GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

15/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


DIŞ HABERLER 


Bağdat'ta mutlu son

105 kişi taşıyan Suudi uçağını Bağdat'a indiren 2 korsan, gece teslim olarak yolcuları bıraktı.
Suudi Arabistan Havayolları'na ait Boeing 777 tipi yolcu uçağı, Cidde Havaalanı'ndan Londra'ya giderken Suudi Arabistan uyruklu 2 hava korsanı tarafından Irak'ın başkenti Bağdat'a kaçırıldı. Korsanlar, Irak'la yapılan pazarlığın ardından bütün yolcuları serbest bırakarak teslim oldular.

Uçakta çoğu İngiliz, 91 yolcu ve 14 mürettebat olmak üzere 105 kişi bulunuyordu. Mürettebat içinde 2 Türk hostes; yolcular arasında da Suudi kraliyet ailesinden bir prens vardı. Uçaktaki yolcular daha sonra 3 otobüsle Bağdat'ta bir otele götürüldüler.

Saddam Hüseyin'in oğlu Uday'a ait Gençlik Televizyonu, korsanların Irak makamlarıyla yaptıkları müzakerelerin ardından, teslim olduklarını duyurdu. Yetkililer, gözaltına alınan korsanların Irak'ta "adil bir şekilde yargılanacaklarını" açıkladılar. Korsanların, Irak makamlarından siyasi sığınma talebinde bulundukları da doğrulandı.

S. Arabistan'ı protesto için...

Korsanların eylemi, Suudi Arabistan'daki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek için gerçekleştirdikleri açıklandı. Korsanların, Iraklı yetkiliye, "Suudi Arabistan yönetiminden memnun olmadıklarını, geçtiğimiz günlerde ülkeyi ziyaret ederek bir rapor hazırlayan İnsan Hakları Komitesi'nin de yanlı olduğunu" söyledikleri ve bunu protesto ettikleri belirtildi.

Yolcu uçağının TSİ 19.45'te indiği Bağdat uluslararası Saddam Havaalanı çevresinde güvenlik çemberi oluşturuldu. Pilottan gelen mesajda, korsanın elinde TNT olduğu ve uçağı havaya uçurmakla tehdit ettiği belirtiliyordu. Ancak daha sonra korsanların üzerinde hiç silah bulunmadığı anlaşıldı.

Uçakta 40 İngiliz, 15 Suudi, 15 Pakistanlı, 4 Yemen, 4 Güney Afrikalı, 2 Kenyalı, 1 Fransız, 1 Hintli, 1 Lübnanlı, 1 Nijeryalı, 1 Ummanlı, 1 Filistinli, 1 İspanyol, 1 İsveçli, 1 İsviçreli, 1 Amerikalı ve milliyeti bilinmeyen 1 yolcunun bulunduğu açıklandı. Suudi açıklamasında, mürettebattın milliyetleri konusunda bilgi verilmezken, kaptanın Etiyopyalı olduğu belirtildi.

Irak'ta diplomatik temsilciliği bulunmayan İngiltere, S. Arabistan ve Suriye elçiliklerini tam kadro devreye sokarak gelişmeleri izledi.

Dün Akdeniz üzerinde kaçırılan uçağa, Suriye Havacılık yetkilileri, ancak yakıtının azalması üzerine iniş izni verdiler, fakat buna rağmen, uçak Şam Havaalanı'nı 'pas' geçerek Bağdat'taki Saddam Havaalanı'na indi. Ardından korsanlar Irak hükmetinden sığınma istediler. Uçak, Şam'dan önce Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki Larnaka ve Lübnan'ın Beyrut Havaalanı'na iniş izni istemiş, ancak bu talep kabul edilmemişti. Dış Haberler Servisi




AB'nin anayasası hazır

Avrupa vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini tanımlayan Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı, Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanlarının dünkü toplantısında bilgilerine sunuldu.

Avrupalı raportörler Inigo Mendez de Vigo, Gunnar Jannson, Guy Braibant ve AB Komisyonu temsilcisi Antonio Vitorio, dün düzenledikleri bir basın toplantısıyla, Şart hakkında basına da bilgi verdiler. Avrupa Parlamentosu tarafından daha önce kabul edilen Şart, AB hükümet ve devlet başkanları düzeyinde aralık ayında Nice kentinde yapılacak zirvede resmen onaylanacak. AB'nin bir anlamda anayasası olarak değerlendirilen ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne alternatif oluşturduğu gerekçeleriyle çeşitli eleştirilere hedef olan Şart, 54 maddeden oluşuyor. Şartın, özellikle üçüncü ülke vatandaşları ve Kopenhag Kriterleri çerçevesinde aday ülkeler için önemli bazı maddeleri şöyle:

Yaşam hakkına dair olarak ölüm cezası uygulanmasının yasaklanması,

İşkencenin yasaklanması, düşünce, inanç ve din özgürlüğü, ifade ve haber alma özgürlüğü,

Sığınma hakkı, sınır dışı edilme konusunda ölüm cezası, işkence ve insanlık dışı cezaların uygulanma ihtimali görülen ülkeye iadenin reddi,

Cinsiyet, ırk, sosyal veya etnik köken, dil, din, inanç, siyasi veya diğer düşünceler, milli azınlığa aidiyet, mülkiyet, doğum, sakatlık, yaş ve cinsel yönelim gibi herhangi bir temelde her türlü ayrımcılığın önlenmesi, kültür, din ve dil çeşitliliğine saygı,

AB içinde yasal olarak ikamet eden herkesin AB mevzuatına ve yasal mevzuata uygun olarak sosyal haklardan yararlanması,

AB ülkelerinde yasal olarak ikamet eden üçüncü ülke vatandaşlarına serbest dolaşım ve yerleşim hakkı sağlanması."

Şartta sosyal alanda, örgütlenme hakkı, eğitim hakkı, çalışma ve iş kurma hakkı, kadın-erkek eşitliği, işçilerin bilgi alma ve danışma hakkı, toplu sözleşme, haksız olarak işten çıkarılmaya karşı korunma, adil çalışma koşulları, çocuk işçi çalıştırma yasağı, genç çalışanların hakları, aile hayatı ve iş hayatı, sosyal güvenlik ve sosyal destek alanlarında hükümlere de yer veriliyor. Biarritz




Sezer'den tanışma ziyareti

Ankara'nın uzun süreden beri ihmal ettiği Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerimizin, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in bölgeye yapacağı 5 günlük "tanışma" ziyaretinden sonra yeni bir ivme kazanması bekleniyor.

Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanı Prof. Abdulhaluk Çay ise bölgeye yönelik bugüne kadar yapılanların yetersiz olduğuna dikkat çekerek, bu konuda yeni bir "devlet politikası" oluşturma yolunda ilerlediklerini söyledi.

Devlet Bakanı Çay, önceki gün Köşk'e çıkarak, Cumhurbaşkanı Sezer'e, 16-21 Ekim tarihleri arasında Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Kazakistan'a birlikte yapacakları ziyaret öncesinde, bugüne kadar bölgeye yönelik yapılanlar konusunda bilgi verdi. Göreve başladıktan sonra 5 Türk cumhuriyetine yönelik bir faaliyet envanteri çıkardıklarını, yapılan hata ve eksikleri tespit ettiklerini belirten Bakan Çay, "Gördüğümüz boşluk yüzünden bir devlet politikası oluşturma cihetine gittik ve bu konuda somut adımlar atarak projeler ürettik." dedi.

Bilgi merkezi

Türk cumhuriyetlerinin Batı ile entegrasyonunun sağlanabilmesi ve ticarî ilişkilerin daha sağlam bir zemine oturtulabilmesi için "Türk Dünyası Tahkim Kurulu"nun oluşturulması amacı ile çalışmalar başlattıklarını kaydeden Bakan Çay, aynı ülkelerle "Avrasya Sigorta Birliği"nin kurulması yolunda da önemli adımlar atıldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Sezer'e, gelişen teknolojinin imkanlarından yararlanmak için Türk dünyasına yönelik bir "Ekonomik Bilgi (Enformasyon) Merkezi" kurulduğunu da anlatan Bakan Çay, bu merkezle, Türkiye ve Türk dünyası arasındaki erformasyon ağının sağlanmasının hedeflendiğini, "bilgi bankası" da denebilecek bu merkezin önümüzdeki ay açılacağını belirtti.

Görüşmede, Türk dünyası ile ekonomik ilişkilerimizin tıkanma noktasına geldiğini, bunu aşmak için 24 Kasım'da İstanbulda yapılacak "Türk Cumhuriyetleri İşadamları Kurultayı" toplantısında problemlerin masaya yatırılacağını dile getiren Bakan Çay, bunun için her türlü hazırlığın tamamlandığını bildirdi. Çay, Türkiye tarafından 1992'de restorasyonuna başlanan Kazakistan'ın Türkistan şehrindeki Hoca Ahmet Yesevî Türbesi'nin açılışının da 20 Ekim'de Cumhurbaşkanı Sezer tarafından gerçekleştirileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sezer'in yarın başlayacak Orta Asya Türk cumhuriyetleri ziyareti, daha çok bir "tanışma" niteliği taşıyacak. Özbekistan'dan başlayacak gezisinde Sezer, Türkiye'nin bölgeye verdiği önemin üzerinde duracak. Ancak, bölgenin, son yılların ihmaliyle ilişkilerimizde biriken bazı sıkıntıların da Sezer'in önüne getirileceği belirtiliyor. Bu sıkıntıların daha çok, Türkiye'nin yıllardır verdiği taahhütler ile beklentilerin istenen seviyede yerine getirilememesinden kaynaklandığı ifade ediliyor. Nedim Yalçın/Ankara




TÜRKİYE ısrarlı

Türkiye'nin önümüzdeki yıl oluşturulması planlanan Avrupa Askeri Gücü'nde tam söz sahibi olmak için ısrarla bastırdığı belirtiliyor.

İngiltere'de yayınlanan The Guardian gazetesi, Türkiye'nin, AB'nin 2001 Ocak-Haziran döneminde oluşturulması planlanan Avrupa Askeri Gücü içinde tam söz sahibi olmak istediğini bildirdi.

Gazete, Avrupa'nın AB çerçevesinde önümüzdeki dönemde oluşturmayı düşündüğü 60 bin askerlik güçle ilgili çalışmaların ilerlediğine dikkati çekerek, söz konusu gücün oluşturulmasının NATO'nun en büyük gücü olan ABD'nin devreye girmek istemediği noktalarda Avrupa'da yaşanan uluslararası çatışmaları önlemek amacına yönelik olduğunu hatırlattı.

Fransa'nın kendi dönem başkanlığı sırasında aralık ayında Nice'de yapılacak zirve sırasında konuyla ilgili anlaşmanın yapılmasını sağlamak konusunda istekli olduğunu da belirten gazete, AB ülkelerinin birliğe üye olmayıp NATO üyesi olan Türkiye başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine de kararları öncesinde danışmayı planladığını, ancak nihai kararın AB'de alınmasından yana tavır koyduğunu bildirdi.

İkinci sınıf katılıma hayır

Ancak bu görüşün, geçtiğimiz hafta Birmingham'da yapılan NATO üyesi ülkelerin Savunma Bakanları toplantısına katılan Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun ortaya koyduğu tavra da bakıldığında imkansız görüldüğünü belirten gazete, Çakmakoğlu'nun yanında bulunan üst düzey bir Türk yetkilinin de bu tavrı değerlendirirken, "Türkiye, bu gücün karar mekanizmasında tam ve eşit olarak yer alacaktır." şeklinde ısrarlı ve kararlı bir görüş bildirdiğine dikkati çekti.

AB'nin Avrupa'daki bir güvenlik organizasyonundan tek başına sorumlu olamayacağını vurgulayan bu görevlinin, Türkiye'nin "ikinci sınıf" bir katılımı asla kabul etmeyeceğinin altını çizdiğini de belirten gazete, bu tutumun AB üyeliği halen Brüksel'de değerlendirilen, ancak NATO'nun en güçlü üyelerinden biri durumunda bulunan Türkiye'nin kararlılığını yansıttığını bildirdi.

ABD ve İngiltere'den destek

Gazete, ABD Savunma Bakanı William Cohen'in de Türkiye'nin başını çektiği NATO üyesi olup AB üyesi olmayan Norveç, Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve İzlanda'nın da Avrupa ortak askeri gücü konusunda söz sahibi olmaları gerektiği yönünde görüş açıkladığını hatırlattı. Gazete, İngiltere Savunma Bakanı Geoff Hoon'un da NATO üyesi olup AB üyesi olmayan 6 ülkenin Avrupa'nın Savunma İşbirliği'nde tam söz sahibi olmalarından yana tavır koyduğunu İngiliz üst düzey yetkililere dayandırarak kaydetti. Londra




Umutlar zirvede

Arafat ile Barak'ın Mısır'da düzenlenecek zirveye katılmayı kabul etmesiyle yeni bir barış umudu doğdu. Ankara da taraflar arasında aktif arabuluculuk yapıyor.

Bir süreden beri Ortadoğu'da diplomatik girişimlerde bulunan BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İsrail ve Filistinlilerin Mısır'da pazartesi günü düzenlenecek Ortadoğu zirvesine katılacaklarını ve herhangi bir koşul öne sürmediklerini açıkladı. Annan, "bununla birlikte bazı istek ve önerilerde bulunulduğunu ve taraflarla konuştuğunu" belirtti. Annan, "Zirvenin amaçlarından biri ateşkesi kalıcı kılmak olacak" dedi.

Filistin Uluslararası İşbirliği Bakanı Nebil Şaat da, Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın Ortadoğu zirvesine katılmayı kabul ettiğini doğruladı. Şaat'a göre Arafat, İsrail Başbakanı Ehud Barak'ın Filistin topraklarına gıda ve ilaç girmesine izin vermeyi ve İsrail güçlerinin çekilmesini kabul ettiğini öğrendikten sonra zirveye katılmayı kabul etti. Arafat'ın danışmanı Nebil Ebu Rudeyna ise, Annan'ın, Arafat'a öne sürdüğü koşulların yerine getirildiği güvencesini vermesinden sonra zirveye katılmayı kabul ettiğini söyledi.

Siyasi gözlemciler, Arafat'ın İsrail tanklarının çekilmesini, Filistin topraklarındaki kuşatmanın kalkmasını ve şiddet olaylarıyla ilgili uluslararası soruşturma komisyonu kurulmasını istediğini bildirdi.

Öte yandan, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile birlikte Ürdün, Rusya, AB, Fransa ve İspanya'nın, Mısır'ın Şarm El-Şeyh kentinde düzenlenmesi planlanan zirveye katılmak istediğini söyledi. Mübarek, tarafların anlaşması halinde zirvenin pazartesi günü düzenlenebileceğini belirtti.

ABD Başkanı Bill Clinton, Şarm El-Şeyh'te yapılacak zirveye katılacağını duyurdu. Ürdün Kralı Abdullah ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın zirveye katılmak istediğini kaydeden Mübarek, Rusya'nın da Dışişleri Bakanı İgor İvanov'u zirveye göndermek istediğini ifade etti. AB dönem başkanı Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ise, AB'nin İsrail-Filistin zirvesine katılma talebinin olmadığını söyledi.

Ecevit, telefonla arabulucu

Başbakan Bülent Ecevit ise Arafat ile Barak arasında yeterince bir güven ortamı oluşmadığını söyleyerek, "Fakat ikisi de bize güveniyorlar. Biz bu güveni olabildiğince değerlendirmeye çalışıyoruz" dedi. Başbakanlık'ta düzenlenen Ortadoğu toplantısının ardından konuşan Ecevit, önceki gün Arafat'la dün de Barak'la uzun birer telefon görüşmesi yaptığını belirtti. Ecevit, "Filistin ve İsraillilerin biraraya gelmeleri, özellikle Sayın Barak ile Sayın Arafat'ın bir diyalog ortamı içerisine yeniden girmeleri gerektiğini, bu konudaki temenni ve isteklerimizi belirttik. Bizim neler yapabileceğimizi söylediler. Gerek Sayın Arafat gerekse Barak, yapıcı katkılarımızdan övgüyle söz ettiler. Sayın Arafat ile Sayın Barak'ın birbirlerine şu ana kadar yeterince bir güveni oluşmamış, fakat ikisi de bize güveniyorlar. Biz de bize olan bu güveni olabildiğince değerlendirmeye çalışıyoruz." dedi.

Başbakan, iki liderin yardımcılarıyla her gün temasta bulunduklarını belirterek, "Ayrıca bir uluslararası toplantıya delege ve gözlemci göndermemize gerek yok" dedi. Ecevit, Mısır ve ABD ile de bu konudaki görüşmelerinin sürdüğünü söyledi. Dış Haberler Servisi




ABD'de İsrail protestosu

ABD'nin New York kentinde yaşayan binlerce Filistinli ve Müslüman İsrail aleyhine gösteri düzenledi.

Polisin olağanüstü güvenlik önlemi altında bir araya gelen yaklaşık 10 bin civarındaki gösterici grup, Filistin'de yaşanan son gelişmelerden dolayı İsrail ve ABD aleyhinde sloganlar attı. Protesto sırasında herhangi bir olay ve taşkınlık yaşanmadı.

Bu arada bir grup Ortodoks Hasidik Yahudi'nin de İsrail'i protesto etmesi dikkat çekti. İsrail devletini protesto eden bir Hasidik haham, üzerinde savaşın yaşandığı toprakların Filistin toprağı olduğunu söyledi. Kutsal kitaba göre Mesih gelmeden Yahudilerin bir devlet kuramayacaklarının altını çizen haham, çatışmalarda ölen Yahudiler için de Müslümanlar için de üzüldüğünü kaydetti. Haham, Siyonizm'in gerçek Yahudiliğin önüne geçtiğini ifade etti. Emrah Ülker/New York




İsrail askeri yine Filistinli öldürdü

Batı Şeria'nın El Halil kenti yakınlarında bir Filistinli, önceki gece İsrail askerleri tarafından vurularak öldürüldü.

Filistin polis kaynakları, 22 yaşındaki Şadi Muhammed el Vavi adlı Filistinlinin bir otomobilde ilerlerken kafasından vurulduğunu bildirdi.

El Halil'deki İsrail yetkilileri, askerlerin, ateş açan Filistinlilere karşılık verdiğini söylerken, İsrail ordusu olayla ilgili ayrıntılı açıklama yapmadı. Hastane kaynakları, önceki gün El Halil ve çevresinde çıkan olaylarda 30 Filistinli'nin de yaralandığını belirttiler.

El Halil kentinde önceki gün çıkan çatışmalarda da bir Filistinli gösterici, İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu ölmüştü. Ortadoğu'da Filistin ve İsrailliler arasında 28 Eylül'de başlayan çatışmalarda şu ana dek 100'den fazla kişi öldü.




Sözde 'oylama' çarşambaya

Sözde "Ermeni soykırımı" tasarısının ABD Temsilciler Meclisi Genel Kurulu'nun gündemine dahil edilmesinin ardından, Ermeni lobisi ile Türkiye'ye yakın çevrelerin mücadelesi bütün hızıyla sürüyor.

Ermeni lobisi, tasarının çarşamba günü genel kurulda tartışılarak oylanacağı yolunda tasarı yanlısı Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hastert'tan söz aldığını duyururken, ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright ve Savunma Bakanı William Cohen, Hastert'a ortak bir mektup yazarak, sözde "Ermeni soykırımı" tasarısının kesinlikle geçirilmemesi çağrısında bulundular. Albright ve Cohen'in tasarı yanlısı Hastert'a ikna amacıyla gönderdikleri ortak mektupta, Ermeni tasarısının kabulünün Doğu Akdeniz, Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta Asya'daki Amerikan ulusal güvenlik çıkarlarına derin zararı olabileceği uyarısında bulunuldu.

Türkiye'nin lobi şirketinin üyesi, eski milletvekili Stephen Solarz da, tasarının geçmemesi yönünde hala umut bulunduğunu ima etti. Solarz, Congressional Quarterly gazetesine yaptığı açıklamada, Ortadoğu'daki gelişmelere işaret ederek, "Tasarıyı geçirmek için çok yanlış bir zaman" dedi. Solarz, "Tasarı geçen hafta oylansaydı kesinlikle geçerdi. Şimdiyse ne olacağını söylemek daha zor" dedi. Washington




Saddam-Harrazi Bağdat'ta buluştu

Resmi bir ziyaret için Irak'ın başkenti Bağdat'a giden İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin tarafından kabul edildi.

Harrazi, İran'ın, iki ülke arasındaki 8 yıllık savaştan kaynaklanan bütün sorunları çözmeye kararlı olduğunu söyledi. İki ülke arasındaki sınırları belirleyen 1975 tarihli Cezayir Anlaşması'na atıfta bulunan Harrazi, bu anlaşmanın uygulanmasının "iki ülkenin çıkarları, güvenliği, istikrarının garantisi ve ikili ilişkilerin de temeli" olduğunu söyledi. Saddam Hüseyin ise şu anda mevcut bulunan siyasi iradenin iki ülke arasında var olan sorunların çözümüne ve iyi komşuluk ilişkilerine yol açabileceğini belirtti. Tahran




'Rumlar 2005'te AB üyesi' iddiası

Rum Yönetimi'nin tek yanlı olarak müracaat ettiği AB'ye en geç 2005'te üye olacağı iddia edildi.

Rum Yönetimi ile AB arasında tam üyelik görüşmelerini yürüten Rum heyet başkanı Yorgo Vasiliu, "Kıbrıs"ın AB üyeliğinin en erken 1 Ocak 2003, en geç 2005'te gerçekleşeceğini savundu. Vasiliu, Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides'e üyelikle ilgili gelişmeler hakkında bilgi verdikten sonra yaptığı açıklamada, AB'nin genişlemesinden sorumlu komiser Günter Verheugen'in "Kıbrıs'ın" gösterdiği ilerlemeden memnun olduğunu ve başlıklarla ilgili müzakerelerin tamamlanmasıyla "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" tam üyeliğe katılımı prosedürünün ilerlemesini AB'ye önereceğini söylediğini anlattı. Teoman Turan/Lefkoşa




İki toplu mezar daha bulundu

Bosna'nın doğusundaki Zepa bölgesinde bir toplu mezardan, 120 sivil Boşnak'ın cesedi çıkarıldı.

Boşnak Kayıp Kişiler Komisyonu Başkanı Emir Masoviç, cesetlerin 1992'de başlayan ve 2 yıl süren Bosna Savaşı'nın başında öldürülen sivillere ait olduğunu söyledi. Masoviç, görgü tanıklarının, 1992'de bölgedeki Drina nehrinde bulunan cesetlerin Boşnaklar tarafından gömüldüğünü söylediğini belirtti. Masoviç, Sırp askerleri tarafından Visegrad kentinde öldürülen Boşnak sivillerin cesetlerinin nehre atıldıktan sonra 20 kilometre uzaktaki Zepa'da Boşnaklarca bulunduğunu ifade etti. Bu arada, Bosna radyosu da kuzeydoğudaki Prijedor kenti yakınlarındaki bir toplu mezardan 25 Boşnak'ın cesedinin çıkarıldığını duyurdu. Saraybosna




Yunan denizcileri, Türkler kurtardı

Yunanistan'ın Semendirek adası açıklarında bir Yunan şilebinin battığı, mürettebatının bir Türk gemisi tarafından kurtarıldığı bildirildi.

"Yuton 1" adlı tuğla yüklü Yunan şilebinin adı açıklanmayan Türk gemisi tarafından kurtarılan 9 mürettebatının, Dedeağaç kentine götürüldüğü, bir denizcinin ise kayıp olduğunun sanıldığı belirtildi. Atina



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.