GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

Fikir Platformu

Tarihi acıları deşmek!

 


Faruk MERCAN

Tutanaktaki 150 milyon dolar

Batık sekiz bankadan biri için Hazine Müsteşarlığı görevlilerinin hazırladığı 11 sayfalık raporun girişinde, bir bankanın icra etmesi gereken görev şöyle anlatılmış:

"Bankalar Kanunu'na göre kurulmuş bankalara halktan mevduat (para) toplamalarına izin verilmektedir. Bir güven müessesesi olan bankalara yatırılan mevduatlar, mudiler (müşteriler) tarafından rızaen tevdi ve teslim edilmektedir. Söz konusu tasarrufların kredi olarak ekonomiye aktarılmasında bankalara önemli görevler düşmektedir... Bankaların halktan topladıkları fonları (paraları), risk, emniyet, seyyaliyet (akıcılık) ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeleri beklenmektedir..."

Banka bir güven kurumu olduğu için, öyle hatır gönül işiyle parası olan herkese banka açma izni verilmez. Banka kurulmasıyla ilgili kanun böyle diyor. Bu kişilerin iş dünyasının en muteber insanları olması beklenir. Bir bankanın açılmasıyla da her şey bitmez, banka ilk günden itibaren Hazine'nin sıkı kontrolü altına girmiş demektir. Kanun bu konuda da böyle diyor.

Nitekim, öldürülen ünlü tefeci Nesim Malki çok istemesine rağmen Türkiye'de banka sahibi olamadı. Bank Indosuez'i almak istedi, Hazine'den bir türlü izin alamadı. Herhalde Sümerbank ihalesine girebilseydi, en yüksek teklifi verirdi, ama bu kapı ona kapalıydı. Nesim Malki bu yüzden, Sümerbank'ı alan işadamıyla gizli ortaklık kurdu. Öldürüldüğü 1995 sonlarında Sümerbank'ın yüzde 50'sinin görünmeyen sahibiydi.

Ne yazık ki, Nesim Malki titizliği diğerlerine gösterilmedi. Türkiye'de kimlere ne şekilde banka kurma izni verildiği, zaten batık sekiz bankanın ortak görüntüsüyle açığa çıktı. Bu durumda, "Birkaç milyar dolarlık bu sekiz banka devletin gözü önünde nasıl batar?" demenin bir anlamı yok.

Yahya Murat Demirel'in, devlet tarafından bankasına (Egebank) el konulmasından birkaç saat önce olayı haber alması, bazılarını köstebek arayışına kadar götürdü. Normalde, halkın parasını toplayarak işlettiği bankayı batırma noktasına getiren bir kişinin operasyon haberini önceden alması elbette ki vahim bir olaydır. Ama, bir diğer batık banka patronu mahkeme önündeki sorgusunda açıkça, "Bankama hangi tarihte el konulacağını önceden biliyordum." dedi.

Egebank'ın eski genel müdürü, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde, bir diğer batık bankadan (batık sekiz bankadan biri) alınan trilyonlarca liralık kredinin Yahya Murat Demirel'in hesabına aktarıldığını itiraf etmiş. Normalde, böyle bir davranış da gariptir ve iyi işleyen bir sistemde sıradışı, istisnai bir olay olması beklenir. Şimdi de bu sekiz batık bankadan bir diğerinin genel müdürünün savcılık önünde verdiği ifadeye bakalım: "Benim bildiğim kadarıyla bu banka kendisine geçtikten sonra, kendi şirketlerinde kullanmak maksadıyla başka şirketlerin isimlerini göstererek 300 milyon dolar civarında bir kredi kullanmıştır."

Aynı genel müdür, söz konusu banka patronunun kendisine, "Yurtdışında 150 milyon dolar civarında param var." dediğini belirtiyor.

Hazine görevlilerinin hazırladığı 11 sayfalık raporda, "Söz konusu banka ödemelerini gerçekleştiremez bir noktaya geldiği halde yurtdışındaki bu paradan faydalanılmadı." deniyor.

Görülüyor ki, batık banka patronları kendilerini çok iyi güvenceye almışlar. Denebilir ki, devlet de sonunda bu bankalara el koyarak, buralarda parası olan vatandaşları güvenceye aldı.

Ama ne zaman, iş işten geçtikten sonra. Ve, bu bankalara birkaç milyar dolar para akıtıp hepimizi zarara ortak ederek. Hepimizin alacağı durumuna gelmiş bu batık paraların tahsilini de, tıkanma noktasına gelmiş adliyedeki dava dosyalarına havale ederek.

Bence böyle işleyen bir düzende, cebindeki beş bin dolarla Egebank'a sahip olabilen Yahya Murat Demirel'in işlediği suç mubahtır.


f.mercan@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

08/ 07/ 2000... Çankaya'daki bir randevu
15/ 07/ 2000... Cep defterindeki ölüm listesi
19/ 08/ 2000... Şam'dan Adana'ya takip: Fehriye'nin son anda kaçışı
26/ 08/ 2000... Karargâhın adı: Konur sokak, numara 40
02/ 09/ 2000... Keyfî telefon dinlemenin sonu
09/ 09/ 2000... Bir liste, bir gazeteci...
16/ 09/ 2000... Bütün mesele o iki cümlede
23/ 09/ 2000... 7 milyar dolar öder miyiz?
30/ 09/ 2000... Sadece bir başlangıç
07/ 10/ 2000... Tantan'ın MİT'e bakışı


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.