Küçük ayrıntılar
TRT, yeni yayın dönemine girmesi ile birlikte 'Bu alemde ben de varım' dedi. Reyting kaygısı taşımasa da TRT, yeni yapımlarla 'seyredilir' olmayı hedefliyor. Devletin televizyonu, bütün kanalları ile 10 yıldır rekabet kavramına uzak bir yayıncılık yapmayı tercih etti. Bunun yanlışlığını -geç de olsa- fark etmesi sevindirici. Üzücü olan, hâlâ sansür mekanizmasının saat gibi işlemesi!
***
Kanal E, pazartesiden itibaren yayınını iki farklı kuşakta sürdürecek. Sabah 08.00- 18.00 arası CNBC-E adıyla sadece 'ekonomi' programları, 18.00-08.00 arası ise Kanal E olarak 'dizi, sinema ve konser' ağırlıklı yayın yapılacak. Böylece Türkiye'de bir ilk'e daha imza atılmış oluyor. Başarılar diliyorum.
***
Show Haber, Azerbaycan ile yaptığımız milli maçtan orijinal kesitler yayınladı. Maçı anlatan Azerî spikerin lehçesi ve aynı kelimeler üzerindeki farklı manalar, seyredenleri güldürdü. Bu haberi sunmakla pek bir mutlu olan Reha Muhtar, gülerek şu kehanette bulunmayı da ihmal etmedi: 'Başka Tv kanalları da, Show Tv'nin bu zekasına bakıp aynısını yapacaklar.' Muhtar'ın, 'bu zekasına' dediği anda işaret parmağı ile kafasını göstermesinden anladık ki, 'bu zeka'nın kaynağı Muhtar'ın beyni imiş!
***
Aynı 'büyük haber merkezi'nin bir gün öncesinin haberi: 'Cilt kanserini robot yöntemiyle teşhis eden doktor.' Allah'tan haber başlıkları ekranın bir köşesinde yazılı kalıyor da, aslında ne anlatılmak istendiğini biraz da olsa tahmin edebiliyoruz! Show Haber, bu konuya eşlik etmesi için ekrana dünya plajlarından görüntüler getirdi. Siz 'Sağlık değil, mayo haberi sanki!' diye itiraz etmeyin hemen. Show Tv'nin 'o zekası var ya, o zekası', bakın muhtemelen nasıl bir bağlantı yakalamışlar: Kanserin cinsi nedir kardeşim? Cilt. Eee, mayolar cilde temas etmez mi? Eder. Mesele yok öyleyse!
***
Yılan Hikayesi, biraz da meydanı boş bulmanın avantajı ile iyi tutmuştu. Ama artık Tv'lerde zibil gibi yerli dizi var ve bunlar arasından kaliteli olanların ayrışması kaçınılmaz. Oyuncu seçiminden senaryosuna, oyunculuk performansından müziğine kadar toptan kalite... Memoli'de sırıtan sahneler gittikçe artıyor gibi. Kötü adamların korkulu rüyası komiser Memoli, Zeyno'nun köyünden minibüse binip ayrılıyor. Zeyno, Memoli'yi yolcu etmek için ata binmiş dört nala koşturuyor, yetişiyor ve Memoli ile paralel düzleme geliyor. Ama komiserimiz 'romantik bir zaman diliminde' olduğu için fark edemiyor bir türlü. Yani bir metre sağındaki Zeyno değil de bir 'kötü adam' olsa, Memoli şu an nur içinde yatıyor olacak ve dizi de 36. bölümü ile veda edecekti ekranlara! Neyse fark ediyor, minibüsü durduruyor ve dakikalarca ayrılık hüznü... Ya minibüsün içindeki yolcular? Şoför? Özel kiralanmış bir araç değil ki bu. Hiç mi itiraz etmez kimse? Yoksa çekim olduğunu bildikleri için mi sessiz kaldılar?!
Bir not daha: Süleyman Turan 'Belgin Hanım'a aşığı' oynuyor. Daha doğrusu 'aptal aşık.' Kemal amcam düz bir polis memuru değil, komiser de değil; emekliliği gelmiş bir başkomiser! Aptal ile aşık arasındaki nüans, polis teşkilatının itibarı yüzü suyu hürmetine biraz daha dikkate alınsa.
***
İkinci Bahar 'adam gibi' dizilerin başını çekiyor. Oyunculara rolleri adeta biçilmiş kaftan. Yalnız son bölümünde Medet'in efkar dağıttığı birahanenin, adı ve bira markasına varana kadar ekrana getirilmesine bir anlam veremedik. Kapı üstündeki tabelaya zum yapılarak, bira reklamına alet olmak, diziye gölge düşürmekten başka bir şey değildir. Sinek küçüktür; ama mide bulandırır. Sponsor dahi olsa, kaliteyi bulandırmaya değmez.
m.sahan@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
13/
09/
2000...
Hatırlatma nevinden
16/
09/
2000...
Hepsini bitirmeyin bari!
20/
09/
2000...
Geyikten kim ölmüş!
23/
09/
2000...
Gitmek yok öyle!
27/
09/
2000...
Fark göremiyorum, ya sen?
30/
09/
2000...
Hırsızın hiç mi suçu yok?
04/
10/
2000...
Hiyüüç fikirler!
07/
10/
2000...
Davetiyeler güzel olursa...
09/
10/
2000...
Maraba Televole!
11/
10/
2000...
Dediğim dedik!
|