İçinden medya geçen bir YOLSUZLUK
Medya mensuplarının 'iş takibi' ve 'rüşvet' gibi etik konularda suistimalleri söz konusu. Yolsuzluk perdesinin arkasında çok ciddi bir medya savaşı yaşanıyor. Çekişme, her an 'sıcak temas'a dönüşebilir!
Egebank olayı değişik bir görüntüye bürünmeye başladı.. Bir taraftan yolsuzluğun boyutu her geçen gün büyümeye ve genişlemeye başlarken, diğer yandan perde arkasında adeta bir gölgeler savaşı yaşanmaya başladı. Hürriyet grubundan Emin Çölaşan, salı günü köşesinde şok bir iddiayı gündeme getirdi. Çölaşan, iki yıl kadar önce ünlü bir gazetecinin Murat Demirel'in arazi ihtilafını çözmeye yardım etmesi karşılığında bir milyon dolar aldığını yazdı. Çölaşan, yazısında gazeteye gelen "şık giyimli bir beyefendi"nin anlattıklarından yola çıkarak "iki yıl kadar önce, ünlü bir gazetecinin İstanbul'daki evine nakit bir milyon dolar para gönderildiğini" yazdı. Çölaşan, kendisine bu bilgileri veren kişinin, son olarak konuyu İçişleri Bakanı Saadettin Tantan'ın da bildiğini öne sürdüğünü ifade etti.
Tantan da doğruladı
Bahsi geçen kişinin Hürriyet grubundan olmadığı kesindi.. Enteresan olan şey ise, aynı günlerde Bakan Tantan'ın, Egebank kameralarına takılan başka 'mühim' bir şahsiyetten bahsetmesiydi. Öte yandan Çölaşan bir sonraki günkü yazısında ise, Tantan'daki isim ile kendisine verilen ismin aynı olduğunu şöyle yazdı: "Dün arayan kişiler sorulmasını istiyor: 'Murat'ın her şeyini bilen şoförü Baki (Bekir) Özer nerede? Niçin bulunup konuşturulmuyor?' "
Açıklansın!
İddialarla ilgili olarak ismi gündeme gelen Sabah yazarı Rauf Tamer ise iddiaları yalanladı. 7 basın örgütü de yaptıkları açıklamalarda ismin veya isimlerin bir an önce açıklanmasını istediler. Şimdi bütün basın camiasının beklentisi bir an önce iddianın açıklığa kavuşturulması.
Başkanlığını Hürriyet başyazarı Oktay Ekşi'nin yaptığı basın Konseyi dün olağanüstü toplanarak konuyu değerlendirdi. Konseyin bu 'ivedi' tavrı ile beraber Star grubunun yaklaşık bir haftadan beri kulağının üzerine yatmışken, Nail Keçili isminin geçmesi üzerine harekete geçip birinci sayfasının tamamını Egebank görüntülerine ayırması da başka bir dikkat çeken nokta oldu. Bu arada Milliyet gazetesi dışında Sabah ve Hürriyet gazetelerinin bu olayın üzerinde durmamaları da işin bir diğer boyutu.
Egebank olayı, şu ya da bu şekilde bir süre sonra medyaya sıçraması, içinden medya mensubu geçen bir yolsuzluk dosyası olarak tarihteki çekmecesine doğru yollanıyor anlaşılan. Medya Analiz
AA'sparagas...
Devletin resmi haber kuruluşu Anadolu Ajansı'nı da asparagas haber merakı sardı. AA'dan gazetelere 6 Ekim günü bir fotoğraf ve resim altı haber servisi yapıldı. 12 Ekim günü yine aynı fotoğraf servis edildi. Ama bu defa resim altı farklıydı. İlk fotoğrafta fakülte öğrencisi Fatih'in üniversiteyi kazandığından beri hem çalıştığı hem para kazanmak için CD sattığı yazılıyordu. Altı gün sonraki ikinci fotoğraf altında ise bu defa kaçak CD satışında patlama olduğu yazılıyordu ve konu mankeni yine öğrenci Fatih'ti. Bizim Fatih'e buradan bir çağrımız var. Bir an önce gözden kaybol, yoksa enselenirsin. Baksana AA kafayı taktı sana bir kere....
1
Tarih: 2000.10.06 Yer: Düzce. Foto: Turgay Türkgülü. Üniversite öğrencilerinin % 80'i hem çalışıyor hem de okuyor. Düzce'de Teknik Eğitim Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Fatih Topçu üniversiteyi kazandığından beri hem çalışıyor, hem okuyor. Fatih Topçu okul çıkışından sonra sokaklarda CD sattığını ve arkadaşlarının da daha değişik işler yaptığını ifade etti. (AA)
2
Tarih: 2000.10.12 Yer: Düzce: Düzce'ye gelen yerli ve yabancı seyyar satıcılar kaçak CD satışını artırdı. Yetkililere başvuran sinema sahipleri kültür müdürlüklerini ve bakanlığı göreve davet ediyor. (Anadolu Ajansı-Tuncay Türkgülü)
Darbe(!)nin medya perdesi
Yugoslavya'da 5 Ekim günü yüzyılın ilk devrimi(!) yapıldı. Avrupa'nın son diktatörü Slobodan Miloseviç devrildi. Türk medyası 5 Ekim günü, darbe girişimine balıklama atladı. Yapılan yorumlar, Umut operasyonundaki medya fiyaskosunu andırır nitelikteydi. Sırp katil Miloseviç devriliyordu devrilmesine; ama olayın perde arkası kimseyi ilgilendirmiyordu.
Yapılanın bir halk hareketi olmadığı, danışıklı dövüşten ibaret olduğu iki gün sonra ortaya çıktı. Batı'nın ve ABD'nin de desteğiyle darbe 10 gün önce planlanmıştı. Kostunica başa gelecek, ambargo kalkacak, Miloseviç ise bırakın yargılanmayı, muhalefet lideri olarak siyasî hayatına devam edecekti. Olayın asıl şoku ise daha sonra ortaya çıktı. Kostunica, Miloseviç'ten de aşırı bir milliyetçiydi ve Bosna Savaşı'nda elinde silahıyla katliam yapan askerlere moral vermişti.
Türk medyası yine bir heyecana kapılmış ve olayın perde gerisini tam araştırmadan erken bir sevinci sayfalarına yansıtmıştı. Çünkü medyamız bu defa uzaktan ahkâm kesmişti. Olayları izleyen kimse yoktu. İlk gün yazılanlar yabancı ajanslardan gelen bilgiler ve medya plazalarından yazılan masa başı yorumlardı. Haberin kaynağına inilmeyince yapılan yorumlar da elbette ki gerçeği yansıtmaktan uzak olacaktı.
AA'dan İran'la işbirliği
Anadolu Ajansı (AA) ile İran Resmi Haber Ajansı (İRNA), aralarında mesleki ve teknik işbirliğini geliştirme kararı aldılar. AA Genel Müdürü Mehmet Güler ve İRNA Genel Müdürü Feridun Verdinejad tarafından Tahran'da yapılan ikinci tur görüşmelerin ardından imzalanan mutabakat zaptı ile iki haber ajansı, haber alışverişi, teknik eğitim ve gelişen teknolojilerden haber alanında yararlanma konusunda işbirliğine devam etmeyi kararlaştırdı. Mutabakatta ayrıca iki ajansın Ekonomik İşbirliği Örgütü Haber Ajansları (ECONA) çerçevesindeki bölgesel işbirliğini geliştirmeleri de öngörülüyor.
Küçülen medya!
İnternet ve televizyon yayıncılığının hızla yayılması, yazalı medyayı zor durumda bırakmaya devam ediyor. Son olarak, Amerikan basın dünyasının en iddialı gazeteleri Washington Post ve USA Today, bir ilke imza atarak boyutlarını küçülttüler. Eni daralan iki gazetenin böylelikle maliyeti düşürüldü.
Yöneticiler, televizyon ve internet yüzünden hem satışta, hem reklam gelirinde azalma yaşandığını açıkça bildirirken 'Çare olarak maliyeti düşürmeyi palanladık ve gazetenin boyutlarını küçültmek en ideal çare olarak benimsendi.' dediler.
USA Today rahatladı
3 milyondan fazla tirajıyla ABD'nin en çok satan halk gazetesi sayılan USA Today gazetesinde yönetim, bu uygulamayla rahatladıklarını itiraf etti. Ancak bu boyutta gazete hazırlamak için yepyeni bir teknolojiye geçtikleri, bunun maliyetinin ancak bir yıl sonra amorti edileceği belirtildi. ABD'nin ve hatta dünyanın en iddialı ekonomi ve finans gazetesi Wall Street Journal'ın da, boyutlarının küçültülmesi planlandığı söyleniyor. Türk medyasının nasıl bir sürece gireceğini ise zaman gösterecek.
Michnik yazdı... Gazeteciliğin on emri
Milliyet gazetesinde pazartesi günü Yasemin Çongar tarafından "Gazeteciliğin On Emri" başlıklı bir yazı yayınlandı. Çongar, Polonya'nın 1990'da demokrasiye geçişinde büyük pay sahibi olan "Gazeta Wyborcza"nın genel yayın yönetmeni Michnik'in yazdığı ve ABD'de gazetecilik derslerinde okutulan "On Emir"i yazdı. Tevrat'aki "kutsal emirler" paralelinde yazılan on emir şöyle:
1. "Tanrın benim, benden başka ilahın olmayacaktır.." Gazeteciliğin olmazsa olmaz iki ilkesi vardır, özgürlük ve gerçek. Bunlardan başka 'ilah' olmamalı.
2. "Tanrının ismini boş yere ağza almayacaksın.." Gerçek ve özgürlük kutsal kelimelerdir, bunları istismar etmemeli, ucuzlaştırmamalısın.
3. "Altı gün çalışacaksın, ancak yedinci gün Tanrı'ya aittir, hiçbir iş yapmayacaksın..." Haftanın bir günü dinlenmeli, gazetecilikle arana mesafe koymalı, dünyaya başka açılardan da bakabilmelisin.
4. "Babana ve anana hürmet et..." Hem kendi ülkenin, hem de düşmanın bile olsa başka ülkelerin mirasına saygı duymalısın. İnsan toplumunun temeli hafızadır. Hem kendi ananı babanı, hem başkalarının anasını babasını bu toplu hafızanın bir parçası saymalısın.
5. "Kardeşini de kendini sevdiğin gibi sev..." Milliyetçi olmayacaksın. Özgeçmişi, milliyeti, dini senden farklı olanı, senin özgeçmişinle, milliyetinle, dininle çelişki yaşayanı da kendin kadar seveceksin.
6. "Katletmeyeceksin..." Birisini vatana ihanetle, yolsuzlukla, yurdunu sevmemekle suçlarken unutma ki onu öldürüyorsun. Oysa olayları yazman yeterli; hükmü vermek sana düşmez
7. "Zina etmeyeceksin..." En azından birkaç temel ilkeye ve sana yol göstermiş birkaç insana hep sadık kal. Mesleğini iktidar için, para için satma; "ne fark eder ki" deme.
8. "Çalmayacaksın..." Başkasının haberini, yazısını, fikrini kopya edip kendi ürününmüş gibi göstermeyeceksin.
9. "Komşuna karşı yalan tanıklık etmeyeceksin..." Yalan tanıklık, kürtaj hakkını savunanın canilerle bir tutulması, laiklikten yana çıkanın "din düşmanı" ilan edilmesi, başka milletler ile kendi milletine eşit yaklaşanın "vatan haini" sayılmasına yol açar. Gazeteciliğin temel günahlarındandır.
10. "Komşunun evini, eşini kıskanmayacaksın..." Saygınlık ve popülarite uğruna, başkasının önünü kesmeyeceksin. Kıskançlık, gazeteciyi korkaklığa sürükler, güçlüye yaranıp güçsüze vurmasına, sürünün peşine takılmasına yol açar.
|