Güreşimize yazık..
Sydney sonrası bir kaşık suda koparılan fırtınalar ve yerli yersiz tartışmalar cumhuriyet tarihimizde güreşimizin itildiği en büyük kaos ortamı olarak tarihteki yerini alacaktır. Magazin yazarları ile futbol dışında tutkusu olmayan yorumcular var güçleri ile verip veriştirdiler. Peki amaç ne idi? Reyting sağlamak mı? Yoksa birilerini karalamak mı?
Bu söylemlere karşı güreşin başındaki yöneticiler ne diyor? Kardeşim güreşte irtica ile ilgili bir duyum almadık ve her ay Başbakanlık'a konu ile ilgili rapor veriyoruz. Yetkililerin tüm bu cevaplarına karşı, basının bir bölümü ve Türk milletinin ekmeğini yiyerek ata sporumuzun nimetlerinden faydalanan bazı insanlara göre var. Sen devletin milletin ekmeğini yiyerek milli takımlara gireceksin, ondan sonra kalkıp güreş şöyle böyle diye yaygara koparacaksın, bu kabul edilemez bir ayıptır. Aynı şahsın, geçen yıl Ankara'da bir antrenör ile kavga ettiği herkes tarafından bilinmekte. Birileriyle kişisel hesabın varsa tartışılacak yer manşetler değil, adil ve tarafsız yüce Türk adaletidir. Kimsenin Türk güreşini töhmet altında bırakmak ne haddine ne de görevidir. Bu insanlar kimlere dil uzatmıyorlar ki? Bugün Türk güreşinin bu hale gelmesinde en büyük atağı yapan ve karakucak projesini başlatan Esat Güçhan, akabinde yıllarını güreşe adayan ve kişisel gayretleri ile İGİ Kulübü'nü ayakta tutan Sadettin Tantan'a kadar uzanan ima yolu ile suçlama. Böylesine değerli yöneticiler olmasa idi. Şeref, Hamza, Harun, Nazmi'ler kesinlikle olmazdı.
Şimdiki yönetim irtica safsatasıyla güreşi tarihinin en karanlık tüneline itmiş bulunmakta. Spiker soruyor: "Harun'un da tarikat ile ilgisi var mı?" Evet efendim var. Böylesine afaki iddiada bulunanları, insanın şerefi ve haysiyeti ile oynayanları bu millet kesinlikle affetmez. Bu iddia sahibi grekoromenci, Harun ise serbestçi, hayatı boyunca birkaç kez ya karşılaştılar ya da karşılaşmadılar. Eğer çok merak ediyorsan Harun'u yazayım. İnançlı, devletine, milletine bağlı ve gerçek bir milliyetçisidir.
Malumdur, "Kurt sisli havayı sever." Evet yıllardır basını izlerim, kırk yılda bir güreşe yer verirlerken bugün ne hikmetse özellikle bir kesim devamlı inançlı, itikatlı, milletini vatanını canından aziz bilen insanların üzerine yoğun bir karalama kampanyası ile meşguller. Güreş sporu inançlı, milletini, devletini, bayrağını canından aziz bilen insanlarla bugünlere gelmiştir. Türk milleti var oldukça da olacaktır. Sporun dili, dini, ırkı, mezhebi olmaz. Spor kimsenin tekelinde değildir. Çünkü o Türk milletinin ortak malıdır. O bizim ortak paydamız ve sevinç kaynağımızdır.
a.tarhan@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
06/
09/
2000...
Serbest güreşimiz
08/
09/
2000...
Grekoromende Sydney öncesi
23/
09/
2000...
Bir anı, bir şampiyon...
25/
09/
2000...
Üzgünüm
27/
09/
2000...
Mehmet Dede'nin Hamza'sı
29/
09/
2000...
Güller solmasın (1)
03/
10/
2000...
Yanlış adres (1)
04/
10/
2000...
Harun ve gerçekler
06/
10/
2000...
Sydney öncesi ve sonrası
07/
10/
2000...
İnce ayar
|