GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

13/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

Fikir Platformu

Tarihi acıları deşmek!

 


Hilmi YAVUZ

Zaman Yazıları

Jakobenlik üzerine

Öteden beri jakobenlik üzerine yazdığım yazılar dolayısıyla, sık sık jakobenliğin tarihi konusunda sorularla karşılaşıyorum. Jakobenliğin kökeni nedir, kimlerdir bunlar? vb. sorular... Hep 'Türk jakobenleri'nden söz edecek değiliz ya, bugün de Fransız jakobenliğinden konuşalım, diyorum.

Alfred Cobban, 'A History of Modern France' adlı gözalıcı çalışmasının 1715-1799 yılları arası Fransa'sını anlattığı birinci cildinde, 1789 Devrimi'nden sonra kurulan devrimci kulüpler arasında Club des Jacobins'e ('Jakobenler Kulübü'ne) özel bir yer verir. Bu kulüpler, özellikle 1790'larda, Fransa'da yer yer başgösteren kargaşalıklarda öncü bir rol oynamışlardır. Cobban, 'hiç kuşkusuz', diyor, 'eski otorite merkezlerinin çökmesi ve yenilerinin henüz işlevlerini yerine getiremiyor olmaları, bu tür grupların (Cobban, 'devrimci kulüpler'i kastediyor), gerçek iktidar odakları durumuna gelmelerine yol açmıştı.' 'Jakobenler Kulübü'ne mensup milletvekilleri, Meclis'te nüfuzlu ve etkin bir 'sol' baskı grubu oluşturmakta gecikmemişler; 1793 yılına gelinceye kadar daha da güçlenerek, yerel yönetimleri ele geçirmişlerdir. Cobban, 1793'te Fransa'daki jakobenlerin sayısının yarım milyonu bulduğu kanısındadır. Jakobenler, daha sonra, Kamu Güvenlik Komitesi'nin iktidarda bulunduğu dönemde, etkin bir idarî örgüt hâline gelmişlerdir.

Cobban, jakobenlere ilişkin olarak, bence, son kertede önemli bir tavıra işaret ediyor. Jakobenler, pratikte, siyasal bir parti düzleminde örgütlenmekten, daha da ötesi, teoride, bir siyasal parti fikrinden hiç; ama hiç hoşlanmamaktadırlar. 1793 Nisan ayında Paris Jakoben Kulübü'nde yapılan bir konuşmayı aktaran Cobban'a göre, konuşmacı şöyle demiştir: 'Yurtseverler, parti kurmazlar. Parti, ancak Konvansiyon'daki üç kâğıtçılara yakışır.'

Dahası, jakobenlerin kendilerini 'sol'da konumlandırmalarına rağmen, belirli bir sınıfsal çıkarı temsil etmiyor olmalarıdır. 'Onları', diyor Cobban, 'sınıf çıkarından çok, ortak bir ideoloji birarada tutuyordu'. Bu giderek daraltılan ve belirli ritüellere, andiçmelere, sadakat tecrübelerine indirgenen ideoloji ile jakobenler, kendilerini 'seçilmiş' (ama elbette, 'seçimle işbaşına gelmiş' anlamında değil!), bir 'elit zümre' olarak telakki etmeye başlamışlardır. Ünlü bir jakoben lider, Camille Desmoulins, 1791'de şunları söylemektedir: 'Evet, çok küçük bir azınlığın, ama sadece vicdanlarının tanıklığına başvurmayı gerekli gören bir azınlık! Az sayıda ama karakter sahibi ve satın alınamaz bir azınlık!

Jakobenlerin kimler olduklarını da biliyoruz elbet. Büyük Fransız Devrimi'nin önde gelenleri; Danton, Robespierre, Desmoulins, Saint-Just! 'Hürriyet düşmanlarına hürriyet yok!' diye bağıran Saint-Just! Sadece kimler olduklarını değil, nasıl tasfiye edildiklerini de! Eric Hobsbawm, 'The Age of Revolution'da şöyle yazıyor: 'Devrim takvimine göre Dokuz Thermidor'da (27 Temmuz 1794), Konvansiyon, Robespierre'i devirdi. Ertesi günü Robespierre, Saint-Just ve Couthon, birkaç gün sonra da devrimci Paris Komünü'nün 87 üyesi idam edildiler.'

Hazin son! Ama bu son'da hiç kuşku yok, jakobenlerin ve elbette başta Robespierre'in, ne burjuvaziyle ne de emekçi sınıflarla geçinememiş olmasının büyük payı vardır: Oysa, Hobsbawm'un da belirttiği gibi, jakoben cumhuriyet 'orta sınıfla emekçi yığınlarının bir ittifakı' idi ve rejimin trajedisi, 'bu destekten yabancılaşmak zorunda' kalmalarıydı. 1792 yazında başgösteren köylü ayaklanmaları üzerine, Robespierre'in Konvansiyon Meclisi'nde yaptığı konuşma bu yabancılaşmanın apaçık kanıtıydı. Barrington Moore Jr. 'Social Origins of Dictatorship and Democracy'de şunları yazıyor: 'Söz konusu konuşmada Robespierre, tüm burjuva sınıfını, Devrim'i soylularla rahiplerin yerini almanın bir yolundan başka bir şey olarak görmeyen ve edinilmiş zenginlikleri, ayrıcalıklı sınıfların soylu doğuşa bağlı hakları savundukları kadar bağnazca savunan açgözlü bir sınıf olarak suçladı.' Moore Jr.'a göre, bu konuşma, Robespierre'in, daha sonra, 'Terör Dönemi'ndeki davranışlarının da habercisi'ydi...

Burada Robespierre'in Aydınlanma Devrimi'ni kavrayış biçimi de bahse konu etmekte yarar var. Aydınlanma'da biribirinden farklı iki 'Akıl' konseptinin geçerli olduğunu Edgar Morin'in 'Aşk, Şiir, Bilgelik' adlı o gerçekten benzersiz kitabından öğreniyoruz: İlki, Akıl'ın ya da akliliğin, Voltaire ve Diderot tarafından temsil edilen, eleştirel, şüpheci ve özeleştirel anlayışı; ötekiyse, Robespierre'in, Morin'in deyişiyle, 'bir tapınma nesnesi' hâline getirdiği Akıl-Tanrıçası'na ('déesse Raison') varan Akıl ya da aklîleşme! (Bizim 'Aydınlanma'cılarımız'ın, Voltaire ya da Diderot'ya değil, jakoben Robespierre'e bağlandıkları o kadar açık ki! Eleştirellik, şüphecilik ve elbette özeleştiri, bizim Jakoben 'Aydınlanma bilgelerimiz'in semtine uğramamış bile!)

Aklı, Laikliği ve Bilim'i bir 'tapınma nesnesi' haline getirmek! Siyaseti, sınıfsız ve partisiz bir düzende bir 'elit zümre'nin işi saymak! Burjuvaziye ve emekçi sınıfına karşı (ilkine açık, ikincisine üstü örtük) duyulan hoşnutsuzluk! Jakobenlik bu işte...


h.yavuz@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

14/ 07/ 2000... Zeyyad Selimoğlu'na ağıt
28/ 07/ 2000... Budalalığın keşfi
04/ 08/ 2000... Soytarılar
11/ 08/ 2000... 'Seyahatnâme-i Hudûd'
08/ 09/ 2000... Jakoben kim?
15/ 09/ 2000... Kıssalarla hisseler
22/ 09/ 2000... 'Genç Eleştirmenler'
29/ 09/ 2000... Jakobenlik, Takrir-i Sükun ve K.H.K
06/ 10/ 2000... Tek partili rejimleri özleyenler için


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.