GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

Fikir Platformu

Tarihi acıları deşmek!

 


DIŞ HABERLER 


SESSİZ CUMA

Yeni intifadanın fitilinin ateşlendiği iki hafta önceki cuma namazının aksine, dünkü cuma namazı sessiz geçerken; daha sonra çıkan çatışmalarda 1 ölü 67 yaralı var.

İki hafta süren ve önceki gün İsrail'in Filistin kontrolündeki beş şehri roket saldırılarıyla vurmasıyla zirvesine tırmanan Aksa İntifadası'nda, cuma namazı sonrasında nispi bir sessizlik yaşandı. Dün öğlenden sonra bazı çatışmalar dışında çok büyük olaylar yaşanmazken, diplomatik çabalar yine ön plana çıktı. İsrail polisi Mescid-i Aksa çevresinde olağanüstü güvenlik tedbirleri alırken, cuma namazına sadece 45 yaşından büyük Filistinlilerin katılmalarına izin verdi. Cuma namazı 3500 civarındaki yaşlı cemaat tarafından kılınırken, namaz öncesinde gençler Aksa'nın kapılarında İsrail askerleri ile kısa süreli bir çatışmaya giriştilerse de olaylar geçtiğimiz haftanın cuma namazına kıyasla kansız olarak sona erdi. Eski Şehrin Şam Kapısı'nda gösteri yapan Filistinliler de silahlı çatışmaya yol vermeyecek bir tarzda davranmaya dikkat ettiler.

Dünkü bilanço: 1 ölü 67 yaralı

Önemli bir çatışma ihtimali olan şehir durumundaki Nablus'ta HAMAS'ın organize ettiği cuma namazı iptal edilerek namaz şehir camisine nakledildi. Bunun yanısıra, İsrail güvenlik güçlerini tedirgin eden bir başka olay da perşembe günü linç edilen İsrail askerlerinin cenaze törenleri sırasında çıkabilecek muhtemel olaylardı. Ancak törenler sessiz bir biçimde sonuçlandı.

Dün öğleden sonra ise binlerce Filistinli, İsrail'in önceki günkü saldırısına karşılık "nefret yürüyüşü" için Batı Şeria'nın kentlerinde sokaklara döküldü. Göstericiler, Tel Aviv'in bombalanmasını istediler. El Halil'de bir grup Filistinli'nin Yahudi yerleşim birimine yönelmesi üzerine İsrail askerlerinin açtığı ateşte, Mansur Said Ahmed adlı Filistinli, karnına isabet eden mermiyle hayatını kaybetti. Bu çatışmalarda 17 Filistinli yaralanırken, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nin diğer bölgelerinde 50'den fazla Filistinli yaralandı.

Barak, daha intikam almamış

Ramallah'daki gösteride konuşan FKÖ içindeki en büyük grup El Fetih'in lideri Mervan Barguti, "İntifada ve direniş sürecek" dedi. Filistinli diğer radikal gruplar ise, Arafat'tan, Filistinlilerin İsrail'e karşı çarpışmak üzere silahlandırılmasını ve başkenti Kudüs olan bağımsız devleti hemen ilan etmesini istediler.

Önceki günkü bombalamanın linç olayına karşı misilleme ve uyarı saldırısı olduğunu söyleyen İsrail Başbakanı Barak ise, İsrail askerlerinin linç edilmesine katılan Filistinlilerden intikam alacaklarını belirtti. Barak, "İsrail, Filistinli polis olsun, sivil olsun buna katılanlardan intikamını alacaktır" dedi. Barak, linç olayıyla ilgili ellerinde film ve fotoğraflar bulunduğunu söyledi. (Kerim BALCI)




Arafat-Barak zirvesi gündemde

İsrail Başbakanı Ehud Barak'ın özel temsilcisi olarak AB zirvesi dolayısıyla Fransa'nın Biarritz kentinde bulunan İsrail eski başbakanlarından Bölgesel Planlama Bakanı Şimon Peres, Ortadoğu'da barışı konu alan bir zirvenin bugün Mısır'da toplanabileceğini açıkladı.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan ise, Arafat ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, 48 saat içinde ABD ve Mısır devlet başkanlarının da katılımıyla bir İsrail-Filistin zirvesi toplanmasını beklediğini söyledi. Annan, Arafat'la görüşmesinde bazı gelişmelerin sağlandığını söyledi.

Arafat sıcak, Barak tehditkâr

AB zirvesine katılan İspanya Dışişleri Bakanı Josep Pique de, Yaser Arafat'ın İsrail ve Mısır ile bir zirve toplantısına katılmaya hazır olduğunu söyledi. Pique, İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar'ın Arafat ile telefon görüşmesi yaptığını ve Arafat'ın AB'den de bir temsilcinin katılımıyla zirve önerisine olumlu yanıt verdiğini belirtti.

İsrail Başbakanı Ehud Barak ise, "Amerikan yönetiminin Ortadoğu zirvesi yapılmayacağını yakında açıklayacağını sanıyorum, çünkü şiddet tehdidi altında konulan şartlar kabul edilemez" diyerek suçlayıcı tavrını sürdürdü.

Bazı Amerikalı yetkililer ise, söz konusu zirvenin, en erken pazar günü yapılabileceğini söylüyorlar. Dış Haberler Servisi




Ankara tetikte

Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü ve Dışişleri Başdanışmanı Tacan İldem, Ortadoğu'da yaşanan son gelişmelerin gayet üzücü olduğunu belirterek, "Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in beklentisi, sükûnet ortamının yeniden tesis edilmesidir. Ancak bu şekilde barış yönündeki gelişmeler anlam taşıyabilir." dedi.

Arafat-Barak zirvesinin Türkiye'de yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir soru üzerine de İldem, "Türkiye barışa katkısı olabilecek her türlü girişimi yapmaya hazırdır. " diye konuştu. İldem, özel bir temsilci gönderilip gönderilmeyeceği sorusuna "Gerekirse o da yapılır" yanıtını verdi.

Dün gazetecilerin sorularını cevaplandıran Başbakan Bülent Ecevit ise "İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmelerinin yeniden başlaması için Türkiye'nin ev sahipliği yapması konusunda Amerika'dan bir talep geldi mi? şeklindeki bir soruya, son gelişmeleri bilemediğini, şimdilik bir şey söylemesinin doğru olmayacağını söyledi.

"Ortadoğu'da yaşanan bu gerilim topyekün bir savaşa dönüşebilir mi?" diye sorulması üzerine ise Ecevit, "Savaşa dönüşmesi bütün dünya için felaket olur, bunu kimsenin istemediğine inanıyorum" dedi. Ankara




AB zirvesine Ortadoğu gölgesi

İsrail ve Filistin arasında açık bir savaşın eşiğine gelen çatışmalar, AB devlet ve hükümet başkanları zirvesinde dün öncelikle ele alındı.

Liderlerin dün yayımladıkları bildiride, Filistin ve İsrail'den çatışmaları derhal durdurmaları çağrısında bulunuldu. Bildiride, iki taraftan sorunların diyalog yoluyla çözülmesi için derhal bir zirve düzenlemeleri de istendi.

Tarafların sorumlu davranmaları gerektiği belirtilen bildiride, kin, nefret ve aşırılığa meydan verilmemesi çağrısında bulunuldu. İsrail ve Filistin yönetiminden, Camp David'de sağlanan barış görüşmeleri ilkelerine sadık kalmaları gerektiği vurgulanan bildiride, BM Genel Sekreteri'nin ve AB'nin ortak savunma ve dış politika temsilcisi Javier Solana'nın girişimlerine tam destek verildiği ifade edildi. AB liderler zirvesinde, ayrıca, Sırbistan'a yapılacak acil yardım paketi de ele alındı. AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi, önceki gün, AB'nin Sırbistan'a 200 milyon Euro tutarında acil insanî yardım yapmayı planladığını bildirmişti.

Kurumsal reformlar

İki gün sürecek zirvenin en önemli gündem maddesini ise, genişleme öncesi yapılması planlanan kurumsal reformlar oluşturuyor. AB'de uzmanlar seviyesinde 8 aydır devam eden yoğun çalışmalara rağmen, kurumsal reformlar bugün ilk kez liderler seviyesinde ele alınacak.

Uzun süredir devam eden çalışmalara rağmen, AB ülkeleri arasında kurumsal reformlar konusunda bir uzlaşmanın sağlanamadığı ve görüşmelerin oldukça zor geçtiği bildiriliyor. AB, Fransa'nın dönem başkanlığı sonunda aralık ayında Nice kentinde yapılacak zirveye kadar kurumsal reformların tamamlanmasını planlıyor. AB'nin 2003 yılına kadar yeni bir üye almadan önce, bu reformların tamamlanması büyük önem taşıyor.

Kurumsal reformların en önemli tartışma konusu ise AB içindeki oylama sistemi ve AB'nin icra organı komisyonu oluşturan üyelerin dağılım biçimi. AB ülkeleri, ortak alınacak kararların sürekli engellenmemesi için 'oy birliği' yerine 'oy çokluğu' ilkesini getirmek istiyor. Biarritz




Atina'nın tatbikat takıntısı

Yunanistan Hükümet Sözcüsü Dimitri Reppas, Türkiye'de yapılan NATO tatbikatı Destined Glory-2000'e katılan Yunan birliklerinin tatbikatın bundan sonraki bölümüne katılıp katılmayacaklarını belirlemek için NATO'dan bilgi beklediklerini açıkladı.

Reppas, basın toplantısında, tatbikatın bir bölümünün daha önce katılımcı ülkelerin üzerinde anlaştıkları plana uymadığını ve orjinal plana bu gece itibarıyla dönülmemesi halinde Yunanistan'ın tatbikattan çekileceğini bildirdi. Türk-Yunan ilişkilerinde son zamanlarda kaydedilen düzelmeye rağmen sorunların halen mevcut olduğunu kaydeden Reppas, Türkiye'nin iyi komşuluk ilkelerine uyması gerektiğini söyledi. Reppas, sorular üzerine, tatbikatta yaşanan sorunun Türkiye'nin "Ege'deki talepleriyle" bağlantılı olmadığını belirtti. Hükümet sözcüsü, tatbikatı yöneten Amerikalı komutanın önceki gün ülkesine gitmesinin ardından komutanın bir Türk subayı tarafından devralındığı yolundaki haberlerin de doğru olduğunu söyledi. Bu arada, Yunan basını tatbikata ilişkin gelişmeleri, "iki ülke arasındaki ilişkilere Türkiye'nin darbe vurması" şeklinde yorumlayarak Ankara'nın NATO yoluyla, Yunan uçaklarının Yunan adaları üzerinde uçmasını yasakladığını ileri sürdü. Atina




Ödül Kore barışına

Nobel Barış Ödülü'nün, Kuzey Kore ile Güney Kore arasında gerginliği azaltan politikalar izleyen Güney Kore Devlet Başkanı Kim Dae-jung'a, "insan hakları ve demokrasi" çalışmaları nedeniyle verildiği açıklandı.

Norveç Nobel Komitesi'nden yapılan açıklamada, 2000 yılı Nobel Barış Ödülü'nün "genelde Güney Kore ve Asya'da insan hakları ve demokrasi, özel olarak da Kuzey Kore ile barış ve yeniden inşa çalışmaları" nedeniyle Kim Dae-jung'a verildiği belirtildi. Kim'in, ülkesinde demokrasinin sözcüsü olduğu vurgulanan açıklamada, Güney Kore Devlet Başkanı'nın Kuzey Kore ile ilişkilerin yanı sıra Asya'da demokrasinin gelişmesi konusundaki katkılarına dikkat çekildi. Nobel Komitesi, Kim'in Kore Yarımadası'nda yeni bir dönemi başlatan "güneş ışığı politikası" nedeniyle ödüle layık görüldüğünü bildirdi. Kim, 5 kişilik Nobel Komitesi tarafından 150 aday arasından seçildi. Oslo'da, düzenlenecek bir törenle ödülünü alacak olan Kim'e bir altın madalya, 9 milyon İsveç Kronu (yaklaşık 612 milyar TL) ve bir belge takdim edilecek. Kim, barış yolunda çalışmaya devam edeceğini belirtti.

Eski bir isyancı

1998 yılında devlet başkanı seçilmesinden önce bir suikasttan kurtulan 75 yaşındaki Kim, ölüme mahkûm edilmiş eski bir isyancı. Kim, 1973'de Kore ajanları tarafından sürgünde bulunduğu Japonya'nın başkenti Tokyo'da, Devlet Başkanı Park'ın ilan ettiği sıkıyönetim yasası uyarınca rehin alınmıştı. ABD'nin baskıları sonucunda kurtulan Kim, G. Kore'ye getirilmiş ve Park'ın 1979'da öldürülmesine kadar, göz hapsinde tutulmuştu. Park'dan sonra iktidarı ele geçiren general Chun Doo-Hwan, Kim'i tutuklayıp, ayaklanma suçlamasıyla idama mahkum etmek isterken, Amerikan baskıları sonuç vermiş ve yaklaşık 3 yıllık mahkumiyetten sonra Kim'e ABD'de sürgün yolu gözükmüştü. Kim, 1985'te ülkesine dönebildi. Oslo




ABD terör şaşkını

Yemen'de, bir savaş gemisine yapılan saldırı ile sarsılan ABD, tedbir olarak Ortadoğu ve Afrika'daki büyükelçiliklerini kapatma kararı aldı ve vatandaşlarını uyardı.

ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait bir savaş gemisine önceki gün Yemen'de bombalı saldırı düzenlenmesinden sonra, dün bu ülkedeki İngiliz Büyükelçiliği'nde meydana gelen patlama, tüm gözlerin Yemen ve bölge üzerine çevrilmesine yol açtı. ABD, saldırının ardından tedbir olarak Afrika ve Ortadoğu'daki elçiliklerini geçici olarak kapatma kararı aldı. İngiltere Dışişleri Bakanı Robin Cook ise, Yemen'deki İngiltere Büyükelçiliği'nde meydana gelen patlamanın bir 'terörist saldırı'dan kaynaklandığını söyledi.

ABD savaş gemisine yapılan saldırının 'Muhammed'in Ordusu' adlı örgüt tarafından üstlenildiği iddia edilirken, tüm dikkatler Suudi asıllı milyarder işadamı Usame bin Ladin üzerine çevrildi. Londra'da sürgünde bulunan Şeyh Ömer Bekri, 'Muhammed'in Ordusu' adlı örgütün kendisini telefonla arayarak saldırıları üstlendiğini söyledi. Bekri, yaptığı açıklamada, 'Arapça çok ağır sözlerle, rehin alacaklarını ve ABD ve İngiliz elçiliklerine saldırılar düzenlemeye devam edeceklerini söylediler.' dedi.

Suriye'nin Halep kentinde 1958'de doğan Bekri'nin 'Müslüman Kardeşler' örgütüyle bağlantısı nedeniyle Arap ülkelerine girmesi yasak. Bekri, 1994'ten bu yana, siyasi sığınma hakkı aldığı İngiltere'de yaşıyor.

Gözler Ladin'in üzerinde

Amerikan ABC ve CBS televizyonları, saldırıdan Bin Ladin'in sorumlu olduğu kanaatinin Washington'da giderek yaygınlaştığını bildirirken, Amerikalı Senatör John Warren, saldırıdan Bin Ladin ile bağlantılı Yemenli terörist bir grubun sorumlu olabileceğini söyledi. Olayda Usame bin Ladin'in parmağının bulunduğu kesinleşirse ABD'nin, Bin Ladin'in barındığı Afganistan'a karşı yeni bir hava saldırısı düzenleyebileceği de belirtiliyor.

Bin Ladin, ABD'nin Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine Ağustos 1998'de düzenlenen ve yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği saldırılardan sorumlu tutuluyor. ABD, Afrika'daki bu terörist saldırıların ardından, Bin Ladin'i barındıran Afganistan'daki Taliban yönetimi hedeflerine karşı hava operasyonu düzenlemişti.

Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanlığı ABD'nin Güney Afrika, Kenya, Tanzanya, Moritanya, Nijerya, Senegal ve Cibuti'deti elçiliklerini geçici olarak kapatma kararı aldığını açıkladı. Kararın, ABD'nin Cezayir, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Fas, Umman, Suudi Arabistan, Suriye, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Sierra Leone'deki elçiliklerle Pakistan'daki 3 temsilciliği de kapsadığı kaydedildi.

Kararın, elçiliklere telgrafla tebliğ edildiği ve telgrafta 'Herkes evine dönsün.' denildiği kaydedildi. Dışişleri açıklamasında ayrıca, muhtemel saldırılara karşı yurtdışındaki Amerikan vatandaşları ihtiyatlı olmaya çağrıldı.

Ölü sayısı artıyor

Bu gelişmeler yaşanırken, ABD destroyerindeki patlamada ölenlerin sayısının 7 olduğu; ancak bu rakamın daha da yükselebileceği açıklandı. ABD Deniz Kuvvetleri Sözcüsü Cate Mueller, şu ana kadar patlamada 7 denizcinin öldüğünü, 10'unun ölmüş olduğunun sanıldığını ve 35 denizcinin de yaralandığını kaydetti. Sözcü, patlamada kaybolan 10 denizcinin ailelerine, bu kişilerin ölmüş olabileceklerinin iletildiğini ve cesetlerinin aranmasına devam edildiğini söyledi. Dış Haberler Servsi




Yemen'de patlama muamması

Yemen, başkent Sana'da İngiltere Büyükelçiliği'nde meydana gelen patlamanın jeneratörden kaynaklandığını açıklarken, İngiltere Dışişleri Bakanı Robin Cook, patlamanın bir 'terörist saldırı'dan kaynaklandığını, büyükelçilik avlusuna duvarın üzerinden atılan bombanın, jeneratöre isabet etmesi yüzünden patlamanın güçlü olduğunu öne sürdü.

Yemen haber ajansı SABA'nın, İçişleri Bakanlığı'ndan bir yetkiliye dayandırarak verdiği habere göre, büyükelçiliğin avlusunda meydana gelen patlamanın, 'elektrik jeneratöründeki patlamadan' kaynaklandığı kaydedildi.

İngiltere'nin Sana Büyükelçisi Victor Henderson, daha önce jeneratördeki teknik bir arızanın patlamaya yol açmış olabileceğini söylemişti. Görgü tanıkları, büyükelçiliğin avlusunda dün sabah meydana gelen patlamada camların kırıldığını söylediler. Büyükelçiliğin bitişiğindeki okulun da hasar gördüğü, patlama sırasında büyükelçilikle okulun kapalı olduğu kaydedildi.




Harrazi'nin tarihî ziyareti

İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi, Irak'ın başkenti Bağdat'a uçakla geldi. Kalabalık bir heyete başkanlık eden ve 10 yıldır Irak'ı ziyaret eden ilk İran dışişleri bakanı olduğu belirtilen Harrazi'nin, İran Havayolları'na ait bir uçakla Bağdat'a indiği kaydedildi.

İran Havayolları'na ait uçağın, Irak'a uygulanan uluslararası hava ambargosundan bu yana bu ülkeye İran'dan havalanan ilk uçak olduğu da belirtildi. Iraklı muadili Muhammed Said El-Sahaf tarafından havaalanında karşılanan Harrazi'nin ziyareti süresince üst düzey Iraklı yetkililerle bir araya geleceği ve heyetlerin, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi önündeki iki engeli aşmaya çalışacakları kaydedildi. İlişkilerin normalleşmesi önündeki iki büyük engelin, iki ülke rejimlerine muhaliflerin karşılıklı desteklenmesi ve Bağdat ve Tahran'ın birbirinden çok farklı sayılar verdiği savaş esirleri konuları olduğu belirtiliyor. Adını açıklamayan Iraklı bir yetkili, Harrazi'nin Bağdat ziyaretinde 'İyi komşuluk ilişkileri sayesinde, askıya alınmış bütün sorunlar çözüme bağlanacak' dediğini belirtti.

Velayeti'den sonra bir ilk

El-Sahaf da Harrazi'nin ziyaretinin, 1997'den beri, çeşitli sebeplerle dondurulmuş olan karma komisyonların çalışmalarına başlamasına zemin teşkil edeceğini belirtti, ancak bu sebeplerin ne oldukları konusunda bir açıklama yapmadı. İran'ın eski Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti'nin 1990 yılındaki Irak ziyaretinden sonra bu ülkeyi ziyaret eden ilk İran dışişleri bakanı olan Harrazi'nin, yarın İran'a dönmesi bekleniyor. Bağdat




Hareketlilik izleniyor

ABD Savunma Bakanı William Cohen, Ortadoğu'da sıcak gelişmeler meydana gelirken, Irak'ta da Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'e bağlı birliklerin ülkenin batısında hareketlilik içinde olduğunu bildirdi.

Cohen, bu durumun muhtemelen Irak ordusunun yapmayı planladığı bir askeri tatbikatla bağlantılı olduğunu ve durumun şu an için bölgede herhangi önemli bir tehdit arz etmediğini belirtti. Ancak Cohen, her durumda bu hareketliliğin ABD tarafından dikkatle izlendiğini belirterek "Saddam'ın Ortadoğu'daki karışıklıktan yararlanarak beklenmedik bir eylem yapması ihtimaline karşı uyanık duruyoruz" dedi. Washington




Belgrad'da uzlaşma

Yugoslavya'da, devrik Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in partisi, demokrasi yanlısı liderlerle parlamento seçimlerinin 24 Aralık tarihinde yapılması konusunda anlaştı.

Sırbistan Demokratik Muhalefeti (DOS) yetkilisi Vladan Batiç, tarafların iki günlük aradan sonra resmî müzakerelere devam ettiğini söyledi. Batiç, tarafların geçici Sırbistan hükümeti kurulması konusunda anlaştıklarını kaydetti. Reformcular, tüm partilerin seçim tarihi konusunda 17 Aralık üzerinde anlaştıklarını açıklamışlar, ancak Miloseviç liderliğindeki Sosyalist Partisi, anlaşmaya uymayarak Sırbistan'ı yönetmeyi sürdüreceklerini söylemişlerdi.

Yüzde 33 devalüasyon

Yugoslav Merkez Bankası, ulusal para birimi dinarın Alman Markı karşısındaki değerini yüzde 33 oranında düşürdü. Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'nin küçük ortağı Batı yanlısı Karadağ Cumhuriyeti, yakın zamanda aldığı bir kararla dinarın yanı sıra Alman Markı'na ulusal para geçerliliği tanımıştı.

Post: Miloseviç teslim edilecek

Washington Post gazetesi, Yugoslavya'nın yeni Devlet Başkanı Vojislav Kostunica'nın Miloseviç'i Yugoslav adaletine teslim edeceğini öne sürdü. Haberde, Kostunica'nın Batılı diplomatlara, Miloseviç'in adalete teslim edilmesiyle ilgili olarak "Bu çok güçlü bir olasılık" dediği öne sürüldü. Haberde, Miloseviç'in yolsuzluk ve seçim hilesi gerekçeleriyle suçlanabileceği ve Kostunica'nın çalışma arkadaşlarının, seçim zaferinin hemen ertesinde Miloseviç'in ne kadar para çaldığına dair yazılı belge aradıkları iddia edildi. Yugoslavya devlet başkanlarından ve Sırbistan Sosyalist Partisi'nin eski iki numaralı adamı Borisav Joviç ise, partinin Miloseviç başkanlığında kalması halinde geleceği olmayacağını söyledi.

Bu arada Kostunica, Le Figaro gazetesinde bugün yayımlanacak demecinde, Yugoslavya adından vazgeçerek; "Sırbistan-Karadağ"ı kullanmak istediğini söyledi. Dış Haberler Servisi




Begoviç'ten zorunlu veda

Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Alia İzzetbegoviç, sağlık sorunları nedeniyle cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılarak, bugün emekli oluyor.

Bosnalı Müslümanlara 1990 yılından bu yana savaşta ve barışta liderlik eden 75 yaşındaki İzzetbegoviç, Bosna Üçlü Başkanlık Konseyi'nin Müslüman üyesi olarak istifasını verecek, ancak Bosna'nın kasımdaki genel seçimlerinde Demokratik Hareket Müslüman Partisi'nin lideri olarak yer alacak. Görev süresi tamamlanmadan 2 sene önce ayrılan İzzetbegoviç'in yerine yeni biri seçilene kadar, cumhurbaşkanlığını, birkaç ay Müslüman meclis başkanı yürütecek.

Janiç intiharı seçti

Bu arada, NATO yetkilileri, savaş suçu zanlısı Janko Janiç'in Bosna'daki barış gücü askerlerinin tutuklama girişimi sırasında el bombası patlatarak intihar ettiğini bildirdiler. Yetkililer, Saraybosna'nın 40 km. güneydoğusundaki Foça kasabasında meydana gelen olay sırasında 4 askerin de yaralandığını belirttiler.

Barış gücü askerleriyle Janiç arasında çatışmanın çıktığı bölgeye Alman askerlerinin baktığı bildirilirken, Alman Savunma Bakanı Rudolph Scharping, çatışmada ağır yaralanan Janiç'in kısa bir süre sonra öldüğünü ifade etti. Saraybosna/Lahey




Kıbrıs'ta asker pazarlığı iddiası

Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile meslektaşı Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, Kıbrıs'ta bulunan Türk ve Yunan kuvvetlerinin Ada dışına gönderilmesini görüştükleri öne sürüldü.

Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Politis gazetesi, iki dışişleri bakanının, Türk alayının Adana'ya, Yunan alayının ise Girit'e konuşlandırılmasını ele aldıklarını bildirdi.

Gazeteye göre Papandreu, Rum Yönetimi lideri Klerides ile fikir birliğine vardıktan sonra ilk kez konuyu New York'taki görüşmede Dışişleri Bakanı Cem'in bilgisine getirdi. Cem'in Kıbrıs sorununu görüşmediklerine ilişkin demecinin aksine iki bakan Kıbrıs sorununu görüşmekten öteye Papandreu, Kıbrıs'taki Türk ve Yunan asker varlığı konusunu da ortaya koydu. Yunan Dışişleri Bakanı iki aşamalı bir öneri sundu. Bunlardan biri Türk ve Yunan birliklerinin mensup sayısının azaltılmasını öngörüyordu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, meslektaşı Cem'in en az 10 bin kişiden bahsederek bu görüşü paylaşmaması üzerine Türk birliğinin Adana'da, Yunan birliğinin Girit'te bulunmasını önerdi. Ancak söz konusu haber dün Ankara'da Dışişleri Bakanlığı tarafından yalanlandı. Teoman Turan/Lefkoşa




Denktaş'tan Rusya'ya sitem

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rusya Dışişleri Bakanı İgor İvanov'un, BM Genel Sekreteri'nin iki tarafın eşitliğini ve birbirini temsil etmediğini vurguladığı bir dönemde Güney Kıbrıs'ı ziyaret ederek, eşitlik ve tarafsızlık ilkelerini göz ardı ettiğini bildirdi.

BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi Rusya'nın bu davranışının KKTC'de rahatsızlık meydana getirdiğini vurgulayan Denktaş, 'Taraflara eşit mesafede yaklaşması beklenilen Rusya'nın, bu tür davranışlardan imtina etmesi beklenirdi.' dedi.

İvanov'un ziyaretinin, bir Rus Dışişleri Bakanı'nın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne yapmış olduğu ilk ziyaret olması açısından önemli olduğunu belirten Denktaş, ziyaretin Rum tarafınca istismar edileceğinin aşikar olduğunu belirtti. Denktaş, bu ani ziyaretin Rum tarafının uzlaşmazlığını artıracağı ve Kıbrıs konusunda olumsuz sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunarak, 'İki taraf arasında ortak zemin oluşturulmasına yönelik aracılı görüşmeler sürecinin akamete uğramaması açısından, tüm üçüncü ülkeler gibi, Rusya'nın, özellikle taraflardan biri olan Rum Yönetimi'nin, uzlaşmazlığını artıracağı davranışlardan kaçınması gerektiği açıktır.' şeklinde konuştu. Lefkoşa/Zaman




Rum'u tatbikat heyecanı sardı

Rum Milli Muhafız Ordusu'nun planlı Nikiforos tatbikatına, Yunanistan Hava Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçakları ile gemileri de katılacak. Nikiforos tatbikatı 17-21 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Nikiforos tatbikatı Yunanistan Silahlı Kuvvetleri'nin Toksotis tatbikatı ile koordinasyonuyla gerçekleştirilecek. Nikiforos Tatbikatı'nı Yunanistan Savunma Bakanı Akis Çohacopulos da izleyecek. Çohacopulos, tatbikatı son safhasını izlemek için 20 Ekim'de Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne gelecek. Güney Kıbrıs'ın Larnaka ilçesindeki bir bölgede gerçekleştirilecek Nikiforos tatbikatı için Güney Kıbrıs'a gelecek olan Çohacopulos'a Yunanistan Genelkurmay Başkanı General Manusos Parayudakis de eşlik edecek. Yunanistan Savunma Bakanı Çohacopulos, Ada'da bulunduğu süre içerisinde Rum Savunma Bakanı Sokratis Hasikos'la da görüşecek. Rum Milli Muhafız Ordusu Komutanı Korgeneral Evangelos Rolakis yaptığı açıklamada, tatbikatı Yunanistan Savunma Bakanı Akis Çohacopulos'un da izleyeceğini doğruladı. 17 Ekim Salı günü başlayıp 21 Ekim Cumartesi günü sona erecek olan tatbikat sonrası her zaman yapılan geçit töreni ise bu yıl yapılmayacak. Lefkoşa/Zaman



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.