anlattı.

Ağabeyinin takımın gol kralı olduğunu belirten Vosseler, "Ağabeyim Schröder, çok iyi bir golcüydü. O yıllarda ağabeyim 17, ben 13 yaşındaydık. Kendisi futbolu çok severdi. Ben sağaçık, o hücumda oynuyordu. Attığı gollerle rakip takımı zor durumda bırakırdı. Ben futbolu 1983 yılında bıraktım. O güne dek Post SV Detmold takımında 6-8 yaş grubu Alman, Türk ve Yugoslav çocukların antrenörlüğünü yaptım. Bugün iyi bir seyirciyim." diye konuştu. Galatasaray'ı çok iyi tanıdığını ifade eden Vossoler, Fatih Terim ve Hakan Şükür'e hayran olduğunu kaydetti. Luthar Vosseler ve eşi Gisela, Ürgüp'ten ayrılarak Antalya'ya gittiler.




Artık turizm müdürü yok

Turizmi Yeniden Planlandırma' paketi son şeklini aldı. Önümüzdeki günlerde basına açıklanacak olan ve Turizm Bakanlığı'nın sektörle birlikte hazırladığı yasa tasarıları devrim niteliğini taşıyor.

Yeni düzenlemedeki en çarpıcı nokta, oluşturulması düşünülen turizm bölge birlikleri. Herhangi bir işlevi olmayan turizm il müdürlüklerinin yerini turizm bölge birlikleri alacak. Turizm bölge birliklerinde vali, belediye başkanları ve sektörün temsilcileri bulunacak. 'Yeniden Yapılandırma Paketi'ne göre turizm politikalarında artık sektörün baskın ağırlığı olacak. Buna göre, öncelikle bakanlık bir teşkilat kanunu çıkartacak. Bu kanunla birlikte yıllardır turizmcilerin şikayet ettikleri 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ve 1618 sayılı Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Kanunu'nda büyük değişikliklere gidilecek. TÜRSAB, bundan böyle acenteler üzerinde ağırlığı olan bir kamu kuruluşu hüviyetine kavuşacak. Yetkileri artırılan TÜRSAB, artık acente kapatabilecek. Acenteler tarafından mağdur edilenler de artık haklarını aramak için direkt olarak Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği'ne başvurabilecek. Hakan YILMAZ İstanbul CHA




12 Kasım 'deprem günü' ilan edildi

Milli Eğitim Bakanlığı, Düzce'de geçen yıl depremin meydana geldiği 12 Kasım'ı "deprem günü" ilan etti.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi, Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara'nın önerisi üzerine, 12 Kasım'ın "deprem günü" olması kararlaştırıldı. Depremde can ve mal kaybının en aza indirilebilmesi için bundan böyle her yıl 12 Kasım''da "Deprem günü" etkinlikleri düzenlenecek. Bu yılki etkinlikler, 12 Kasım'ın pazara rastlaması dolayısıyla 13 Kasım'da gerçekleştirilecek. Okulllarda yapılacak etkinliklerden bazıları şöyle:

-Yönetici, öğretmen ve ilgili diğer personel ile sivil savunma, sağlık, Kızılay gibi kollarda çalışanlar, deprem konusunda uzman kişilerce görsel araç-gereçlerden yararlanılarak bilgilendirilecek.

-Öğrencilere bir komisyonca veya sınıf ve branş öğretmenleri tarafından, görsel araç-gereçlerle destekli bilgi verilecek.

- Önemli deprem olayları yaşamış, bildiklerini etkili bir ifadeyle anlatabilen deneyimli kişilerin, anılarını aktarmaları sağlanacak.

-Deprem anı dramatize edilecek.

-Depremle ilgili resim, kompozisyon, şiir yarışmaları ve sergiler düzenlenecek.

- Depremde gerekli olacak araç-gereç önceden temin edilerek uygulamalarda kullanılacak ve kullanıma hazır tutulacak.




Bu balığı zıpkınla yakaladı

ÇANAKKALE 'de Müjdat Turan adlı balıkçı, zıpkınla boyu kadar Akya türü balık avladı. Zıpkınla balık avcılığını 10 yıldır yaptığını ve dalgıçlık belgesi olduğunu belirten Müjdat Turan, Akya balığının 27 kilogram geldiğini ve ilk defa bu büyüklükte bir balık vurduğunu söyledi. Turan, kendi boyunun 1 metre 65 santim, balığın ise 1 metre 40 santim olduğunu söyledi.

Turan, Kepezburnu mevkiinde kefal balığı avlamak için daldığını belirterek, şunları söyledi: "Yaklaşık 10 metre derinlikte, altımdan hızla kefal balığı sürüsü geçti. Ardından kefal balığı sürüsünü koşturan Akya balığını gördüğümde, hiç tereddüt etmeden zıpkının tetiğine bastım. Balık çok büyük olduğu için denizden çıkarmakta zorlandım. Kıyıda olan arkadaşlarım bir hareketlenme olduğunu fark edip yanıma gelerek, balığı karaya çıkarmama yardımcı oldular."Turan, balığı 100 milyon liraya bir lokantaya sattığını kaydetti.




Diyanet'i NASIL bilirsiniz?

Diyanet İşleri Başkanlığı, din hizmetleri konusunda anket çalışması başlatacak. Diyanet, müftülükler aracılığıyla vatandaşlara, "sunulan din hizmetlerinden memnun olup olmadıklarını, beklenti, görüş ve tekliflerini" soracak.

Ankette, vatandaşlara, Diyanet'in sesli, görüntülü ve yazılı yayınlarını dinî konularda bilgi edinmek için yeterli bulup bulmadıkları sorulacak, müftülükler tarafından kadınlar için cami ve cami dışında vaaz ve sohbet toplantılarının yapılıp yapılmadığı araştırılacak. Diyanet, müftü, vaiz ve cami görevlilerinin yeterli olup olmadığını sorarken, imam-hatiplerin hutbe okuyuşunun "aydınlatıcı ve yapıcı mı?" yoksa "kırıcı ve kaba mı?" olduğu, vatandaşlardan alınan cevaplarla belirlenecek. Vatandaşlara, "merkezî camilerden verilen vaazların, diğer camilere telsiz sistemiyle ulaştırılıp ulaştırılmadığını, vaizlerin vaazlarının yeterli olup olmadığını" da anket sorusu yapan Diyanet İşleri Başkanlığı, vaazların faydalı olup olmadığını böylece ortaya çıkaracak. Ankette, "Dinî bilgileri nereden öğrendiniz?" sorusu da yöneltilecek. Diyanet, son günlerde tartışma konusu olan hac ve umre seyahatlerinin, "Diyanet mi yoksa özel şirketler tarafından mı organize edilmesi"ne ilişkin soruya da cevap arayacak.




Sağlıkta VARDİYA tutmadı

İstanbul Tabip Odası tarafından vardiya sistemine geçen 5 hastanede yapılan araştırma, vardiya sisteminin başarılı olmadığını gösterdi.

Vardiya döneminde bakılan hasta sayısı gündüz bakılan hasta sayısının ortalama yüzde 18'i kadar gerçekleşti. Beş hastanede yapılan araştırmaya göre, vardiyalı sistem hastaneye gündüz yapılan başvuruları sadece yüzde 2,8 oranında azalttı. Yani hastane kuyruklarında büyük bir eksilme yaşanmadı. Vardiya sisteminde çalışan doktorlara vaat edilen primler ödenmeyince doktorlar gece vardiyasından ayda 25 milyon ek ücret almakla yetindi. Gece vardiyasında çalışanlara servis imkanı verilmemesi de doktorlar arasında eleştiri konusu oldu. Vardiya sistemini "fiyasko" olarak değerlendiren İstanbul Tabip Odası, daha büyük hayal kırıklığı yaşanmadan sistemin kaldırılmasını istedi. Abdullah DİRİCAN / İstanbul ZAMAN




Havel Yağmurdereli'ye af istedi

Türkiye'de bulunan Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Havel, halen hapiste olan Eşber Yağmurdereli'nin affedilmesini istediğini söyledi.

Resmi bir ziyaret için Türkiye'de bulunan Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Havel, halen hapiste bulunan avukat-yazar Eşber Yağmurdereli'yi kastederek, "Çek Yazarlar Derneği'nin bana verdiği görev üzerine, bir Türk yazarının politik nedenlerden dolayı hapiste tutulduğunu öğrendim. Kendisine af verilmesini istedim." dedi.

Havel, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde faaliyet gösteren Türk-Çek İş Konseyi'nin Swissotel'de düzenlediği toplantının ardından basın toplantısı düzenledi. Havel, 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın, Çek Cumhuriyeti'ni ziyaret ettiğini, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile de tanıştığını hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le de dostça zaman geçirdiği için memnun olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Sezer'i ülkesine davet ettiğini de bildiren Havel, bunun kendi cumhurbaşkanlığı süresi içinde gerçekleşeceğini umduğunu söyledi. Havel, Türkiye'nin çok önemli kültür ve geleneklerin kaynaştığı bir Avrasya ülkesi olduğunu ve Efes'i ziyareti sırasında da bunun bazı öğelerinin farkına vardığını anlattı. Havel, Türkiye'nin ayrıca gerek Kafkasya, gerekse Ortadoğu ülkelerinde de önemli bir rol oynadığını kaydetti.

Bir Türk yazarın affı

Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Havel, görüşmeleri sırasında insan hakları konuları üzerinde durulduğunu da bir soru üzerine belirtti. "Çek Yazarlar Derneği'nin kendisine verdiği görev üzerine, bir Türk yazarının politik nedenlerden dolayı hapiste tutulduğunu öğrendiğini" kaydeden Havel, görüşmeleri sırasında, "bu yazara af verilmesini rica ettiğini" anlattı. Havel'in, kastettiği yazarın Eşber Yağmurdereli olduğu öğrenildi.

Havel'in eşi Kapalıçarşı'da

Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Havel'in eşi Dagmar Havlova, Kapalıçarşı'yı gezdi. Havlova, gezisi sırasında 1 milyar 360 milyon liralık alışveriş yaptı. Dagmar Havlova, Kapalıçarşı'dan önce Çuhacı Han'daki dükkanları dolaşarak ziynet eşyalarını inceledi. Havlova'ya, burada altın bir yüzük ile nargile hediye edildi. Daha sonra Kapalıçarşı'ya giren Havlova, burada Kapalıçarşı Esnaflar Derneği Başkanı Hasan Fırat tarafından çiçeklerle karşılandı.

Kürkçüler Çarşısı'ndaki Omurtak adlı deri mağazasına geçen Havlova, 1 milyar 360 milyon liraya kürklü kaban ve deri mont satın aldı. Havlova, alışverişine ilişkin ödemeyi kredi kartıyla yaptı. Rubiye Han'daki bir mağazayı da dolaşan Havlova, Kapalıçarşı gezisinin ardından Cankurtaran'daki Akropol Otel Restoran'da öğle yemeği yedi.




Keçili: Toplantıdaydık

Egebank'a el konulmadan bir gün önce bankada olduğu güvenlik kamerasıyla tespit edilen Nail Keçili "Haftalık reklam toplantısındaydık." dedi

Egebank'a el konulmadan bir gün önce bankada bulunduğu güvenlik kameraları ile tespit edilen Cenajans Grey Reklamcılık Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Nail Keçili o gün Avusturya'da olduğunu ileri süren Murat Demirel'in de aralarında bulunduğu banka yöneticileriyle haftalık reklam toplantısı yaptıklarını söyledi. Keçili, Cenajans Grey Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında önceki gün bir televizyonda kendisiyle ilgili yayınlanan görüntüleri değerlendirdi.

Keçili, bankaya 8 ay boyunca her salı yaptıkları gibi haftalık reklam toplantısı için gittiklerini söyledi. Keçili, 3 arkadaşıyla katıldığı ve kendisinin saat 21 sularında ayrıldığı toplantıya, savcılığa o gün Avusturya'da olduğu şeklinde ifade veren Murat Demirel'in de katıldığını söyledi. Adının bu olaya karışması üzerine Ankara DGM'ye başvurduğunu açıklayan Keçili, DGM'nin istemesi halinde ifade vermeye gideceğini ifade etti.




Basın Konseyi: 'Ciddi bir suçlama'

Basın Konseyi Yüksek Kurulu'nun, "Egebank skandalı sırasında tanınmış bir gazetecinin, bir arazi ihtilafını çözmek için, skandala dahil olanlardan 1 milyon dolar aldığı" yolundaki iddiaları, "basının saygınlığı ile bağdaşmayan çok ciddi bir suçlama" saydığı bildirildi.

Basın Konseyi'nden yapılan yazılı açıklamada, Yüksek Kurul'un dün gerçekleştirdiği toplantıda konuyu ele aldığı vurgulanarak, şöyle denildi:

"Basın Konseyi Yüksek Kurulu, söz konusu iddialarla ilgili gerçeklerin tüm açıklığıyla ortaya çıkması ve varsa suçluların en ağır şekilde cezalandırılması Türk adaletinin ihmal edemeyeceği bir görev olduğu için, öncelikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın konuyu ele alması için kamuoyu önünde çağrıda bulunulmasına,

İddianın gerçeği yansıttığı sonucuna varıldığı takdirde, gazetecilik mesleğini ahlaka aykırı özel çıkarlara alet ettiği anlaşılacak olan gazetecinin, peşin olarak en ağır şekilde kınandığının vurgulanmasına, asıl söz konusu olan kişinin veya kişilerin isimlerini saklı tutarak suçlayıcı yayın yapmanın, basın dünyasının tümünü zan altında bıraktığı göz önünde tutularak, 'Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanamaz.' şeklindeki altıncı ilkeyi dikkate almadan bir iddiayı ortaya atmanın, meslek saygınlığına çok ağır bir darbe vurduğunun kamuoyu huzurunda meslektaşlarımıza duyurulmasına karar vermiştir." İstanbul CHA




Polis rüşvete delil arıyor

Polis, bir gazetecinin Marmaris'te bulunan bir arsadaki itilafı gidermesi karşılığında Yahya Murat Demirel'den bir milyon dolar aldığı iddialarına delil arıyor.

Söz konusu gazeteciye çanta ile para götürdüğü belirtilen Demirel'in koruması Ender Keskin gözaltına alındı.

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan da Portekiz'de gazetecilere yaptığı açıklamada söz konusu iddianın kendisine ulaştırıldığını ve Egebank güvenlik kameralarına bu kişinin yakalandığını söylemişti.

Polis şimdi söz konusu iddiaların gerçeklik payını araştırıyor. Egebank'ın güvenlik kameralarına yakalanan söz konusu kişiye parayı götürdüğü belirtilen koruma Ender Keskin ifadesi alınmak üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne getirildi. Keskin'in ifadelerinin rüşvet olayına açıklık getirmesi bekleniyor.

Bu arada Yahya Murat Demirel'in yakın koruması Aydın Ataman ve şoförü Baki Özen de sorgulanmak üzere gözaltına alındı. (Sedat GÜNEÇ)




Demirel'in BORSACISI cezaevinde

"Kasırga operasyonu" kapsamında Ankara'da tutuklu bulunan Yahya Murat Demirel'in borsa işlerini takip ettiği öne sürülen Hakan Ferhatoğlu, offshore hesaplarla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, hakkındaki gıyabi tutuklama kararı vicahiye çevrilerek Bayrampaşa Cezaevi'ne konuldu.

Ferhatoğlu, basın mensuplarının sorularına, "Ben kendim teslim oldum. Her şey yakında ortaya çıkar. Neden tutuklandığımı bilmiyorum. Konunun benimle ilgisi yok." karşılığını verdi.




Göğsümüz kabardı

Pekin'de yapılan "Uluslararası 12. Dünya Bilgisayar Olimpiyatları"nda Özel Bükreş Lisesi dünya birincisi oldu.

Yurtdışında önemli derecelere imza atan Türk okulları, başarılarına her geçen gün bir yenisini ekliyor. Çin'in başkenti Pekin'de yapılan "Uluslararası 12. Dünya Bilgisayar Olimpiyatları"nda Özel Bükreş Bilgisayar Lisesi dünya birincisi oldu.

71 ülkeden 260 öğrencinin katıldığı olimpiyatlarda Uluslararası Bükreş Lisesi öğrencisi Dumitran Octavian tüm rakiplerini geride bırakarak dünya şampiyonu oldu. Romen öğrenci Octavian, olimpiyatlarda 700 üzerinden 675 puan alarak, ülkesinin de gurur kaynağı oldu. Olimpiyatlarda Rusya takım halinde birinciliği alırken; Romanya 2., Polonya ise 3. oldular.

Gelenek bozulmadı

Romanya'da aldığı madalya ve elde ettiği başarılarla adından gururla söz ettiren Türk liseleri, geçtiğimiz haziran ayında da Makedonya'da yapılan "4. Balkan Matematik Olimpiyatları"nda 1 altın, 1 gümüş; Kazakistan'daki "IMPC 2000 Matematik Proje Yarışması"nda 2 altın, İsviçre'nin Cenevre şehrinde yapılan "ECIS Matematik Olimpiyatları"nda da dünya birinciliği alarak haklı bir gururun sahibi olmuşlardı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bükreş Türk Lisesi Müdürü Fatih Göktaş: "Uluslararası başarılarımıza bir yenisini daha eklemiş olduk. Çin'deki yarışma bizim için çok önemliydi. Bu yarışmadan da alnımızın akıyla çıktık. Türk liseleri artık dünyanın her yerinde bilinir, takdir edilir hale geldi. Bu da bizim için ayrı bir gurur vesilesidir." dedi. (Bekir YILDIRIM)




Sıcaklar artacak

Yurdun büyük bir bölümünde önümüzdeki üç gün içinde az bulutlu ve açık bir hava bekleniyor.

Hava sıcaklıkları ise güney ve batı kesimlerinde biraz artarak, mevsim normalleri civarında olacak. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, bugün Doğu Karadeniz kıyılarında, yarın Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu'nun doğusunda, 15 Ekim Pazar günü ise Doğu Karadeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun doğusunda yağış bekleniyor. 18 Ekim Çarşamba gününe kadar yurdun güney ve batı kesimlerinde gündüz sıcaklıkları biraz artarak, mevsim normalleri civarında olacak. Geceleri ise karasallığın hakim olduğu yerlerde serin hava bekleniyor. Geceleri Doğu Anadolu'da 0-5, İç Anadolu'da ise 5-10 derece arasında olacak.




MEB'de ücret dengesizliği

Norm fazlası binlerce öğretmene ders vermeden maaş ödeyen bakanlık, 45 saat derse giren öğretmenleri görmezden geliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı, norm kadro fazlası öğretmenlere çalıştırmadan maaş veriyor. Bir okulda fazla olan öğretmenlere ders verdirmeyen bakanlık, norm fazlalarını koordinatör okullara gönderirken, koordinatör okullardaki yüzlerce öğretmen ise boş oturuyor. Bazı illerde norm fazlası öğretmenler, halen kendi okullarında ve ders veremeden boş otururken, bazı illerde depo okullara atandı. Kendi okullarında kalan öğretmenler, okulların açılmasından bugüne kadar hiçbir derse giremezken, depo okullardaki öğretmenler de kullanılamıyor. Kendilerine ders verilmeyen öğretmenler uygulamaya tepki göstererek, "Biz bir aydan fazla zamandır boş oturuyoruz. Norm fazlası olduğumuz gerekçesiyle bizim hiçbir derse girmemize izin verilmiyor. Bununla birlikte devlet maaşımızı ödüyor. Sonuçta hiç çalışmadan para almış konuma düşüyoruz." dediler. Öğretmenler, "Bize şu an taban maaşımız veriliyor. Bununla birlikte bizim, maaşımız karşılığında girebileceğimiz derslere diğer öğretmenler fazladan girerek ek ders ücreti alıyorlar. Devlet hem bize çalıştırmadan para ödüyor, hem de bizi derse sokmadığından diğer öğretmenlere ek ödeme yapıyor. Yani iki defa zarara uğruyor." şeklinde konuştular. (İbrahim ASALIOĞLU)




Yazar okulu başlıyor

Türkiye Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen 'Yazarlığa hazırlama seminerleri' 16 Ekimde başlıyor.

Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yapılan açıklamada, 'Yazar Okulu ile günümüz yazarının yazma donanımı ne olabilir, ne olmalıdır sorusunu cevaplayacak bir yapı ve muhteva' üzerine durdukları ifade edildi. Açıklamada, "Günümüzün genç yazarı, hangi alanda olursa olsun, siyasi sistem bilgisi, tarih felsefesi, mantık, felsefe, iletişim ve edebiyat gibi konularla birlikte hep durdurulmaya, duraksatmaya çalışıldığı izlenemi uyanan din düşüncesi konusunda da bilgilenmek zorundadır." denildi. Yazar Okulu'nda, aralarında Recep Tayyip Erdoğan, Hasan Celal Güzel, Dr. A. Turan Alkan, Doç. Dr. Şükrü Karatepe ve Prof. Dr. İlber Oltaylı'nın yanı sıra, bilim, düşünce ve yönetim alanında tanınmış 30 kişi derslere girerek bilgi ve tecrübelerini aktaracak. Türkiye Yazarlar Birliği'nin düzenlediği Yazar Okulu'na katılmak isteyenler, Müdafa Cad. No: 10/13 Kızılay Ankara adresine ve 417 45 70 no'lu telefonlara başvurabilecekler. lİstanbul CHA




İlnur Çevik'e suikast iddiası

Ankara Emniyet Müdürlüğü, gazeteci-yazar İlnur Çevik'e yönelik suikast girişimini ortaya çıkardı.

Suikast yapacağı gerekçesiyle yakalanan Zeynel Abidin Ç., polise verdiği ifadesinde suikast karşılığında kendisine 500 milyar lira vaat edildiğini öne sürdü.

Gazeteci-yazar İlnur Çevik, şirketlerinin eski mali koordinatörü Cengiz B.'nin, kendisini 4 milyon 800 bin dolar dolandırdığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştu. Bunun üzerine Mali Şube dedektifleri tarafından gözaltına alınan Cengiz B. çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Ancak Cengiz B.'nin serbest bırakıldıktan sonra İlnur Çevik'e suikast hazırlığında olduğu öne sürüldü.

İddiaya göre Cengiz B., serbest bırakılmasının ardından avukatı Tevfik Ü.'nün bürosuna gitti. Avukatın yanında çalışan ve silahla yaralamadan sabıkalı Zeynel Abidin Ç. ile İlnur Çevik'in öldürülmesi karşılığında 500 milyar vaatte bulundu. Büroda emekli polis memuru olan M.S. ile şoförünün de bulunuğu sırada Cengiz B. ile Zeynel Abidin Ç. arasında anlaşmazlık yaşandı ve karşılıklı küfürleşme sokağa taşarak kavgaya dönüştü. Olayı gören polis 5 kişiyi gözaltına aldı.

Mali Şube Müdülüğü'nde sorğulanan zanlılar dün DGM'ye çıkarılırken, Cengiz B., Zeynel Abidin Ç.'nin tüm iddialarını reddetti.

lSedat GÜNEÇ / Ankara ZAMAN




Kore gazileri Seul’e gitti

40 Kore gazisi, Kore Savaşı'nın 50. yıl kutlamaları sebebiyle düzenlenecek törenlere katılmak üzere Güney Kore'ye gitti.

Türkiye Muharip Gaziler Derneği İstanbul Şube Başkanı Mehmet Dayı, Seul'e hareketinden önce Atatürk Havalimanı'nda gazetecilerin ziyarete ilişkin sorularını cevapladı. Dayı, Kore Savaşı'nın 50. yıl kutlamaları için, Kore hükümetinin davetlisi olarak bu ülkeye gideceklerini ifade ederek, yıllar önce savaştıkları ve büyük zaferlere imza attıkları toprakları yeniden görme imkanı bulacakları için çok mutlu olduklarını söyledi. Dayı, "Muharebe yaptığımız cepheleri ve şehitlerimizi göreceğiz. 50 yıl önce perişan bir durumda olan Kore halkı, şimdilerde çok iyi durumda. Koreliler bize her zaman minnettar olduklarını dile getiriyorlar." dedi. Üniformalı Kore gazileri, kendilerine Seul'e götürecek uçağa binmeden önce Dış Hatlar Terminali'nde ilgiyle izlendiler. lİstanbul CHA




Neslihan sonunda serbest

Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun Eskipazar ziyaretinde başörtüsü yasağını protesto ettiği için cezaevinde tutulan 15 yaşındaki Neslihan Dönmez, serbest bırakıldı.

2 aydır hapis yatan küçük Neslihan, sonunda Karabük Eskipazar Asliye Ceza Mahkemesi'ne çıkarıldı. Mahkeme, Neslihan Dönmez'i tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.

Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, 2 Ağustos 2000 Pazar günü Karabük Eskipazar'da 60. Yıl İlköğretim Okulu'na yapılacak dersliklerin temel atma törenine katılmış, Neslihan Dönmez (16) ve Rabia Demirkol (12) bu sırada pankart açtıkları için gözaltına alınmışlardı. Rabia Demirkol, yaşı küçük olduğu için serbest bırakılırken Neslihan Dönmez Karabük Soğuksu Cezaevi'ne konmuştu. lKarabük ZAMAN




Tahrikle olmaz

'Sıkıntı bizden değil.' diyen Bakan Şuayip Üşenmez, "Bu konu çatışmayla değil, mantıklı, makul bir şekilde ikna ederek çözülsün istiyoruz." şeklinde konuştu.

MHP'li Devlet Bakanı Şuayip Üşenmez, üniversitelerde yaşanan ve giderek yaygınlaşan türban yasağının çözüme kavuşturulması için seçim öncesi verdikleri sözleri unutmadıklarını belirterek, "Türban MHP'li bakanların gündeminden çıkmış değildir." dedi. Bakan Üşenmez geçmişten kaynaklanan yanlış uygulamalar sonrası türban sorununun 'ateşten gömlek' haline geldiğini ifade etti.

Sorun çatışmasız çözülecek

Önceki gün ZAMAN Ankara Temsilciliği'ne nezaket ziyaretinde bulunan Bakan Şuayip Üşenmez, Türkiye gündemine ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı. Son günlerde giderek yaygınlaşan türban sorununu çözmek için uygun zamanı beklediklerini belirten Bakan Üşenmez, ülkenin öncelikli birçok meselesinin olduğunu dile getirerek,"Bizim itiraz ettiğimiz nokta dinin siyasallaştırılmasıdır. Biz bununla mücadele etmek gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda kimse bizim kılıcı çekip savaşa girmemizi beklemesin, bu yanlış bir yoldur. Türban olayı ateşten bir gömlek haline getirilmiş. Bırakın giymeyi elimizi bile değdiremiyoruz. Sıkıntı bizden değil bizden önceki olumsuz gelişmelerden kaynaklanıyor. Bu konu çatışmayla değil, mantıklı, makul bir şekilde ikna ederek çözülsün istiyoruz." diye konuştu.

Orkestra şefiyiz

Hükümette bulundukları süre içerisinde ortaya çıkan sorunları, ikna ederek ve uzlaşı içinde çözmeyi hedeflediklerinin altını çizen Üşenmez, MHP'nin hükümette orkestra şefi gibi görev yaptığını söyledi. Üşenmez şöyle devam etti: "Şimdi karşımızda bir kapı var. Bu kapıyı açmak için koşup koşup duvara toslayıp, ağzımız ve burnumuzun kan içinde kalmasını kimse beklemesin. Kapının kilidi var anahtarı da var. Tahriklere kapılmıyor ve aklımızı kullanıyoruz. Biz türban sorununu çözmeye çok yaklaşmıştık. Koalisyonun ilk günlerinde Sayın Ecevit'le bir araya geldik ve bazı konularda ikna etmeyi de başardık. Hatta kendisi de açıklamalarında bu yumuşamayı dile getirdi. Fakat sonradan yaşanan olaylar Türkiye'yi yeniden gerilime sürükledi. Bu konu kavga ve dövüş içinde çözülemez, akıl ölçüleri içinde çözüm bulunmalıdır." Devlet Bakanı Şuayip Üşenmez, koalisyonda tam bir uyumun hakim olduğunu kaydetti. (Edip Ali YAVUZ)




Samsun OMÜ'de başörtüsü sıkıntısı

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İlahiyat Fakültesi'nde, türbanla derslere girmeye çalışan öğrencilere, okul yönetimi tarafından belge imzalattırılmak istenince, öğrenciler derse girmediler.

İlahiyat Fakültesi yöneticileri, türbanla gelen öğrencilere, fakülte girişinde, "Türbanla derslere girdiğine ilişkin" bir belge imzalatmak istediler. Ancak öğrenciler, bu belgeyi imzalamadılar. Okul yöneticileri de belge imzalamayan öğrencilerin derslere alınmayacağı uyarısında bulundular.

Bu arada, türbanlı öğrencilerin protesto amacıyla derslere girmemelerine, bazı erkek öğrenciler de destek verdi. OMÜ Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, yaptığı açıklamada, tüm öğrencilerin YÖK tarafından belirlenen kılık-kıyafet yönetmeliğine uymak zorunda olduklarını bildirdi. Samsun CHA



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.