GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

13/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

Fikir Platformu

Tarihi acıları deşmek!

 


Nuh GÖNÜLTAŞ

Amerika kapitalist, biz güya Sosyal Devletiz!

Osmanlı'daki "fetih ruhu" onu sürekli olarak Avrupa içlerine doğru yöneltmiş. Osmanlı, Amerika'nın yükselişini pek fark etmemiş denilse yeridir. Avrupalılar ise, "keşif ruhu" ile dünyanın dört bir yanına yönelmişler. Hatta Osmanlı'nın fetih hareketleri onların dünyayı keşfe çıkması için fiilî zemin de oluşturdu denilebilir.

Şu da çok önemli bir nokta olmalı: İstanbul fethedildiğinde Amerika'nın keşfedilmesine daha 39 yıl vardı.

Amerika bugün dünyanın hem askerî hem de siyasal alanda en büyük gücü durumunda.

Amerika'ya gidip gelen hemen herkes bu ülkedeki düzenden, bu ülkede insana verilen değerden ve özgürlüklerden, demokrasinin kalitesinden bahsediyor. Amerika'da elbette size kimse "Amerikan propagandası" yapmıyor. Siz otomatik olarak orada yaşadıklarınızı kendi ülkenizde yaşadıklarınızla kıyaslıyorsunuz ve hem kendi ülkenize hem de Amerika'ya notunuzu veriyorsunuz.

Ve Amerika halen dünyanın dört bir tarafından bu topraklara göçebilmek için can atan insanların özlediği bir yer. Elbette Amerika'ya girmenin, orada çalışabilmenin ve yerleşmenin her yere girmek gibi iki yolu var: Legal ve illegal!

Amerikan hükümetinin ülkedeki göçmen nüfusunu dengelemek için her yıl düzenlediği "green card" lotaryası legal yollardan birisi.

İllegal yol çok. Türklerin yaptığı gibi daha çok gemiden atlamak, ya da bir şekilde ülkeye giriş vizesi alıp bir daha geri dönmemek. Önce Meksika'ya ya da Kanada'ya gidip oralardan Amerika'ya geçmek gibi yolları deneyenler de var.

Amerika'da bulunduğum sürede ABD'ye illegal yollardan girmiş Türklere ait birçok hikâye duydum. Daha çok da Karadenizliler, canlarını tehlikeye atarak karaya yakın yerlerde gemilerden okyanusun soğuk sularına atlamak suretiyle giriyorlar bu ülkeye. İki Karadenizlinin bu şekilde Boston yakınlarında gemiden sulara atlayıp, yüzerek karaya çıktıktan sonra New York'a gidiş hikâyeleri pek meşhurdur. Bizim Karadenizliler karaya çıktıktan sonra karayolu üzerinde "New York 95" tabelasını görünce New York'a 95 kilometre uzaklıkta olduklarını düşünürler. Ve bu 95 kilometreyi yürüyerek kat etmeyi planlarlar. Ancak giderler giderler, geçtikleri onca yola rağmen hâlâ yollarda New York 95 yazmaktadır. Aslında Karadenizlilerin 95 kilometre sandıkları şey Boston'dan New York'a giden karayolunun numarasıdır.

İsveç'teki Türk diasporasının çoğu Konya Kulu ve Konya Cihanbeyli'den gitmiştir. İsveç'te size nerelisiniz, diye soran kişilere "Türkiyeliyim" dediğinizde size gayet rahatlıkla ikinci soru olarak "Kulu'nun Türkiye'sinden misiniz?" diye sorarlar!

Almanya'da Yozgatlılar çoğunluktadır. Amerika'da ise Giresun'un Yağlıdere ilçesinden buraya göç edenler çoğunluktalar. Yağlıderelilerin kendilerini tanıtırken "I'm from Yağlıdere" dedikleri anlatılır. Yağlıdere kolonisi daha çok Philedelphia ve New Jersey civarında iskan ediyor. Yolumuz bir gün o bölgeye düştü. Oraya hemen bir kahvehane açmışlar. Boş zamanlarını orada geçiriyorlar. Türk televizyonlarını izliyorlar. Genellikle garsonluk gibi işler yapıyorlar. Bir akşam Yağlıderelilerden birinin evine misafir olduk. Evde çok sayıda gençliğe adım atmak üzere olan çocuk vardı. İsmail Bey'in sohbeti çocukları adeta büyülemişti. Sohbetten sonra hepsi uzun geniş paçalı kot pantolonlarını sıvayarak, jöleli saçlarının üzerine mesh ederek abdest aldılar ve sübhanallah tesbihi gibi İsmail Bey'in arkasına dizilip saf tuttular, namaza durdular. Dikkat ettim de o çocukların yüzünde sanki İsmail Bey gibi birisini zaten bekliyorlarmış da uzun zamandır gelmeyen o kişi gelmiş gibi bir sevinçleri vardı.

Geçenlerde CNN Türk, ABD'nin artık Yağlıderelilere vize vermediği şeklinde bir haber yayınladı!

Gelelim green card konusuna. Her yıl yüzbinlerce Türk green card alabilmek için Amerikan hükümetinin düzenlediği lotaryaya katılıyor. Dünyanın başka yerlerinden de birçok insan bu umutla veriyorlar başvurularını postaya. Mümtaz Soysal, Türkiye'den green card başvurularının bu derece yoğunlaşmasını şöyle yorumluyor: "Vaktiyle çok sayıda parasız yatılı öğrenci okutarak kendi geleceği için kadro yetiştiren bir cumhuriyet, artık çocuk okutabilmek uğruna Amerikalı olmayı göze alan insanların devleti olmuştur. Üstelik parasız çocuk okutulan yer kapitalizmin kalesidir, burası güya, sosyal devlet."

Mümtaz Soysal bile bu gerçeği gördükten sonra bize artık yazacak başka bir şey kalmamaktadır!


n.gonultas@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

26/ 09/ 2000... "28 Şubat stratejilerinin başarısı için..."
27/ 09/ 2000... Meclis'in yeni dönemi 28 Şubat yasalarına ayrıldı!
29/ 09/ 2000... Vatan, dayak yemediğin yerdir!
01/ 10/ 2000... Osmanlı Ermenileri katletmedi, suçluları cezalandırdı!
03/ 10/ 2000... E-isyan bastırılamaz!
04/ 10/ 2000... Kudüs: "Öteki"nin yaşama hakkı olmayan yer!
06/ 10/ 2000... İrtica Türkiye'yi ele geçirmeden karanlığa gömülmek de ne demek?
10/ 10/ 2000... Almanlar elektrik kesintileri için tedbir aldı!
11/ 10/ 2000... AB'ye asker bakışı


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.