GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

Fikir Platformu

Tarihi acıları deşmek!

 


Fikret ERTAN

Devran

İsrail'in emniyeti...

Önce perşembe günü Ramallah'ta Filistinli güruh tarafından linç edilen İsrail askerleriyle ilgili düşüncelerimi ifade edeyim:

Kimi kaynaklara göre mahalli Arap kıyafetleri içinde Ramallah'ta gizli görev yaptıkları sırada fark edilen, kimi kaynaklara göre de Ramallah'a yakın Beytuna şehri civarındaki görevlerini tamamladıktan sonra Kudüs'e dönerlerken yollarını şaşırarak yanlışlıkla Ramallah merkezine giren ve sonunda burada Filistinli polisler tarafından yakalanan 3 ya da 4 İsrail askerinden ikisinin polislerin bütün çabalarına rağmen tutuldukları karakolda karakola giren güruh tarafından linç edilerek öldürülmelerinden üzüntü duyduğumu, bu yanlış hareketi hiçbir şekilde kabul ve tasvip etmediğimi bildireyim.

Linç ederek öldürme hiçbir insanın kabul edeceği, tasvip edeceği bir hareket olamaz. Linç, insanın içindeki nefret duygusunun en menfur biçimde fiziken dışa vurumundan, akıl ve izanın bir anda yok olmasından başka bir şey değildir elbette. Bu bakımdan, İsrail'li askerlerin linç edilmelerinin suç, cinayet olduğunu söylemek, bunu kınamak bir insanlık görevidir en başta.

Bu olayın menfur bir suç olduğunu Filistin yönetimi de kabul etmiş, bu suçu işleyenlerin yakalanıp tutuklanmaları için harekete de geçmiştir.

Bu menfur olaydan sonra gelelim iki gün önce bir gazetede gördüğüm kısa bir habere...

Bu haber aynen şöyle:

"İsrail Başbakanı Ehud Barak, 'Bana, Gazze'de, Batı Şeria'da ve diğer mıntıkalardaki çatışmaların nasıl dineceğini sormayın. Filistinli kalabalıklara karşı her türlü aracı kullanmak meşrudur. Kaç Filistinlinin öldüğü beni alakadar etmez. Benim için önemli olan halkımın emniyetidir.' derken İsrailli General E. Eytan ise, 'Yaptığımız hiçbir şeye pişman değiliz. Biz askerlerimizin ve halkımızın emniyeti için her şeyi kullanmaya hazırız. Filistinli göstericilere karşı askerlere silah kullanmaları emri verilmiştir. Özellikle göğüs ve başlara vurularak halkın kalbine korku verilmelidir' diye buyurmuş."

Bu haber bize nefretin İsrail boyutunu en veciz ve öz biçimde anlatıyor. Bugün siyasî hayatını kurtarmak, olağanüstü bir milli birlik hükümeti kurmak için, son kanlı olayların başlamasına sebep olan Likud lideri Ariel Şaron ile görüşmeye başlayan İsrail Başbakanı Ehud Barak haberden de anlaşıldığı gibi kaç Filistinlinin öldüğünün kendisini alakadar etmediğini söyleyerek bir bakıma Filistinlilere duyduğu nefreti olanca açıklığıyla ortaya koymuyor mu?

Oysa, Barak bu sözleri edeceğine olaylardan üzüntü duyduğunu söyleyebilir, olayların yatışmasına en azından sözleriyle katkıda bulunabilirdi; ama o bunu yapmıyor, kendisi için en önemli şeyin Filistinlilerin canlarının değil, halkının emniyeti olduğunu söyleyebiliyor.

Barak'ın sözlerinden daha vahimi ise, okuduğunuz gibi İsrailli General Eytan'dan; o da yaptıkları hiçbir şeyden pişman olmadıklarını söylüyor ve Barak gibi en önemli şeyin İsrail halkının emniyeti olduğunu ve bunun için her şeyi kullanmaya hazır olduklarının altını çiziyor, 'Özellikle göğüs ve başlara vurularak Filistinlilerin kalplerine korku verilmelidir.' diyor.

Bu sözlerden sonra, buradan Barak ve Eytan'a bu söz ve düşünceleriyle İsrail'in uzun vadeli emniyetini sağlayamayacaklarını hatırlatalım; zira İsrail'in bugünkü askeri ve polisiye politikalarının sonu Filistin bölgelerinin yeniden işgaline, daha çok kan dökülmesine, daha çok baskıya ve bütün bunların tabii sonucu olan daha çok direniş ve mücadeleye kadar gider. O zaman da İsrail yeniden bir başka tür işgalci olur ve bütün enerji, çaba ve kaynaklarını yeniden bu başka tür işgali devam ettirmek için harcar. Bunun adı da elbette emniyet olmaz; başka şey olur. Bu bakımdan İsrail bugün sözünü ettiği sert ve sonu nereye varacağı şimdiden belli olan yanlış ve nefrete dayalı güvenlik politikasından mutlaka vazgeçmeli, daha yumuşak, daha makul politikalara yönelmelidir. İsrail bunu anlayacak kadar akıllıdır herhalde...


f.ertan@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

19/ 09/ 2000... 'Afgan uyuşturucusu ve 6+2 planı'
20/ 09/ 2000... Rusya'nın 2003 Problemi
23/ 09/ 2000... Ne kadar karışıkmış meğer...
24/ 09/ 2000... AB'nin yüzleri...
26/ 09/ 2000... İdeoloji aranıyor...
01/ 10/ 2000... İsrail'den...
07/ 10/ 2000... Ben seni nasıl unuturum ey Kudüs-ü Şerif...
08/ 10/ 2000... 'Gereksiz sevinç, gereksiz coşku'
10/ 10/ 2000... İsrail-Lübnan sınırında durum
11/ 10/ 2000... Golan kilidi


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.