Milli maçların ardından
Milli Takımımız, İsveç ve Azerbaycan deplasmanlarından çıkardığı 4 puanla 2002 Dünya Kupası'nın Tokyo'da yapılacak finallerinin kapısını aralamış gözüküyor.
Ancak son iki maçta oynanan futbol ve futbolcularımızın hali, futbolseverleri pek tatmin etmedi. Bir kere şimdi ortaya koymak lazım; fizik güce dayalı, tempolu ve sert futbol karşısında zorlanıyoruz. Yani zor oyunu her zaman bozabiliyor.
Şenol Güneş şanslı bir hoca. İsveç'te son saniye penaltısı ile bir puanı kaptı. Ardından da çok kötü bir oyuna rağmen Azerbaycan'ı mağlup etti. Puan hesabı yönünden çok kârlıyız; ama şimdi bunu gerçekçi güzel bir futbolla tamamlamalıyız. Yoksa Şenol hocanın şansı ile daha kaç maç gitmek mümkün olur? O kadarını bilemem.
İsveç ile Azerbaycan fizik güçleri ile bastırdıkları sürece Milli Takımımıza zor anlar yaşattılar. Anladık; biz tekniği güçlü bir takımız; ama yeri gelince sert ve agrasif futbol oynayan fizik gücü yüksek takımlarla da başedebilmeliyiz.
Milli Takımımızın önemli eksikliklerinden biri, orkestra şefi gibi lider bir oyucu olmayışı idi. Şenol Güneş bunu Sergen'le mi, Tugay'la mı çözer? onu bilmem; ama bir an önce bu sorunu çözmesi gerekiyor.
Türk futbolu ne yazıktır, bir kaleci sorunu yaşıyor. Rüştü alınmasın ama Türkiye dahilinde belki en iyi kalecimiz. Ancak Türk Milli Takımı'nın hedeflerine uygun bir kaleci değil. Türk futbolu, nasıl kısa bir sürede gelişme kaydetti ise, dünya çapında kaleci yetiştirme işine bir an önce ehemmiyet verilmesi gerekmektedir.
Her teknik direktörün başarılı olabilmesi için birinci şart, iyi bir kalecisinin olmasıdır. Takım sporlarından en önemli unsur, netice alabilmek için iyi defans yapmaktır. Futbolda da gol atmadan önce gol yememenin tedbirini almak gerekir. Ayrıca günümüz futbolunda oyunun kurgusu da kaleciden başlıyor. Futbolla uğraşanların ağzında sakız olan bir laf vardır. "İyi kalecisi olanın daha maç başlamadan bir puanı ceptedir." denir. Gördüğümüz bir problem de oyuncularımızın motivasyon bozukluğudur. Başarılara doymuş gibi bir halleri var. Bu doğaldır. Bunun için psikolojik bir yardım almak gereklidir. Futbolcuların böyle duygular içerisinde olması doğaldır; ancak onları bu havadan kurtarmak başarıya motive etmek sorumluların görevidir.
Umarız, Şenol Güneş de hem bizim gördüklerimizi, hem de görmediklerimizi görüyor ve tedbir alıyordur.
o.pehlivanoglu@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
19/
09/
2000...
Hataların takımı
20/
09/
2000...
Scala'nın Beşiktaş'a
22/
09/
2000...
Zor oluruz...
26/
09/
2000...
Gözümüze takılanlar
28/
09/
2000...
Şans galibiyeti...
29/
09/
2000...
Spor programları
02/
10/
2000...
İki Beşiktaş...
04/
10/
2000...
Ah bir izah edebilsem..
06/
10/
2000...
Avrasya Halk Koşusu
|