Çocuk koruma istasyonu açıldı
İstanbul Valiliği'nce Eyüp'te yaptırılan Ayvansaray Çocuk Koruma İstasyonu, Bakan Gemici, Vali Çakır ve Başkan Gürtuna tarafından hizmete açıldı.
İstanbul Valisi Erol Çakır, sokak çocukları sorununa şimdiye kadar yapılan müdahalelerden yeterli sonuçlar elde edemediklerini belirterek, bunun üzerine valilik olarak yepyeni bir projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.
Proje için pilot bölge olarak seçilen Şişli ve Beyoğlu'nda çok iyi sonuçlar alındığını bildiren Vali Çakır, projeyi önümüzdeki haftadan itibaren tüm İstanbul'a yaygınlaştıracaklarını kaydetti.
İhtiyaçları sağlanacak
Ayvansaray Çocuk Koruma İstasyonu'nun açılışında konuşan Erol Çakır, açılışı yapılan Ayvansaray Çocuk Koruma İstasyonu'nun da içinde bulunduğu bu projeyi şöyle anlattı: "Sokaklarda barındığı ya da çalıştırıldığı tespit edilen çocuklar hemen bu merkeze getirilecek ve sağlık kontrolünden geçirilecek. Bunların arasında tıbbi tedaviye muhtaç olanlar Sağlık Müdürlüğü'ne teslim edilecek ve tedavileri yapılacak. Diğerleri ise bu istasyondan alınarak Ağaçlı'daki Çocuk ve Gençlik Merkezi'ne intikal ettirilecek. Burada bakımları, barınmaları ve beslenmeleri sağlanacak. Eğer çocuğun ailesi varsa buraya gelip çocuğunu teslim alacak ve onlara eğitimi verildikten sonra tebligat yapılacak. 'Çocuğunuz tekrar aynı şekilde yakalanırsa cumhuriyet savcılığına intikal ettirileceksiniz.' denilecek. Ailesi olmayan çocuklarsa sanayi kuruluşlarına, vakıflara, dernekler ve özel şirketlere emanet edilerek rehabilite edilecekler."
Olumlu sonuçlar alındı
Törende bir konuşma yapan Devlet Bakanı Hasan Gemici, 3 yıl önce başlatılan çalışmaların çok önemli bir seviyeye geldiğini vurgulayarak, yapılan çalışmaların olumlu sonuçlar vermeye başladığını söyledi. Gemici, "3 sene öncesiyle mukayese edildiği zaman gelinen nokta çok olumludur. Bu 3 sene içerisinde ne yapacağımızı, soruna nasıl yaklaşacağımızı öğrendik ve bu zaman zarfında Çocuk Esirgeme Kurumu'nun çalışmalarından 5 bine yakın çocuk istifade etti. Bunların içerisinde çok sayıda ailesinin yanına dönenler oldu, okula başlayanlar oldu, okuma-yazma öğrenenler oldu." dedi.
Bakan Gemici, sokak çocukları sorununun devletin bütün kurumları ve toplumun bütün kesimlerinin işbirliği ile çözülebileceğini belirterek, "Sokak çocukları diye tanımladığımız bu sorunun devletin ve toplumun bütün kesimlerinin işbirliğiyle halledilebileceğine inanıyorum. Açılışını yaptığımız bu mütevazı istasyonumuz da böyle bir çalışmanın ürünüdür. Bizim, belediyelerimiz ve üniversitelerimizle her türlü işbirliğine hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum." diye konuştu.
Bakan Gemici, Vali Çakır ve Başkan Gürtuna daha sonra çocuk koruma istasyonunu açtılar ve istasyonu gezerek incelemelerde bulundular.
Öte yandan, Devlet Bakanı Hasan Gemici, Halkalı'da Fatih Geleceğimiz Çocukların Vakfı'nın yaptırdığı erkek yetiştirme yurdunun temelini attı. (Ahmet DÖNMEZ)
Rektörden mimarlara özeleştiri
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Gülsüm Sağlamer, deprem yıkımından hep siyasileri ve rantiyeyi suçlayan Mimarlar Meslek Odaları'na, "Özeleştiri yapın kendinize bakın" eleştirisi getirdi.
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent ve Bursa şubelerinin düzenlediği İmar Hukukunda Toplum ve Mimarlık Sempozyumu İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) Taşkışla Kampüsünde başladı.
Yaşanan iki büyük deprem felaketinden sonra imar yasa ve mevzuatlarında yapılan değişiklikler ve Avrupa Birliği sürecinde imar hukukunun temel sorun ve çözüm önerilerinin tartışıldığı sempozyumun açılış konuşmasını Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Oktay Ekinci yaptı.
Ekinci, arsa ve arazi rantının siyasilerce zenginlik kaynağı olarak görülmesinden sonra Türkiye'de imar faciaları yaşandığına dikkat çekti. Büyük sermaye gruplarının da bu rantın peşinde olduğunu ileri süren Ekinci, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Adnan Menderes ve yöneticiler döneminde uygulanan imar mevzuat ve anlayışlarına eleştiriler getirdi.
Ekinci'nin 17 Ağustos depremiyle siyaset ve rant ikilisi suçluluğunu belirten konuşmalarına cevap veren İTÜ Rektörü Prof. Dr. Gülsüm Sağlamer de, başta Mimarlar Odası, üniversite ve akademik kadrolarından deprem yıkımıyla ortaya çıkan imar sorunları ve ayıplarıyla ilgili özeleştiri yapması gerektiğini vurguladı. Mimarlar Odası'na "1950'den beri aldığı göçle yok olma süreci yaşayan İstanbul'u yaşanabilir bir kent yapmak için hangi projeleri ürettik? Yerel ve merkezi otoriteyi doğru karar alması için nasıl etkileme yolunu seçtik?" sorularını yönelten Sağlamer, İstanbul'a baktığında mimarların da başarısızlığını gördüğünü, depremle birlikte imar hukuku ve şehirleşmede ortaya çıkan gerçeğin kolektif bir suçun varlığını gösterdiğini dile getirdi.
Sağlamer, deprem yıkımlarında eşit şartlarda öğrenim görmeyen her mühendis ve mimara odaların verdiği yetki ve sorumluluğunda payı olduğunun altını çizdi. Oturumları yöneten Erdal Aktulga da, depremden sonra siyasilerin imar hukukuna yönelik mevzuat, yasa ve KHK'yla gerçekleştirdiği düzenlemelerin, şehirleşme ve imar hukukunu içinden çıkılmaz hale getirdiğini söyledi. (Fatih UĞUR)
İfadede intihar girişimi
Seyrantepe'de lokantacılık yapan Hasan Mercan'dan silah zoruyla 2 bin dolar gasp ettikleri iddia edilen 7 kişi, Şişli Cumhuriyet Savcılığı'na çıkarıldı.
Savcılık, sanıkları nöbetçi 2. Sulh Ceza Mahkemesi'ne sevk etti. Sanıklardan 23 yaşındaki Ramazan Türktaş, buradaki duruşma sırasında üçüncü katta bulunan salonun camından atlayarak intihar girişiminde bulundu. Kanlar içinde yerde kalan Türktaş, Şişli Etfal Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı.
Uğur ÖZTÜRK / İstanbul CHA
Hasan Mahir'in 6 adamı yakalandı
İstanbul Organize Suçlar ve Silah Kaçakçılık Şubesi Müdürlüğü ekiplerince yapılan operasyonda, 2 kişinin yaralanması ve çok sayıda tahsilat olayına karışan Hasan Mahir'in 6 adamı yakalandı. Polis, cezaevi firarisi olan grup lideri Mahir'in peşine düştü.
Adam öldürme suçundan hapis yattığı Metris Cezaevi'nden 5 ay önce firar eden Hasan Mahir'in çevresine adam toplayarak yeni bir suç örgütü kurmaya çalıştığını öğrenen Organize Suçlar Polisi, Gaziosmanpaşa ve çevresinde operasyon gerçekleştirdi. Baskınlarda Mahir'in tetikçisi Halil Güven, Mehmet Erkan, Coşkun Yenici, Adil Balaban, Muhsin Esat Kesici ve Mehmet Çoban yakalandı. Sanıkların üzerinde 3 adet ruhsatsız tabanca bulundu. Cezaevinden kaçtıktan sonra yeni bir oluşum içinde girmeye çalışan Hasan Mahir'in hem yeraltı çevresinde isim duyurma hem de intikam alma amacıyla, 17 yıl önce ağabeyi Yunus Mahir'i bacağında vuran Mustafa Aslan'ı Halil Güven'e vurdurduğu öğrenildi.
Grubun, servislerini almak istedikleri, Etiler Lisesi müdürünü de silahla yaraladıkları belirtildi. Sanıkların poliste verdikleri ifadelerde, geçtiğimiz yıl okul servisini almak için okul müdürüne 2 milyar para verdikleri; ancak müdür parayı almasına rağmen ihaleyi kendilerine vermemesi üzerine saldırıyı yaptıkları kaydedildi. Sanıklar, İstanbul DGM'ye sevk edildi.
İsmail SARIMEHMET / İSTANBUL (CHA)
AKUT'çuların cenazeleri alındı
Van'da trafik kazasında ölen ve İstanbul'a getirilen iki AKUT'çunun cenazeleri yakınları tarafından Internatıonal Hospıtal morgundan alındı.
Tatvan'dan Van'a gitmek isterken motosikletleriyle hatalı sollama va aşırı hız yüzünden kamyon altında kalarak ölen Rıfat Murat Petorak (27) ve Seda Saner (21)'in cenazeleri önceki gün İstanbul'a getirilerek İnternational Hospital'ın morguna konmuştu. Bu sabah yakınları tarafından alınan cenazeler, Moda Camii'nde cuma namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Cenazelerin alınması sırasında AKUT yöneticilerinden hiç kimsenin olmaması dikkat çekti. İSTANBUL (CHA)
TİK'e ihtiyaç vardı
Türkiye İş Kurumu Genel Müdür Vekili Necdet Kenar, kurumun çağa uygun hale getirildiğini söyledi.
Türkiye İş Kurumu Genel Müdür Vekili Necdet Kenar, "Başarı için çağdaş, koordine olmuş bir kuruma ihtiyaç vardı; biz bunu gerçekleştirdik." dedi.
"1. Bursa İnsan Kaynakları Zirvesi"ne katılmak üzere Bursa'da bulunan Kenar, gazetecilerin soruları üzerine, İş ve İşçi Bulma Kurumu'nun 1946 yılının şartlarına göre kurulmuş olduğunu hatırlattı.
Kurumun, Kanun Hükmünde Kararname'yle "Türkiye İş Kurumu" adı altında çağa uygun hale getirildiğini belirten Kenar, "İstihdamda başarı için çağdaş, koordine olmuş bir kuruma ihtiyaç vardı; biz bunu gerçekleştirdik." diye konuştu.
Kenar, Türkiye İş Kurumu'nun faaliyetlerinin değiştiğine işaret ederken, işveren ve işçi arasında aracılık görevlerinin yanı sıra aktif istihdam politikaları izleyeceklerinin altını çizdi. İş ve meslek danışmanlığı yapacaklarını anlatan Kenar, iş gücü piyasasının izlenmesi, özürlü ve kadınların iş hayatına daha aktif katılmaları konusunda yeni görevler üstlendiklerini söyledi. Oluşturulan yeni düzenlemeyi anlatan Kenar, 28'i sosyal çevreden, 20 kamudan olmak üzere toplam 48 kişiden oluşan bir genel kurulun oluşturulduğunu, bu kurulun istihdam politikaları belirleyeceğini söyledi.
Bürokrasi azalacak
3 sosyal kuruluşlardan, 3 'ü de kamu çalışanlarından oluşan 6 kişilik yönetim kurulunun amacının da devlet, işçi ve işvereni bir araya getirerek, ortak kararlar almalarını sağlamak olduğunu kaydeden Kenar, bir diğer değişiklikle bölge müdürlüklerinin kaldırıldığını, şube müdürlüklerinin de il müdürlüğüne dönüştürüldüğünü söyledi. Kenar, bu değişiklerle bürokrasinin azaltılacağını belirtirken, ayrıca vali, belediye başkanı, işveren, işçi, üniversite ve diğer kesimlerin katılımıyla il istihdam kurulları oluşturulacağını ifade etti. Kenar, kurullarca ilin ihtiyaçlarının araştırılacağını ve yerel inisiyatif temin edileceğini kaydetti.
Kenar, gazetecilerin, "Kurumun sadece adı değişti, işlevleri aynı." yönündeki eleştirileri hatırlatmaları üzerine, "Anlattıklarıma göre sanırım sadece adının değişmediği anlaşılıyor." dedi. İş güvencesiyle ilgili soruları da cevaplayan Kenar, iş güvencesinin Avrupa Birliği içerisindeki bir kavram olduğunu, hedeflere ulaşılması için bunun gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Kenar, kurumun personel sayısının yetersiz olduğunu, ancak sayıdan daha çok niteliğe önem verdiklerini söyledi. Kenar, "Kamuda şu anda en çok personel eğitimi bizim kurumda veriliyor. İstihdam ve meslek uzmanı kadrosu oluşturduk. En kısa zamanda bu sorunu çözüyoruz." diye konuştu. BURSA
Pansiyona yerleştirildi
Deprem bölgelerinde öğrenim gören üniversite öğrencileri barınma sorunu yaşarken, Yalova'daki öğrenciler Termal ilçesindeki pansiyonlara yerleştiler.
Uludağ Üniversitesi Yalova Meslek Yüksekokulu'nda öğrenim gören ve barınma sorunu olan 600 öğrenciye, kaplıca turizmine hizmet eden pansiyonlarda barınma imkanı sağlandı.
Termalli pansiyon işletmecileri, depremden sonra işlerinin kötü gittiğini, 7 bin yatak kapasiteli pansiyonların bu yaz sezonunda yüzde 20 kapasiteyle çalıştığını kaydettiler. İşletmeciler, hem barınma sorunu olan gençlere olanak sunmak hem maddi katkı sağlamak amacıyla 600 öğrenciye kucak açtıklarını söylediler.
İşletmeciler, "Sezonda günlük 10 milyon lira olan oda fiyatını öğrenciler için 1,5-2 milyon liraya indirdik. Öğrenciler sayesinde ilçemizde büyük hareketlilik yaşanmaya başladı. Onların Termal'de rahat etmeleri için gereken her türlü kolaylığı göstereceğiz." dediler.
Termal Kaymakamı Kasım Esen de, ilçeden her gün Yalova'ya gidecek gençlerin ulaşım sorunu yaşamamaları için gerekli önlemleri aldıklarını belirtti. Esen, öğrencilerin gerek belediye gerekse halk otobüslerinden yüzde 50 indirimli yararlanacaklarını kaydetti. YALOVA
'Özürlüye ya iş ya da tazminat'
Altı Nokta Körler Derneği üyeleri, "Özürlüye ya İş ya da İşsizlik Tazminatı" kampanyası kapsamında eylemlerini sürdürüyorlar.
Dernek üyeleri, Devlet Bakanı Hasan Gemici tarafından hazırlanıp Mart ayında Başbakanlık'a sunulan "Tazminat Yasa Taslağı"nın, 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü'ne kadar yasalaştırılması amacıyla Başbakan Bülent Ecevit'e telgraf çektiler. Altı Nokta Körler Derneği Ankara Şube Başkanı Yıldırım Alkaya, Kızılay PTT'si önünde yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir sosyal devlet olduğunu vurguladı. Alkaya, "Bunun gereği yerine getirilmeli, büyük çoğunluğu yoksul ve işsiz olan özürlüler ya onurlarıyla yaşayabilecekleri bir işe kavuşturulmalı ya da bu yapılamıyorsa, onlara asgari ücretten az olmamak üzere her ay sakatlık tazminatı ödenmelidir." dedi.
Türkiye'de yaşayan özürlü insan sayısının ne olduğunun bile henüz belirlenemediğini kaydeden Alkaya, 22 Ekim Pazar günü yapılacak nüfus sayımında da buna ilişkin soruların yer almadığını belirtti. Alkaya, bilinçsizlik, eğitimsizlik ve olası kazalara karşı alınan tedbirlerin yetersizliği nedeniyle Türkiye'de yaşayan her insanın "potansiyel özürlü adayı" olduğunu sözlerine ekledi.
Dernek üyeleri Başbakan Ecevit'e taleplerini içeren telgraf çekiminin ardından dağıldılar. ANKARA
Hedeflerimizi aşacağız
Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları AŞ (SEKA) Genel Müdürü Kurtcebe Gürkan, bu yıl için planlanan üretim hedefini aşacaklarını söyledi.
Gürkan, yaptığı açıklamada, Seka AŞ'nin 7 ayrı işletmesinde, bu yıl 421 bin ton kağıt-karton üretiminin hedeflendiğini belirterek, "Özelleştirme kapsamında olmamıza rağmen, yılın ilk 6 ayında, 301 bin 34 ton kağıt-karton üretimi gerçekleştirdik." dedi.
Üretimde, hedeflerin üzerine çıkılacağını kaydeden Gürkan, şöyle konuştu:
"Marmara depreminden etkilenen Seka'nın teknolojisi eski. Buna rağmen geçen yıl 343 bin ton üretim yaptık. Yaraları kısa sürede saran şirketimiz, bu yıl İtalya, Azerbaycan, İsrail, Cezair, Makedonya ve Gürcistan'a 4 bin 725 ton kağıt-karton ihracatı gerçekleştirdi. 6 aylık ihracattan, 1 milyon 749 bin 100 dolarlık döviz girdisi sağladık."
Kurtcebe Gürkan, kağıt sektörünün, talep esnekliği, kontrolsüz ithalat, ana girdilerdeki artışlar, teknoloji ve yasal düzenlemeler gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu da sözlerine ekledi. İZMİT
Rektörden mimarlara özeleştiri
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Gülsüm Sağlamer, deprem yıkımından hep siyasileri ve rantiyeyi suçlayan Mimarlar Meslek Odaları'na, 'özeleştiri yapın kendinize bakın' eleştirisi getirdi.
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent ve Bursa şubelerinin düzenlediği İmar Hukukunda Toplum ve Mimarlık Sempozyumu İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Kampusu'nda başladı.
Yaşanan iki büyük deprem felaketinden sonra imar yasa ve mevzuatlarında yapılan değişiklikler ve Avrupa Birliği sürecinde imar hukukunun temel sorun ve çözüm önerilerinin tartışıldığı sempozyumun açılış konuşmasını Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Oktay Ekinci yaptı.
Büyük sermaye rant peşinde
Ekinci, arsa ve arazi rantının siyasilerce zenginlik kaynağı olarak görmesinden sonra Türkiye'de imar faciaları yaşandığına dikkat çekti. Büyük sermaye gruplarının da bu rantın peşinde olduğun ileri süren Ekinci, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Adnan Menderes ve yöneticiler döneminde uygulanan imar mevzuat ve anlayışlarına eliştiriler getirdi.
Ekinci'nin 17 Ağustos depremiyle siyaset ve rant ikilisi suçluluğunu belirten konuşmalarına yanıt veren İTÜ Rektörü Prof. Dr. Gülsüm Sağlamer de, başta Mimarlar Odası, üniversite ve akademik kadrolarından deprem yıkımıyla ortaya çıkan imar sorunları ve ayıplarıyla ilgili öz eleştiri yapması gerektiğini vurguladı. Mimarlar Odası'na "1950'den beri aldığı göçle yok olma süreci yaşayan İstanbul'u yaşanabilir bir kent yapmak için hangi projeleri ürettik? Yerel ve merkezi otoriteyi doğru karar alması için nasıl etkileme yolunu seçtik?" sorularını yönelten Sağlamer, İstanbul'a baktığında mimarların da başarısızlığını gördüğünü, depremle birlikte imar hukuku ve şehirleşmede ortaya çıkan gerçeğin kollektif bir suçun varlığını gösterdiğini dile getirdi.
İmar hukuku karmakarışık
Sağlamer, deprem yıkımlarında eşit şartlarda öğrenim görmeyen her mühendis ve mimara odaların verdiği yetki ve sorumluluğunda payı olduğunun altını çizdi.
Oturumları yöneten Erdal Aktulga da, depremden sonra siyasilerin imar hukukuna yönelik mevzuat, yasa ve KHK'yla gerçekleştirdiği düzenlemelerin, şehirleşme ve imar hukukunu içinden çıkılmaz hale getirdiğini söyledi.
Avrupa İmar Hukuku Mevzuatı, deprem sigortası ve yapıdenetim mevzuatları, Kentleşme, Çevre ve Yerleşmeler Planlama yasa tasarısı gibi konuların ele alınacağı sempozyum bugün sona erecek. (Fatih UĞUR)
Yalova'da dersler boş geçiyor
Yalova'da, öğretmen açığının giderilememesi nedeniyle, bazı branş derslerinin boş geçtiği bildirildi.
Yalova merkez ve Armutlu, Altınova, Çınarcık, Çiftlikköy ve Termal ilçelerindeki okullarda, özellikle İngilizce, fen bilgisi, kimya ve edebiyat derslerindeki öğretmen açığının henüz giderilemediği belirtildi.
Yalova İl Milli Eğitim Müdürü Ruhi Pehlivan, yeni eğitimöğretim döneminde, Yalova'ya 65 öğretmen atandığını, 150 dolayında emekli öğretmene görev vermelerine rağmen en az 135 branş öğretmenine daha ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Pehlivan, öğretmen açığının karşılanabilmesi için ikinci bir öğretmen atamasını beklediklerini kaydetti. YALOVA
Satan çok, alan yok
Marmara depreminin hemen sonrasında kelepir fiyatına satışa çıkartılan gayrimenkuller, konut ve işyeri sıkıntısı nedeniyle deprem öncesinin fiyatlarını geride bıraktı.
Marmara depreminin hemen sonrasında kelepir fiyata satışa çıkartılan gayrimenkuller, konut ve işyeri sıkıntısıyla deprem öncesinin fiyatlarına geride bırakarak, büyük değer kazandı.
Birleşmiş Emlakçılar AŞ İzmit Acentesi Özgür Demir, yaptığı açıklamada, emlâk piyasasında alış ve satışın yok denecek kadar az olduğunu söyledi.
Fiyatlar yüzde yüz arttı
Depremden hemen sonra kelepir fiyata satışa çıkartılan, ancak alıcı bulamayan konut ve işyerlerinin bu alandaki sıkıntı nedeniyle hızla değer kazandığını ifade eden Demir, fiyatların yüzde 100'ün üzerinde artış gösterdiğini belirtti.
İzmit'in, diğer ilçelere ve çevre illere göre depremden çok az etkilendiğini, bunun da bölgedeki konut ve işyerlerine talebin artmasına yol açtığını dile getiren Demir, şunları kaydetti:
"Konut satın almak ya da kiralamak isteyenler, öncelikle az katlı binalar ile daha az hasar gören kentin kuzey bölgelerini tercih ediyor. Müstakil evlerin fiyatı, apartman dairesinin fiyatını hemen hemen ikiye katlıyor. Depremden zarar görmeyen toplu konut alanlarına da büyük talep var; ancak bunların fiyatları da 16 ile 24 milyar arasında değişiyor."
20-30 milyardan satılıyor
Gölcük'ün ve İzmit'in güneyindeki yüksek alanlardaki 2-3 katlı villaların da 20-30 milyar liradan satıldığını, dayalı döşeli villaların da aylık 2-3 bin dolar karşılığında kiralandığını anlatan Demir, felaket sonrasında arsaya olan yoğun talebin ise durduğunu belirtti.
Arsaya olan talebin durmasında, imar planlarında getirilen sınırlamanın etkili olduğuna işaret eden Demir, bir ev yapılabilmesi için yaklaşık 1 dönüm arazi satın alınması gerektiğini, bunun da caydırıcı özellik taşıdığını bildirdi.
Alıcı yok
TÜRYAP İzmit Acentesi'nde görevli Hakan Tanrıkulu da, satışa çıkartılan konut sayısının çok olmasına karşılık alıcı bulunmadığını belirtti.
Depremin hemen ardından il dışından gelen birçok kişinin, satılık sağlam konutları yarı fiyatına satın aldığını anlatan Tanrıkulu, "Şimdi fiyatlar çok yükseldi; ama satış yok denecek kadar az." dedi.
Kiralardaki artışın nedenini, hak sahiplerine ödenen 100 milyon liralık barınma yardımına bağlayan Tanrıkulu, deprem öncesinde 50 ile 100 milyon lira arasında değişen konut kiralarının, barınma yardımı sonrasında 180-230 milyon liraya yükseldiğini kaydetti.
Bölgedeki en kârlı yatırımın gayrimenkul olduğunu da ifade eden Tanrıkulu, bu durumun henüz fark edilemediğini sözlerine ekledi. İZMİT
Tayin için MHP'ye başvurun iddiası
FP'li Derin, Kütahya'nın bazı ilçelerinde belediye hoparlörlerinden, tayin yaptırmak isteyen sağlık personelinin MHP'ye başvurmaları konusunda anons yapıldığını ileri sürdü.
FP Kütahya Milletvekili Ahmet Derin, seçim bölgesinde bazı ilçelerde belediye hoparlöründen, bu ilçelere tayin yaptırmak isteyen sağlık personelinin MHP teşkilatlarına başvurmaları anonsunun yapıldığını ileri sürdü. FP Kütahya Milletvekil Derin, Başbakan Bülent Ecevit'in cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığı'na sunduğu önergede, MHP'nin doktor ve sağlık personeli atamasında partizanlık yaptığını ileri sürdü.
Önergesinde, "Kütahya ilimizin bazı ilçelerinde teşkilatları vasıtasıyla, bazı ilçelerinde de belediye hoparlöründen, (İlçemizden olup da ilçemizde görev yapmak isteyen doktor ve sağlık personelinin bir hafta içinde MHP ilçe teşkilatına müracaatında atama hemen yaptırılacaktır) mahiyetinde anonslar yaptırılmaktadır" diyen Derin, şu soruların cevaplandırılmasını istedi: "Sağlık personeli için böyle bir ilan, sınav yönetmeliğine aykırı değil midir? Buna mani olmak için basına açıklama yapmayı düşünüyor musunuz? Memur atamaları Devlet Personel'den alınıp, parti teşkilatlarına mı bırakılmıştır?" ANKARA
TÜPRAŞ'taki yangın korkuttu
Kocaeli'nin Körfez ilçesindeki Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) İzmit Rafinerisi'nde önceki gün çıkan yangının söndürüldüğü, yangının çıktığı ünitenin soğutma ile emniyete alındığı bildirildi.
TÜPRAŞ Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, İzmit Rafinerisi Plant-6 Kükürt Giderme Ünitesi'nin yıllık planlı bakım çalışması sırasında drum havalandırılırken demirsülfür tutuşması sonucunda, saat 17.10'da meydana gelen alevlemenin, saat 17.25'te rafineri teknik emniyet personelince söndürüldüğü kaydedildi.
Alevlemenin, görevli personelde hafif yanıklara neden olduğu, bu personelin bir kısmının tedavisinin tamamlandığı belirtildi.
Bu tür kaçakların, ünitelerin devreye alınması sırasında rafinerilerde karşılaşılması mümkün olan gelişmeler olduğu ifade edilen açıklamada, "Bu gelişme, TÜPRAŞ'ın üretim programlarında herhangi bir aksamaya neden olmayacaktır." denildi. ANKARA
ASKERLERE meslek kursu
Bilgisayar kullanımı, İngilizce ve ev mefruşatı kurslarını başarı ile bitiren 63 askere diploma verildi.
Kırklarelide 33. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı tarafından erbaş ve erlere yönelik açılan meslek kurslarından mezun olan 63 askere diplomaları törenle verildi.
Kırklareli Orduevi'nde, bilgisayar kullanımı, İngilizce ve ev mefruşatı kurslarını başarı ile bitiren 63 asker için diploma töreni düzenlendi. 33. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Emin Ünal, törende yaptığı konuşmada, devlet ve özel sektörün süratle organize olması gerektiğini ve bu organizasyona Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de katıldığını söyledi. Ünal, yapılan organizasyonlarla gelecek yıllarda işsizliğin en aza indirileceğine inandıklarını belirterek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, 18 ay gibi bir sürede silah altında bulundurduğu erbaş ve erlere, muharebe görevlerinin yanı sıra vatandaşlık eğitimi adı altında; vatandaşlık hakları, vatandaşlık ödevleri, insan hakları ve çevre sorunlarını öğrettiğini anlattı.
Konuşmalardan sonra, kursu başarıyla bitirenlere diplomaları, Vali Ali Serindağ ve Tuğgeneral Emin Ünal tarafından verildi. Bu arada, 33. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Emin Ünal tarafından, kursa katkılarından dolayı Halk Eğitim Merkezi Müdürü Tahsin Gencay ile kurs öğretmenlerine plaket ve teşekkür belgesi verildi. KIRKLARELİ
400 yıl Edirne'de, kardeşçe yaşadık
Ermenilerin Edirne'de 400 yıldır Türkler ile iç içe nasıl yaşadıklarını belgelerle ortaya koyduğunu bildirdi.
Tarihçi-yazar Oral Onur, ABD Temsilciler Meclisi'nde gündeme alınan sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısının gerekli araştırma yapılmadan ve asılsız iddiaları yansıttığını belirterek, "Ermeniler ile 400 yıl Edirne'de, kardeşçe yaşadık." dedi. Onur, yaptığı açıklamada, geçen yıl yayınladığı "Edirne Ermeni Kolonisi" adlı kitabında, Ermenilerin Edirne'de 400 yılı aşkın bir süre, Türkler ile iç içe nasıl yaşadıklarını belgeler ve fotoğraflarla ortaya koyduğunu bildirdi.
Edirne'de Ermenilerden kalma çok sayıda bina bulunduğuna işaret eden Onur, şöyle konuştu: "Edirne, 5 Mayıs 1361 tarihinde Türkler tarafından fethedildikten sonra anlaşma gereği Edirne Kalesi dışında bir Türk kenti meydana getirilmiştir. Lala Şahin Paşa, ordusu ile Edirne Kalesi önüne geldiğinde kale halkıyla anlaşma yapmış ve kale Türklere teslim edilmiştir. Bu anlaşma gereği tarihte 'Edirne adaletle alındı' sözü ortaya çıkmıştır. Türkler anlaşmaya uymuşlar ve tam 6 asır Kaleiçi'ne bina yapmamışlardır. Kale fethedildiğinde Bizans, Ceneviz ve Museviler burada oturuyorlardı. Asıl kalabalık Musevi göçü, kalenin fethinden sonra 1495 yılında olmuş, Ermeniler ise 16. asrın sonlarında Edirne'ye gelmişlerdir."
Ermenilerin Edirne'de, Kaleiçi'nde ve Süpürgeciler Mahallesi'nde oturduklarını da belirten Onur, "Ermeniler örf, âdet ve dinî geleneklerini anımsatacak kilise inşa etmişlerdir. Edirne tarihinde az olsa bile Ermenilerin de bir yeri vardır." diye konuştu.
Onur, Türkler ve Ermenilerin bir arada uzun yıllar hiçbir sorunla karşılaşmadan yaşadıklarını belirterek, şunları anlattı:
"Türkler, askerlik ve tarla işlerinde çalışırken, Ermeniler ve Museviler ticaret, bankerlik gibi işlerle uğraşırlardı. 1950'den sonra Edirne'de Ermeni kalmadı. Bunların çoğunluğunun Edirne'den ayrılmaları ise tamamen kendi istekleri doğrultusunda olmuştur. Ermeniler ile 400 yıl Edirne'de birlikte, kardeşçe yaşadık. Bugün ABD'de ele alınan tasarı için tarihî bir araştırma yapılmamıştır. Tarihî gerçekler hiçbir zaman gözardı edilmemelidir ve edilemez."EDİRNE
Uyuz salgınına karşı tedbir alındı
Sakarya Valisi M. Cahit Kıraç, Akyazı ilçesinin Küçücek beldesinde görülen uyuz salgınının, ciddi boyutta olmadığını bildirdi.
Kıraç, yaptığı açıklamada, Küçücek İlköğretim Okulu'nda görülen uyuz vakası dolayısıyla, bölgenin karantina altına alındığını belirterek, "Ciddi boyutta bir salgın yok, gerekli önlemler alındı." dedi.
Okulda, 500 dolayında öğrencinin eğitim gördüğünü kaydeden Kıraç, şöyle konuştu:
"Öğrencilerden 312'sinde uyuz olduğu belirlendi. Bunun üzerine sağlık ekipleri harekete geçerek, gerekli tüm önlemleri aldı. Uyuz bulaşıcı bir hastalık olduğu için okulu 2 gün tatil ettik. Gerekirse sağlık ekiplerinin yapacağı çalışmalar sonunda, okulu bir süre daha kapalı tutabiliriz." İl Sağlık Müdürü Aydoğan Arslan da, öğrencilerin ve halkın sağlık kontrolünden geçirildiğini belirterek,"Aileleri, uyuzla mücadele konusunda bilgilendiriyoruz" dedi. ADAPAZARI
|