GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

Fikir Platformu

Tarihi acıları deşmek!

 


Abdullah AYMAZ

Göze Takılanlar

Mazot yerine ayçiçeği yağı

Bremen Hafen'e uğramıştık.. Bir liman şehri. Zaten Hafen, liman demek. Orada İsmail Ervan ile tanıştık. Takviye kursunun duvarlarına da, çok güzel çizilmiş, mânâ yüklü resimlerin altındaki ‚"Ervan" imzasını görünce, "Bu soyadını nereden buldunuz?" diye sordum.

Çünkü kendisini tanımasam yabancı zannedeceğim. Aslında Evran olduğunu; fakat soyadları verilirken yanlışlıkla böyle yazıldığını söyledi. Kâinat manasına Evren'in Evran şeklinde söyleniş şekli olabilir. Yahut tarihî meşhurlarımızdan Ahi Evran'dan gelmiş olabilir.

Bize Hafen'deki Deniz Müzesi'ni gezdirdi. Önce İkinci Dünya Savaşı'na katılmış bir denizaltının içinde dolaştık. Sanki bir balinanın karnında dolaşıyormuş gibiydi. Ziyaretçilerin çokluğu nedeniyle çember kapıdan zorla geçmek sıkıntı veriyor. Hele Alman ve Polonyalı turistlerin her şeyin başında dakikalarca beklemesi ayrı bir sıkıntı oluyordu. Bir ara dümenin başına geçip oturmak da nasip oldu. Bu denizaltı tam çöpe atılacakken bir vakıf imdada yetişip bakım ve gösterimini üzerlerine almışlar. İçeriyi gezmek ücrete tabii. Bu gelirle denizaltının bakım görümü yapılıyor. Dediler ki, "Bu savaşa katılmış; ama ne vurmuş ne de vurulmuş. Halbuki içinde torpidolar mevcuttu..." Aklıma Konyalı ve Karadenizli iki asker arkadaşının hikâyesi geldi. Arkadaşlara anlattım: Askerden sonra Karadenizli, arkadaşını ziyaret için Konya'ya gitmiş. Konyalı almış misafirini, Mevlana Hazretleri'nin, Molla Sadreddin Konevi Hazretleri'nin türbesini ve bütün büyük ve meşhur zatların kabirlerini gezdirmiş. Gün gelmiş o da arkadaşının memleketine iade-i ziyarete gitmiş. En yakınlarından başlamış, "Hayatta furdi öldürdi, furdi öldürdi, en sonunda furildi ve öldü gitti.." Her mezarın başında böyle diyor ve takdirlerini belirtiyormuş. En son bir mezarın başına gelmişler "Eh ne diyeyim ne furdi ne öldürdi, pisi pisine gitti !.. Allah taksiratını affetsun!" demiş. Bu denizaltı da ne furmiş ne öldirmiş ne furilmiş ne de ölmiş.. Suyu bol olsun, su kanalının içinde sallanıp duruyor. Aslında tarihimize sahip çıkmak adına, ibret ve ders alacağımız noktalar bulunan bu müze gezisinde en çok dikkatimizi çeken, beşyüz seneyi aşkın bir yaşa sahip bir yük taşıma gemisinin 1962'de bir çamur deryasının içinde bulunup buraya getirilmesiydi. Dörtte üçü kalmış olan gemi kalıntısını bu müzeye getirmişler ve uzun müddet ilaçlı bir suyun içinde tuttuktan sonra şimdi suyu boşaltıp sergilemişler. Hemen yanında aslına uygun maketi bulunuyor.

İlk buharlı gemilerin asılları, daha sonra yapılanlar. Yatak odaları ve duvarlarında asılı olan resim tabloları ile orijinal biçimde sergilenmiş... Deniz fenerleri hakkında bilgi ve maketlerle denizcilik bilgisi ile ilgili ilk kitaplar hatta elle yazılmış ve çizilmiş orijinal kitap ve notlar sergiler arasında mevcut. Güney ve Kuzey kutuplarındaki buzlarla ilgili çalışmalara da bir bölüm ayrılmış. Büyük bir balinanın gerçek iskeleti sergilenmiş. Zaten videodan balinaların yakalanışı ve etlerinin hazırlanışı ile ilgili belgeseller gösteriliyor. Bilhassa balinaların orijinal sesleri insana çok tesir ediyor.

İsmail Ervan, Almanya'da dizellerde yapılan az bir değişiklik ile mazot yerine ayçiçeği yağı kullanıldığını da anlattı. Her motor olmuyor. Bilhassa Alman dizel motorlar buna müsait.. Bir haftada 4 ya da 5 bin marka değişiklik yapılıyor. Mazotun ortalama fiyatı 1 mark yetmiş fenik. Halbuki fabrikadan birkaç ton ayçiçeği yağı alınca 60 fenik ile bir mark arasında değişen ucuz bir ücret ortaya çıkıyor. Ayçiçeği yağınız bitti, hemen mazot doldurup yolunuza devam ediyorsunuz. Belki pek yaygın değil, herkes bilmiyor; ama bütün bu değişiklikler resmen yapılıyor ve size bu hususta resmiyette geçerli bir belge veriliyor.

Akıl akıldan üstünmüş, mühim olan istifade edebilmek...


a.aymaz@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

09/ 09/ 2000... Yetişecek yeni mürşidlerimiz
10/ 09/ 2000... Rehberimiz (sas) böyle yapardı
16/ 09/ 2000... Nedir zaman nedir?
17/ 09/ 2000... Zaman izafiyeti
23/ 09/ 2000... "Yanan Çalı"
24/ 09/ 2000... İnancın renkli ve zengin dünyası
30/ 09/ 2000... Dinler ve çocuk hakları
01/ 10/ 2000... Avrupa'da İslam üniversiteleri
07/ 10/ 2000... Acaba bizimkiler ne halde?
08/ 10/ 2000... Sen bizi affet


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.