Kız Kulesi'ne yolculuk
Efsanelere konu olan kule, 2500 yıl sonra sırlarını açıyor. Kız Kulesi İstanbul ile özdeşleşen Boğaziçi'nin adeta incisi gibidir. İstanbul'un tarihine eş bir tarih yaşayan Kız Kulesi, kentin yaşadıklarına şahitlik yapmıştı. Kule, Antikçağ'da başlayan serüveni ile Yunan'dan Bizans İmparatorluğu'na, Bizans'tan da Osmanlı İmparatorluğu'na tüm tarihî dönemleri aşarak günümüze ulaştı.
Restorasyonu ve eserin orijinal görüntüsünün bozulduğu tartışmaları süredursun, geçtiğimiz pazar günü 20 binin üstünde İstanbullu, Kız Kulesi'nin 2500 yıllık tarihine bir imza daha attılar. Yıllardır İstanbul'da Kız Kulesi'ne iki kulaç mesafede oturan yetmiş yedi yaşındaki Ahmet dede ile on üç yaşındaki torunu Nergis de meraklı gözlerle kuleyi gezenlerdendi.
Efsanelerle dolu kule
Ahmet dede, dedesinden hikâyesini defalarca dinlediği Kız Kulesi ile ilgili efsaneleri torununa defalarca anlatmıştı. Nergis de pürdikkat dedesini dinlemişti. Bir asra yaklaşan ömründe her mevsim izlemekten zevk aldığı Kız Kulesi'ni bir gün torunuyla birlikte gezebileceğini hayal bile etmemişti. Asırlardır şairlere ilham olan uğruna şiirler söylenen, ressamlara konu olup tuvallerde resmedilen, tarihi, esrarengizliği ve efsaneleri ile kitaplara konu olan Kız Kulesi belki de artık gizemini yitirecekti. Yüzlerce insanla birlikte aynı heyecanı paylaşarak bir an önce sıranın kendisine gelmesini bekleyen dede ile torun kendilerini kuleye götürecek motora binmeleriyle birlikte gözlerini kapattılar ve 2500 yıllık sırlarla dolu kulede yarı hayal, yarı gerçek yolculukları başladı.
Boğaziçi'nin incisi
Asya ile Avrupa'nın kesiştiği noktada, Asya sahillerine bir ok atımı uzaklıkta bir taş tümseğe oturtulmuş Kız Kulesi İstanbul ile özdeşleşen Boğaziçi'nin adeta incisi gibidir. İstanbul'un tarihine eş bir tarih yaşamış ve kentin yaşadıklarına şahitlik yapmıştı. Antikçağ'da başlayan serüveni ile Yunan'dan Bizans İmparatorluğu'na, Bizans'tan da Osmanlı İmparatorluğu'na tüm tarihî dönemleri yaşayarak günümüze gelmiştir. Kız Kulesi'nin ulaşılmazlığı nedeniyle, insanlar onun içinde yaşanılanlar hakkında çok fazla bilgiye sahip olamamışlar ve anlatılanları düşlerinde bütünleştirmişlerdir.
Ovidius'un kaydettiğine göre Kız Kulesi'nde yaşanan bir aşk hikâyesi ile başlamıştır bu küçük adacığın gizemli serüveni. Leandros adlı genç ile Afrodit'in rahibelerinden Hero adlı iki gencin hüzünlü hikâyesinde Hero'nun kuleden ayrılmasıyla başlar ilk efsane. Leandros'un bir gece yüzerek uzaklaştığı kulede ışıklar söner ve Leandros Boğaz'ın sularında kaybolur. Bu acıya dayanamayan Hero kendisini aşık olduğu gence ulaşabilme düşüncesi ile kuleden sulara bırakır. Dedesini dikkatle dinleyen Nergis gözlerini kapatmış, yaşlı dedesini dinlerken dede 'Elbette burası gizemli bir yer, onun için bizim bildiğimiz ya da bilemediğimiz çok sayıda efsane var.' der. Ve tekrar anlatmaya başlar...
Efsaneye göre kralın birine, çok sevdiği kızının on sekiz yaşına geldiği zaman bir yılan tarafından sokularak öldürüleceği söylenir. Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Fakat kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesin tenine süzülerek zehrini boşaltır. Kızına demir bir tabut yaptıran kral, tabutu Ayasofya'nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın, ölümünden sonra da kızı rahat bırakmadığına dair rivayetler vardır. Bir başka hikâye ise Osmanlı dönemi içinde anlatılır. Battal Gazi, askerleri ile Kız Kulesi'ne baskın yaparak kulede saklanan hazinelerin ve İsküdar tekfurunun kızını kaçırdıktan sonra atına binerek oradan uzaklaşır. Çok bilinen 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' sözünün de bu hikâyeden geldiği söylenir.
2500 yıl sonra Hamoğlu Holding'in yaptığı restorasyondan sonra ilk kez kapılarını açan Kız Kulesi 17. yüzyıl gravürlerinden yola çıkılarak o döneme sadık kalmaya çalışan mimar Ümit Ergin tarafından restore edildi. Restoran ve kafeterya olarak hizmet verecek kulede her zamanki asli görevi olan yol gösterici fenerliğini de koruyacaktı. (Şamil KUCUR)
CRR'den sezona merhaba
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu yeni sezona merhaba dedi. Harbiye'deki salonda yeni sezonun tanıtımı için düzenlenen basın toplantısında konuşan Arda Aydoğan, CRR olarak son 7 yıldır yaptıkları çalışmaların sadece İstanbul için değil, Türkiye sanatı açısından önemli olduğunu kaydetti.
Arda Aydoğan, CRR Konser Salonu'nun, son yıllarda ihmal edilen Türk kültürüne ve sanat hayatına destek olmaya çalıştığını ifade ederek, "Türk bestecilerinin eserlerini tozlu raflardan çıkarıp seslendirerek, Türk kültürünü sanata, yani evrenselliğe taşıyoruz." dedi.
Bunun en güzel örneğinin de Cemal Reşit Rey'in, Mevlana'nın Mukaddimesi üzerine 1938 yılında yazdığı "Mistik" adlı eserinin, CRR Senfoni Orkestrası ve Opera Korosu'nca seslendirilmesi olduğunu vurgulayan Aydoğan, 2000-2001 sezonunu, bugün akşam, bu eserin dünya prömiyerini yaparak açacaklarını belirtti. Sezonun açılışı, Cemal Reşit Rey'in "şan ve orkestra için poem"i olan "Mistik" adlı eserinin dünya prömiyeri ile yapılırken, Muammer Sun'un Milli Egemenlik Destanı, Çaykovski'nin Romeo ve Jüliet Fantezi Uvertürü de seslendirilecek.
Ekimde cazdan tangoya
CRR'nin ekim ayı etkinlikleri arasında ise Avrupa'da Türkiye'yi başarıyla temsil eden besteci ve orkestra şefi Betin Güneş yönetimindeki Ensemble Mondial'in ilk kez seslendirdiği çağdaş eserleri, Avrupa'nın tek tipik tango orkestrası olan Band-O-Neon'un Necip Celal Antel anısına vereceği konseri, cazın dev isimlerinden John Surman ve Jack DeJohnette ikilisinin gösterisi, Alexander Markov'un keman resitali, Arjantinli akordeoncu Dino Saluzzi'nin "Family Sextet" konserleri yer alıyor.
NELER VAR?
Seçkin orkestra, oda müziği, piyano, keman, gitar, geleneksel müzik, caz ve blues konserlerinin yanı sıra operalardan örneklerin de sunulacağı CRR'de 2000-2001 sezonunda, 35 ülkeden 2 bin 500 sanatçı, 200 farklı etkinlikle sahne alacak.
"V. Mistik Müzik Festivali", "VI. Uluslararası Piyano Festivali", "IV. Uluslararası CRR Çocuk Festivali", "VI. Uluslararası CRR Gençlik Festivali", "IV. Uluslararası Boğaziçi Festivali" gibi gelenekselleşen festivallerin yanında, bu sezonda ilk defa "I. Uluslararası Gitar Festivali", "I. Uluslararası İstanbul Barok Günleri", "I. Uluslararası İstanbul Dans Festivali", "İstanbul Türk Halk Müziği Festivali" ve "Tatar Kültür Günleri" düzenlenecek. Yeni sezonda ayrıca, CRR Senfoni Orkestrası her ay düzenli olarak Türk ve uluslararası önemli şef ve solistlerin katılımı ile konserler vermeyi sürdürürken, Cemal Reşit Rey'in tanınmış operetlerinden "Deli Dolu" sahnelenecek.
Nobel ödülü Çinli Gao'ya
Çinli yazar Gao Xingjian, 2000 yılı Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. İsveç Akademisi Nobel Komitesi, yazarın ödüle, "evrensel geçerlilik, keskin kavrayış ve dili kullanmadaki ustalıktan" ötürü layık bulunduğunu kaydetti.
60 yaşındaki yazarın, "Çin edebiyatına, dramına yeni yollar açtığı" vurgulandı.
Dünyayı anlamaya doğru
İsveç Akademisi'nin, Fransa'da yaşayan Fransız vatandaşı Gao'ya liyakat duyurusunda, "Gao'nun, bireyin içsel sonsuz mücadelesini anlatan, dünyayı anlama, açıklama iktidarı yönünde hiçbir kesin savı olmayan, apaçık kuşkucu yaklaşımı ve yazmakta, yalnız yazmakta gerçek özgürlüğü bulan kişiliğinin" takdire değer bulunduğu aktarıldı. Edebiyat Ödülü'nün bu yılki tutarı, tıp, fizik-kimya, ekonomi dallarında olduğu gibi 9 milyon İsveç Kronu (915 bin ABD Doları-yaklaşık 620 milyar TL). Geçen yılki Nobel Edebiyat Ödülü'nü Almanya'nın ünlü yazarı Günter Grass kazanmıştı.
Torunların karikatürleri
Karikatürcüler Derneği'nin, Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla yayınladığı "Nasreddin Hoca'nın Torunları Karikatür Albümleri" Topkapı Sarayı Mecidiye Köşkü'nde Kültür Bakanı İstemihan Talay ve kitapları yayınlanan karikatüristlerin katılımıyla gerçekleştirildi.
18 farklı sanatçının eserlerini bir belgesel özelliğinde seri olarak kitaplaştırılmasına katkıda bulunduklarını belirten Kültür Bakanı İstemihan Talay sanata ve sanatçıya olan desteklerinin süreceğini belirterek "Arşiv değerindeki bu çalışmada yer almaktan mutluyuz. Bir karikatür, bir öykü kadar insana fikir verebiliyor." şeklinde konuştu.
18 karikatürden çizgiler
Kitabı yayınlanan çizerlerin isimleri şunlar: Mustafa Emektar (Mıstık), Tonguç Yaşar, Orhan Enez, İbrahim Ersaraç, Zeki Beyner, Musa Kart, Mahmut Akgün, Turgay Yanardağ, Cezmi Ermiş, Erol Özdemir, Cumhur Gazioğlu, Kadir Doğruer, Necati Abacı, Oğuz Gürel, Ali Şur, Murat Sayın, Mustafa Bilgin ve Erdoğan Karayel. Altan CANKUT / İstanbul
Vedat Kosal konseri
Dünyaca ünlü piyanistlerimiz ünlü piyanist Vedat Kosal için bir araya geliyor.
Kosal'ın geçirdiği felç sonrasında yaptığı sağlık harcamalarını karşılamak üzere düzenlenen konser cumartesi günü saat 21.30'da AKM Büyük Salon'da başlayacak. Konsere Güher-Süher Pekinel, İdil Biret, Ayşegül Sarıca, Verda Erman, Gülsin Onay, Aydın Karlıbel, Seher Tanrıyar gibi sanatçılar katılacak.
Barut ebruları İzmir'de
Ebruzen Hikmet Barutçugil'in ebruları İzmir'de sergilenecek.
Ebru sanatını kağıt dışında çok değişik malzemeler üzerinde uygulamasıyla tanınan Hikmet Barutçugil, bugüne kadar 46'sı yurtdışında 32'si yurtiçinde toplam 78 sergi açtı. Yaşar Holding'in katkılarıyla düzenlenen sergi, Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı S.Yaşar Sanat Galerisi'nde 12-31 Ekim 2000 tarihleri arasında açık kalacak.
Al Yazmalım Türkülere yeni bir soluk
Türk halk müziğinin yeni yorumcularından Sibel Pamuk'un 'Al Yazmalım' isimli albümü piyasaya çıktı.
Cahit Berkay'ın klasikler arasına giren 'Al Yazmalım' parçasını, babası Necati Pamuk'un yazdığı sözlerle yorumlayan sanatçının albümüne Erkan Oğur ve Erdal Erzincan katkıda bulundu. Prodüktörlü-ğünü İbrahim Tatlıses'in yaptığı albümde Yunus Emre, Karacaoğlan, İzzet Altınmeşe, Neşet Ertaş'tan besteler yer alıyor.
|